BAŞÖRTÜLÜ KADINLARIN NAMUSUNA DİL UZATAN ALTAYLI'YA YAZDIĞI YAZI, UNUTULMAYACAK BİR "MÜTEKABİLİYET" YAZISIYDI
Hem bir resmî ziyareti takip ederken hem de Medine'de, Ravza-ı Mutahhara'da namaz kılmasından kısa süre sonra vefat etmesi Hasan Karakaya'nın hayatının özeti gibi aslında. Çünkü bildiğim kadarıyla o, iyi bir mümin ve iyi bir gazeteciydi. 28 Şubat surecindeki mücadelesi herkesin malumudur.Ayrica Fatih Altayli'nin basortulu kadinlarin namusuna dil uzatan yazisina karsilik kaleme aldigi sovgu yazisi hafizalardan daha uzun yillar cikmayacak bir "mütekabiliyet" yazisidir.
Hasan Karakaya, yazilarindan farkli olarak çok nazik ve hassas bir insandi. Guleryuzlu ve hos sohbetti. Artik "Hasan abi" şakaları olmayacak, "efendim" diye baslayan uzun sorulari olmayacak, hepimizin uc kati yazdigi dolu kosesi olmayacak. O'nu gercekten ozleyecegiz. Mekânın cennet olsun Hasan Abi, nur içinde yat.
Hilal Kaplan/Sabah
DİK DURDU, MEYDAN OKUDU, EĞİLMEDİ!
Karakaya hep mutfakta oldu, ben daha çok yazarlık yaptım. O zor günlerde her gün gelen yüzlerce haberle boğuşurdu. Yaşadıklarına isyan ederdi. Özellikle dindarlara yönelik tehditler ve hakaretler karşısında dik durdu, meydan okudu, eğilmedi.. Öfkesi, duyduğu acıya denk bir isyandı aslında. İsyanını bastırıp çıdam olmayı seçmedi. Daha sakin olmaz mısın diye sorduğumda, bana bir şeyhin öfkeli bir adamı mürit edinmesini ve onu sakinleştirmek için ağzına bakla almasını öğütlediğini, ama bir gün yaşadığı olaylar karşısında müridine "çıkart artık şu ağzındaki baklayı" dediğini anlatırdı.
Aslında özel hayatında çok sakin biri idi.. Ama "uysal koyun" yerine konulmak da istemiyordu. "Ensemize vurup lokmamızı almayı düşünmemeli birileri" diyordu. Bu anlamda Karahasanoğlu, ailesi ile ve Akit okuru ile birbirlerine benziyorlardı. Onun için yıllar süren uyumlu bir beraberlikleri oldu.
Hatırlamaya çalışıyorum da, aramızda yaşanan hiçbir kişisel sorun gelmiyor aklıma.
ABDURRAHMAN DİLİPAK/YENİ AKİT
TÜRK BASININDA UNUTULMAZ BİR YERİ VARDI
Bugünden geriye bakarak söylenebilecek tek şey cenabı hak hasan Karakaya'ya gani gani rahmet eylesin o bir çevre içerisinde bir taraf içerinse üzerinde düşen vazifeyi fazlasıyla yapan yapmaya çalışan yerine getiren bir insandı Türk basınında kendisine has yeri olan müstesna bir kalemdi. Yeri kolay doldurulamayacak bir isim olduğunu biliyorum beraber çalıştığımız yıllarda ve daha sonraki takip eden yıllar içerisinde sezgileri ve kalemi son derece kuvvetli bir gazeteciydi neyin haber olduğu neyin olmadığı konusunda iyi bilir ve özellikle de sayfa yapmak adına haber yerleştirmede hakikatten çok başarılı bir isimdi. Mesleki yönü de son derece girişken bir kardeşimizdi. Cenab-ı hak gani gani rahmet eylesin. Cenabı hak inşallah onu cennetiyle ve cemaliyle müşerref kılsın diyorum.
Ekrem Kızıltaş-Takvim
CUMHURBAŞKANI'NIN NE KADAR ÜZÜLDÜĞÜNÜ TAHMİN EDEBİLİYORUM
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyorum. Hemen her gezisinde Akit'i temsilen bulunan bir isimdi Hasan Karakaya. O gezilerin olmazsa olmaz ismiydi. Cumhurbaşkanı için gazeteciden çok "Dost" niteliğinde olduğunu düşünüyorum.
Biliyorum, o geziler, Hasan Karakaya'nın yazılarından başka bir yönünü göstermişti refakat eden gazeteci arkadaşlarına.
Yazılar kılıç gibiydi, dizginlenmez bir kalemdi Hasan Karakaya'nınki. Ama deyim yerindeyse sivil ortamda Hasan Karakaya sohbetiune doyum olmaz, gözleri yaşarıveren, yufka yürekli, dost canlısı bir insandı. Fikri planda onunla asla buluşmayacak kişilerin bile "Hasan Abisiz seyahatler çekilmez" dediklerini kulaklarımla duymuşumdur.
Hasan Karakaya'nın, tıpkı yıllardır genel yayın yönetmenliğini yaptığı Akit (Yeni Akit, Vakit gibi) gibi, medya dünyamızda bir "Fenomen" olduğunu, deyim yerindeyse "Nev'i şahsına münhasır bir sima" olduğunu belirtmeye lüzum var mı bilmiyorum.
Ahmet Taşgetiren/Star
SAMİMİYETİNİ KORUDU, HİÇ BEYAZLAŞMAYA ÇALIŞMADI
Cumhurbaşkanı'nın resmi ziyaretlerini izleme imkanı bulmuş bütün basın mensuplarının teslim edeceği gibi Hasan Karakaya, kişilik olarak ortamı bir anda neşeye boğabilen, espritüel, -bence en mühim özelliklerden biri olarak- hiç kimseyi kırdığı ya da üzdüğü görülmemiş, cana yakın biriydi. Mesleki olarak ise, hiç şüphe yok ki güçlü bir kalemdi. Göçüp gitmiş, artık bu dünyayla işi kalmamış mevta için; hem paralellerin, hem de birkısım –güya- solcuların nefret dolu, insaf ve merhametten nasipsiz yorumlarını okuyunca insan, Karakaya'nın kaleminin ne kadar etkili olduğunu daha iyi anlaşılıyor. O, hiç şüphe yok ki, muhafazakar medyanın en önemli temsilcilerinden biriydi. Ama ondan da öte bir semboldü. Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminin en başından bu yana, Hasan Karakaya'yı bütün resmi gezilerine davet etmesini, Erdoğan'la Karakaya'nın çok eskilere dayanan hukukuna, dostluğuna bağlayanlar olabilir; ama bana kalırsa Erdoğan'ın ziyaretlerinde Karakaya'yı yanından hiç ayırmaması, çok güçlü bir mesaj da ihtiva ediyordu. Zira, Karakaya eski Türkiye'nin kara derilisi olan, bir Başbakan ya da Cumhurbaşkanı uçağında bulunmaktan örtük biçimde daima men edilmiş olan –başörtülü gazeteciler de bu gruba dahildir- muhafazakar gazetecilerin önde gelenlerindendi. O üstelik, parayı bulan ya da itibar gören çoğu muhafazakarın yaptığının aksine beyazlaşmaya da çalışmadı.
Özlem Albayrak/Yeni Şafak