"Bu alçakça saldırı..."
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde zırhlı polis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamada, 11 yaşında bir çocuğun hayatını kaybettiğini, 18 yaralı olduğunu bildirdi.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Erdoğan, ''Bu alçakça saldırı bir düğün mahallinin hemen yanı başında olduğundan maalesef sivil kayıplar meydana geldi'' dedi.
Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışındaki konuşmasında, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde kobra türü zırhlı polis aracının geçişi sırasında bomba yüklü bir araçla terör saldırısının gerçekleştirildiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu terör saldırısında polis aracı zarar görmezken bir yavrumuz hayatını kaybetti, 18 vatandaşımız ise yaralandı. Bu alçakça saldırı, bir düğün mahallinin hemen yanı başında olduğundan maalesef sivil kayıplar meydana geldi. Bu yavrumuz 11 yaşında hayatını kaybetti. Terör örgütü alçakça yüzünü bir kez daha ortaya bu hain saldırıyla koymuş oluyor biz de tabii ki bunu şiddetle kınıyor, şiddetle lanetliyoruz. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah'tan rahmet ve ailesine sabırlar dilerken yaralı kardeşlerimize de Rabbimden şifalar temenni ediyorum.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de cumhuriyeti dillerinden düşürmeyenlerin aslında cumhurla cumhuriyetle ilgilerinin olmadığını nasıl biliyorsak aynı şekilde demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin de gerçekte demokratik bir anlayıştan ne kadar uzak olduklarını gayet iyi biliyoruz'' dedi.
Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışındaki konuşmasında, istişarenin farklı anlamlarının yanı sıra ''arıdan bal alma'' anlamına geldiğini söyledi.
AK Parti'yi 11 yıl önce milletle istişare ederek, milletin talebi ve teveccühüyle kurduklarını belirten Erdoğan, toplantı boyunca çeşitli düşünceleri aldıklarını, bunlarla ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptıklarını ifade etti.
İlgili bakanların soruları cevaplandırdığını, gerekli notların alındığını belirten Erdoğan, ''Bugüne kadar gerek milletimizle olan istişaremizi gerek kendi içimizde oluşturduğumuz istişare kanallarını hiç devre dışı bırakmadık, daima işler hale getirdik. Danışmayı, istişareyi terk edenin doğru yolu bulamayacağı öğüdünü hiç aklımızdan çıkarmadık'' diye konuştu.
''Danışanın dağları aştığı, danışmayanın yollarda şaştığı'' sözünü hiç unutmadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Müzakerenin katılımcılığın bütün nimetlerinden, bereketinden hamdolsun bugüne kadar ziyadesiyle yararlandık. Bundan sonra da yararlanmaya devam edeceğiz. Kendi partilerinin işleyişinde demokrasiyi hakim kılamayanlar, ülke siyasetin de de demokratik bir anlayışa özellikle yaklaşamazlar, onun çizdiği çerçevede hareket edemezler. Türkiye'de cumhuriyeti dillerinden düşürmeyenlerin aslında cumhurla cumhuriyetle ilgilerinin olmadığını nasıl biliyorsak aynı şekilde demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin de gerçekten demokratik bir anlayıştan ne kadar uzak olduklarını gayet iyi biliyoruz. Kendilerinin özgürlükleri, hakları, hukukları söz konusu olduğunda arşa kadar demokrat olanlar, konu başkalarına gelince bu defa sonuna kadar yasakçı bir kimliğe bürünüyorlar. Başkalarının hak ve özgürlüklerini kendileri için bir tehdit, bir sorun gibi algılayanlar yıllarca toplumun bir bölümüne ötekileştirmeyi, ayrımcılığı layık gördüler. Geçmişte hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılan insanların bugün en tabii haklarına kavuşmasını bir sorun olarak görenler 'mahalle baskısı' gibi kavramları tedavüle koyarak yeni ayrımcılıklar üretmeye başladılar. Meslek liselerine uygulanan haksızlıklar ortadan kalktıkça kendi özgürlükleri sınırlanıyormuş gibi yaygara yaptılar. İmam hatip liseleri meselesi normalleşince Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olarak okullara girmesi gerçekleşince, Peygamberimizin hayatı seçmeli ders olunca toplum muhafazakarlaşıyor diye gürültü kopardılar.''
''DEMOKRASİYİ SADECE KENDİLERİ İÇİN ARZU ETTİLER''
''Kendilerini imtiyazlı, kendi yaşam tarzlarını tek hakikat olarak görenler farklı toplum kesimlerinin yaşam tarzlarına, düşüncelerine, inançlarına hep bir sorun, bir tehdit gibi yaklaştılar'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Türkiye normalleştikçe, özgürleştikçe, ileri demokrasiye doğru yol aldıkça bunların tahammülsüzlükleri daha da arttı. Çoğunluğun azınlığın tahakkümünde kalmasını isteyenler, demokrasiyi de sadece kendileri için arzu ettiler, kendi imtiyazları için demokrat göründüler. Azınlığın, çoğunluğa tahakkümüne 'evet' dediler, ama çoğunluğun en doğal, en tabii olan hakkını kullanmasına asla müsaade etmek istemediler. Kendisi için istediği demokrasi, özgürlükleri, hakları başkası için de istemeyen asla demokrat değildir. Sadece bunlar demokrasi istismarcısıdır. Bu ikiyüzlü anlayış sahipleri yıllarca milletimizin kafasını karıştırdı, zihnini bulandırdı. Bunların yüzünden cumhuriyet adına ayrımcılığa maruz bırakılanlar cumhuriyetten, demokrasi adına zulme uğrayanlar demokrasiden soğudular. Biz işte bütün bu çarpıklıkları düzeltmek, milletten aldığımız güçle ülke yönetiminde millet iradesini, ortak aklı hakim kılmak için 11 yıl önce yola çıktık. Milletin bize verdiği her mesaja duyarlı olarak, hakkaniyet ölçüleri içindeki her eleştiriyi dikkate alarak kendi muhasebemizi asla ihmal etmeyerek, istişareyle danışmayla işte bugünlere geldik.''
TOPLANTIYA İLİŞKİN BİLGİ VERDİ
İstişare ve değerlendirme toplantısının AK Parti'nin demokrasiye, müzakere ve diyaloğa verdiği önemi bir kez daha ortaya koyduğunu bildiren Başbakan Erdoğan, toplantı boyunca görüşleriyle eleştirileriyle teklifleriyle katkı verenlere teşekkür etti.
Toplantıya ilişkin de bilgiler veren Başbakan Erdoğan, basına kapalı bölümde bakanlar ve genel başkan yardımcılarının sunumlar yaptığını belirtti.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in terörle mücadeledeki son gelişmeler ve Türkiye'nin güvenlik politikalarıyla ilgili bilgi verdiğini ifade eden Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın ekonomik gelişmeler konusunda ayrıntılı sunum yaptığını bildirdi.
Dışişler Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Türk dış politikasındaki gelişmeleri analiz ettiğini ve geleceğe yönelik hedefleri değerlendirdiğini anlatan Erdoğan, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in yeni anayasa çalışmalarına, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel'in de büyükşehir belediyesi kanun tasarısına ilişkin bilgi verdiğini belirtti.
Erdoğan, tüm sunumların ardından milletvekillerinin düşüncelerini, sorularını ve tekliflerini ilettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: ''İktidarının 10. yılını geride bırakan AK Parti'de öyle birilerinin umduğu, beklediği gibi bir metal yorgunluğu asla yok. Tam tersine heyecanımız, dinamizmimiz, üretkenliğimiz en az iktidara geldiğimiz günkü kadar diridir. Bu heyecanın üzerine 10 yıllık tecrübemizi de ilave ederek artık daha kapsamlı, daha iddialı projeler üretiyor, daha hızlı çalışma takvimleri oluşturabiliyoruz. Burada yapılan görüşmelerde, istişarelerde arkadaşlarımızın gözlerindeki heyecanı, umudu görmekten ziyadesiyle memnun oldum. AK Parti ailesindeki her bir fert 'Büyük Türkiye' idealine ulaşmak için gerekli olan aşka, sevdaya, inanca ziyadesiyle sahiptir. Arkadaşlarımız birikimleriyle vizyonlarıyla 2023 hedeflerimize ulaşılabilmemiz konusunda bize daha büyük umutlar verdi. Ve 2023'ün sahiplenenleri de çoğalmaya başladı.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, AK Parti ile millete hizmet konusunda yarışamayan muhalefet partilerinin kendi aralarında gensoru yarışına girdiğini belirterek, ''TRT ve Anadolu Ajansı'nın yayıncılık anlayışı gensoru konusu olabilir mi? Gazi Yerleşkesi'nin durumu gensoru konusu olabilir mi? Milli eğitimde 444 sistemine geçildiği için okullarda güvenliğin sağlanamaması diye bir gensoru olabilir mi?'' dedi.
Erdoğan, AK Parti 19'uncu İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, muhalefetin AK Parti'nin çalışmalarını engellemek, millete hizmet götürmesine mani olmak için yıllardır ellerinden geleni yaptığını söyledi. Muhalefetin, Meclis'in denetim mekanizmalarını çığırından çıkarmaktan, amacından saptırmaktan çekinmediğini belirten Erdoğan, önceki gün MHP tarafından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile ilgili iki, Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile ilgili de birer olmak üzere altı gensoru önergesi verildiğini hatırlattı. Gensorunun hükümetin düşmesine, genel seçimlere gidilmesine yol açacak kadar ciddi bir denetim mekanizması olduğunu belirten Erdoğan, bu mekanizmanın muhalefet tarafından ''akıl almaz şekilde sulandırıldığını'' ifade etti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ben buradan milletime sesleniyorum: Bakınız geçtiğimiz 10 yılda muhalefet partileri tarafından TBMM'de öncekilerle birlikte bu son, tam 41 gensoru önergesi verildi. Bunlardan üçü daha sonra geri çekildi. Bir tanesi gensoru verilen bakanın görev alanı değiştiği için düştü. Altı tanesi henüz görüşülmedi. Kalan 31 tanesi Meclis'te görüşüldü ve reddedildi. Bunlardan 20 tanesi CHP tarafından, beş tanesi MHP tarafından verilmişti. MHP'nin CHP ile arasındaki farkı kapatmak için atağa geçtiği anlaşılıyor. Onun için şimdi altı tane birden. Arayı kapatacak, derdi o. Zannediyor ki 'bunu yaparsam, oylarımda artış olacak'. Bizimle millete hizmet konusunda yarışamayanlar şimdi kendi aralarında gensoru yarışına girdiler. Halbuki kem alatla kemalat olmaz. Bu yol yanlış yol.''
Gensorunun bir denetim mekanizması olduğu konusunda hiçbir itirazlarının olmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: ''Hükümetin herhangi bir bakan veya başbakan gerçekten gensoruya muhatap olacak yanlış yapmışsa kamuoyunda bu yönde güçlü bir talep ortaya çıkmışsa bu mekanizma kullanılabilir. Doğru şekilde kullanılan bir gensoru uygulaması yıkmasa bile sarsar. Muhataplarını konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Diğerlerini bir kenara bırakıyorum, sadece verilen son altı gensoru önergesine baktığınızda gerçekten komik, aslında trajikomik gerekçelere dayandırıldığını görüyoruz. TRT ve Anadolu Ajansı'nın yayıncılık anlayışı gensoru konusu olabilir mi? Gazi Yerleşkesi'nin durumu gensoru konusu olabilir mi? Milli eğitimde 444 sistemine geçildiği için okullarda güvenliğin sağlanamaması diye bir gensoru olabilir mi? Ama çıktıkları zaman milletin karşısında 'Biz 444'ü destekledik, destekliyoruz', dürüst olun, dürüst. Çok açık ve net olun. Tarım ve hayvancılık sektörü bitirilme noktasına getirildi diye bir gensoru konusu olabilir mi? Ne bitirildi? Bütün gerçekler, bütün rakamlarıyla her şey ortada. Kaç kez bunlar anlatıldı. Ama ne anlatırsanız anlatın bunlar aynı yerdeler.''
''SEVSİNLER BÖYLE MUHALEFETİ DİYORUZ, YOLA DEVAM EDİYORUZ''
Türkiye'de gerçekten bir muhalefet sorunu olduğunu belirten Erdoğan, ''Aslında güçlü bir demokrasinin güçlü bir muhalefete ihtiyacı vardır ama bizim talihsizliğimiz Türkiye'de güçlü bir muhalefet yok, bunun yanında da tabii talihimiz. Sevsinler böyle muhalefeti diyoruz, yola devam ediyoruz. Her seferinde gensoru ellerinde patlıyor ama bunlar yine de akıllanmıyorlar'' dedi.
En son Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında CHP tarafından verilen gensoruyu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: ''CHP yine perperişan oldu, ava giderken avlandı, mahcup duruma düştü. Buna rağmen pes etmiyorlar. Muhalefet en ciddi konuları, en ciddi mekanizmaları işte böyle sulandırarak milletin gözünde kendi kendini bitiriyor. Esasen tabii bu durum bizi hakikaten güçlü, ileri demokrasi noktasında rahatsız ediyor. Gerçekten karşımızda güçlü, üretken çalışkan bir muhalefet olması bizi üzmez tam tersine bizi sevindirir. Biz hizmette rekabetten asla kaçmadık, kaçmayız. Ama karşımızda milletten kaçan, milletin teveccühüyle kavuşamadığı güce kuralların, kurumların ayarlarıyla oynayarak, bunları zorlayarak ulaşma peşinde olan bir muhalefet var. Dün de ifade ettim: Biz işimize bakacağız, bizim milletimize sözümüz var. Bizim 2023 yılı için milletimize taahhütlerimiz var. Sayın Bahçeli, 2023'ü zikrettiysen 2023 için nerede, hangi belgelerle... 2023 için projen, planın nedir? Çık bunu açıkla. Bunu görelim ve ne derece samimi olduğunu da anlayalım. Biz bugüne kadar milletimize verdiğimiz hiçbir sözü yere düşürmedik, inşallah bundan sonra da düşürmeyeceğiz.''
Erdoğan, konuşmasının sonunda, milletvekillerinden gensoru görüşmelerinin takvimiyle ilgili olarak AK Parti Grup Yönetimi ile irtibat halinde olmalarını isteyerek, gelecek 2 hafta içerisinde yurtdışı seyahate çıkmama uyarısında bulundu.
Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışındaki konuşmasında, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde kobra türü zırhlı polis aracının geçişi sırasında bomba yüklü bir araçla terör saldırısının gerçekleştirildiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Bu terör saldırısında polis aracı zarar görmezken bir yavrumuz hayatını kaybetti, 18 vatandaşımız ise yaralandı. Bu alçakça saldırı, bir düğün mahallinin hemen yanı başında olduğundan maalesef sivil kayıplar meydana geldi. Bu yavrumuz 11 yaşında hayatını kaybetti. Terör örgütü alçakça yüzünü bir kez daha ortaya bu hain saldırıyla koymuş oluyor biz de tabii ki bunu şiddetle kınıyor, şiddetle lanetliyoruz. Hayatını kaybeden yavrumuza Allah'tan rahmet ve ailesine sabırlar dilerken yaralı kardeşlerimize de Rabbimden şifalar temenni ediyorum.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'de cumhuriyeti dillerinden düşürmeyenlerin aslında cumhurla cumhuriyetle ilgilerinin olmadığını nasıl biliyorsak aynı şekilde demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin de gerçekte demokratik bir anlayıştan ne kadar uzak olduklarını gayet iyi biliyoruz'' dedi.
Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki 19. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışındaki konuşmasında, istişarenin farklı anlamlarının yanı sıra ''arıdan bal alma'' anlamına geldiğini söyledi.
AK Parti'yi 11 yıl önce milletle istişare ederek, milletin talebi ve teveccühüyle kurduklarını belirten Erdoğan, toplantı boyunca çeşitli düşünceleri aldıklarını, bunlarla ilgili gerekli değerlendirmeleri yaptıklarını ifade etti.
İlgili bakanların soruları cevaplandırdığını, gerekli notların alındığını belirten Erdoğan, ''Bugüne kadar gerek milletimizle olan istişaremizi gerek kendi içimizde oluşturduğumuz istişare kanallarını hiç devre dışı bırakmadık, daima işler hale getirdik. Danışmayı, istişareyi terk edenin doğru yolu bulamayacağı öğüdünü hiç aklımızdan çıkarmadık'' diye konuştu.
''Danışanın dağları aştığı, danışmayanın yollarda şaştığı'' sözünü hiç unutmadıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: ''Müzakerenin katılımcılığın bütün nimetlerinden, bereketinden hamdolsun bugüne kadar ziyadesiyle yararlandık. Bundan sonra da yararlanmaya devam edeceğiz. Kendi partilerinin işleyişinde demokrasiyi hakim kılamayanlar, ülke siyasetin de de demokratik bir anlayışa özellikle yaklaşamazlar, onun çizdiği çerçevede hareket edemezler. Türkiye'de cumhuriyeti dillerinden düşürmeyenlerin aslında cumhurla cumhuriyetle ilgilerinin olmadığını nasıl biliyorsak aynı şekilde demokrasiyi dillerinden düşürmeyenlerin de gerçekten demokratik bir anlayıştan ne kadar uzak olduklarını gayet iyi biliyoruz. Kendilerinin özgürlükleri, hakları, hukukları söz konusu olduğunda arşa kadar demokrat olanlar, konu başkalarına gelince bu defa sonuna kadar yasakçı bir kimliğe bürünüyorlar. Başkalarının hak ve özgürlüklerini kendileri için bir tehdit, bir sorun gibi algılayanlar yıllarca toplumun bir bölümüne ötekileştirmeyi, ayrımcılığı layık gördüler. Geçmişte hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılan insanların bugün en tabii haklarına kavuşmasını bir sorun olarak görenler 'mahalle baskısı' gibi kavramları tedavüle koyarak yeni ayrımcılıklar üretmeye başladılar. Meslek liselerine uygulanan haksızlıklar ortadan kalktıkça kendi özgürlükleri sınırlanıyormuş gibi yaygara yaptılar. İmam hatip liseleri meselesi normalleşince Kur'an-ı Kerim'in seçmeli ders olarak okullara girmesi gerçekleşince, Peygamberimizin hayatı seçmeli ders olunca toplum muhafazakarlaşıyor diye gürültü kopardılar.''
''DEMOKRASİYİ SADECE KENDİLERİ İÇİN ARZU ETTİLER''
''Kendilerini imtiyazlı, kendi yaşam tarzlarını tek hakikat olarak görenler farklı toplum kesimlerinin yaşam tarzlarına, düşüncelerine, inançlarına hep bir sorun, bir tehdit gibi yaklaştılar'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Türkiye normalleştikçe, özgürleştikçe, ileri demokrasiye doğru yol aldıkça bunların tahammülsüzlükleri daha da arttı. Çoğunluğun azınlığın tahakkümünde kalmasını isteyenler, demokrasiyi de sadece kendileri için arzu ettiler, kendi imtiyazları için demokrat göründüler. Azınlığın, çoğunluğa tahakkümüne 'evet' dediler, ama çoğunluğun en doğal, en tabii olan hakkını kullanmasına asla müsaade etmek istemediler. Kendisi için istediği demokrasi, özgürlükleri, hakları başkası için de istemeyen asla demokrat değildir. Sadece bunlar demokrasi istismarcısıdır. Bu ikiyüzlü anlayış sahipleri yıllarca milletimizin kafasını karıştırdı, zihnini bulandırdı. Bunların yüzünden cumhuriyet adına ayrımcılığa maruz bırakılanlar cumhuriyetten, demokrasi adına zulme uğrayanlar demokrasiden soğudular. Biz işte bütün bu çarpıklıkları düzeltmek, milletten aldığımız güçle ülke yönetiminde millet iradesini, ortak aklı hakim kılmak için 11 yıl önce yola çıktık. Milletin bize verdiği her mesaja duyarlı olarak, hakkaniyet ölçüleri içindeki her eleştiriyi dikkate alarak kendi muhasebemizi asla ihmal etmeyerek, istişareyle danışmayla işte bugünlere geldik.''
TOPLANTIYA İLİŞKİN BİLGİ VERDİ
İstişare ve değerlendirme toplantısının AK Parti'nin demokrasiye, müzakere ve diyaloğa verdiği önemi bir kez daha ortaya koyduğunu bildiren Başbakan Erdoğan, toplantı boyunca görüşleriyle eleştirileriyle teklifleriyle katkı verenlere teşekkür etti.
Toplantıya ilişkin de bilgiler veren Başbakan Erdoğan, basına kapalı bölümde bakanlar ve genel başkan yardımcılarının sunumlar yaptığını belirtti.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in terörle mücadeledeki son gelişmeler ve Türkiye'nin güvenlik politikalarıyla ilgili bilgi verdiğini ifade eden Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın ekonomik gelişmeler konusunda ayrıntılı sunum yaptığını bildirdi.
Dışişler Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Türk dış politikasındaki gelişmeleri analiz ettiğini ve geleceğe yönelik hedefleri değerlendirdiğini anlatan Erdoğan, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in yeni anayasa çalışmalarına, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel'in de büyükşehir belediyesi kanun tasarısına ilişkin bilgi verdiğini belirtti.
Erdoğan, tüm sunumların ardından milletvekillerinin düşüncelerini, sorularını ve tekliflerini ilettiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: ''İktidarının 10. yılını geride bırakan AK Parti'de öyle birilerinin umduğu, beklediği gibi bir metal yorgunluğu asla yok. Tam tersine heyecanımız, dinamizmimiz, üretkenliğimiz en az iktidara geldiğimiz günkü kadar diridir. Bu heyecanın üzerine 10 yıllık tecrübemizi de ilave ederek artık daha kapsamlı, daha iddialı projeler üretiyor, daha hızlı çalışma takvimleri oluşturabiliyoruz. Burada yapılan görüşmelerde, istişarelerde arkadaşlarımızın gözlerindeki heyecanı, umudu görmekten ziyadesiyle memnun oldum. AK Parti ailesindeki her bir fert 'Büyük Türkiye' idealine ulaşmak için gerekli olan aşka, sevdaya, inanca ziyadesiyle sahiptir. Arkadaşlarımız birikimleriyle vizyonlarıyla 2023 hedeflerimize ulaşılabilmemiz konusunda bize daha büyük umutlar verdi. Ve 2023'ün sahiplenenleri de çoğalmaya başladı.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, AK Parti ile millete hizmet konusunda yarışamayan muhalefet partilerinin kendi aralarında gensoru yarışına girdiğini belirterek, ''TRT ve Anadolu Ajansı'nın yayıncılık anlayışı gensoru konusu olabilir mi? Gazi Yerleşkesi'nin durumu gensoru konusu olabilir mi? Milli eğitimde 444 sistemine geçildiği için okullarda güvenliğin sağlanamaması diye bir gensoru olabilir mi?'' dedi.
Erdoğan, AK Parti 19'uncu İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın kapanışında yaptığı konuşmada, muhalefetin AK Parti'nin çalışmalarını engellemek, millete hizmet götürmesine mani olmak için yıllardır ellerinden geleni yaptığını söyledi. Muhalefetin, Meclis'in denetim mekanizmalarını çığırından çıkarmaktan, amacından saptırmaktan çekinmediğini belirten Erdoğan, önceki gün MHP tarafından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile ilgili iki, Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile ilgili de birer olmak üzere altı gensoru önergesi verildiğini hatırlattı. Gensorunun hükümetin düşmesine, genel seçimlere gidilmesine yol açacak kadar ciddi bir denetim mekanizması olduğunu belirten Erdoğan, bu mekanizmanın muhalefet tarafından ''akıl almaz şekilde sulandırıldığını'' ifade etti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ben buradan milletime sesleniyorum: Bakınız geçtiğimiz 10 yılda muhalefet partileri tarafından TBMM'de öncekilerle birlikte bu son, tam 41 gensoru önergesi verildi. Bunlardan üçü daha sonra geri çekildi. Bir tanesi gensoru verilen bakanın görev alanı değiştiği için düştü. Altı tanesi henüz görüşülmedi. Kalan 31 tanesi Meclis'te görüşüldü ve reddedildi. Bunlardan 20 tanesi CHP tarafından, beş tanesi MHP tarafından verilmişti. MHP'nin CHP ile arasındaki farkı kapatmak için atağa geçtiği anlaşılıyor. Onun için şimdi altı tane birden. Arayı kapatacak, derdi o. Zannediyor ki 'bunu yaparsam, oylarımda artış olacak'. Bizimle millete hizmet konusunda yarışamayanlar şimdi kendi aralarında gensoru yarışına girdiler. Halbuki kem alatla kemalat olmaz. Bu yol yanlış yol.''
Gensorunun bir denetim mekanizması olduğu konusunda hiçbir itirazlarının olmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: ''Hükümetin herhangi bir bakan veya başbakan gerçekten gensoruya muhatap olacak yanlış yapmışsa kamuoyunda bu yönde güçlü bir talep ortaya çıkmışsa bu mekanizma kullanılabilir. Doğru şekilde kullanılan bir gensoru uygulaması yıkmasa bile sarsar. Muhataplarını konu üzerinde düşünmeye sevk eder. Diğerlerini bir kenara bırakıyorum, sadece verilen son altı gensoru önergesine baktığınızda gerçekten komik, aslında trajikomik gerekçelere dayandırıldığını görüyoruz. TRT ve Anadolu Ajansı'nın yayıncılık anlayışı gensoru konusu olabilir mi? Gazi Yerleşkesi'nin durumu gensoru konusu olabilir mi? Milli eğitimde 444 sistemine geçildiği için okullarda güvenliğin sağlanamaması diye bir gensoru olabilir mi? Ama çıktıkları zaman milletin karşısında 'Biz 444'ü destekledik, destekliyoruz', dürüst olun, dürüst. Çok açık ve net olun. Tarım ve hayvancılık sektörü bitirilme noktasına getirildi diye bir gensoru konusu olabilir mi? Ne bitirildi? Bütün gerçekler, bütün rakamlarıyla her şey ortada. Kaç kez bunlar anlatıldı. Ama ne anlatırsanız anlatın bunlar aynı yerdeler.''
''SEVSİNLER BÖYLE MUHALEFETİ DİYORUZ, YOLA DEVAM EDİYORUZ''
Türkiye'de gerçekten bir muhalefet sorunu olduğunu belirten Erdoğan, ''Aslında güçlü bir demokrasinin güçlü bir muhalefete ihtiyacı vardır ama bizim talihsizliğimiz Türkiye'de güçlü bir muhalefet yok, bunun yanında da tabii talihimiz. Sevsinler böyle muhalefeti diyoruz, yola devam ediyoruz. Her seferinde gensoru ellerinde patlıyor ama bunlar yine de akıllanmıyorlar'' dedi.
En son Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında CHP tarafından verilen gensoruyu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: ''CHP yine perperişan oldu, ava giderken avlandı, mahcup duruma düştü. Buna rağmen pes etmiyorlar. Muhalefet en ciddi konuları, en ciddi mekanizmaları işte böyle sulandırarak milletin gözünde kendi kendini bitiriyor. Esasen tabii bu durum bizi hakikaten güçlü, ileri demokrasi noktasında rahatsız ediyor. Gerçekten karşımızda güçlü, üretken çalışkan bir muhalefet olması bizi üzmez tam tersine bizi sevindirir. Biz hizmette rekabetten asla kaçmadık, kaçmayız. Ama karşımızda milletten kaçan, milletin teveccühüyle kavuşamadığı güce kuralların, kurumların ayarlarıyla oynayarak, bunları zorlayarak ulaşma peşinde olan bir muhalefet var. Dün de ifade ettim: Biz işimize bakacağız, bizim milletimize sözümüz var. Bizim 2023 yılı için milletimize taahhütlerimiz var. Sayın Bahçeli, 2023'ü zikrettiysen 2023 için nerede, hangi belgelerle... 2023 için projen, planın nedir? Çık bunu açıkla. Bunu görelim ve ne derece samimi olduğunu da anlayalım. Biz bugüne kadar milletimize verdiğimiz hiçbir sözü yere düşürmedik, inşallah bundan sonra da düşürmeyeceğiz.''
Erdoğan, konuşmasının sonunda, milletvekillerinden gensoru görüşmelerinin takvimiyle ilgili olarak AK Parti Grup Yönetimi ile irtibat halinde olmalarını isteyerek, gelecek 2 hafta içerisinde yurtdışı seyahate çıkmama uyarısında bulundu.