Sarkozy affedilmez bir hata yaptı!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kanal 24 ekranlarında yayınlanan "Gündem Özel" programında soruları yanıtladı.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Abdullah Gül, canlı yayında Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Gazeteci Yazar Fehmi Koru ve Kanal 24 Genel Yayın Yönetmeni Akif Beki'nin sorularını yanıtladı.
Fransa'da oylanan Ermeni Soykırımı sorunu sizin için beklenmedik bir şey miydi?
Bu konu Fransa'da daha önce de gündeme gelmişti. Şimdi tekrar konuşuldu ve kabul edildi. Bu konu iki ülkenin çıkarları ile ilgili bir sorun değil. Fransa bu durumu kötü bir döneme girdiği için bir iç politika malzemesi olarak kullandı. Şu duruma bakın ki Fransa gibi özgürlüklerin tanındığı bir ülkede böyle birşey cezaya tabi tutuluyor. Fransa'da Fransız aydınlar feryat etmeli ve bu yanlışlık senatoya gitmeden bitmeli. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy affedilmez bir hata yapmıştır.
Ermenistan'la görüşmelerimize başladığımızda Azerbaycan'dan ve diğer ülke yöneticilerinden olumlu görüşler aldık. Bu sorunları konuşmak için herşey müsaitti. Fakat şimdi gelmiş olduğumuz nokta hiç iyi olmamıştır. Ermenistan'da sıkışıp kalmış bir durumda şu an. Biz bu konuda daha iyi adımlar atabilirdik fakat artık bu adımlar maalesef baltalandı. Kim ne derse desin Türkiye bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Ümit ediyorum ki yine her şey düzelir ve iyi bir yola gireriz.
Türkiye, kardeşi dostu gibi gördüğü arap halklarının mutlu olmasını ister. Bunlar olurken de maliyeti az olmalı ve neticede halkların mutluluğu ve güçlülüğü sağlanmalı. Türkiye bunu yapıyor açıkçası ve bu konuda gayet yapıcıyız. Bu konu Suriye ile ilişkilerimizin en büyük ana ekseni olmuştur. Suriye'da Esad'ın değişime öncülük etmesini istemiştik ama böyle olmadı. Bu patlama kaçınılmazdı.. Eğer yönetimlerin insiyatiflerinde reformlar olsaydı bu durum daha az maliyetli olurdu ama bazı yerlerde halk müdahale edince bu daha maliyetli oldu.
Suriye ile Türkiye'nin yakınlaşması Suriye'nin dönüşümünü sağlar diye düşünmüştük. O da ülkesini değiştirmek istediğini söylemişti. Bu bizi çok ümitlendirmişti ama bu gün gelinen nokta malesef böyle değil. Ama Suriye yönetimine sadece Esad olarak bakmamalıyız. Orada bir Baas yönetimi var. Sonunda Esad tamamen teslim olabilir.
Basın özgürlüğü konusuyla ilgili olarak şikayetlerin çoğaldığını görüyorum ama bu konuda çok kıskanç olmamız lazım. Geçmişle mukayese ettiğimiz zaman Türkiye'yi çok iyi bir konuma getirdik ve bunu gölgeletmememiz lazım. Türkiye ekonomik ve askeri alanda büyük bir güce sahip fakat demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü ülkemize ayrı bir güç verir. Türkiye son yıllarda bu gücü elde etti. Eskiden bu gücü yoktu ve bu sayede çevrede itibarımız da arttı. Bu konularla ilgili olarak daha çok yapmamız gereken şeyler var.
Yeni anayasa sürecinde hangi alanlarda düzenleme gerekiyor.
Gördüğüm kadarıyla tutukluluk sürelerinin uzun olması gerçekten kamuoyu vicdanını zedelemeye başlıyor. Hiçkimse yargılanmasın demiyor, burada yargılama sürecini süratlendirmek gerekir. Bununla ilgili bir mevzuat olması gerekli. Her şeyin şeffaflaşması için bu davaların çözülmesi gerek
Ergenekonla ilgili arınma süreci nasıl gelişiyor sizce?
Yakın siyaset tarihimizi hep beraber yaşadık. Ne tip durumların olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye'de her şey 4 4'lük'tü diyecek halimiz yok herhalde. Dolayısyla bir daha yanlışların yapılmaması için bir daha kurumları yanlış şeylere azmettirmemek için Türkiye'de her şeyin şeffaflaşması için bu davaların çözülmesi gerekiyor. Kimseye suçlu diyemem suçsuz da diyemem. Kimsenin hapishanede kalmasına razı olamam. Ama yanlış yapanların bu yanlışların hesabını vermeleri gerekiyor. Önemli olan bu sürecin süratli olarak bitmesi ve mahkeme kesin neticeleri ortaya çıkartana kadar kimseye suçlu dememek.
Görevleri ve yetkileri belli bir cumhurbaşkanlığı görevim var. Türkiye'de çok dolu ve yoğun bir süreç geçirdik. Özellikle dış politikada ve milli meselelerimizde büyük katkılar verdik. Danışmanlarım Türkiye'nin dış politikalarında oldukça fazla mesai harcıyorlar. Bir taraftan temaslarım bir tarafatan da anayasa görevlerimizi dolu dolu yapmaya çalıştım. Tabiki bununla ilgili takdiri halk verecek.
Bir kaç sene önce de söylemiştim. Bu konuyla ilgili bir öngörülebilirlik çok önemli. Kendi görev süremle ilgili hiç bir sey söylemedim. 5 veya 7 hangisi doğruysa onu destekledim. Bu makamı siyasetin dışında tutmak için olağanüstü bir çaba gösterdim. Ben bu Çabayı gösterirken herkesin de bu dikkati göstermesini isterim. Bu kararla ilgili sonucun bir an evvel netleşmesini isterim. Çünkü bu konuyla ilgili yakışızıksız bir durum ortaya çıkmamalı. Bu görevi bana yakışır şekilde ve hakkıyla yapmak isterim. Tek düşüncem bu.
Cumhurbaşkanlığı görevine Siyaset yaparak geldim. Ben geldim bu yoldan geçtim yapacağımı yaptım.
Milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yaptınız. Hangi görevinizi daha çok severek yaptınız?
Hepsinin kendine has ayrı bir tadı vardı açıkçası. Dışişileri bakanlığı dönemi çok uzun sürdü. Unutamayacağımız bir dönem oldu. Ama Türkiye'nin kargaşadan çıktığı dönemin ilk başbakanıydım. Türkiye ekonomisinin adeta batık olduğu ve ekonominin temellerinin ilk atıldığı dönemde başbakanlık yaptım. Dolayısıyla onun heyecanı ayrıdır. Cumhurbaşkanı olarak da bütün milleti temsil etmenin verdiği onur ayrıydı.
Eskiden asker sivil ilişkilerinde çarpık yapılaşma vardı. Gölge hükümet bir tarafta gerçek hükümet bir taraftaydı. Bunların hepsini demokratik bir ülkede olması gereken bir çerçeveye oturttuk. Yeri geldiğinde asker sivil istişareleri yapılan platformlar vardır. En doğrusu bugün gelinen noktada olduğu gibi askerin kendi sorumluluk alanında yoğunlaşması, sivillerin de kendi alanlarına yoğunlaşmasıdır.
Anayasamızın bir bütünlüğü yok, Şu anda üzerinde çok değişikliik yapıldı. Bunun yeniden en sade ve diğer demokrasilere benzer bir hale getirilmesi gerekmektedir. TBMM aslında yeni bir anayasa yapma meşruiyetini taşıyor. Ben yeni bir anayasa konusunda büyük ve derin ihtilaflar olacağının kanaatinde değilim. Burda en önemli nokta bu yeni anayasanın kredisi kime gidecek. Böyle bir anlayış olursa her şeyin daha kolay olacağını düşünüyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu sürecinde olduğu gibi Susurluk sürecinde de daha geniş bir soruşturma başlatılamaz mı?
Yazıcıoğlu olayı ile ilgili Türkiye içinde düşen bir helikopterin uzun süre bulunamamasını hazmetmem mümkün değildi. Devlet denetleme kurulunun yapabileceği şeyler sınırlıdır. Bu kurul ancak belli dönemlerde olmuş önemli şeylerin üzerine gidebilir. Bir daha bu tip olayların olmaması için bu olayların üzerine gitmemiz gerekli.
Susurlukla ilgili süreç devam ediyor. Hakimler ve savcılar bununla ilgili kararı verecektir
Şike konusunda düşünceleriniz nelerdir?
Ben doğrusu onu inceledikten sonra gerekçelerimi ifade ettim. Bu konuyla ilgili başka düşüncelerimiz de vardı. En çok üzerinde durduğumuz caydırıcılığı olmasıydı. Esas kaygımız bu işin kötü noktalara gitmesi yönündeydi.
Kürt sorunu ile ilgili olumlu gelişmeler terör örgütünü zorladı. Ben daha önce, Devlet kendi sorununu kendi vatandaşıyla çözüyor. Devlet herkese fazlasıyla gerekenleri veriyor demiştim. Ama örgüt bunu anlamaz ve bize, benim bileğim, benim silahım daha güçlü derse devlet ona gücünü gösterir. Bizde bu durumu gösterdik. Daha çok terörle hak almaya çalışırsanız devlette kimin daha güçlü olduğunu gösterir. Güvenlik güçlerimiz arasındaki koordinasyon artık çok daha sağlıklı bir biçimde yürüyor. Şüphesiz ki daha öncede aynı imkanlar vardı ama yönetim şeklinden kaynaklanan noksanlıklar vardı. Polisle asker arasında bir koordinasyon sorunu vardı. Bu geçen süre içerisinde gerek jandarma gerek poliste çok uzman ekipler oluşmaya başladı.
2001'den bu yana Türkiye'nin takip ettiği ekonomi politikası doğrudur. Türkiye ekonomisi ciddi bir çıkmazdaydı. Gayrısafı milli hasılanın 4'te birini kaybetmiştik. Özellikle son 8 yılda Türkiye ekonomisi hem içerden hem dışardan gelecek olumsuz durumlara karşı hazırdır. Türkiye makro dengeleri kontrol altına aldı ve herkesi kıskandıracak bir büyüme yarattık. Bu noktada önemli olan önümüzdeki yıllarda ne yapacağımızdır. Avrupadaki kriz mutlaka bizi de etkileyecektir. Şimdi önümüzde bir tane büyük sorun var. Cari açık sorununu turizm gelirleriyle kapatamıyoruz. Bunun çözümü için de, nasıl enflasyondan kurtulabildiysek o şekilde kurtulmayı düşüneceğiz. Dolayısıla biraz daha dikkatli olmalıyız.
Fransa'da oylanan Ermeni Soykırımı sorunu sizin için beklenmedik bir şey miydi?
Bu konu Fransa'da daha önce de gündeme gelmişti. Şimdi tekrar konuşuldu ve kabul edildi. Bu konu iki ülkenin çıkarları ile ilgili bir sorun değil. Fransa bu durumu kötü bir döneme girdiği için bir iç politika malzemesi olarak kullandı. Şu duruma bakın ki Fransa gibi özgürlüklerin tanındığı bir ülkede böyle birşey cezaya tabi tutuluyor. Fransa'da Fransız aydınlar feryat etmeli ve bu yanlışlık senatoya gitmeden bitmeli. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy affedilmez bir hata yapmıştır.
Ermenistan'la görüşmelerimize başladığımızda Azerbaycan'dan ve diğer ülke yöneticilerinden olumlu görüşler aldık. Bu sorunları konuşmak için herşey müsaitti. Fakat şimdi gelmiş olduğumuz nokta hiç iyi olmamıştır. Ermenistan'da sıkışıp kalmış bir durumda şu an. Biz bu konuda daha iyi adımlar atabilirdik fakat artık bu adımlar maalesef baltalandı. Kim ne derse desin Türkiye bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Ümit ediyorum ki yine her şey düzelir ve iyi bir yola gireriz.
Türkiye, kardeşi dostu gibi gördüğü arap halklarının mutlu olmasını ister. Bunlar olurken de maliyeti az olmalı ve neticede halkların mutluluğu ve güçlülüğü sağlanmalı. Türkiye bunu yapıyor açıkçası ve bu konuda gayet yapıcıyız. Bu konu Suriye ile ilişkilerimizin en büyük ana ekseni olmuştur. Suriye'da Esad'ın değişime öncülük etmesini istemiştik ama böyle olmadı. Bu patlama kaçınılmazdı.. Eğer yönetimlerin insiyatiflerinde reformlar olsaydı bu durum daha az maliyetli olurdu ama bazı yerlerde halk müdahale edince bu daha maliyetli oldu.
Suriye ile Türkiye'nin yakınlaşması Suriye'nin dönüşümünü sağlar diye düşünmüştük. O da ülkesini değiştirmek istediğini söylemişti. Bu bizi çok ümitlendirmişti ama bu gün gelinen nokta malesef böyle değil. Ama Suriye yönetimine sadece Esad olarak bakmamalıyız. Orada bir Baas yönetimi var. Sonunda Esad tamamen teslim olabilir.
Basın özgürlüğü konusuyla ilgili olarak şikayetlerin çoğaldığını görüyorum ama bu konuda çok kıskanç olmamız lazım. Geçmişle mukayese ettiğimiz zaman Türkiye'yi çok iyi bir konuma getirdik ve bunu gölgeletmememiz lazım. Türkiye ekonomik ve askeri alanda büyük bir güce sahip fakat demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğü ülkemize ayrı bir güç verir. Türkiye son yıllarda bu gücü elde etti. Eskiden bu gücü yoktu ve bu sayede çevrede itibarımız da arttı. Bu konularla ilgili olarak daha çok yapmamız gereken şeyler var.
Yeni anayasa sürecinde hangi alanlarda düzenleme gerekiyor.
Gördüğüm kadarıyla tutukluluk sürelerinin uzun olması gerçekten kamuoyu vicdanını zedelemeye başlıyor. Hiçkimse yargılanmasın demiyor, burada yargılama sürecini süratlendirmek gerekir. Bununla ilgili bir mevzuat olması gerekli. Her şeyin şeffaflaşması için bu davaların çözülmesi gerek
Ergenekonla ilgili arınma süreci nasıl gelişiyor sizce?
Yakın siyaset tarihimizi hep beraber yaşadık. Ne tip durumların olduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye'de her şey 4 4'lük'tü diyecek halimiz yok herhalde. Dolayısyla bir daha yanlışların yapılmaması için bir daha kurumları yanlış şeylere azmettirmemek için Türkiye'de her şeyin şeffaflaşması için bu davaların çözülmesi gerekiyor. Kimseye suçlu diyemem suçsuz da diyemem. Kimsenin hapishanede kalmasına razı olamam. Ama yanlış yapanların bu yanlışların hesabını vermeleri gerekiyor. Önemli olan bu sürecin süratli olarak bitmesi ve mahkeme kesin neticeleri ortaya çıkartana kadar kimseye suçlu dememek.
Görevleri ve yetkileri belli bir cumhurbaşkanlığı görevim var. Türkiye'de çok dolu ve yoğun bir süreç geçirdik. Özellikle dış politikada ve milli meselelerimizde büyük katkılar verdik. Danışmanlarım Türkiye'nin dış politikalarında oldukça fazla mesai harcıyorlar. Bir taraftan temaslarım bir tarafatan da anayasa görevlerimizi dolu dolu yapmaya çalıştım. Tabiki bununla ilgili takdiri halk verecek.
Bir kaç sene önce de söylemiştim. Bu konuyla ilgili bir öngörülebilirlik çok önemli. Kendi görev süremle ilgili hiç bir sey söylemedim. 5 veya 7 hangisi doğruysa onu destekledim. Bu makamı siyasetin dışında tutmak için olağanüstü bir çaba gösterdim. Ben bu Çabayı gösterirken herkesin de bu dikkati göstermesini isterim. Bu kararla ilgili sonucun bir an evvel netleşmesini isterim. Çünkü bu konuyla ilgili yakışızıksız bir durum ortaya çıkmamalı. Bu görevi bana yakışır şekilde ve hakkıyla yapmak isterim. Tek düşüncem bu.
Cumhurbaşkanlığı görevine Siyaset yaparak geldim. Ben geldim bu yoldan geçtim yapacağımı yaptım.
Milletvekilliği, bakanlık, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yaptınız. Hangi görevinizi daha çok severek yaptınız?
Hepsinin kendine has ayrı bir tadı vardı açıkçası. Dışişileri bakanlığı dönemi çok uzun sürdü. Unutamayacağımız bir dönem oldu. Ama Türkiye'nin kargaşadan çıktığı dönemin ilk başbakanıydım. Türkiye ekonomisinin adeta batık olduğu ve ekonominin temellerinin ilk atıldığı dönemde başbakanlık yaptım. Dolayısıyla onun heyecanı ayrıdır. Cumhurbaşkanı olarak da bütün milleti temsil etmenin verdiği onur ayrıydı.
Eskiden asker sivil ilişkilerinde çarpık yapılaşma vardı. Gölge hükümet bir tarafta gerçek hükümet bir taraftaydı. Bunların hepsini demokratik bir ülkede olması gereken bir çerçeveye oturttuk. Yeri geldiğinde asker sivil istişareleri yapılan platformlar vardır. En doğrusu bugün gelinen noktada olduğu gibi askerin kendi sorumluluk alanında yoğunlaşması, sivillerin de kendi alanlarına yoğunlaşmasıdır.
Anayasamızın bir bütünlüğü yok, Şu anda üzerinde çok değişikliik yapıldı. Bunun yeniden en sade ve diğer demokrasilere benzer bir hale getirilmesi gerekmektedir. TBMM aslında yeni bir anayasa yapma meşruiyetini taşıyor. Ben yeni bir anayasa konusunda büyük ve derin ihtilaflar olacağının kanaatinde değilim. Burda en önemli nokta bu yeni anayasanın kredisi kime gidecek. Böyle bir anlayış olursa her şeyin daha kolay olacağını düşünüyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu sürecinde olduğu gibi Susurluk sürecinde de daha geniş bir soruşturma başlatılamaz mı?
Yazıcıoğlu olayı ile ilgili Türkiye içinde düşen bir helikopterin uzun süre bulunamamasını hazmetmem mümkün değildi. Devlet denetleme kurulunun yapabileceği şeyler sınırlıdır. Bu kurul ancak belli dönemlerde olmuş önemli şeylerin üzerine gidebilir. Bir daha bu tip olayların olmaması için bu olayların üzerine gitmemiz gerekli.
Susurlukla ilgili süreç devam ediyor. Hakimler ve savcılar bununla ilgili kararı verecektir
Şike konusunda düşünceleriniz nelerdir?
Ben doğrusu onu inceledikten sonra gerekçelerimi ifade ettim. Bu konuyla ilgili başka düşüncelerimiz de vardı. En çok üzerinde durduğumuz caydırıcılığı olmasıydı. Esas kaygımız bu işin kötü noktalara gitmesi yönündeydi.
Kürt sorunu ile ilgili olumlu gelişmeler terör örgütünü zorladı. Ben daha önce, Devlet kendi sorununu kendi vatandaşıyla çözüyor. Devlet herkese fazlasıyla gerekenleri veriyor demiştim. Ama örgüt bunu anlamaz ve bize, benim bileğim, benim silahım daha güçlü derse devlet ona gücünü gösterir. Bizde bu durumu gösterdik. Daha çok terörle hak almaya çalışırsanız devlette kimin daha güçlü olduğunu gösterir. Güvenlik güçlerimiz arasındaki koordinasyon artık çok daha sağlıklı bir biçimde yürüyor. Şüphesiz ki daha öncede aynı imkanlar vardı ama yönetim şeklinden kaynaklanan noksanlıklar vardı. Polisle asker arasında bir koordinasyon sorunu vardı. Bu geçen süre içerisinde gerek jandarma gerek poliste çok uzman ekipler oluşmaya başladı.
2001'den bu yana Türkiye'nin takip ettiği ekonomi politikası doğrudur. Türkiye ekonomisi ciddi bir çıkmazdaydı. Gayrısafı milli hasılanın 4'te birini kaybetmiştik. Özellikle son 8 yılda Türkiye ekonomisi hem içerden hem dışardan gelecek olumsuz durumlara karşı hazırdır. Türkiye makro dengeleri kontrol altına aldı ve herkesi kıskandıracak bir büyüme yarattık. Bu noktada önemli olan önümüzdeki yıllarda ne yapacağımızdır. Avrupadaki kriz mutlaka bizi de etkileyecektir. Şimdi önümüzde bir tane büyük sorun var. Cari açık sorununu turizm gelirleriyle kapatamıyoruz. Bunun çözümü için de, nasıl enflasyondan kurtulabildiysek o şekilde kurtulmayı düşüneceğiz. Dolayısıla biraz daha dikkatli olmalıyız.