Ramazan’da kilo vermenin 5 altın kuralı: 8-12 saat metoduyla yağ yakma moduna geçin
Ramazan ayında değişen metabolizma ve sıvı dengesine rağmen spor yapmak mümkün. Prof. Dr. Osman Erk’e göre doğru zamanda ve uygun tempoda yapılan egzersiz özellikle açken uygulandığında kilo kontrolüne daha fazla katkı sağlayabiliyor. Uzman isim bilinçli planlanan antrenmanların Ramazan sürecini hem daha sağlıklı hem de daha verimli geçirmeye yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor.
Hızlı Özet Göster
- İstanbul Tıp Fakültesi Acil Dahiliye Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Erk, Ramazan ayında doğru planlandığında spor yapmanın vücut için faydalı olduğunu belirtiyor.
- 8-12 saatlik açlık döneminden sonra vücut yağ yakma moduna geçtiği için oruçlu iken egzersiz yapmanın kilo kaybı açısından faydalı olduğu anlaşılıyor.
- İftardan 1-2 saat sonra yapılacak 8-10 bin adımlık hafif tempolu yürüyüş, yenilen besinlerin sindirilmesini hızlandırıyor ve kilo kontrolü sağlıyor.
- Rafine şeker, beyaz undan yapılan ürünler, şerbetli tatlılar ve kolalı içeceklerden uzak durmak sağlıklı bir yaşamın ilk adımı olarak gösteriliyor.
- Proteinden zengin beslenme ve kas egzersizleri kas dokusunu koruyor.
On bir ayın sultanı Ramazan şifası ile geldi. Peki Ramazan'da spor yapılır mı? Takvim Gazetesi "Sağlıklı Hayatın Şifresi" yazı dizisinde, İstanbul Tıp Fakültesi Acil Dahiliye Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Erk, Ramazan ayında spor yapmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Hatta doğru planlandığında vücut için oldukça faydalı olduğunu söylüyor.
Ramazan’da doğru planlanan egzersiz, açlık sürecini avantaja çevirerek yağ yakımını destekler. (Haberde yer alan fotoğraflar Takvim.com.tr grafik servisine aittir)
YAĞ YAKIYOR: 8-12 saatlik bir açlık döneminden sonra vücut şeker yakma yerine yağ yakma moduna geçer. Vücuttaki yağ dokusu enerji olarak kullanılmaya başlanır. Oruçlu iken egzersiz yapmanın kilo kaybı açısından daha faydalı olduğu anlaşılmaktadır. 2008'de Tunuslu futbolcular üzerinde Ramazan'da yapılan bir çalışmada orucun futbolcuların performansı üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmadığı anlaşılmıştır. Kendini zinde ve hazır hisseden kişilerin oruç esnasında bir süre tempolu yürüyüş yapmaları ve iftar sonrası bunu tekrar etmeleri sağlık açısından olumlu etkilere katkıda bulunabilir.
8-10 bin adımlık bir yürüyüş, hem metabolizmayı canlandırır hem de formda kalmaya yardımcı olur.
İFTAR SONRASI YÜRÜYÜŞ: İftarda tıka basa yemek yemek, sigara içmek ve iftar sonrası uyumak son derece sakıncalıdır. Uyku ile birlikte midede sindirim aksar, reflü ortaya çıkar, yemek borusunda istenmeyen hasarlar ortaya çıkar. Uyku yerine yemekten 1-2 saat sonra hafif tempolu bir yürüyüş sağlık açısından son derece yararlıdır. 8-10 bin adımdan oluşan bir yürüyüş, yenilen besinlerin sindirilmesini hızlandırır, kilo kontrolü sağlar, vücudu aktif hale getirir. Oruç süresi boyunca uzun süre açlık nedeniyle kan şekeri giderek düşme eğilimi içindedir. Kendini iyi hissedenlerin de iftar öncesi hafif bir tempo ile yapabildikleri kadar yürüyüş yapmaları da kilo kontrolü ve sağlık için maksimum etki sağlar.
Dengeli ve protein ağırlıklı beslenme, Ramazan boyunca kas dokusunun korunmasına destek olur.
KAS: Vücut şeker depolarını tükettikten sonra açlığın 8-12 saatinde yağ yakma moduna girer. Kısa süreli açlık dönemlerinde yağ dokusu dururken, kas dokusunun yakılması beklenemez. Proteinden zengin beslenme ve kas egzersizleri kas dokusunu korur.
İftarda yavaş yemek ve iyi çiğnemek, tokluk hissinin doğru zamanda oluşmasını sağlar.
KİLO: Yapılan çalışmalar bir aylık bir süre de olsa dengeli ve yeterli bitkisel besinlerin hakim olduğu bir beslenme düzeni, spor ve kalori kontrolü ile yaşlılık ve kanser genlerinin inaktif hale gelerek kapandığını; gençlik, sağlık ve onarım genlerinin aktif olarak açıldığını göstermiştir. Rafine karbonhidrat ve rafine bitkisel yağlardan oluşan yemekler, tıka basa karın doyurmak, şerbetli tatlılar, tam yağlı beyaz peynir, meyve suları, kolalı içecekler kilo vermenin en büyük engelleridir. İftar ve sahur mutlaka yavaş yavaş yapılmalıdır. Besinler iyi çiğnenmeli, tokluk merkezinin harekete geçmesi için zaman tanınmalıdır.
Rafine şekerden uzak durmak, Ramazan’da kilo kontrolünün en önemli adımlarından biridir.
RAFİNE ŞEKERDEN UZAK DUR: Sofra şekeri (çay şekeri), fruktozlu mısır şurubu, süt şekeri, bal, pekmez, marmelat, sütlü çikolata, meyve suları ve meyve konsantreleri rafine şeker olarak adlandırılan gıdaların başlıcalarıdır. Rafine şeker ayrıca marketlerdeki pek çok fabrikasyon ürünü ambalajlı gıdada değişik isimlerle ve değişik oranlarda yer almaktadır.
Beyaz unlu ve şerbetli tatlılardan kaçınmak, sağlıklı bir Ramazan için kritik önem taşır.
Beyaz undan imal edilen pastane ürünleri de rafine şeker gibi değerlendirilmelidir. Simit, poğaça, kek, pasta, pizza, hamburger, lavaş, pide, bisküvi bunlardan başlıcalarıdır. Bu tür ürünlerden uzak durmak sağlıklı bir yaşamın ilk adımıdır. Ramazanda bu tür gıdaları tüketmemek kilo vermeyi ve sağlıklı olmayı sağlar.