Emel Sayın’ın hayatından film gibi bir kesit: Rekabet için kaçırıldı!
Türk müziğinin yaşayan efsanesi, Yeşilçam'ın mavi boncuğu... Sahnedeki ve beyazperdedeki performanslarıyla gönüllere taht kuran, dillere destan güzelliğiyle de kendine hayran bırakan milyonların sevgilisi: Emel Sayın! Mavi gözleri, kibarca havaya kaldırdığı serçe parmağı, kadife sesi, zarafeti ve daha nicesiyle hafızalara kazındı. Emel Sayın denilince ilk akla gelenlerden biri de şüphesiz Mavi Boncuk filmindeki kaçırılma sahnesi. Peki ilk kez 17 yaşında sahneye çıkan Emel Sayın'ın gerçek hayatında da rekabet için kaçırıldığını biliyor muydunuz? İşte Emel Sayın'ın filmleri aratmayan hayat hikayesi...

20 Kasım 1940'ta, babasının memuriyeti dolayısıyla bulundukları Sivas'ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelen Emel Sayın, henüz 13 yaşındayken müzikle tanıştı. İlk nota bilgilerini Arif Sami Toker'den aldı. Bu erken başlangıç, onu Münir Nurettin Selçuk gibi isimlerle buluşturdu. Eğitim hayatına İstanbul Öğretmen Okulu'nda başlayan Sayın, ardından İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda eğitim gördü. Daha sonra Fransa'ya giden Sayın, burada Münir Nurettin Selçuk'a da ders vermiş olan Alis Rosenthal'dan şan eğitimi aldı.

SES KRALİÇESİ: EMEL SAYIN!
Yine aynı dönem arkadaşları Mine Mater, Erkin Koray ile birlikte Muhittin Sadak'tan da solfej dersleri alan Sayın, bu arada Hürriyet Haber Ajansı'nın açtığı yarışmada Münir Nurettin Selçuk'a ait klasik bir eser okuyarak 'Ses Kraliçesi' seçildi.

"İÇİMDE BÜYÜK BİR KORKU HİSSETTİM"
Henüz 17 yaşındayken Ankara Gençlik Parkı'nda Necdet Yazar'ın gazinosunda ilk defa sahneye çıkan Emel Sayın, yıllar sonra verdiği bir röportajda ilk sahne deneyimini şöyle anlattı: "İlk sahneye Ankara'da çıktım. Üzerimde tüylü bir elbise vardı. İçimde büyük bir korku hissettim. Sahneye ilk defa çıkıyorum, yüzlerce insan önünde şarkı söyleyeceğim. Böyle de bir alışkanlığım yok. Çok korkuyordum ne yapacağım diye. Annem hep yanımdaydı, sürekli elini tutuyordum. Heyecandan sahneye çıkamadım, annem arkamdan itti. O itince ben de koşar adımlarla sahneye çıktım"

ANKARA'DAN İSTANBUL'A TRENSFER OLDU
1963 yılında Ankara Radyosu'na sınavla solist olarak giren ve yaklaşık 7 yıl hizmet veren Sayın, Egemen Bostancı'nın teklifiyle İstanbul müzik piyasasına transfer oldu ve Lalezâr Gazinosu'nda assolist olarak sahne almaya başladı. Bu arada İstanbul Radyosu'na geçti ve İstanbul'a yerleşti. İstanbul'a gidişiyle ilk stüdyo albüm çalışması Sus Sus Sus'u çıkardı.
1

972 yılında çıkardığı Son On Yılın En Sevilen On Şarkısı albümü tam 100 bin satarak rekor kırarken albümde yer alan birçok eser, dönemin filmlerinde de müzik olarak kullanıldı.

Şöhreti giderek artan Emel Sayın, yeteneğini yalnızca sahnelerle sınırlamadı. Albümlerinin yanı sıra sinema filmlerinde de rol aldı.

Sayın, 1974 yapımı Mavi Boncuk filmiyle, Türk Sineması'nın Mavi Boncuğu unvanını kazandı. Öte yandan Emel Sayın'ın filmde Tarık Akan'la başlayan aşkları gerçek hayatta da 4 yıl süren bir beraberliğe dönüştü.

Kariyeri boyunca unutulmaz eserlere imza atan Emel Sayın'ın özel hayatı da en az kariyeri kadar merak edildi.

3 DAMAT 4 NİKAH!
İlk evliliğini 1966'da İsmet Kasapoğlu ile yaptı, 1975'te boşandı. Ardından bir barışma ve tekrar evlilik, 1979'da ise ikinci kez boşanma geldi. 1979'da Selçuk Aslan'la evlenip 1981'de yollarını ayırdı. Son evliliğini ise 1986'da David Younnes'le yaptı, bu birliktelik de 1999'da sona erdi.

FİLMLERİ ARATMAYAN KAÇIRILMA HİKAYESİ!
Emel Sayın'ın ilk eşiyle yaşadığı kaçırılma olayı ise hayat hikayesinin en dikkat çeken detaylarından biri oldu. Rekabet için kaçırılan Sayın, bir röportajında o günleri şöyle anlattı:
"Bir seferinde programdan bir gün önce kaçırdılar beni. Çakıl Gazinosu'nda başlayacaktım. Gazinonun sahibi Behzat Bey çok efendi birisiydi. Daha önce orada hiç çalışmamıştım.

Evde ilk eşim İsmet Bey'le birlikte dinleniyorduk. Kapı çaldı eşim baktı ve içeriye gelip bana 'Hadi gidiyoruz' dedi. Ertesi gece programa başlıyorum. Sayfa sayfa ilanlar çıkmış. 'Ben nasıl giderim' dedim. 'Hiçbir şey sorma gidiyoruz' dedi.

"ENTERESAN BİR DURUM VAR"
Pencereden dışarıya baktım sıra sıra arabalar duruyor. Eşim 'Enteresan bir durum var, sonra anlatırım soru sorma' dedi. Biz valizlerle evden çıktık ve bir arabaya bindik gidiyoruz. 'Nereye gidiyoruz' dedim eşim 'Nereye gittiğimizi bilmiyorum' dedi. Sonra da 'Yarın başlayamıyoruz gazinoya o yüzden oldu' dedi.

Rakip gazinonun sahibi, Çakıl'da başlamayayım diye bizi uçakla İzmir'e kaçırtmış oldu. Arkamızdaki arabada da zavallı Behzat vardı tek başına. Havaalanına kadar bizi takip etti. Ama yapabileceği hiçbir şey yoktu. Hatta uçakta bile rakip gazinonun adamları vardı. Bizi 3 gün kral dairesinde ağırladılar. Sonra İstanbul'a döndük ve o çalışma öylece kaldı"
