
Tam adı Ahmed Sezai Karakoç olan şair 22 Ocak 1933'te Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde dünyaya geldi. Babası Yasin Bey, Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas cephesinde Ruslara esir düşmüş bir tüccardı. Annesi Emine Hanım ise ailesinin sükunetini taşıyan bir Anadolu kadınıydı.

Çocukluk yılları Ergani, Maden ve Piran arasında geçti. İlkokulu 1944'te Ergani'de tamamladı. Parasız yatılı kazandığı Maraş Ortaokulunun ardından Gaziantep Lisesi'nden mezun oldu. Okuma tutkusunu erken yaşlarda geliştiren Karakoç, lisede Batı klasiklerine yönelerek geniş bir kültürel birikim edindi.

BÜYÜK DOĞU İLE TANIŞAN GENÇ ŞAİR
Karakoç'un düşünce dünyasında belirleyici kırılmalardan biri, Necip Fazıl Kısakürek ile tanışması oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi sınav sonuçlarını beklerken Kısakürek'in kapısını çaldı ve o tanışma, hayat boyu sürecek bir zihinsel ortaklığın başlangıcına dönüştü.
İslam düşüncesini çağdaş bir üslupla savunan Büyük Doğu'nun Karakoç üzerindeki etkisini yıllar sonra şu sözlerle ifade etmişti:
"İslam içimizde saklı bir inançtı. Kimseye açılamıyorduk. Büyük Doğu'da onu yükselen bir ses olarak görünce bütün sıkıntıları göğüsleyebileceğime inandım."
Büyük Doğu'nun sanat ve edebiyat sayfalarını yöneten genç şair, ilk yazılarını da bu dergide yayımladı.

MEMURİYET VE İLK KİTAP: 'KÖRFEZ'
Üniversitenin maliye bölümünden 1955'te mezun olan Karakoç, aynı yıl Maliye Bakanlığı'nda göreve başladı. 1956'da maliye müfettiş yardımcısı, 1959'da ise gelirler kontrolörü unvanını aldı. Görevleri nedeniyle Anadolu'nun birçok şehrini dolaştı.

1959'da kendi imkanlarıyla yayımladığı ilk şiir kitabı "Körfez", şairin poetik çizgisinin erken örneklerini taşıyordu.




















