Denize çövdüren insan modeli

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Denize çövdüren insan modeli
Bir yaz sezonunu daha geride bıraktık.
Tabii ki yaz tatilinin en sevilen kısmı deniz ve kenarı. Yanmak için malak gibi sere serpe uzananlar, yanmamak için gölgenin altında bile 180 faktörlü kremleri sürenler, deve güreşi yapanlar, plajda vücut sergileyen iri yaratıklar, güneşlenmek için yattığında uzaydan bir uydu gibi görünebilen koca göbekliler, sadece ayak parmağını sokup "Ayy soğuk galiba" deyip geri dönen nazik kızlarımız, şezlong kavgaları, "Entelim ben" diyerek denizin kenarında kitap okumaya çalışanlar, karpuzu denizin içinde tutup buz gibi kalmasını sağlayan ve sonrasında peynir-ekmek ile hüpleten kabileler, voleybol oynayan türler, sıcağın altında "Mangal benim işim" diyen terler içinde erimeye yüz tutmuş varlıklar, çaktırmadan "Abi karıya bak" diye gezinen avını arayan timsaha benzeyen derisi kalın yaratıklar gördük. Ama deniz deyince kim olursa olsun "Ben yapmam" diyenin bile yaptığını bildiğimiz bir olay var ki insanı belli bir süreliğine denizden soğutuyor. Ne mi? Denize salıvermek, çövdürmek, bildiğimiz ismi ile işemek. Geçenlerde gazetemizin manşetlerinden birinde ülkemizin önde gelen zenginlerinin bile yaptığı eylem olarak kaldı aklımızda. Neyse bu konuda fazla yorum yapmaya gerek yok. İster zengin ol, ister fukara denize işersen sonra olursan madara demişler diyeceğim ama ben uydurdum.
Bu konuda şanslı bir ülkeyiz. Çünkü bunu okyanusta yaparsan daha tehlikeli olabiliyormuş. Denizde köpek balıkları da suratınıza gelip yellenebiliyormuş. Denizle haşır neşir olan herkesin hayatında en az bir kere icra ettiği eylemdir. İcra edildikten sonra yanındakine: - Su yutmayın burda haaa, diye uyarıda bulunulması da bu ritüelin vazgeçilmezidir.
Çişin ilk çıkış anında gereksinim duyulan konsantrasyon ve sonrasındaki rahatlama hissi bana göre stres dolu, ben buna camış aktivitesi diyorum. Bu insanlar önce boyver sonra koyver felsefesini kabullenmişlerdir. Dikkat edin biri sabit bir şekilde denizin ortasında duruyorsa işiyor demektir, acı ama gerçek...

Fıkra

Sadece müebbet mahkumlarının yattığı bir koğuş varmış.
Mahkumlar vakit geçirmek için birbirilerine fıkra anlatırlarmış.
Bir müddet sonra anlatacak yeni fıkra kalmamış ve tekrar tekrar aynı fıkralar dönmeye başlamış. Bir mahkum fıkralara numara vermeyi teklif etmiş. Her fıkraya bir numara vermişler ve uzun uzun anlatmak yerine numarasını söyleyip gülmeye başlamışlar.
Yeni bir mahkum gelmiş.
Selam sabah derken yeni mahkum tam yatağına oturmuş ki biri kalkmış: - Arkadaşlar 88 demiş… Tüm koğuş gülmeye başlamış.
Yeni mahkum şaşırmış.
Ardından başkası: - Arkadaşlar 46...
- Hahahahah
Bir diğeri 19, sonraki 101 falan derken, yeni gelen de bir rakam atayım bari demiş. Ayağa kalkmış… - Arkadaşlar 93… Kimseden ses yok. - Arkadaşlar 68… -… -71 -… Tam yeni rakam için nefeslenince bir başkası müdahele etmiş. - Birader sen güzel anlatamıyorsun, bırak beceren anlatsın.

Alkışlı Yorum

Eleman 1: O ne lan öyle? Eleman 2: Ağız spreyiii. 1: Hadi lan? Ben bunu hiç görmedim, yeni mi çıktı bu? 2: Evet, süper bir şey. Ertesi gün bile etkili. 1: Ver, deneyelim bakalım. (Fıs fıs) Birkaç dakika sonra:
1:
Var ya senin pisliğin bunlar, neydi lan o? Müdür: Senin dudakların niye şişmiş lan öyle? 1: Müdürüm, şu karşınızda duran pis herif var ya, onun pisliği. Müdür: Ne verdin lan lamba cini, şu bizim adama. 2: Ben vermedim, kendi istedi abi. Müdür: Ne verdin oğlum? 2: Afedersin geciktirici abi.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler