'Evlat katili, koca katili değilim'
Giriş Tarihi:
Eşi ve oğlunun katil zanlısı olarak 19 ay cezaevinde kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Nihal Işık'la, avukatının Zeytinburnu'ndaki ofisinde buluştuk. Açıkçası şaşırttı beni… Telefona bağlanan o cabbar kadından eser yoktu. Bitkin, sakin ve bedenen oldukça zayıf bir kadındı karşımdaki... Sorularımı kısa cevaplarla yanıtladı. Bazen de susmayı yeğledi. Yaklaşık yarım saat süren sohbetimiz sonrasında baygınlık geçirdi ve ayılırken oğlunun adını sayıklayarak yüreğimizi dağladı. Kısacası her açıdan zor bir sohbetti bizimkisi… Şunu fark ettim, eğer 6 yaşındaki oğlu Muhammed'in başına gelenleri bile bile, 45 gün yalan söylemeye devam eden Dilber Fırtına ile tanışmamış olsaydım Nihal Hanım'a inanabilirdim. Ama ne acıdır ki, artık hiçbir konuda "Olmaz" diyemiyorum. Sadece olmaması için dua ediyorum.
YARGIYA HESAP VERDİM VİCDANIM RAHAT'
* Üvey oğlunuz Eşref Işık'la ilişki yaşadığınız, birlikte görüntüleriniz olduğu iddia ediliyor. Ne diyeceksiniz?
Aramızda bir ilişki olması mümkün değil. Benzetmişlerdir.
* Eşref Bey'e bornozunuzdan bacaklarınızı gösterdiğiniz, cezaevindekilerin sizi sevgili bildikleri iddia edildi.
Benim hiç bornozum olmadı. Hayatım boyunca bornozla dolaşmadım. O benim eşimin oğlu, nasıl böyle bir iftira atılır? Bu konuşulanlara dayanamıyorum. Hiçbir zaman 'Eşref'in bende gözü var' demedim. Ben çocuk katili olarak cezaevinde yattım. Bu hiç kolay değil.
* Eşref Bey ne sıklıkta uğrardı çiftliğe?
Her akşam uğrardı genelde ama eve girmezdi, direk ahıra gider, babasıyla görüşürdü. Bayramlarda görürdüm kendisini. Bazen de pazar parası almak için uğrardım.
* İfadenizde 'Eşim beni erkek arkadaşımla telefonda konuşurken yakaladı. Onu çiftliğe çağırdı. O da bir arkadaşıyla gelerek eşimi ve oğlumu mağaralara götürdü' demişsiniz. Sonra da inkar etmişsiniz.
O kişiyle aramda telefon konuşması dışında bir şey geçmedi. O da bağlansın söylesin. O gece de bu kişiyle telefonda görüştüm. Eşimle çocuğum eve dönmeyince acaba o kişi oğlumu kaçırmış olabilir mi diye düşündüm ve tekrar Jandarma'ya gittim. İfademde 'Bu kişi gelip eşimi ve oğlumu götürmüş olabilir mi acaba' dedim. Bu benim kafamda yarattığım bir şeydi. Bu kişiyi görür görmez de olamayacağını anladım. O sıra psikolojik olarak bir dalgalanma yaşadım.
* Olay gecesi çiftlikten çığlık sesi duyanlar var. Siz nasıl duymadınız?
Ben uyuyordum, arkadaşım aradı. Onunla konuştuktan sonra tekrar yattım. Ne bir çığlık ne de bir ses duydum. Veterinerin kornaya bastığı söyleniyor. Onu da duymadım. Normalde o saatlerde uyuyan bir insan değilim ama o gün uykum geldi.
* Üvey çocuklarınız sizin bu cinayetle ilginiz olduğunu, yapmasanız bile yapanları bildiğinizi düşünüyorlar. Zaten çiftlikte o gece rahmetli eşiniz ve oğlunuz dışında bir siz bir de işçi var. Ama ne ilginç ki ikiniz de ses duymuyorsunuz…
Yapanları bilsem 19 ay cezaevinde kalır mıyım? Orası cehennem gibi bir yer. İnsanın ağlamasına bile izin vermiyorlar. Onlar beni suçluyor. 19 ayımın hesabını kim verecek? Katil onların tarafından çıkarsa bu yaşadıklarımın hesabını onlara soracağım. Ergül'e söylüyorum; (üvey kızı) bana acımı yaşatmadınız. 2 senedir araştırmıyorsunuz, ben tahliye olunca yas tutmaya başladınız. Yavrumun acısına dayanamıyorum. Gerçek ortaya çıksın… İki elim yakanızda… Ergül, ya senin kardeşin yaptıysa o zaman ne yapacaksın? Bana iftira atıyorsun. 'Bacakları gösterdi' diyorsun. Yalan… Ben yargıya hesap verdim, vicdanım rahat. Bundan sonra eşimin ve oğlumun katillerini arayacağım. Ben evlat katili, koca katili değilim. Oğlumu, kocamı öldürmedim.
* Necmi Bey ve Agah bulunduğunda çiftlikte miydiniz?
Ben jandarmadayken bulunmuş cesetleri... Ancak bulundukları yerler daha önce didik didik arandı. Belki de başka bir çiftlikte gübre içinde saklanıp, daha sonra oraya atıldılar. Yanımızda çalışan bekçi Murat o saatte Necmi ve Agah'ın ahırın küçük kapısından çıkıp eve girdiğini söylüyor. Süt sağımı daha bitmemişti. Necmi 15 günlük işçiye 9 tane ineği bırakıp asla bir yere ayrılmaz. 12 Nisan'da büyük kapının kapalı olması mümkün değil.
YARGIYA HESAP VERDİM VİCDANIM RAHAT'
* Üvey oğlunuz Eşref Işık'la ilişki yaşadığınız, birlikte görüntüleriniz olduğu iddia ediliyor. Ne diyeceksiniz?
Aramızda bir ilişki olması mümkün değil. Benzetmişlerdir.
* Eşref Bey'e bornozunuzdan bacaklarınızı gösterdiğiniz, cezaevindekilerin sizi sevgili bildikleri iddia edildi.
Benim hiç bornozum olmadı. Hayatım boyunca bornozla dolaşmadım. O benim eşimin oğlu, nasıl böyle bir iftira atılır? Bu konuşulanlara dayanamıyorum. Hiçbir zaman 'Eşref'in bende gözü var' demedim. Ben çocuk katili olarak cezaevinde yattım. Bu hiç kolay değil.
* Eşref Bey ne sıklıkta uğrardı çiftliğe?
Her akşam uğrardı genelde ama eve girmezdi, direk ahıra gider, babasıyla görüşürdü. Bayramlarda görürdüm kendisini. Bazen de pazar parası almak için uğrardım.
* İfadenizde 'Eşim beni erkek arkadaşımla telefonda konuşurken yakaladı. Onu çiftliğe çağırdı. O da bir arkadaşıyla gelerek eşimi ve oğlumu mağaralara götürdü' demişsiniz. Sonra da inkar etmişsiniz.
O kişiyle aramda telefon konuşması dışında bir şey geçmedi. O da bağlansın söylesin. O gece de bu kişiyle telefonda görüştüm. Eşimle çocuğum eve dönmeyince acaba o kişi oğlumu kaçırmış olabilir mi diye düşündüm ve tekrar Jandarma'ya gittim. İfademde 'Bu kişi gelip eşimi ve oğlumu götürmüş olabilir mi acaba' dedim. Bu benim kafamda yarattığım bir şeydi. Bu kişiyi görür görmez de olamayacağını anladım. O sıra psikolojik olarak bir dalgalanma yaşadım.
* Olay gecesi çiftlikten çığlık sesi duyanlar var. Siz nasıl duymadınız?
Ben uyuyordum, arkadaşım aradı. Onunla konuştuktan sonra tekrar yattım. Ne bir çığlık ne de bir ses duydum. Veterinerin kornaya bastığı söyleniyor. Onu da duymadım. Normalde o saatlerde uyuyan bir insan değilim ama o gün uykum geldi.
* Üvey çocuklarınız sizin bu cinayetle ilginiz olduğunu, yapmasanız bile yapanları bildiğinizi düşünüyorlar. Zaten çiftlikte o gece rahmetli eşiniz ve oğlunuz dışında bir siz bir de işçi var. Ama ne ilginç ki ikiniz de ses duymuyorsunuz…
Yapanları bilsem 19 ay cezaevinde kalır mıyım? Orası cehennem gibi bir yer. İnsanın ağlamasına bile izin vermiyorlar. Onlar beni suçluyor. 19 ayımın hesabını kim verecek? Katil onların tarafından çıkarsa bu yaşadıklarımın hesabını onlara soracağım. Ergül'e söylüyorum; (üvey kızı) bana acımı yaşatmadınız. 2 senedir araştırmıyorsunuz, ben tahliye olunca yas tutmaya başladınız. Yavrumun acısına dayanamıyorum. Gerçek ortaya çıksın… İki elim yakanızda… Ergül, ya senin kardeşin yaptıysa o zaman ne yapacaksın? Bana iftira atıyorsun. 'Bacakları gösterdi' diyorsun. Yalan… Ben yargıya hesap verdim, vicdanım rahat. Bundan sonra eşimin ve oğlumun katillerini arayacağım. Ben evlat katili, koca katili değilim. Oğlumu, kocamı öldürmedim.
* Necmi Bey ve Agah bulunduğunda çiftlikte miydiniz?
Ben jandarmadayken bulunmuş cesetleri... Ancak bulundukları yerler daha önce didik didik arandı. Belki de başka bir çiftlikte gübre içinde saklanıp, daha sonra oraya atıldılar. Yanımızda çalışan bekçi Murat o saatte Necmi ve Agah'ın ahırın küçük kapısından çıkıp eve girdiğini söylüyor. Süt sağımı daha bitmemişti. Necmi 15 günlük işçiye 9 tane ineği bırakıp asla bir yere ayrılmaz. 12 Nisan'da büyük kapının kapalı olması mümkün değil.