Elinden telefon düşmeyen nesil

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Elinden telefon düşmeyen nesil
"Tüfek çıktı, mertlik bozuldu" cümlesi, günümüze "Akıllı telefonlar çıktı, insanlar bozuldu" şeklinde uyarlanabilir sanırım. Eskiden kafede insanlar çay veya kahvelerini içerken muhabbet ederlerdi. Ya da çay, kahve ve muhabbet için kafelere gidilirdi. Şimdi ise insanlar bedava internet için mekanlara gidiyor. İnsanlar yine eskisi gibi bir masada 4-5 kişi oturuyor ama muhabbet etmiyorlar. Ellerindeki telefonların ekranına gözlerini kırpmadan bakıyorlar. Hal böyle olunca masadaki sohbetin içeriği şöyle değişiyor:
Bak bak "hikaye adam" ne yazmış, bu twite koptum!..
Kız Sude "İlişkisi var" yazmış face'e gördünüz mü?
Foursquare'da tagliyorum sizi.
Ayy şu yan sınıftaki çocuğun profili yıkılıyooor.
Lan şu yan sınıftaki kızın profilene baktım, taş gibi hatun.
Bir şey paylaştım "like" (Beğen) etsene hemen.
Bir şey paylaştım yorum yazın...
Aslında her dönem bir nesil vardı.
Mesela şöyle bir geçmişe doğru gidersek:
Cep telefonunu elinden düşürmeyen nesil.
İnternet cafeden çıkmayan nesil.
Walkman ve gameboy'la takılan nesil.
Aterinin başından kalkmayan nesil.
Ateri salonlarından çıkmayan nesil.
TV başından kalkmayan nesil.
Top peşinde koşturan nesil.
Bu nesil "tik" sahibi nesildir. Elinde her daim cep telefonu vardır. Cebi çalmasa bile gözü telefonundadır.
Kulağından kulaklık düşmeyen nesil aynı zamanda bu. Bu gençlerin yanına gidip "Evladım izin ver de orta kulak tıkaçlardan, nemli, mikroplu ortamdan bir kurtulsun, hava alsın. Kulak zarı bi uyusun, dinlensin be yazıktır" diyesim geliyor. Ama sonra "Bana ne?" deyip yoluma devam ediyorum.
Genç bir çiftin, yan yanayken karşılıklı facebook'ta yorumlaştığını bile gördüm. "Yuh" demeden geçemedim. Ama bana anlamsız baktılar. Muhtemelen twitter'dan ya da facebook'tan beni eleştirdiler. Onlara diyorum ama bazen ben de akıllı telefonda hipnoz olabiliyorum!

* * *
HAYIRSEVER
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar, şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark etti.
Bağış toplama görevindeki kişi, avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu: "Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 bin dolar, ancak bugüne kadar hiçbir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız.
O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?"
Avukat bir süre düşündü, sonra: "Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin birkaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?" Görevli utandı: "Şey, hayır." "Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?" Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti: "Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?" Görevli yerin dibine geçmişti, sadece: "Hayır, hiçbir bilgim yoktu..." diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti: "Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?"

* * *
ALKIŞLI YORUM
Okul yeni açılmıştır. Sınıfta tanışma faslı başlamıştır:
Hoca: Evet kızım sen tanıt kendini.
Kız: Adım şu, şurdan geldim, Afyonlu'yum.
Hoca: Baban ne iş yapıyor?
Kız: Benzin istasyonu var. Hoca, kızın yanındaki çocuğa geçer: Hoca: Şimdi de sen tanıt kendini bakıyım.
Erkek: Ben Giresunluyum ama Afyon'dan evlenmeyi düşünüyorum!!





Günün Manşetleri

Tüm Manşetler