Bir insan kaç gün, kaç saat aç ve susuz kalabilir? 72 saat sonra enkazda nasıl hayatta kalınır? Susuz kaç gün dayanılır? Uzmanlar açıkladı...
İnsan vücudunun varlığını sürdürebilmesi için su tüketmek zorunda olduğu her zaman belirtiliyor. Ülkemizde yaşanan deprem felaketi sonrası 72. saatte enkaz altından çıkan depremzedeler vatandaşlara umut oldu. Bu nedenle en sık aratılanlar arasında susuz kaç gün dayanılır sorusu yer alıyor. İşte detaylar...
Enkaz altında kalan vatandaşlar için endişelenen yakınları aç ve susuz kaç gün dayanılır sorusuna cevap arıyor.

SUSUZ KAÇ GÜN DAYANILIR?
Bilim otoritelerince, vücudun susuzluğa dayanabileceği en uzun süre 1 hafta olarak belirlenmiştir. Açlık susuzluğa kıyasla çok daha uzun süre dayanabileceğimiz bir durumdur. Genel kabul gören süre 3 haftadır. Ne kadar aç kalınabileceğini belirleyen bazı kriterler vardır. Bunlar öncelikle yaş ve kiloya bağlı olsa da daha pek çok alanda bilgi olması gerekir.

BİR İNSAN AÇLIĞA KAÇ GÜN DAYANIR?
İnsan organizması uzun süre aç kalabilecek şekilde programlanmıştır. Bir kişi 60 gün boyunca aç kalabilir ancak aç kaldığında neleri feda ettiğini sadece gerekli incelemeleri yapan uzmanlar söyleyebilir.

Aç kalındığı süre zarfında öncelikle karbonhidrat, yağ ve proteinler tüketilmeye başlar sonrasında belirli dönemlerde bazı organlar işlevlerini kaybetmeye başlar. Uzun süre aç kalınması durumunda vücuttaki organlar sırası ile işlevlerin kaybedecektir.

ENKAZ ALTINDA EN UZUN KAÇ SAAT KALINDI?
Gölcük depreminden mucize kurtuluşlar vardı. Depremden tam 151 saat sonra enkaz altından sağ olarak çıkarılan İsmail Çimen, o günlerde mucizenin simgesi olmuştu.

GÖLCÜK DEPREMİNDE KAÇ KİŞİ ÖLDÜ, KAÇ BİNA YIKILDI?
Kocaeli Gölcük'te 17 Ağustos 1999'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde 17 bin 840 kişi öldü, 43 bin 953 kişi yaralandı. Gölcük depremi yaklaşık 45 saniye sürdü ve Türkiye'nin deprem geçmişinde "en uzun deprem" olarak biliniyor.
Düzce'de 12 Kasım 1999'da 7,2 büyüklüğündeki deprem 30 saniye sürdü. Birçok ilde etkili olan deprem, Ukrayna'dan bile hissedildi. Söz konusu depremde 894 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 679 kişi yaralandı ve binlerce kişi evsiz kaldı.

EN BÜYÜK DÜŞMAN HİPOTERMİ
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aytaç Karadağ, deprem bölgesinde en büyük düşmanın hipotermi olduğunu söyledi. Hipoterminin ölüm ve yaşam arasında bıçak sırtı gibi olduğunu belirten Karadağ, "Vefatların bir kısmının 'crush sendromu' denen eziklerden ya da travmaya bağlı organ deformasyonundan ziyade hipotermiden kaynaklanacağını düşünüyorum" dedi.

DONMANIN İLK BELİRTİLERİ
Prof. Dr. Vedat Göral: Deride solukluk, soğukluk hissi olur. Uyuşukluk ve halsizlik görülür. Daha sonra kızarıklık ve iğnelenme hissi gelişebilir. Deri ısısı 25 dereceye düştüğünde doku metabolizması yavaşlar. Oksijen yetersizliği gelişen bölgelerde, mor renkte görünüm (siyanoz) ortaya çıkar. Donma, deri sıcaklığının - 10 C'ye kadar düşmesi sonucu oluşuyor. Gerçek donma noktasına erişmeyen soğuklarda ise, cilt yanıklarına benzer şekilde ödem ve baloncuklar (vezikül ve büller) meydana gelir. Isı kaybı daha da sürerse, donma noktasına gelinirse donuk (frostbite) oluşuyor. El, ayak, burun gibi donan bölgelerde önce kızarma başlar ve ağrı gelişir. Sonrasında ise donan bölge sertleşir ve son aşamaya gelindiğinde ise his kaybı oluşur.

SOĞUĞA BAĞLI SAĞLIK SORUNLARI NASIL GELİŞEBİLİR?
Vedat Göral: Soğuk maruziyeti, hücrelerde ve dokularda direkt olarak hasar meydana getirir. Soğuk nedeniyle, deriyi besleyen damarların daralması, dokunun yeterli beslenmesini engeller ve organlarda bozukluklar, soğuk yanıkları ve kangren oluşur. Devam ederse hücre ölümü de gerçekleşir.
Aytaç Karadağ: Zamanında müdahale edilmediğinde hipotermi maalesef kalpte ritim bozukluğuna neden olup ani kalp durmalarına ve kalp yetmezliğine, nefes darlığına ve solunum durmasına neden olabiliyor. Bilinç bulanıklığına neden olduğu için depremzede bağırıp yardım bile isteyemeyebilir.