Spor yazarları Beşiktaş - Galatasaray derbisini değerlendirdi! "İnanılmaz acemi"
Trendyol Süper Lig'in 25. haftasında oynanan derbide Galatasaray, deplasmanda Beşiktaş'ı 1-0 mağlup etti. Tüpraş Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı ekibe galibiyeti getiren golü 39. dakikada Victor Osimhen kaydetti. Bu sonuçla birlikte sarı kırmızılılar puanını 61'e yükseltti ve zirvedeki yerini korudu. Kartal ise 46 puanda kaldı. Spor yazarları, zorlu derbiyi değerlendirdi. İşte o yorumlar...

Derbi haftasına büyük ilgi eşliğinde giren iki takımın mücadelesinde tek gol ilk yarıda geldi. Galatasaray, Osimhen'in ayağından bulduğu golle sahadan 3 puanla ayrıldı. Bu galibiyetin ardından sarı-kırmızılı ekip, zirvede en yakın takipçisiyle arasındaki puan farkını 7'ye çıkardı.
Beşiktaş ile Galatasaray arasındaki karşılaşmada skoru belirleyen isim Victor Osimhen oldu. Nijeryalı yıldız, mücadelenin 39. dakikasında attığı golle takımına galibiyeti getirdi. İlk yarıda gelen bu gol, derbinin sonucunu tayin etti.
Galatasaray, deplasmanda bulduğu golün ardından skor üstünlüğünü korumayı başardı. Siyah-beyazlı ekip ise kalan dakikalarda eşitlik için baskı kurmasına rağmen aradığı golü bulamadı. Böylece derbide kazanan taraf sarı-kırmızılılar oldu. Spor yazarları, Aslan'ın 3 puanla ayrıldığı derbiyi yorumladı.

EVREN TURHAN: ŞAMPİYONLUĞU KOLAY BIRAKMAZ
Derbiye herkes yüksek tempo ve büyük bir mücadele beklentisiyle başladı. Ancak sahadaki görüntü ilk düdükten itibaren beklentilerin biraz dışında gelişti. Galatasaray maça çok tempolu değil, daha kontrollü bir oyun anlayışıyla başladı. Sarı-Kırmızılılar risk almadan, oyunu dengede tutmayı tercih etti. İlk yarıda öne çıkan isimlerden biri Barış Alper Yılmaz oldu. Hızı, enerjisi ve taşıdığı toplarla Galatasaray hücumlarına hareket getiren oyuncuydu. Buna karşılık aynı yarının en formsuz ismi ise Leroy Sane olarak dikkat çekti. Alman yıldız beklenenden uzak bir performans sergiledi; sık sık top kayıpları yaptı ve oyuna istediği etkiyi veremedi.

Öte yandan Beşiktaş da rakibinin üzerine çok fazla gitmeyen bir görüntü çizdi. İki takım da orta sahada sık sık top kaybı yaptı. Bu nedenle oyun akıcılıktan uzaklaştı ve zaman zaman adeta kilitlendi. Ancak futbol bazen tek bir dokunuşla değişir. Sane'nin yaptığı ortada kalitesini gösterdiği anlardan birini izledik. Ceza sahasında doğru yerde bulunan Victor Osimhen ise fırsatı kaçırmadı ve golünü atarak Galatasaray'ı öne geçirdi. Galatasaray'ın 10 kişi kalmasıyla birlikte oyunun dengesi de değişti. Galatasaray ise risk almadan, tamamen skoru korumaya yönelik bir anlayışla sahada kaldı. Bu galibiyet yalnızca üç puan anlamına gelmiyor. Galatasaray böyle maçları kazanmaya devam ediyorsa, artık şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Sarı-Kırmızılılar bu saatten sonra şampiyonluğu kolay bırakmaz.

KARTAL YİĞİT: GALATASARAY'A GÜCÜ YETMEDİ
Maçtan beklentimiz tempolu, pozisyonu bol heyecan katsayısı yüksek idi. Ama başlama düdüğü ile birlikte bu beklentimiz yerini hayal kırıklığına bıraktı. Özellikle Beşiktaş 'ta... Çünkü önde agresif baskı Galatasaray'ı çıkarmama düşüncesi genel kanıydı. Sergen Yalçın beklemeyi tercih edince ortaya Siyah-Beyazlılar adına tatsız tutsuz bir ilk yarı çıktı.

Pozisyonu bırakın kaleyi tutan şutu bile bulunmayan Beşiktaş sahada hiçbir varlık gösteremedi. Bunda da ana etken Ndidu dışında Orkun ve Asllani ile orta saha kurgusuydu. Özelikle beklentinin maximum olduğu Orkun ne yaptığını bilmez bir haldeydi. Bu durum da Beşiktaş'ın hücum gücünü büyük oranda düşürdü. Geriye zaten sıkıntılı olan kenarlar kalmıştı. Onda da Cerny ve Olaitan etkisiz kalınca beklenen varyasyonlar bir türlü gerçekleşmedi. Sane'nin atılmasıyla bir nebze olsun rakibinin üzerine giden Beşiktaş buna rağmen organize değil şuursuz ataklar gerçekleştirdi. Yine de istediği pozisyonları bulamadı. Yeni transferlerin ilerisi adına gücünün test edileceği bir derbi de Beşiktaş sınıfı geçemedi...

Hem oyun hem de hocanın taktiksel bakışı açısında. Hele Osimhen'in golünde bir savunma var evlere şenlik. Adam bomboş kafayı vurdu yanında dokunan bile yok! Dün Beşiktaş'ta Ndidu dışında çabalayan başka isim yoktu. Doğal olarak da bu sonuç geldi. Yeni Beşiktaş'ın gücünün böylesine bir rakibe karşı yetmediğini de gördük.

ONUR ÖZKAN: ÖNCE KALİTE SONRA MÜCADELE
Derbi öncesi, Beşiktaş'ın büyük saygı duyulacak çıkışıyla alakalı abartılı ifadeler kullanıldığını düşünüyordum. Önümüzde net gelişim gösteren ancak önemli sorunları da olan bir takım vardı. Kalite olarak rakibinin baya önünde olan Galatasaray tarafında ise en büyük soru işareti konsantrasyonla alakalıydı. Maçın ilk yarısı tamamen düşündüğüm gibi geçti. Yüksek odaklanma ile sahaya çıkan Galatasaray hem topu hem de oyunu aldı. Ayağa paslarla direksiyonu elinde tuttu. Beşiktaş'ta Sergen Yalçın'ın "Bekleyelim, tartalım, sonra oynayalım" anlayışı olumlu değil olumsuz sonuç verdi. Bir türlü maçın içine giremeyen, son dönemki agresifliği sahaya yansıtamayan bir takım izledik.

Osimhen'in golü aslında sinyallerini vermişti. Ve ilk devreye çok daha iyi oynayan, iyi plan yapan ve mücadele eden üstün tamamladı. İkinci yarı başlangıcı ile Beşiktaş'ın bir reaksiyon göstereceği belliydi. Öyle de oldu… Sergen Yalçın'ın ekibi oyunda ciddi üstünlük kurdu. İlk 10 dakika baya sallanan Galatasaray tam yeniden dengeyi sağlamışken 62'de Sane'nin inanılmaz acemi, anlamsız, saçma sapan kırmızısı geldi. Ardından maç tamamen bir tarafın hücum ettiği, diğer tarafın da savunduğu bir mücadeleye dönüştü. Maçın ilk yarısını kalitesiyle önde bitiren Galatasaray, kırmızı sonrası ise mücadelesiyle ve savaşçı karakteri ile zafere uzandı. Bu galibiyet sonrası artık Galatasaray'ın önü çok açık… 26. şampiyonluk için emin adımlarla yürüyüş sürüyor…

SERKAN KORKMAZ: MAÇIN HAKKI?
Tam 60. dakikada yazmaya başladım. Yok o kırmızı karttı, yok değildi tartışmaları zaten canlı canlı sosyal medyada ve maç sonu programlarda masaya yatırılmıştır. İlk yarıda sarı kırmızılıların Osimhen ile bulduğu golün hayli öncesinde Barış Alper'in penaltı beklediği bir pozisyon vardı.

O kadar çok sarı kart es geçildi ki muhasebesini yapmak hayli yorucu olur. Hakem Ozan Ergün standartlarını nasıl belirledi bilmiyorum ama İngiliz meslektaşlarının bile birkaç katı toleranslı geldi bana. Beşiktaş'ın 11'e 10 oynarken dahi oyunu domine edememesi, Galatasaray'ın 11'e 10 oynanırken dahi yorgunluk belirti göstermemesi hayli enteresandı.

Bu cümleyi 80. dakikada skor 1-0 Galatasaray lehineyken yazıyorum; karşılaşmanın hakkı beraberlikti. Topla oynama oranı, şut sayısı, ısı haritası ne diyor umurumda değil. İşin aslı maçın kaç kaç biteceğini de bilmiyorum şu an ama eğer Galatasaray kazandıysa Beşiktaş'ın, maç berabere bittiyse ya da ev sahibi kazandıysa Galatasaray'ın hiç kimseyi suçlamadan iğneyi kendilerine batırmaları gerekiyor.

Maçın büyüklüğünü ve önemini kavrayamayan (ya da kaldıramayan) sadece hakem değildi. Kusura bakmasınlar ama Sergen hoca da Okan hoca da benim gözümde iyi birer sınav vermedi. Hadi Galatasaray'ın Liverpool maçı var, peki Beşiktaş'ın bahanesi ne olacak merak ediyorum.

ZEKİ UZUNDURUKAN: UĞURCAN ÇAKIR UÇAK DÜŞSE ONU BİLE KURTARIR
İki takımdan da çok daha iyi bir derbi başlangıcı bekliyorduk. Ama ilk yarıda iki takımın orta alanları adeta oyunu kilitledi. Ev sahibi Beşiktaş, ilk yarıda hücumda hiç etkili değildi. Bunda Galatasaray'ın oyunun merkezinde rakibine uyguladığı baskı da önemli rol oynadı. Sara-Lemina-Torreira, Beşiktaş hücumcularını üçüncü bölgeye sokmadı. Galatasaray da ilk 45'te çok fazla gol pozisyonuna giremedi. Sane'nin muazzam ortasına Osimhen adeta göstere göstere kafayı vurdu ve Galatasaray'ı öne geçirdi. Beşiktaş savunmasında Agbadou ve Uduokhai bu pozisyonda adeta uyudu. Osimhen gibi usta bir santrfora bu kadar kolay kafa vurdurursan golü de yersin!

İlk yarıda soldan çok etkili bindirmeler yapan Barış Alper Yılmaz, ikinci bölümde çok fazla etkili olamadı. Beşiktaş, ikinci yarıya tahrip gücü yüksek bir futbolla başladı. Oyunu bir anda tek kaleye çevirdiler. Sergen Yalçın, ilk yarıdaki kontrollü oyun anlayışı tutmayınca, ikinci yarıya ön alan baskısı ve şok presle başladı. Savunmayı daha öne çekerek oyunun boyunu kısalttı. Galatasaray ise bu dakikalarda sadece kalesini savundu. Uğurcan Çakır, yaptığı jeneriklik kurtarışlarla oyunu tuttu. Sane'nin Rıdvan Yılmaz'a yaptığı hareket direkt kırmızı kartlıktı. Hakem Ozan Ergün, bu pozisyonu atlayınca, VAR devreye girdi ve Sane, 62'de Galatasaray'ı 10 kişi bıraktı. Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra skoru koruma telaşı içine girdi. Okan Buruk, hemen Boey'i oyuna attı.

Derbi, Uğurcan Çakır ile Beşiktaş hücumcuları arasında geçmeye başladı. Uğurcan Çakır, gökyüzünden uçak düşse onu bile kurtaracak kadar mucizevi bir performans ortaya koydu. İlk yarıda bazı kartları (özellikle ayak basmalardaki) atlayan Ozan Ergün, ikinci yarıda ise kart gösterme konusunda işi abarttı. Oyunun ağırlığını kaldıramadı hakem Ozan Ergün! Kötü bir maç yönetti. Galatasaray'ın 10 kişi kaldıktan sonra tek pozisyonu vardı Barış Alper ile yakaladığı... O pozisyonda da Ersin mükemmel bir kurtarış yaptı. Galatasaray, uzun süredir maç kaybetmeyen Beşiktaş'ı Dolmabahçe'de yenerek, şampiyonluk yolunda önündeki en büyük engellerden birini kayıpsız geçti.

Hem de 62'de 10 kişi kalmasına rağmen bunu başardı sarı-kırmızılılar. Uzatmaları da dikkate alırsak neredeyse 40 dakika 10 kişi oynadı Galatasaray. Futbolun değişmeyen klişesi, dün Dolmabahçe'de bir kez daha derbiye mührünü bastı: 'Futbolda atan ile tutanın iyi olacak.' Galatasaray, Liverpool maçı öncesinde büyük moral depoladı. Beşiktaş kaybetti ama ikinci yarıdaki baskılı oyun, ilerleyen haftalar için umut verdi. Ama ikinci yarıdaki Beşiktaş, ilk yarıda neredeydi! Beşiktaş, derbiyi ilk yarıda kaybetti.

LEVENT TÜZEMEN: SANE TAKINTISI
Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra 1-0'lık skor avantajını eğer koruyabildiyse bunu kalece Uğurcan'a borçludur. Uğurcan, Galatasaray'ın baskı yediği anlarda kalesinde devleşti. Orkun'un Cerny'nin gollük vuruşlarını kurtardığı gibi arkadaşlarının direncini ayakta tuttu. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek Metin Oktay'dan sonra "Beni en çok Osimhen heyecanlandırıyor" demişti. Nijeryalı yıldız, Sane'nin ortasını bireysel becerisiyle gole çevirirken maç boyu takım için müthiş çalıştı. Özellikle Galatasaray, 10 kişi kaldıktan sonra arkadaşlarını doğru pozisyon almaları konusunda sık sık uyardı. Sanchez'i de kornerlerde öne çıkmaması talimatını verdi.

Sane, ne kadar sorumsuz bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Galatasaray derbide öne geçiyor. Gereksiz yere yaptığı faullerle kırmızı kart görüp takımını yalnız bırakıyor. Okan hocanın Sane'ye olan takıntısına şaşırıyorum. Sane, yaptığı orta dışında hiç bir ikili mücadeleyi kazanamadığı gibi kaptırdığı toplardan sonra bile rakibini kovalamadı. Okan hocanın Sane'nin bu zaafiyetini görmesine rağmen onu oyundan almaması bir akıl tutulmasıydı. Liverpool maçı öncesi Sane'nin sorumsuzluğu sonrası Galatasaray'da oyuncular 10 kişilik bölümde müthiş biri enerji harcadılar. Galatasaray şampiyonluk yolunda dev bir engeli aşarken bu başarıda en büyük pay, atanı Osimhen ile tutanı Uğurcan'ın ortaya koyduğu yürükle mücadele sayesindedir. Okan hoca da nihayet ilk derbisini kazandı.

TURGAY DEMİR: OLMAYINCA OLMUYOR
Derbinin ilk yarısında Galatasaray daha etkiliydi. İkinci yarı ise adeta Beşiktaş JK forvetleri ile Uğurcan Çakır arasında oynanan bir mücadeleye dönüştü. Ama sahada gerçekten adil bir hakem olsaydı, bu maçın hikayesinin nasıl bambaşka yazılabileceğini anlamak hiç zor değil. Maçın daha başında Victor Osimhen, kaleci Ersin Destanoğlu'nun dizine ciddi bir darbe vuruyor. Kırmızı kart çıksa kimse itiraz etmez; ama hakem sadece sarıyla geçiştiriyor. Ardından Leroy Sane rakibinin bileğine acımasızca basıyor. Bunun karşılığı da net bir kırmızı kart olmalıydı. Ancak sahada o kartı gösterecek bir hakem yok. Eğer o anda hak edilen kart gösterilseydi, Sané sekiz dakika sonra Osimhen'e asist yapabilir miydi? Bazı maçlar vardır; onları sadece futbol üzerinden değil, hakem yönetimi üzerinden okumak gerekir. Çünkü o gün sahada kaderi belirleyen oyuncular değil, hakem kararlarıdır. Sane, sanki atılmak istermiş gibi aynı faulü ikinci kez yapınca bu kez hakemlerin de yüzü kızarmış olacak ki, direkt kırmızı kartla oyun dışı bırakıldı. Osimhen'in attığı gole gelince... Canlı yayında izlediğimde pozisyon bana net ofsayt gibi göründü. Sonrasında çizgi çekildi, pozisyonun ofsayt olmadığı söylendi. Demek ki değilmiş!

Ama şu gerçek değişmiyor: Sahada adil bir hakem olsa Galatasaray daha ilk yarıda dokuz kişi kalabilirdi. Osimhen ve Sane'nin atıldığı bir senaryoda bu maçın hikâyesi tamamen başka yazılırdı. Peki Beşiktaş JK hakemi de yenebilir miydi? Yakalanan pozisyonlara bakarsak, eğer Osimhen Beşiktaş forması giyiyor olsaydı muhtemelen bu maç hakeme rağmen kazanılabilirdi. İşin bir gerçeği de bu. Galatasaray üç ciddi pozisyon buldu ve biri gol oldu. Beşiktaş ise ona yakın net fırsat yakaladı ama birini bile değerlendiremedi. Bazen Beşiktaşlı oyuncular kötü vurdu, bazen Uğurcan harika kurtardı, bazen de top birine çarpıp yön değiştirerek dışarı gitti. Hani derler ya: "Olmayınca olmuyor." Son olarak kazanan Galatasaray'ı kutluyorum. Ve öne geçtikten sonra yerde yatan oyuncuları cezalandırmak yerine sürekli oyunu durduran Ozan Ergün'ü de ayrıca tebrik ediyorum.

MUSTAFA ÇULCU: HAKEMDEN HATALAR
Her iki takım ikinci bölgede kontrollü başladı. Atletizmi öne çıkan iki takım da özellikle orta alanda fizik temaslı baskılı oyunu tercih etti. Beşiktaş, Galatasaray 10 kişi kalana kadar olan bölümde üretmekte zorlandı. Sonrasında Orkun sürekli öne çıkarak ve oynayarak üretime katkı verdi. Galatasaray sabır ve akılla çok değerli bir 3 puanı aldı. Hakem Ozan Ergün'ün maçın başında Osimhen'e gösterdiği sarı kart sanırım dışarıdan ikazla geldi. Sallai'nin mücadelesinde faul sonrası Orkun Kökçü hakeme el-kol tepkisi sarı olmalıydı pas geçti. Barış Alper kontrolündeki topla giderken ayağı kayıyor, denge kaybı yaşıyor lakin Uduokhai rakibin ayağına basıyor ve pozisyon penaltı... Ama hakem vermedi.

Asllani'ye faulünde Sane'ye çıkan sarı kartta Asllani'nin yerdeki ayağı basmanın etkisi ile şekil bozukluğu, güç transferi oluştuğu görülüyor. Kırmızı kart olmalıydı. Öte yandan hakemin Orkun'a bu derece tolerans göstermesi ve ihraç edememesi kabul edilemez. Sarısı olan Osimhen faul düdüğü sonrası hakeme bakıyor ve sonra topa vuruyor. İkinci sarıdan kırmızı olmalıydı. Ancak yoğun gürültüde sanırım hakem düdüğü duymadığını düşündü, ihraç etmedi.
Sane'nin Rıdvan'a gaddarlık içeren ciddi faulü kırmızı karttı. Hakem yine veremedi ve VAR'dan kırmızı geldi. Abdülkerim'in sağ kolu kapalı penaltı olmaz. VAR dahil tüm hakem ekibi çok tecrübesiz isimlerden kurulmuş. Hakem çok kart ve faul hataları yaptı.

SİNAN VARDAR: ATAN VE TUTAN
Beşiktaş taraftarı dünkü derbide uzun yıllar unutulmayacak bir atmosfer oluşturdu. Tribünlerdeki coşku gerçekten tarif edilemez cinstendi. Bu yüzden öncelikle Beşiktaş taraftarına teşekkür etmek gerekiyor. Derbi dengeli ve sert başladı. İki teknik direktör de sahaya kazanmak için çıkmıştı. Ancak futbol adına her iki takımın da temkinli ve tedirgin oynadığını söylemek mümkün. İlk 30 dakikada Beşiktaş baskılı oynadı. Ancak sonrasında Galatasaray, Leroy Sane ve Victor Osimhen'in ortak aklıyla golü buldu. Bu golde Beşiktaş savunmasının hatası dikkat çekiciydi. Özellikle Agbadou ve Murillo'nun adeta donup kalmaları gerçekten şaşırtıcıydı.Beşiktaş ikinci yarıya daha etkili başladı.

Vaclav Cerny ve Hyeon-Gyu Oh ile yakalanan fırsatlar golle sonuçlanmadı. Siyah-beyazlı ekip risk alarak hücumu artırdı. Bu bölümde Rıdvan Yılmaz hem savunmada hem hücumda müthiş bir performans ortaya koydu. Hatta bir ara kendi kendime "Sahada kaç tane Rıdvan var?" diye sordum.Beşiktaş baskısını artırdıkça karşısında adeta duvar gibi bir kaleci buldu. Uğurcan Çakır yaptığı kurtarışlarla adeta maçın yıldızı oldu. Bir süredir yeni transferler hakkında övgü dolu yorumlar yapılıyor. Ancak dünkü performansları görünce insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: "Acaba yeni gelenler gerçekten Beşiktaş oyuncusu mu?"Açık konuşmak gerekirse Beşiktaş bu derbiyi kaybetmeyi hak etmedi. Sahada mücadele eden, risk alan ve gol arayan taraf siyah-beyazlı ekipti ama atan; Osimhen, tutan; Uğurcan maçın skorunu belirledi. Ama futbol bazen böyle... Maçın sonunda skor tabelasında Beşiktaş adına hüzün vardı. Ve bir gerçek var ki; Beşiktaş liderden 15 puan uzakta! Ne diyelim... Sağlık olsun.

BÜLENT TİMURLENK: OKAN BURUK VE SANE'YE RAĞMEN
Bu sezon hiç derbi kazananamış çalışkan öğrenci Okan Buruk ve son 4 sezonda yarıştan erken kopup iki vizeyi de boş geçip finalde bir Galatasaray galibiyetiyle sınıfı geçerim diyen Beşiktaş. Kartal bunu son 3 sezonda iki kez yapmıştı ve üçüncü için de gerisindeki galibiyet serisi iyi referanstı. 22 adamın da kim olacağının tahmini zor değilse muhtemel 11'ler, ideal 11 ise iki adım önde olan G.Saray'dır. Bir, daha kaliteli kadro, iki ise daha uzun zamandır birlikte oynanan bir 11. İlk 10 dakikadan sonra da bunu hissetirdiler rakibe ve tribünlere. 15-30 arası yüzde 60+ dominasyon, 8 pas arasıyla rakibin oyununu kırma ve devreye önde götüren gol...

Sane'nin kırmızı kokan pozisyon sonrası kötü oyununu asistle süslediği ilk yarı sonunda yerini Lang'a bırakması gerekiyordu. Buruk, bağıra bağıra gelen kırmızı kartı önleyemedi. Beşiktaş, ikinci yarıya iyi başlamışken 10 kişi kalan takımında merkezde oyunu soğutan Sara da kenara gelince ev sahibi maçı rakip sahaya yıktı. Beşiktaş'ın iki kanadındaki 4 adamın hücumda "derbi seviyesi"ne çıkamadığı maçta Buruk, her değişikle takımını biraz daha kalesine yasladı. Sadece ikinci yarıda 19 uzaklaştırma, Kartal'ın 23 orta denemesi... Sergen Yalçın, kulübeden gelenlerden verim alamazken Galatasaray sezonun ilk derbi galibiyetine koşuyordu. Osimhen elbette ki sadece golüyle değil mücadelesi ve fark yaratan oyunuyla, Uğurcan da nefis iki tokatlaması, altı pas hakimiyeti ve isabetli paslarıyla, Abdülkerim müthiş defansıyla G.Saray'ı zafere taşıdı. Buruk ve Sane'ye rağmen kazanılmış bir derbi oldu.

FATİH DOĞAN: GALATASARAY KAZANMAYI HAK ETMEDİ
Her derbinin hikâyesi ayrıdır ama her maçın kritik dakikaları ve kırılma anları vardır. Bu bazen bir gol, bazen bir pozisyon, bazen de gösterilmeyen ve gösterilen kırmızı kart bile olabilir. Birbirini yoklamayla geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarıda Sane'nin, Asllani'nin bileğine kontrolsüz basması, sertlik riski yüksek şiddetli bir darbe içermesine rağmen hakem sarıyla geçiştirdi. VAR da pas geçti. Ancak 62'de VAR, ilkine göre daha az şiddet olmasına rağmen Sane'nin, Rıdvan'nın bileğine basmasında kırmızıyı verdirdi. İki pozisyon arasında neredeyse fark yok. Tek fark Sane'nin, Osimhen'in golüne asist sıkıştırması! İkincisi ise yine hakemin ilk yarıdan sarı kartı olan Osimhen'in ikinci devrede rakibinden topu alırken faul yapıp sonrasında çalan düdüğe rağmen golü attığı pozisyonda atmaya cesaret edememesi.

Golde ofsayt kokusu var ama flu bırakılan bir nokta da o. Galatasaray nerdeyse 2 kere gelip, 1 golle döndüğü bir maç oynadı. Sane ve Osimhen'in kırmızı kart gördüğü senaryoyu takdirlerinize bırakıyorum. Galatasaray, galibiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. İki yıldızıyla ve tecrübesiyle 3 puanı söküp aldı. Beşiktaş'ta iki eleştiri var; golde Osimhen'i unutacak kadar adam ve alan paylaşımındaki kademe hatası. İki; rakip 40 dakika 10 kişi kalmasına rağmen atılamayan gol. Orkun başta olma üzere Beşiktaş, sonucu alacak kaliteyi ve pozisyonu üretemedi. Mücadeleye laf söylenmez ama Beşiktaş'ın hücumda alacağı daha fazla mesafe var.

MURAT ÖZBOSTAN: HATA BEŞİKTAŞ'TA
G.Saray çok hayati bir maç kazandı. 24 karşılaşmadır gol atmayı başaran Beşiktaş'a 38 dakika 10 kişi oynamasına rağmen geçit vermedi. Bu G.Saray için çok kıymetli bir galibiyet. Maçı bölüm bölüm analiz edelim. Önce ilk yarı. Galatasaray maça daha organize ve baskılı başladı. Yüksek presle Beşiktaş'ı kendi sahasına hapsetti, topa sahip olma oranı %65 civarındaydı zaman zaman. Sürekli pas yaparak, Beşiktaş'ın başını döndürdü. Gol, Sane'nin kaliteli ortasıyla Osimhen'in kafasından geldi. Osimhen, bu sezon derbilerde ilk golünü atarken takımını adım adım şampiyonluğa taşımaya devam etti. Ya Beşiktaş. Hücumda etkisiz kaldı. Şutu bile yoktu isabetli. Rakibine deplasmanda oynadığı hissini hiç vermedi. Tribünler sessiz kaldı!

Ancak ikinci yarıda Galatasaray 10 kişi kaldıktan sonra Beşiktaş pozisyona bulmaya başladı. Ama Uğurcan vardı. Beşiktaş'ın duran topları ve ortaları, tehlike yaratsa da sonuca ulaşamadı. Kadro kalitesi, Okan Buruk'un taktik disiplini ve 10 kişiyle bile mental üstünlük Galatasaray'daydı. Lider olmanın getirdiği öz güven de hissedildi. Hep derler ya 'Atanın da tutanın da iyi olacak' diye. İşte Galatasaray, bu formülle artık şampiyonluğa yüzde 60 daha yakın. Beşiktaş ilk 45 dakikayı çöpe atmayıp ağırlığını koysaydı sonuç böyle olmazdı. Sen avantajı G.Saray'a verince maçı çeviremedin!
Maçın hakemi Ozan Ergün ise facia bir yönetim gösterdi. Kartları da verdikleri, vermedikleri kararlarıyla can yaktı. Pozisyonları takip edemedi. Yan hakem var, VAR var, AVAR var ama futbol bilgileri yok. Kuralları uygulamıyorlar. Maçın ağırlığını kaldıramadı. Derbilere yabancı hakem şart.

AHMET ÇAKAR: OSIMHEN'İ OYUNDAN ATMALIYDI
Çok hayati bir derbiydi ve G.Saray şampiyonluk yarışında dev bir adım attı. Aslında maçın geneline baktığımızda tamamen oyuncu kalitesi. Beşiktaş özelikle ilk yarıda sahada yoktu. Hücum edemediler, savunmaya çalıştılar fakat bu arada da özelikle Barış Alper, son haftaların yükselen yıldızı Murillo'yu darmadağın etti. Kalite farkı demişken devrenin sonlarına doğru Osimhen bir an boş bırakıldı, o da tabii ki affetmedi. İyi bir kafa vuruşuyla skor avantajını getirdi. İkinci yarı, Beşiktaş çok daha fazla golü düşündü. Çok fazla organize hücum edemeseler de önemli pozisyonlar buldular. Bu sefer de sahneye Uğurcan çıktı. Bazılarını kurtardı, bazılarında ise Beşiktaşlı oyuncuların kötü vuruşlarıyla skor gelmedi. Sonuçta Beşiktaş ile G.Saray arasındaki hem oyun farkını hem de oyuncu kalitesi farkını çok net gördük. Aynı zamanda G.Saray, çok ama çok hayati bir deplasman derbisin de 3 puanla kapadı.

Hakem Ozan Ergün'ü hiç beğenmedim. Eğer oyuncular iyi niyetli olmasa maç çok zor biterdi. Aslında Sane'ye ilk yarıda göstermesi gereken bir kırmızı kart var. VAR hakemi çağırmadı, ikinci yarı çağırıp telafi etti. Sallai'ye mutlak vermesi gereken bir sarı kart var, veremedi. İkinci yarıda sarı kartlı Osimhen'in düdükten sonra topa vuruşunu bilerek, isteyerek cezalandırmadı. Mutlak ikinci sarı kartı es geçti ve Osimhen de sahada kaldı. İlk yarıda Barış Alper ile G.Saray'ın Barış Alper ile beklediği penaltı değil. Barış topu çekerken topun üzerine basıp düşüyor.
