Kızları çenemle tavladım
Ünlü reklamcı Alinur Velidedeoğlu, klasik otomobil tutkusunu ilk kez Şamdan Exclusive'e anlattı.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Koleksiyonunu yaptığı, klasik otomobilleriyle pozlar da veren Velidedeoğlu, "Kızları tavlamak için arabaları değil çenemi kullandım"dedi
10 tane çok değerli klasik otomobili olan 'Güzel sanatlar Saatchi & Saatchi'nin sahibi Alinur Velidedoğlu, klasik otomobil tutkusunu ilk kez Şamdan Plus Exclusive ile paylaştı. Velidedeoğlu, "İleride arabalarımı, gerçekten iyi saklayabileceğine inandığım birine bağışlayabilirim" diyor.
Klasik otomobil tutkunu hatta koleksiyoneri olduğunuzu duyuyorduk ama bugüne kadar bu konu hakkında hiç konuşmadınız. Biraz anlatır mısınız, bu tutku nasıl başladı?
Ben, 1953 yılında Amerika'da doğdum. O zamanlar babam arabalara meraklıydı. Önce bir tane Passat almış ve onu da uzun süre kullanmıştı. Türkiye'ye dönerken de 1955 model Chevrolet Sedan almıştı. Ben o zamanlar beş yaşındaydım ve o arabayla Türkiye'ye döndük. O arabaların içinde büyümeye başladım yani. Sonra dedem 55 Chevrolet almıştı ama o arabalar o zamana göre normal otomobillerdi. Tabii sonradan klasik oldular. İlk 20-25 sene bunlar benim için eski arabalardı. 1980-1985 yılları arasında, Amerikan arabalarının 50'li modelleri çok değerlendi. 60'lı yıllarda fiyatları ucuzlatmak için yavaş yavaş metal kaplama plastikler çıkmaya başladı, ucuzlattılar arabaları, şimdiki gibi birbirine benzer hale getirdiler. O yıllarda her bir arabanın karakteristik özelliği vardı. Onun için ben 50'li yılların arabalarını topluyorum , başka araba toplamam.
İLK ARABAM RENAULT 12 İDİ
İlk arabanızı hatırlıyorsunuzdur herhalde, neydi?
İlk arabam Renault 12 idi. İlk kendi paramla aldığım, mavi renkli bu araba benim en kıymetli arabamdı. O zaman Renault 12 almak da zordu, sıraya girmeniz gerekiyordu. Otosan fabrikasının müdürü vardı tanıdığımız, onun vasıtasıyla -sanıyorum- Rize'den getirtmiştik arabayı. Sonra imkanım oldukça başka arabalar aldım.
Peki ya ilk klasik otomobiliniz?
1985 yılında Nail Keçeli'den ilk klasik arabamı aldım; '1960 Mercedes 300 D Limousine'. Yanılmıyorsam Celal Bayar'ın arabasıydı. Sonra sattım. 70'li yılların başıydı. O dönemlerde biraz daha dünya ile ilgilenmeye başladım ve tabii ki Elvis Presley'in hayatını okuyorduk gazetelerde. Altında pembe bir arabayla resimleri vardı. Öyle başladı otomobil hevesim.
ARABALARIMI BAĞIŞLAYABİLİRİM
Şu anda kaç tane klasik otomobiliniz var ve özellikleri neler?
10 tane var. Çoğu 1950 American Coupe veya Convertible'dır. Bir tane de 1967 Rolls Royce Corniche Coupe var.
Bu otomobilleri daha sonra ne yapmayı planlıyorsunuz, yani nereye kadar devam edecek bu koleksiyonerlik?
Benden sonra, tahmin ediyorum bağışlarım, belki de satarım belli olmaz. Benim böyle maddi şeylere bağlılığım yoktur. Gerçekten iyi saklayabileceğine inandığım birine rastlarsam ona bağışlayabilirim.
Kendinizi tam bir klasik otomobil koleksiyoneri olarak görüyor musunuz?
Hayır görmüyorum. Hayatının çok büyük bir kısmını bu iş için ayıran biri tam bir koleksiyoncudur. Ben öyle bir adam değilim. Bir tek şeye çok fazla konsantre olamam. 10 tane araba ile 100 tane araba arasında fark yok benim için. Sonra bir de insanın yaşı geçiyor, çoğunu kullanamıyorsun ve "Ne yapacağız bunları?" gibi bir durum çıkıyor ortaya. Benim hayatım arabaların arasında geçsin istemiyorum kısacası.
Ne sıklıkla kullanıyorsunuz bu klasik otomobillerinizi?
Çoğu convertible olduğu için ilkbahar ve yazın kullanıyorum. Sonra depoya koyuyorum. Kışın kesinlikle binmiyorum. Kışın kullanmak için de birkaç tane coupe araba var.
Klasik otomobillerinizle tatile çıkar mısınız, yani uzun yol yapar mısınız?
Çıktım ve hiç de zor olmadı. Bir yeşil Cadillac'ım vardı. 3-4 yıl Londra'da durdu. Tatil için gittiğimde hep onu kullanırdım.
Otomobillerin, hele klasik otomobillerin kadınları çok etkilediği söylenir.
Siz otomobillerinizle hiç kız tavladınız mı? Ben kızları tavlamak için hiç araba kullanmadım ki hayatımda. Hep çenemi kullandım böyle durumlarda. Arabayla tavladığınız bir insan ancak siz konuşmaya başlayana kadar yanınızda kalır. Bir laf vardır İngilizlerde "Bir kadın, bir davete kıyafetiyle kabul edilir, beyni ile uğurlanır" diye. Çok şık bir kıyafetle girersin, herkes etrafına toplanır sonra bir konuşmaya başlarsın 15 dakika sonra yanında kimse kalmaz.
BURASI AVRUPA DEĞİL
Duyduğuma göre eşe dosta, düğün, davet için otomobillerinizi verirmişsiniz, doğru mu? Bu kadar özel otomobilleri vermekten çekinmiyor musunuz?
İnsanın bir eşi, en fazla da üç-dört dostu olur, onlara da en değerli şeylerini bile verir. Sizce vermemeli mi?
Şimdiye kadar kaç tane klasik otomobil alıp sattınız?
22 civarında oldu sanırım.
Eşiniz de düşkün müdür otomobillere?
O da sever arabaları. Benim gibi detayları filan bilmez ama modacı olduğu için estetik bir şeyler bulduğunda arabalarda çok hoşuna gider. Onun bir pudra arabası vardı, çok severdi mesela onu.
Sizce Türkiye'de kadınlara hangi otomobiller yakışıyor?
Kadının, sağlam bir arabaya, erkekler tarafından sıkıştırılmayacak, dikkat çekmeyecek arabalara binmesi lazım. Mümkün olduğu kadar kaba, büyük, sağlam ciplere binmeliler. Karımda da cip var. Ben olsam kızıma 10 senelik bir Range Rover'ı veririm. Spor araba alacaksın da nerede gezeceksin? Burası Avrupa değil ki. Kızımın hayatı önemli benim için. İki defa binersin, zevk alırsın, üçüncüde başına neler gelir. Yollarda neler geliyor başımıza görüyoruz.
(Röportajın tamamı Şamdan Exclusive'de)
10 tane çok değerli klasik otomobili olan 'Güzel sanatlar Saatchi & Saatchi'nin sahibi Alinur Velidedoğlu, klasik otomobil tutkusunu ilk kez Şamdan Plus Exclusive ile paylaştı. Velidedeoğlu, "İleride arabalarımı, gerçekten iyi saklayabileceğine inandığım birine bağışlayabilirim" diyor.
Klasik otomobil tutkunu hatta koleksiyoneri olduğunuzu duyuyorduk ama bugüne kadar bu konu hakkında hiç konuşmadınız. Biraz anlatır mısınız, bu tutku nasıl başladı?
Ben, 1953 yılında Amerika'da doğdum. O zamanlar babam arabalara meraklıydı. Önce bir tane Passat almış ve onu da uzun süre kullanmıştı. Türkiye'ye dönerken de 1955 model Chevrolet Sedan almıştı. Ben o zamanlar beş yaşındaydım ve o arabayla Türkiye'ye döndük. O arabaların içinde büyümeye başladım yani. Sonra dedem 55 Chevrolet almıştı ama o arabalar o zamana göre normal otomobillerdi. Tabii sonradan klasik oldular. İlk 20-25 sene bunlar benim için eski arabalardı. 1980-1985 yılları arasında, Amerikan arabalarının 50'li modelleri çok değerlendi. 60'lı yıllarda fiyatları ucuzlatmak için yavaş yavaş metal kaplama plastikler çıkmaya başladı, ucuzlattılar arabaları, şimdiki gibi birbirine benzer hale getirdiler. O yıllarda her bir arabanın karakteristik özelliği vardı. Onun için ben 50'li yılların arabalarını topluyorum , başka araba toplamam.
İLK ARABAM RENAULT 12 İDİ
İlk arabanızı hatırlıyorsunuzdur herhalde, neydi?
İlk arabam Renault 12 idi. İlk kendi paramla aldığım, mavi renkli bu araba benim en kıymetli arabamdı. O zaman Renault 12 almak da zordu, sıraya girmeniz gerekiyordu. Otosan fabrikasının müdürü vardı tanıdığımız, onun vasıtasıyla -sanıyorum- Rize'den getirtmiştik arabayı. Sonra imkanım oldukça başka arabalar aldım.
Peki ya ilk klasik otomobiliniz?
1985 yılında Nail Keçeli'den ilk klasik arabamı aldım; '1960 Mercedes 300 D Limousine'. Yanılmıyorsam Celal Bayar'ın arabasıydı. Sonra sattım. 70'li yılların başıydı. O dönemlerde biraz daha dünya ile ilgilenmeye başladım ve tabii ki Elvis Presley'in hayatını okuyorduk gazetelerde. Altında pembe bir arabayla resimleri vardı. Öyle başladı otomobil hevesim.
ARABALARIMI BAĞIŞLAYABİLİRİM
Şu anda kaç tane klasik otomobiliniz var ve özellikleri neler?
10 tane var. Çoğu 1950 American Coupe veya Convertible'dır. Bir tane de 1967 Rolls Royce Corniche Coupe var.
Bu otomobilleri daha sonra ne yapmayı planlıyorsunuz, yani nereye kadar devam edecek bu koleksiyonerlik?
Benden sonra, tahmin ediyorum bağışlarım, belki de satarım belli olmaz. Benim böyle maddi şeylere bağlılığım yoktur. Gerçekten iyi saklayabileceğine inandığım birine rastlarsam ona bağışlayabilirim.
Kendinizi tam bir klasik otomobil koleksiyoneri olarak görüyor musunuz?
Hayır görmüyorum. Hayatının çok büyük bir kısmını bu iş için ayıran biri tam bir koleksiyoncudur. Ben öyle bir adam değilim. Bir tek şeye çok fazla konsantre olamam. 10 tane araba ile 100 tane araba arasında fark yok benim için. Sonra bir de insanın yaşı geçiyor, çoğunu kullanamıyorsun ve "Ne yapacağız bunları?" gibi bir durum çıkıyor ortaya. Benim hayatım arabaların arasında geçsin istemiyorum kısacası.
Ne sıklıkla kullanıyorsunuz bu klasik otomobillerinizi?
Çoğu convertible olduğu için ilkbahar ve yazın kullanıyorum. Sonra depoya koyuyorum. Kışın kesinlikle binmiyorum. Kışın kullanmak için de birkaç tane coupe araba var.
Klasik otomobillerinizle tatile çıkar mısınız, yani uzun yol yapar mısınız?
Çıktım ve hiç de zor olmadı. Bir yeşil Cadillac'ım vardı. 3-4 yıl Londra'da durdu. Tatil için gittiğimde hep onu kullanırdım.
Otomobillerin, hele klasik otomobillerin kadınları çok etkilediği söylenir.
Siz otomobillerinizle hiç kız tavladınız mı? Ben kızları tavlamak için hiç araba kullanmadım ki hayatımda. Hep çenemi kullandım böyle durumlarda. Arabayla tavladığınız bir insan ancak siz konuşmaya başlayana kadar yanınızda kalır. Bir laf vardır İngilizlerde "Bir kadın, bir davete kıyafetiyle kabul edilir, beyni ile uğurlanır" diye. Çok şık bir kıyafetle girersin, herkes etrafına toplanır sonra bir konuşmaya başlarsın 15 dakika sonra yanında kimse kalmaz.
BURASI AVRUPA DEĞİL
Duyduğuma göre eşe dosta, düğün, davet için otomobillerinizi verirmişsiniz, doğru mu? Bu kadar özel otomobilleri vermekten çekinmiyor musunuz?
İnsanın bir eşi, en fazla da üç-dört dostu olur, onlara da en değerli şeylerini bile verir. Sizce vermemeli mi?
Şimdiye kadar kaç tane klasik otomobil alıp sattınız?
22 civarında oldu sanırım.
Eşiniz de düşkün müdür otomobillere?
O da sever arabaları. Benim gibi detayları filan bilmez ama modacı olduğu için estetik bir şeyler bulduğunda arabalarda çok hoşuna gider. Onun bir pudra arabası vardı, çok severdi mesela onu.
Sizce Türkiye'de kadınlara hangi otomobiller yakışıyor?
Kadının, sağlam bir arabaya, erkekler tarafından sıkıştırılmayacak, dikkat çekmeyecek arabalara binmesi lazım. Mümkün olduğu kadar kaba, büyük, sağlam ciplere binmeliler. Karımda da cip var. Ben olsam kızıma 10 senelik bir Range Rover'ı veririm. Spor araba alacaksın da nerede gezeceksin? Burası Avrupa değil ki. Kızımın hayatı önemli benim için. İki defa binersin, zevk alırsın, üçüncüde başına neler gelir. Yollarda neler geliyor başımıza görüyoruz.
(Röportajın tamamı Şamdan Exclusive'de)