Bu sadece bir zafer değil arkasında sayısız sır, bilinmeyen taktikler ve stratejiler barındıran devasa bir mücadele yatıyor. 6 Nisan'da başlayan kuşatma tam tamına 53 gün sürdü ve "imkansız" denen bir hedef büyük bir kararlılıkla fethedildi. Peki İstanbul nasıl fethedildi? İşte kuşatmanın ardındaki bilinmeyenler…
KARADAN KUŞATMA VE DENİZ GÜCÜNÜN BİRLEŞTİĞİ MUHAREBE
🔸Muhasara başlamadan önce, Boğazkesen Hisarı tamamlandıktan sonra Sultan II. Mehmed, İstanbul'u karadan sıkı bir askeri kuşatma altına aldı. Şehre giriş-çıkış tamamen engellendi hem Osmanlı hem de Bizans tarafı bu konuda katı önlemler aldı. Ancak deniz yoluyla iletişim kesilememişti. Bu dönemde Rumlar, denizden Türk köylerine saldırarak hem esir almak hem de tahribat yapmakla uğraşıyordu.
🔸1453 Şubat ayında, Sultan Mehmed, devasa topların İstanbul önüne naklini emretti. Top, altmış manda tarafından taşınıyordu ve kaymasını önlemek için her iki yanında ikişer yüz asker nöbet tutuyordu. Yolun bozuk ve geçiş zor olan kısımlarında ise önceden gönderilen elli inşaat ustası ve iki yüz işçi tarafından yol düzenlemeleri ve tahta köprüler yapıldı. Böylece top, şehirden yaklaşık beş mil uzaklıktaki mevkie ulaştırıldı.
🔸Topun nakli tamamlanmadan önce, Karaca Paşa'ya on bin kişilik bir kuvvet verildi ve Misivri, Ahyolu, Vize gibi çevredeki kaleler hızla ele geçirildi. Silivri bölgesinde ise bir kale çatışmayla alındı, Silivri Kalesi ise uzun süre direndi. Bigados kalesi ise teslim oldu. Şehir önüne getirilen büyük top, Karaca Paşa'ya teslim edildi.
🔸Mart ayı başlarından itibaren Sultan Mehmed, eyaletlere ve sancaklara resmi emirler göndererek İstanbul kuşatmasına destek vermelerini emretti. Hem müstahkem askerler hem de gönüllü güçler orduya katıldı.
🔸Muhasara sırasında, Bizans imparatorunun kardeşleri olan Mora despotları Tomas ve Dimitriyos'un İstanbul'a yardım göndermesi ihtimaline karşı Sultan Mehmed, Mora'ya Turahan Bey ve oğulları Ahmed ile Ömer Bey'i göndererek sürekli akınlar düzenledi ve yardım girişimlerine izin vermedi.
SULTAN MEHMED'İN İSTANBUL'A DOĞRU YÜRÜYÜŞÜ
🔸Bütün hazırlıklarını tamamlayan Padişah, 12 Rebiulevvel 857 (23 Mart 1453) tarihinde Edirne'den İstanbul'a doğru yola çıktı. Keşan civarında durup Çanakkale Boğazı'ndan geçecek olan Anadolu kuvvetlerinin gelmesini bekledi. Bu kuvvetlerle birleşip yürüyüşüne devam eden Sultan Mehmed, 5 Nisan 1453 tarihinde İstanbul surları önüne ulaştı ve ertesi gün, 6 Nisan (26 Rebiulevvel) Cuma günü kuşatmayı başlattı.
🔸Kuşatma, Haliç'teki Ayvansaray'dan Hrisi Pili (Yaldızlı Kapı) bölgesine kadar karadan tüm surları kapsayacak şekilde gerçekleştirildi. Bu muhasara öncekilerden farklı olarak, Osmanlı donanmasının da kuşatmaya aktif katıldığı ilk büyük seferdi.
İSTANBUL'UN SURLARI
🔸Topkapı Sarayı'nın bulunduğu bölgede yer alan Lygos şehri, milattan önce 9. yüzyılda kurulmuştu. MÖ 660 yılında burayı ele geçiren Megaralı Bizas, şehre kendi adını vererek Sarayburnu'ndaki ilk yerleşim alanı olan Akropol'ü ve şehri surlarla çevirmişti. Bu ilk surlar, Ahırkapı Feneri'nin kuzeyinden başlayarak Ayasofya'nın bulunduğu alanı içine alıyor, Yerebatan Sarayı'nın yanından Demirkapı'ya ve oradan da Sirkeci Limanı'na (Prosphorion mevkiine) iniyordu. Lygos şehri, yedi burçlu bu surların içinde yer alıyordu ve sahil de surlarla korunuyordu.
🔸Daha sonra Roma İmparatoru Septimius Severus (193-211) burayı genişleterek ikinci bir sur inşa ettirdi. Bu sur, Balıkpazarı (Portaperema) bölgesinden başlayıp Nur-i Osmaniye Camii civarına, oradan doğuya geçerek Ayasofya'nın güneyinden Bizans surlarıyla birleşiyordu.