Canat Ölene Kadar Dava Bayrağını Taşıdı
Tiyatro ve sinema sanatçısı Hasan Nail Canat, Bâbıâli Sohbetleri kapsamında yâd edildi. Ailesi, yakın dostları ve meslektaşlarının her yönüyle anlattığı Canat’ın tiyatroda bıraktığı silinmez izlerin konuşulduğu benzersiz bir program oldu.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından her hafta Perşembe günleri Timaş Kitapkahve'de düzenlenen Bâbıâli Sohbetleri'nde sık sık sanat dünyamızda iz bırakmış müstesna şahsiyetler anılıyor. Vefatının 10. yılı münasebetiyle tiyatro üstadı ve büyük oyuncu Hasan Nail Canat, yakınları, dostları, sanatkârlar ve sanatseverlerden oluşan kalabalık bir konuşmacı ve dinleyici topluluğu eşliğinde yâd edildi. Takdimini ESKADER Kurucu Başkanı Mehmet Nuri Yardım'ın yaptığı, tiyatrocu ve yazar Üstün İnanç, İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanı Abdurrahman Şen, yönetmen Nazif Tunç, yönetmen Mesut Uçakan, senarist Mehmet Uyar, tiyatro yönetmeni İsmail Yeşilbağ, gazeteci televizyoncu Bünyamin Yılmaz, kızı Hâle Gülgül, damadı Birol Gülgül, tiyatro sanatçısı Hilali Mahmutoğlu, yönetmen Erol Mermer, tiyatro sanatçısı Fatih Koç'un konuşmacı olarak katıldığı ve üç saat süren programda unutulmaz saatler yaşandı. Hasan Nail Canat'ın sanatı kadar kişiliğine de vurgu yapılarak, gelecek nesillere de anlatılması gereken bir üstad olduğu vurgulandı. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, işlerinin yoğunluğundan dolayı katılamadığı için gönderdiği telgrafta, Hasan Nail Canat'ın toplumun değerleri ve halkın inançları ile örtüşen bir sanat anlayışına sahip olduğuna ve tiyatro alanındaki çalışmalarının yanı sıra ülke meseleleri karşısındaki duruşundan ötürü önemli bir dava adamı olduğuna dikkat çekerek rahmet dileklerini iletti.
ADI YAŞASIN
Açılış konuşmasını ve takdimi gerçekleştiren Mehmet Nuri Yardım, Hasan Nail Canat'ın vefatından bu yana her sene anılmaya ihtiyaç duyulan ender şahsiyetlerden olduğunu belirterek vefatının beşinci yılında adının bir kültür merkezine verilmesi talebinin yerine getirilmesinden mutluluk duyduğunu ifade etti. Canat adına bir tiyatro okulu ve müzesi ile adına düzenlenecek bir tiyatro yarışmasının Hasan Nail Canat adını ve davasını yaşatma adına en mühim etkinliklerden olacağını kaydeden Yardım, Canat'ın çocuk ve gençlik edebiyatına yaptığı katkılardan da söz ederek 100 Temel Eser arasına giren Bir Küçük Osmancık Vardı adlı romanını hatırlattı. Canat'ın nüktedan bir şahsiyet olduğunu söyleyen Yardım, hâtıralarını paylaştı.
İlk sözü alan Üstün İnanç, "Kendisine sorulduğunda 'İlk hocam, Üstün İnanç' demişti. Bu da bana yetmişti." diyerek sözlerine başladı ve Canat'la birlikte yaşadıkları birçok hâtırayı nakletti. Canat'ın benzersiz bir taklit yeteneği olduğunu ifade eden ve ilk profesyonel oyunculuğuna da tanıklık ettiğini anlatan İnanç, "Altından kalkamadığı bir rol yoktu." dedi.
YENİ HASAN NAİLLER YETİŞSİN DİYE…
İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanı Abdurrahman Şen, Hasan Nail Canat'ın tiyatroya önyargılı muhafazakâr bir camiaya ve maddi sıkıntılara rağmen tiyatrodan vazgeçmediğini, alacaklarının peşine düşmediğini ve yaşarken sanatı yeterince takdir görmediğini anlatarak, sinemadaki ayrıcalıklı oyunculuğunun da inancından ve yaşayışından ötürü görmezden gelindiğini ifade etti. Şen, Hasan Nail Canat ekseninde tiyatro meselelerini de dile getirdiği konuşmasında şunları söyledi:
"Hasan Nail, sol camiadan destek görmediği gibi, aynı camiayı ve aynı görüşü paylaştığı insanlardan da yeterince destek göremedi. Bir defasında bana Anadolu'daki turnelerde oynadığı oyunlara karşılık alacaklarını gösteren çek ve senetleri göstermişti. Bu borçluların tamamı, kendiyle aynı çizgideki insanlar ve kuruluşlardı. Bugün birçok önyargı kırıldı ve artık tiyatroya azımsanmayacak bir ilgi var. Bu da Hasan Nail'in çektiği sıkıntı ve çilelerinin boşuna olmadığını ispatlıyor. Hasan Nail adına bir okul açmak fikri çok güzel. Ancak, adına okul ve müze kuramadığımız Mehmet Âkif ve Necip Fazıl gibi isimler var. Bunların hepsini bir an önce gerçekleştirmemiz gerekiyor. İbrahim Hakkı Hâfız ve Mehmet Bilgin gibi tiyatro sanatçılarımızı hiç hatırlamaz olduk. Yeni nesil tiyatro yaparken Hasan Nail Canat'tan habersiz ve hep tekrar peşinde. Günümüz toplum dinamiklerine hizmet edecek oyunlar ortaya koymak düşüncesinden epey uzaklar. Bütün ilçe belediyelerimiz çeşitli tiyatro gruplarımıza destek veriyorlar ama bütçeler düşük tutulduğu için gelişim sağlamak kolay değil. Gösteri Sanatları Atölyesi'ni bu ihtiyaçlardan ötürü kurduk. Bugünün kafası karışık insanına yönelik, Osmanlı'nın son demleri ve Cumhuriyet dönemi romanlarını oyunlaştırmak istiyoruz. Dünya çapında bir tiyatro manifestosu ortaya koymak istiyoruz. Çünkü dünyanın aradığı tiyatronun kökleri bizde mevcut. Bu çalışmaların yeni Hasan Naillerin yetişmesini sağlamasını amaçlıyoruz."
BAYRAĞI HİÇ BIRAKMADI
Tiyatro yönetmeni İsmail Yeşilbağ, Hasan Nail Canat'ın Türk tiyatro tarihinin en kaliteli, en doğal ve en iyi oyuncularından biri olduğunu ifade ederek sözlerine başladı ve kendisiyle 25 yıl boyunca sohbet edebilmiş olmaktan ötürü kendini nasipli saydığını belirtti. "Hasan Nail, millî ve manevî değerleriyle öne çıkan en önemli oyuncudur." dedi. Tiyatrosu gelişmeyen toplumların sineması ve televizyonunun gelişemediğine dikkat çeken Yeşilbağ, sanatkâr yetiştirebilme potansiyelinin iz bırakabilme meselesi ile doğru orantılı olduğunu ifade ederek Canat'ın bu anlamda bayrağı hiç bırakmadığını vurguladı. "Davasını ve sanatını savunmakta hiçbir zaman yufka yürekli olmadı. Bayrağı elinden bırakmadı. Parasını almak konusunda ise tam anlamıyla yufka yürekliydi. Çok sıkıntılar çekti. Mustafa Miyasoğlu'nun önermesi ile 80 ihtilalinden sonra edebiyat alanında yazmaya başladı. Bu yazdıkları, genç ve çocuklarımızın muhayyilesine büyük bir katkıdır." diyen Yeşilbağ, aşağılık kompleksinden sıyrıldığımız vakit Canat ve onun çizgisindeki sanatkârları daha iyi anlayabileceğimizi belirtti. Canat'ın "Moskof Sehpası" adlı oyunun diğer oyunları kadar öne çıkmadığına değinen Yeşilbağ, "Moskof Sehpası, Türk tiyatro tarihinin en çok oynanmış oyunlarındandır. Ama birçok sanatçımız dahi bundan habersiz. Hasan Nail Canat, çok büyük rekorlara imza atmıştır." diyen Yeşilbağ, bu istatistiklerin ortaya konmasının önemine dikkat çekti.
OYUNCULUĞUN MÜSLÜMAN YÜZÜ
Yönetmen Nazif Tunç, Canat'ın oyunculuğuna yönelik bir konuşma yaparken birlikte yaptıkları çalışmalardan bahsetti. "Yücel Çakmaklı nasıl Türk sinemasında yönetmen olarak milliyetçi muhafazakâr bir mührün simgesiyse, Hasan Nail Canat da oyuncu olarak öyleydi. Sinemada salim ve Müslüman bir kimse canlandırılması gerekse benim ve birçok yönetmenin aklına gelen ilk isimdi. Sima olarak da mümin insanını simgeliyordu. Onunla filmlerimizi bereketlendiriyorduk." diyen Tunç, Deli Yürek dizisindeki Musa karakterinin, Sahibini Arayan Madalya ve Çizme filmindeki rollerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirterek evliya rollerinin de rahatlıkla üstesinden geldiğini ifade etti. Hasan Nail Canat'ın bir filmde oynamasının o filme dair İslâm'a uygun olduğunun düşünülmesine yeterli geldiğini anlatan Tunç, "Hasan Nail oyunculuğu ile bir mührün sahibidir. Çok izah gerekmeden karakter çizebilen bir yetenekti. Çobanın İbadeti adlı filminde oynadığı derviş rolü, son oynadığı film karakteridir. 20 yıllık sinema serüvenimizde oyunculuk yönünden bir bayraktardır." dedi.
Sonrasında söz alan Mehmet Uyar, senaryoda yazılmış bir karakteri yansıtabilen çok fazla bir oyuncu bulunmadığını kaydederek Hasan Nail Canat'ın, senaryonun hakkını veren nadir oyunculardan olduğunu ifade etti. Canat'ı filmlerdeki ortak çalışmalardan tanıdığını anlatan Uyar, "Setlerde uzun sohbetlerimiz oldurdu. Aynı dertleri yaşadığımızı görmek ve bunları paylaşmak çok güzeldi. Şu anda Hasan Nail gibi oyunculara çok ihtiyaç var. Kendi değerlerimizi anlatan bir film senaryosu yazdığımızda bunu en iyi hissedebilecek oyuncuyu arıyoruz. Canat yazarlık ve oyunculukta bir öncüdür." dedi.
HASAN NAİL CANAT OKULU
Hasan Nail Canat'ın damadı Birol Gülgül, 1994 yılında Hasan Nail Canat'ın ekibine girdiğini anlatarak aralarındaki yakınlığın akrabalıktan daha öte olduğunu ifade etti. "Onun kişiliği, ahlakı ve inancı sanatına daima yön verdi. Necip Fazıl oyunları ve öğretileriyle başladığı sanat hayatını aynı çizgide sürdürmüş nadir sanatçılardandır." diyen Gülgül, Canat'ın sahnede sanat dili ile İslâm'ı en güzel şekilde yansıttığını kaydetti. Hasan Nail Canat'ı toplumda tanıtmanın önemine değinen Gülgül, derviş kişiliğinin ve sanatının topluma örnek olduğunu, tiyatro, sinema ve televizyonda yetişecek gençlere Canat'ı anlatmanın önemine vurgu yaptı.
Hasan Nail Canat'ın kızı Hâle Gülgül, babasının yokluğunun kendisi için kolay bir süreç olmadığını dile getirerek, çevresi ve yakın dostları tarafından sürekli gündemde tutulmasının bir yokluk duygusu yaşatmadığını belirtti. "Babadan çok arkadaş, sırdaş ve yoldaştı. Kendisinden öğrendiğim hiçbir şeyi unutmadım. Bizlere bıraktığı erdemli feyizli davanın bir ucundan tutmaya çalışıyorum. Çocukların sahne sanatlarına yönelmesi konusunda çalışmalar yapıyorum." diyen Gülgül, Hasan Nail Canat'ın hâtırasını yaşatan herkese teşekkür etti. Hasan Nail Canat okulu olmasının önemine değinen Hâle Gülgül, Canat'ın sanata bakışını ve davasını gelecek nesillere yansıtabilmenin en işlevsel yolunun bir okul projesi olabileceğini anlatarak sözlerini noktaladı.
Tiyatro sanatçısı ve Cahit Zarifoğlu'nun damadı olan Fatih Koç, beraber birçok defa aynı sahneyi paylaştıklarını anlatarak, Canat ile tiyatro yapmanın son derece rahat olduğunu belirtti. "Hasan Ağabey, tek başına sahneyi doldurabilen biriydi. Oyunda sürprizlere açık olmalıydınız. Doğaçlamaya çok müsaitti. Oyunu her şekilde kotarırdı. Benim için büyük bir oyuncuydu. Aynı zamanda büyük bir şiir yorumcusuydu." diyen Koç, Canat'ın kendisine sanat konusunda ve daha birçok konuda tecrübeler kazandırdığını ifade etti.
HASAN NAİL TİYATROSUNUN ŞİMDİ'YE YANSIMASI
Bünyamin Yılmaz, Türkiye'de tiyatronun iki farklı mecra tarafından farklı algılandığına dikkat çekerek mütedeyyin ve muhafazakâr kesimin tiyatroda siyaseti yansıtarak zaman zaman bir handikabın içine sürüklendiğini belirtti. Sanatın siyasetin bir yan dalı gibi algılanmasının Hasan Nail Canat ve benzer çizgideki sanatçıları kimi zaman olumsuz etkilediğini ifade eden Yılmaz, "Hasan Nail, herkesin bildiği ama ifade etmediği şeyleri sahnede anlatırdı. Benim için çok farklı bir tiyatrocuydu. Bize ait sözleri tiyatro diline aktarıyordu. Aslında bu hiç de kolay değildi. İşleri sol kesime göre daha zordu. Bizde sözün gücü öne çıkıyordu. Çünkü anlatma biçimlerimiz genele göre daha sınırlıydı. Hasan Nail Canat, Anadolu insanına gerçekleri haykırıyordu." dedi. Canat'ın gelenekselin dışında farklı bir oyunculuk ortaya koyduğunu anlatan Yılmaz, Hasan Nail ve onun gibi tiyatro için çabalayan sanatçıların bugünkü tiyatromuzun ilerlemesine büyük katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. "Çok amatör gibi görünen farklı alanlarda yetişmesi gereken talebelerin tiyatroya ısındırılması gerekiyor. Türkiye'de artık tiyatroyu daha rahat konuşabileceğimiz ve uygulayabileceğimiz bir ortam var." diyerek Hasan Nail'in başlattığı tiyatro anlayışını geliştirerek sürdürmenin önemine değindi.
Hilâlî Mahmutoğlu, SSCB döneminde tiyatro eğitimi alarak sanatını nasıl geliştirdiğini anlattığı konuşmasında, İstanbul'a geldiği dönemlerde Hasan Nail Canat varlığının kendisi için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Hasan Nail Canat'ın tiyatro sevdası ile yaşadığına inandığını söyleyen Mahmutoğlu, sanatın bir sanatkâr tarafından nasıl algılanması gerektiğine dair düşüncelerini söyledi. Hasan Nail ile Üstün İnanç vasıtası ile görüştüğünü söyleyen Mahmuoğlu, kendisini en zor zamanlarında tanıdığını belirtti ve kendisi ile yaşadığı hatırları nakletti.
KIYAS KABUL ETMEZ
Mesut Uçakan, Hasan Nail Canat'ın fikrî altyapısını anlattığı konuşmasında hâtıralarına da yer verdi. Hasan Nail'i 1975-76 yıllarında tanıdığını belirten Uçakan, Canat'ın sanatını icra ederken yaşadığı sıkıntılardan söz etti ve sık sık dertleştiklerini dile getirdi. "Hasan Nail'in büyüklüğü davasından ileri geliyor. Bizim sinemada yapmaya çalıştığımızı o tiyatroda yapıyordu. Sanattan dışlanmış, ötelenmiş zihniyetine ve kendi zihniyetimize bir başkaldırıydı onunki. Günümüzde büyük topluma önderlik edecek bir sanatkâr çıkaramamanın acısını çekiyoruz halen. Sanatın her dalında var olmamız lâzım. Eskileri tüketmeye devam ediyoruz." diyen Uçakan, kendisi ve Hasan Nail'in büyük özverilerle tiyatro ve sinemada var olma mücadelesi verdiklerini ve parayı ikinci plana attıklarını belirterek artık böyle düşünen insanların kalmadığını, artık İslâm'ı temsil eden kesimlerin de bu çıkarcılıkla zehirlendiğini ifade etti. Hasan Nail'i değerlendirirken gerçekçi olunması gerektiğini söyleyen Uçakan, "Hasan Nail kıyas kabul etmez. Kimse onun sanatını başkalarıyla karşılaştırmasın. O kendi şartları içinde düşüncesini en iyi biçimde temsil eden işler yaptı. Çok samimiydi. Bu tarafları örnek alınmalıdır. Yeni nesillere örnek olacaktır." dedi. Erol Mermer, büyük sanatçıların ve dava insanlarının paraya tamahkârlığının olmadığını dile getirerek, Hasan Nail'in de bu sınıftan bir sanatçı olduğu için para ile ilişkisinin zayıf olmasının son derece doğal olduğunu kaydetti. Yaklaşık üç saat devam eden ve büyük bir dikkatle takip edilen toplantı Ahmet Yüter'in manzum duası ve çekilen hâtıra fotoğraflarla son buldu.
ADI YAŞASIN
Açılış konuşmasını ve takdimi gerçekleştiren Mehmet Nuri Yardım, Hasan Nail Canat'ın vefatından bu yana her sene anılmaya ihtiyaç duyulan ender şahsiyetlerden olduğunu belirterek vefatının beşinci yılında adının bir kültür merkezine verilmesi talebinin yerine getirilmesinden mutluluk duyduğunu ifade etti. Canat adına bir tiyatro okulu ve müzesi ile adına düzenlenecek bir tiyatro yarışmasının Hasan Nail Canat adını ve davasını yaşatma adına en mühim etkinliklerden olacağını kaydeden Yardım, Canat'ın çocuk ve gençlik edebiyatına yaptığı katkılardan da söz ederek 100 Temel Eser arasına giren Bir Küçük Osmancık Vardı adlı romanını hatırlattı. Canat'ın nüktedan bir şahsiyet olduğunu söyleyen Yardım, hâtıralarını paylaştı.
İlk sözü alan Üstün İnanç, "Kendisine sorulduğunda 'İlk hocam, Üstün İnanç' demişti. Bu da bana yetmişti." diyerek sözlerine başladı ve Canat'la birlikte yaşadıkları birçok hâtırayı nakletti. Canat'ın benzersiz bir taklit yeteneği olduğunu ifade eden ve ilk profesyonel oyunculuğuna da tanıklık ettiğini anlatan İnanç, "Altından kalkamadığı bir rol yoktu." dedi.
YENİ HASAN NAİLLER YETİŞSİN DİYE…
İBB Kültür ve Sosyal İşleri Daire Başkanı Abdurrahman Şen, Hasan Nail Canat'ın tiyatroya önyargılı muhafazakâr bir camiaya ve maddi sıkıntılara rağmen tiyatrodan vazgeçmediğini, alacaklarının peşine düşmediğini ve yaşarken sanatı yeterince takdir görmediğini anlatarak, sinemadaki ayrıcalıklı oyunculuğunun da inancından ve yaşayışından ötürü görmezden gelindiğini ifade etti. Şen, Hasan Nail Canat ekseninde tiyatro meselelerini de dile getirdiği konuşmasında şunları söyledi:
"Hasan Nail, sol camiadan destek görmediği gibi, aynı camiayı ve aynı görüşü paylaştığı insanlardan da yeterince destek göremedi. Bir defasında bana Anadolu'daki turnelerde oynadığı oyunlara karşılık alacaklarını gösteren çek ve senetleri göstermişti. Bu borçluların tamamı, kendiyle aynı çizgideki insanlar ve kuruluşlardı. Bugün birçok önyargı kırıldı ve artık tiyatroya azımsanmayacak bir ilgi var. Bu da Hasan Nail'in çektiği sıkıntı ve çilelerinin boşuna olmadığını ispatlıyor. Hasan Nail adına bir okul açmak fikri çok güzel. Ancak, adına okul ve müze kuramadığımız Mehmet Âkif ve Necip Fazıl gibi isimler var. Bunların hepsini bir an önce gerçekleştirmemiz gerekiyor. İbrahim Hakkı Hâfız ve Mehmet Bilgin gibi tiyatro sanatçılarımızı hiç hatırlamaz olduk. Yeni nesil tiyatro yaparken Hasan Nail Canat'tan habersiz ve hep tekrar peşinde. Günümüz toplum dinamiklerine hizmet edecek oyunlar ortaya koymak düşüncesinden epey uzaklar. Bütün ilçe belediyelerimiz çeşitli tiyatro gruplarımıza destek veriyorlar ama bütçeler düşük tutulduğu için gelişim sağlamak kolay değil. Gösteri Sanatları Atölyesi'ni bu ihtiyaçlardan ötürü kurduk. Bugünün kafası karışık insanına yönelik, Osmanlı'nın son demleri ve Cumhuriyet dönemi romanlarını oyunlaştırmak istiyoruz. Dünya çapında bir tiyatro manifestosu ortaya koymak istiyoruz. Çünkü dünyanın aradığı tiyatronun kökleri bizde mevcut. Bu çalışmaların yeni Hasan Naillerin yetişmesini sağlamasını amaçlıyoruz."
BAYRAĞI HİÇ BIRAKMADI
Tiyatro yönetmeni İsmail Yeşilbağ, Hasan Nail Canat'ın Türk tiyatro tarihinin en kaliteli, en doğal ve en iyi oyuncularından biri olduğunu ifade ederek sözlerine başladı ve kendisiyle 25 yıl boyunca sohbet edebilmiş olmaktan ötürü kendini nasipli saydığını belirtti. "Hasan Nail, millî ve manevî değerleriyle öne çıkan en önemli oyuncudur." dedi. Tiyatrosu gelişmeyen toplumların sineması ve televizyonunun gelişemediğine dikkat çeken Yeşilbağ, sanatkâr yetiştirebilme potansiyelinin iz bırakabilme meselesi ile doğru orantılı olduğunu ifade ederek Canat'ın bu anlamda bayrağı hiç bırakmadığını vurguladı. "Davasını ve sanatını savunmakta hiçbir zaman yufka yürekli olmadı. Bayrağı elinden bırakmadı. Parasını almak konusunda ise tam anlamıyla yufka yürekliydi. Çok sıkıntılar çekti. Mustafa Miyasoğlu'nun önermesi ile 80 ihtilalinden sonra edebiyat alanında yazmaya başladı. Bu yazdıkları, genç ve çocuklarımızın muhayyilesine büyük bir katkıdır." diyen Yeşilbağ, aşağılık kompleksinden sıyrıldığımız vakit Canat ve onun çizgisindeki sanatkârları daha iyi anlayabileceğimizi belirtti. Canat'ın "Moskof Sehpası" adlı oyunun diğer oyunları kadar öne çıkmadığına değinen Yeşilbağ, "Moskof Sehpası, Türk tiyatro tarihinin en çok oynanmış oyunlarındandır. Ama birçok sanatçımız dahi bundan habersiz. Hasan Nail Canat, çok büyük rekorlara imza atmıştır." diyen Yeşilbağ, bu istatistiklerin ortaya konmasının önemine dikkat çekti.
OYUNCULUĞUN MÜSLÜMAN YÜZÜ
Yönetmen Nazif Tunç, Canat'ın oyunculuğuna yönelik bir konuşma yaparken birlikte yaptıkları çalışmalardan bahsetti. "Yücel Çakmaklı nasıl Türk sinemasında yönetmen olarak milliyetçi muhafazakâr bir mührün simgesiyse, Hasan Nail Canat da oyuncu olarak öyleydi. Sinemada salim ve Müslüman bir kimse canlandırılması gerekse benim ve birçok yönetmenin aklına gelen ilk isimdi. Sima olarak da mümin insanını simgeliyordu. Onunla filmlerimizi bereketlendiriyorduk." diyen Tunç, Deli Yürek dizisindeki Musa karakterinin, Sahibini Arayan Madalya ve Çizme filmindeki rollerinin son derece dikkat çekici olduğunu belirterek evliya rollerinin de rahatlıkla üstesinden geldiğini ifade etti. Hasan Nail Canat'ın bir filmde oynamasının o filme dair İslâm'a uygun olduğunun düşünülmesine yeterli geldiğini anlatan Tunç, "Hasan Nail oyunculuğu ile bir mührün sahibidir. Çok izah gerekmeden karakter çizebilen bir yetenekti. Çobanın İbadeti adlı filminde oynadığı derviş rolü, son oynadığı film karakteridir. 20 yıllık sinema serüvenimizde oyunculuk yönünden bir bayraktardır." dedi.
Sonrasında söz alan Mehmet Uyar, senaryoda yazılmış bir karakteri yansıtabilen çok fazla bir oyuncu bulunmadığını kaydederek Hasan Nail Canat'ın, senaryonun hakkını veren nadir oyunculardan olduğunu ifade etti. Canat'ı filmlerdeki ortak çalışmalardan tanıdığını anlatan Uyar, "Setlerde uzun sohbetlerimiz oldurdu. Aynı dertleri yaşadığımızı görmek ve bunları paylaşmak çok güzeldi. Şu anda Hasan Nail gibi oyunculara çok ihtiyaç var. Kendi değerlerimizi anlatan bir film senaryosu yazdığımızda bunu en iyi hissedebilecek oyuncuyu arıyoruz. Canat yazarlık ve oyunculukta bir öncüdür." dedi.
HASAN NAİL CANAT OKULU
Hasan Nail Canat'ın damadı Birol Gülgül, 1994 yılında Hasan Nail Canat'ın ekibine girdiğini anlatarak aralarındaki yakınlığın akrabalıktan daha öte olduğunu ifade etti. "Onun kişiliği, ahlakı ve inancı sanatına daima yön verdi. Necip Fazıl oyunları ve öğretileriyle başladığı sanat hayatını aynı çizgide sürdürmüş nadir sanatçılardandır." diyen Gülgül, Canat'ın sahnede sanat dili ile İslâm'ı en güzel şekilde yansıttığını kaydetti. Hasan Nail Canat'ı toplumda tanıtmanın önemine değinen Gülgül, derviş kişiliğinin ve sanatının topluma örnek olduğunu, tiyatro, sinema ve televizyonda yetişecek gençlere Canat'ı anlatmanın önemine vurgu yaptı.
Hasan Nail Canat'ın kızı Hâle Gülgül, babasının yokluğunun kendisi için kolay bir süreç olmadığını dile getirerek, çevresi ve yakın dostları tarafından sürekli gündemde tutulmasının bir yokluk duygusu yaşatmadığını belirtti. "Babadan çok arkadaş, sırdaş ve yoldaştı. Kendisinden öğrendiğim hiçbir şeyi unutmadım. Bizlere bıraktığı erdemli feyizli davanın bir ucundan tutmaya çalışıyorum. Çocukların sahne sanatlarına yönelmesi konusunda çalışmalar yapıyorum." diyen Gülgül, Hasan Nail Canat'ın hâtırasını yaşatan herkese teşekkür etti. Hasan Nail Canat okulu olmasının önemine değinen Hâle Gülgül, Canat'ın sanata bakışını ve davasını gelecek nesillere yansıtabilmenin en işlevsel yolunun bir okul projesi olabileceğini anlatarak sözlerini noktaladı.
Tiyatro sanatçısı ve Cahit Zarifoğlu'nun damadı olan Fatih Koç, beraber birçok defa aynı sahneyi paylaştıklarını anlatarak, Canat ile tiyatro yapmanın son derece rahat olduğunu belirtti. "Hasan Ağabey, tek başına sahneyi doldurabilen biriydi. Oyunda sürprizlere açık olmalıydınız. Doğaçlamaya çok müsaitti. Oyunu her şekilde kotarırdı. Benim için büyük bir oyuncuydu. Aynı zamanda büyük bir şiir yorumcusuydu." diyen Koç, Canat'ın kendisine sanat konusunda ve daha birçok konuda tecrübeler kazandırdığını ifade etti.
HASAN NAİL TİYATROSUNUN ŞİMDİ'YE YANSIMASI
Bünyamin Yılmaz, Türkiye'de tiyatronun iki farklı mecra tarafından farklı algılandığına dikkat çekerek mütedeyyin ve muhafazakâr kesimin tiyatroda siyaseti yansıtarak zaman zaman bir handikabın içine sürüklendiğini belirtti. Sanatın siyasetin bir yan dalı gibi algılanmasının Hasan Nail Canat ve benzer çizgideki sanatçıları kimi zaman olumsuz etkilediğini ifade eden Yılmaz, "Hasan Nail, herkesin bildiği ama ifade etmediği şeyleri sahnede anlatırdı. Benim için çok farklı bir tiyatrocuydu. Bize ait sözleri tiyatro diline aktarıyordu. Aslında bu hiç de kolay değildi. İşleri sol kesime göre daha zordu. Bizde sözün gücü öne çıkıyordu. Çünkü anlatma biçimlerimiz genele göre daha sınırlıydı. Hasan Nail Canat, Anadolu insanına gerçekleri haykırıyordu." dedi. Canat'ın gelenekselin dışında farklı bir oyunculuk ortaya koyduğunu anlatan Yılmaz, Hasan Nail ve onun gibi tiyatro için çabalayan sanatçıların bugünkü tiyatromuzun ilerlemesine büyük katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. "Çok amatör gibi görünen farklı alanlarda yetişmesi gereken talebelerin tiyatroya ısındırılması gerekiyor. Türkiye'de artık tiyatroyu daha rahat konuşabileceğimiz ve uygulayabileceğimiz bir ortam var." diyerek Hasan Nail'in başlattığı tiyatro anlayışını geliştirerek sürdürmenin önemine değindi.
Hilâlî Mahmutoğlu, SSCB döneminde tiyatro eğitimi alarak sanatını nasıl geliştirdiğini anlattığı konuşmasında, İstanbul'a geldiği dönemlerde Hasan Nail Canat varlığının kendisi için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Hasan Nail Canat'ın tiyatro sevdası ile yaşadığına inandığını söyleyen Mahmutoğlu, sanatın bir sanatkâr tarafından nasıl algılanması gerektiğine dair düşüncelerini söyledi. Hasan Nail ile Üstün İnanç vasıtası ile görüştüğünü söyleyen Mahmuoğlu, kendisini en zor zamanlarında tanıdığını belirtti ve kendisi ile yaşadığı hatırları nakletti.
KIYAS KABUL ETMEZ
Mesut Uçakan, Hasan Nail Canat'ın fikrî altyapısını anlattığı konuşmasında hâtıralarına da yer verdi. Hasan Nail'i 1975-76 yıllarında tanıdığını belirten Uçakan, Canat'ın sanatını icra ederken yaşadığı sıkıntılardan söz etti ve sık sık dertleştiklerini dile getirdi. "Hasan Nail'in büyüklüğü davasından ileri geliyor. Bizim sinemada yapmaya çalıştığımızı o tiyatroda yapıyordu. Sanattan dışlanmış, ötelenmiş zihniyetine ve kendi zihniyetimize bir başkaldırıydı onunki. Günümüzde büyük topluma önderlik edecek bir sanatkâr çıkaramamanın acısını çekiyoruz halen. Sanatın her dalında var olmamız lâzım. Eskileri tüketmeye devam ediyoruz." diyen Uçakan, kendisi ve Hasan Nail'in büyük özverilerle tiyatro ve sinemada var olma mücadelesi verdiklerini ve parayı ikinci plana attıklarını belirterek artık böyle düşünen insanların kalmadığını, artık İslâm'ı temsil eden kesimlerin de bu çıkarcılıkla zehirlendiğini ifade etti. Hasan Nail'i değerlendirirken gerçekçi olunması gerektiğini söyleyen Uçakan, "Hasan Nail kıyas kabul etmez. Kimse onun sanatını başkalarıyla karşılaştırmasın. O kendi şartları içinde düşüncesini en iyi biçimde temsil eden işler yaptı. Çok samimiydi. Bu tarafları örnek alınmalıdır. Yeni nesillere örnek olacaktır." dedi. Erol Mermer, büyük sanatçıların ve dava insanlarının paraya tamahkârlığının olmadığını dile getirerek, Hasan Nail'in de bu sınıftan bir sanatçı olduğu için para ile ilişkisinin zayıf olmasının son derece doğal olduğunu kaydetti. Yaklaşık üç saat devam eden ve büyük bir dikkatle takip edilen toplantı Ahmet Yüter'in manzum duası ve çekilen hâtıra fotoğraflarla son buldu.