Zayıflama iğnesi kullananlar dikkat: Bu hastalığı olanlar sakın kullanmasın! Uzman isimden 5 hayati uyarı
Sosyal medya etkisi ve arkadaş tavsiyesiyle kullanımı artan GLP-1 grubu 'zayıflama iğneleri' ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, bu tedavilerin vitamin veya takviye olmadığını belirterek hayati önem taşıyan 5 altın kuralı sıraladı.
Kamuoyunda 'zayıflama iğnesi' olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin (Fotoğraflar Takvim Foto Arşivi’nden alınmıştır.)
Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi ve özellikle sosyal medyadan etkilenerek ya da arkadaş tavsiyesiyle kullanılması ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati riske neden olabiliyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, zayıflama iğnesinde 5 hayati kuralı anlatıyor, önemli uyarılar ve önerilerde bulunuyor:

1.Uzman kontrolü şart!
Bu ilaçlar bir takviye ürünü ya da vitamin mineral desteği değil; insülin direnci, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, diyabet gibi pek çok metabolik bozukluk ve hastalığın altında yatan hormonal bozuklukları düzelten bir tıbbi tedavi ajanıdır.
Nasıl ki antibiyotiği, kemoterapiyi ya da apandisit cerrahisini profesyonel ellere emanet ediyoruz, bu tedaviyi de mutlaka uzman kontrolünde kullanmak elzemdir. İnternetten edinilen bilgiler doğrultusunda tedaviye başlamak, doz değiştirmek veya ilacı kontrolsüz şekilde temin etmek sağlık açısından ciddi risk oluşturur.

2. Bu hastalıklarınız varsa kullanmayın!
Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar, medüller tiroit kanseri açısından risk taşıyanlar ve ileri düzey mide bağırsak sistemi hastalığı olan kişilerde bu ilaçların kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Ayrıca kontrol altında olmayan kalp-damar hastalıkları, çok yüksek trigliserid düzeyleri, kronik alkol kullanımı ve ailede pankreas veya safra hastalığı öyküsü bulunan kişiler de mutlaka ayrıntılı değerlendirilmelidir. Tedavi kararı yalnızca kiloya göre değil, kişinin tüm sağlık geçmişi dikkate alınarak verilmelidir.

3. Dozu kendiniz değiştirmeyin!
"Biraz daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm" düşüncesi en tehlikeli hatalardan biridir. Bu ilaçlarda doz artışı belirli bir plan doğrultusunda ve yalnızca hekim kontrolünde yapılmalıdır.

4. Bu belirtilerde hemen doktora danışın!
Tedavi sırasında gelişen her yakınma 'normal yan etki' olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler pankreas ya da safra yollarıyla ilgili ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında ilacı kendi kendine kullanmaya devam etmek yerine zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

5. Tedavi öncesi bu tetkikleri mutlaka yaptırın!
Obezite tedavisinde doğru ilaç kadar doğru değerlendirme de hayati önem taşır. Tedavi öncesinde açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir.
Gerektiğinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonografiyle incelenmesi, gizli kalmış sağlık sorunlarının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Yapılmayan her tetkik, gözden kaçabilecek bir riski de beraberinde getirir.