Obama’nın karnesindeki kırıklar

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Obama’nın karnesindeki kırıklar
Kendisini dinleyen bir milyonu aşkın insana, "Amerika değişti" diyordu. Adeta bir 'post-modern masal kahramanı' gibi konuşuyor, Chicago Grant Park'ta kurulan sahneden "Evet, yapabiliriz!", "Evet, değişebiliriz!" dedikçe bazı insanlar mutluluktan ağlıyordu.
Tarihler 4 Kasım 2008'i gösteriyordu. Siyahî senatör Barack Obama, zorlu bir yarıştan sonra Amerikan başkanlık seçimlerinde ipi göğüslemiş; sadece ülkesinin değil dünyanın da umudu haline gelmişti.

****
Ancak, bu mutluluk tablosu uzun sürmedi.
Nitekim aynı Barack Obama, bu tarihi seçim zaferinin birinci yıldönümüne buruk girdi. Bunun nedeni ABD Başkanı'nın, 'Obama referandumu' olarak adlandırılan önceki günkü mini ara seçimlerde umduğunu bulamaması ve geçen yılki performansının çok gerisine düşmesiydi.

****
Gerçi Obama, 'geliyorum diyen' bu felaketi önceden sezmişti.
Bu yüzden olsa gerek, seçimi önemsiz gösterme taktiğine başvuran Beyaz Saray, Salı akşamı erken saatlerde yaptığı açıklamada Başkan'ın iki eyalet ve bir milletvekilliği bölgesinde yapılan ara seçim sonuçlarını takip etmeyeceğini belirtti.

****
Beyaz Saray'ın bu açıklaması karşısında küplere binen muhalif basın, "Madem bu kadar önemsizdi, Başkan Obama ve yardımcısı Joe Biden neden geceli gündüzlü seçim kampanyalarında ter döktüler.
Obama kendisi bizzat üç kez New Jersey'e gitmedi mi?" diye sordu.
Taktik savaşları bir yana, 'Obama referandumu'na dönüşen seçimlerde, aslında beklenen oldu. Seçim öncesi yapılan anketler neredeyse yüzde yüze yakın kesinlikte çıktı.

KALESİNİ KAYBEDEN KOMUTAN

Başkan Obama, Salı günü iki eyalette yapılan valilik seçimlerinde hüsrana uğradı. Virginia valiliğini, Cumhuriyetçi aday Bob McDonnell kazandı. Hem de yüzde 63 gibi ezici bir oyla. Ancak Obama asıl darbeyi, Cumhuriyetçilere geçen yıl 16 puan fark attığı kendi kalesi New Jersey'de yedi.
Yüzde 50 oy alan Cumhuriyetçi Chris Christie, yüzde 44'te kalan eski Wall Street yöneticisi Demokrat Jon Corzine'yi geçti.
New Jersey'deki kampanya için cebinden 12 milyon dolar harcayan Corzine, kaş yapayım derken adeta göz çıkardı.
Seçmenler, ekonomik krizin suçlularından biri olarak gördükleri Wall Street'li Corzine'ye bir türlü ısınamadılar ve kendisine sandıkta kırmızı kart göstermede bir an bile tereddüt etmediler.

****
Demokrat Parti, New Jersey'dekine benzer bir hayal kırıklığını az kalsın New York 23'üncü bölgedeki boşalan milletvekilliği seçimlerinde de yaşayacaktı.
Burada güçsüz olan Cumhuriyetçiler, Tea Party'nin (Çay Partisi) adayına çalıştı. Cumhuriyetçilerin oylarını alan Tea Party'li Dog Hoffman, Demokrat rakibiyle başa baş bir yarış çıkardı.
Ayrıca Cumhuriyetçilerin başarı hanesine üçüncü kez New York Belediye Başkanı seçilen Michael Bloomberg'i de yazmak gerek. Çünkü Bloomberg, kısa bir süre önce Cumhuriyetçi Parti'den ayrılıp seçimlere bağımsız olarak girmişti. Ve aldığı oyların büyük kısmı da eski partisinden geldi.

OBAMA, 'TOPAL ÖRDEK' OLABİLİR

Peki, Amerikan mini seçimlerindeki bu sürprizler ne anlama geliyor?
Obama, 1964'ten beri Cumhuriyetçilere oy veren Virginia'yı geçen yıl kazanarak büyük bir sükse yapmıştı. Ancak Demokratlar, ABD'deki ulusal seçimlerin 'ibresi' olarak gösterilen Virginia'yı sadece bir yıl ellerinde tutabildiler.
En kötüsü de, kaleleri New Jersey'i kaptırmalarıydı. Bu iki kritik eyaletin elden çıkması, gelecek yıl yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti için tehlike sinyali anlamına geliyor. Araştırmalara göre, işsizliğin yüzde 10'u bulduğu ABD'de eyalet valiliği için oy verenlerin yüzde 85 ila 90'ının önceliği ekonomiydi. Ekonomide düzelme yaşanmazsa 2010'daki Kongre ara seçimlerinde Obama'nın Cumhuriyetçilere karşı üstünlük sağlaması yine zor görünüyor.

****
Bu durumda, Başkanlık döneminin bitmesine daha iki yıl kala Obama, tıpkı Aralık 2006 Kongre ara seçimlerinde kaybeden Bush gibi 'Topal Ördek' konumuna düşebilir.

'AFALLATAN FATURA'

Başkan Obama'nın ara seçimlerde aldığı yenilgi, Amerikan basınında büyük yankı uyandırdı. Los Angeles Times, "Obama için tehlike çanları" başlığını atarken AP ajansı, "New Jersey'nin kaybedilmesinin Beyaz Saray'da huzursuzluğa yol açacağını" kaydetti. Obama yanlısı New York Times ise seçimlerden önce, "Sonuçlar Başkan'ın popülaritesi için bir barometre niteliği taşıyacak" diye yazmıştı. Seçimden sonra ise sadede gelerek, "Obama'nın bir yıl önceki seçim zaferinin parıltısı uzun süre önce sönmüştü zaten" başlığını attı.

****

Yahudi lobisine yakınlığıyla bilinen NewsMax dergisi ise sonuçlar için, "Afallatan fatura" başlığını uygun gördü ve "Amerikan politikasında buhar çıkararak ilerleyen Obama'nın yük treni, siyaset duvarına çarptı" ifadelerini kullandı.
Obama ile kanlı bıçaklı Fox TV ise internet sitesindeki yorumda yumuşak ama ironik bir başlık attı: "Seçimlerin üzerinden bir yıl geçti, ama Obama hâlâ umutlu!"
ABD'nin en çok satan gazetesi USA Today de, ekonomik krize rağmen Obama'ya verilen desteğin hayret verici olduğunu kaydetti. İngiliz Guardian gazetesi, "Obama için büyük yenilgi" başlığını atarken Telegraph "Seçmenden ihtar" demekle yetindi.

****

Beyaz Saray ise sonuçlara yönelik ilk tepkisini, seçimlerin 'Obama için referandum' niteliği taşıdığı yönündeki iddialara karşı çıkarak verdi. ABD'nin siyaset gurusu ve Obama'nın kıdemli danışmanı David Axelrod, "Seçim sonuçlarını bir referandum olarak görmüyorum" demekle yetindi.

'DEĞİŞİM'İN DEĞİŞEN RETORİĞİ

Birçok uzman, Obama'nın Amerikan halkıyla olan balayının ancak 6 ay (kasım-nisan) sürdüğü konusunda hemfikir. Yolların ayrılmasının nedeni ise verilen sözlerin unutulması. 4 Kasım 2008 gecesi, Chicago Grant Park'taki zafer konuşmasında, "Amerika değişti" diyen Obama, son günlerdeki demeçlerinde yan çizmeye, iki de bir "değişim zor", "değişimin kolay olduğu zannedilmemeli", "değişim bir gecede olmaz" demeye başladı.

****

"Evet, yapabiliriz" den bir yıl içinde "yapmak çok zor" a gelen Obama'yı önümüzdeki günlerde daha da zor iç ve dış sorunlar bekliyor. Altı ay öncesine kadar ABD'deki 'top ten' kelime listelerinde hep ilk üçte yer alan 'değişim' sözcüğü artık ilk ona bile giremiyor. Değişim'in tahtına son zamanlarda üçüncü sıraya yükselen 'sosyalizm' sözcüğü oturdu. Obama'nın aldığı yenilginin nedenleri belli: Sözünü ettiği 'umut ve değişim'in öncüsü olamadı. ABD ve dünyanın gerçekleri, "Evet, yapabiliriz" iyimserliğini geriletirken Obama'nın büyüsünü de giderek bozmaya başladı.

****

İklim değişikliğinden sağlık reformuna kadar Obama'nın Kongre'den çıkarmak istediği yasalar, büyük engelleri aşmak zorunda. İlk verdiği söz, Guantanamoyu kapatmaktı. Yapamadı. Ve Obama eğer çok yakın zamanda Washington'ın siyasi atmosferini değiştirecek önemli bir adım atamazsa, insanların gözündeki popülaritesini ve inanırlılığını bütünüyle yitirebilir. Obama, destekçileri tarafından yavaş davranmak, acemilik ve savunmaya geçmekle suçlanıyor. Artık Obamania'dan eser yok. 4 Kasım 2008'de Obama'ya oy verenlerin çoğu kendini aldatılmış hissediyor. Ve bu algının Amerikan politikasına maliyeti, bir sonraki seçimde sandık başına gitmemek olacak. Yani düşük olan katılım daha da dibe vurabilir.

****

Ayrıca Başkan Obama'nın 789 milyar dolarlık ekonomik yardım paketinin 140 milyarını Wall Street'ın en büyük 23 bankasına dağıtması ve krize yol açan şirketleri bir anlamda ödüllendirmesi halkta büyük bir öfkeye yol açtı.
Kamuoyunda bu yardımlar, 'zenginler için devlet sosyalizmi" olarak anılıyor. Yine Merkez Bankası FED'in gizli vergiler yoluyla halkın daha çok parasını alması da tansiyonu yükseltiyor.

ASIL ZORLUK DIŞ POLİTİKADA

ABD Başkanı Barack Obama'yı sadece iç politikada değil dış politikada da çetin günler bekliyor. Şunu hemen belirtelim ki bu zorluklar, ABD'nin ve küresel güçlerin içine girdiği yeni konjonktürle de çok yakından alakalı.
Önceki başkan Bush'un bir küresel strateji sahibi olmaktan çok sadece olaylara tepki gösterdiğini belirten ünlü analizci George Friedman, "Oysa Obama'nın bir strateji izlemek için zamanı ve şansı hâlâ var" tespitini yapıyor.

****

Afganistan ve İran konularında Çin ve Rusya'dan istediği desteği göremeyen Obama'nın daha çok 'dengeci ve mevcut yapıyı benimseme' politikasını izleyeceği anlaşılıyor. İsrail-Filistin barışı yine başka bahara kalırken Irak'ta oynayan taşların yerine oturması da öyle kolay görünmüyor. Gerçi dış politika, halkın Obama'yı en başarılı bulduğu alanlardan biri. Kamuoyunun yüzde 80'i Obama'nın ABD'nin dünyadaki imajını iyileştirdiği görüşünde.

KOLAY KOLAY 'RENK' VERMİYOR

Washington Post'tan Howard Kurtz, "Obama neden yapılma?" başlıklı Pazartesi günkü yazısında, "Seçileli bir yıl oldu. Ama biz hâlâ Obama'nın karakteri hakkında sorular soruyoruz" diyor. Sadece Afganistan konusunda değil sağlık reformu, sosyal ve kültürel haklar ile ekonomi konusunda da Obama kolay kolay 'renk' vermeyen biri. Amorf olması insanları bazen kaygılandırıyor.

****
Deyim yerindeyse paraşütle Amerikan kamuoyu ve dünyanın gündemine inen Obama'yı herkes daha yeni yeni tanıyor. Çünkü önceleri kimsenin onu yakından bilme fırsatı olmamıştı. Soğukkanlı, uzlaşmacı ve aniden farklı yaklaşımlara direksiyon kırması, aslında insanların onun hakkında tahmin yapmasını daha da zorlaştırıyor.

İNANDIRMAK İÇİN İNANMAK GEREK

Ancak Obama, en çok da Afganistan savaşını halkına açıklamakta zorlanıyor. Savaşın nedeni olarak gösterilen El Kaide'nin artık Afganistan'da barınmadığı iyi biliniyor. Sofistike biri olarak görünen Obama'nın en önemli özelliği pragmatist olması. Obama'nın med-cezirlerine alışık olmayanlar, onun bir iletişim sorunu yaşadığına hükmediyor.

****
Obama ile golf oynayan New York Times'ın ünlü köşe yazarlarından Thomas Friedman bu tarz eleştiriler karşısında, "Obama'nın bir iletişim sorunu yok. Kendini anlatmada da hiç zorluk çekmiyor. Ortada bir üslup sorunu var" diyor. Yine de muhaliflerin, Obama'nın muğlâklığı ve net olamayışı konusunda ısrarla dile getirdikleri yorumları göz ardı etmemek lazım.

****
Eleştiri dozunu giderek artıran uluslararası finans çevrelerinin etkili gazetesi Wall Street Journal, şu sıralar Afganistan konusunda Obama'ya yükleniyor. Daha önce İran politikasından dolayı Obama'yı 'vurdumduymazlık'la suçlayan gazete, önceki gün de Afganistan'daki seçimleri iyi organize edemeyen Obama yönetimini 'hantallık'la itham etti.

****
Gazeteye göre Amerikan halkı, dış politikada artık Barack Obama ve yardımcısı Joe Biden'den çok, ABD Merkez Komutanlığı Komutanı General David Petraeus ile ABD'nin Afganistan'daki Komutanı Stanley McChrystal gibi askerlerin sözlerine inanıyor; yani askerleri sivillerden daha güvenilir buluyorlar. Bunun nedeni ise Başkan Obama'nın "kararsızlığı." Obama'ya verip veriştiren Wall Street Journal sert yazısını, "Kendisi kararsız bir başkomutan, halkını bir savaşa nasıl inandırabilir ki!" diyerek noktalıyor.

****
Özetle, devrim niteliğindeki sağlık reformu tasarısını bu yıl içinde Kongre'den geçiremeyeceği anlaşılan Obama, iyice köşeye sıkışmış durumda. Sandık, medya ve dış politikadaki realitelerin kıskacındaki Obama; bugünlerde Afganistan ve İran başta olmak üzere dış politikada her an sürpriz bir hamle yapabilir.



Günün Manşetleri

Tüm Manşetler