Baykal'dan hükümete eleştiri
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Hükümetin Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili yönetmeliği mutlaka yürürlükten kaldırması gerektiğini belirterek, ''Milletin sağlığına yönelik bir tuzaktır. Eğer onlar yürürlükten kaldırmazsa biz CHP olarak, tüketici olarak, haklarımız kullanacağız ve bu yönetmeliğin iptali için gereken girişimleri mutlaka gerçekleştireceğiz'' dedi.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Baykal, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de 7 yıl boyunca tek başına iktidar olmanın büyük bir fırsat olduğunu kaydeden Baykal, ancak AK Parti iktidarının bu kolay ele geçmeyen şansı kullanamadığını ileri sürdü. AK Parti'nin tek başına iktidar olduğu 7 yıllık dönemde dünyanın da kalkınmaya geniş olanaklar tanıyan bir süreç geçirdiğini aktaran Baykal, tüm bu koşullara karşın ülkede işsizliğin, yoksullaşmanın ve borçların arttığını, gelir dağılımın giderek çarpıklaştığını, ekonominin daraldığını savundu.
''Dünyanın gerisinde kalınmıştır, Türkiye tarihinin gerisinde kalınmıştır. Ne zaman? En şanslı dönemde. 'Ekonomi iyiye gidiyor' diyenlerin buna cevap vermesi gerekir'' diyen Baykal, ister borçlanma, ister büyüme rakamlarına bakılsın, ortaya çıkan sonucun başarıdan söz etmeyi imkansız kıldığını ileri sürdü.
Baykal, ''Ülke büyümeden zenginleşmek mümkün mü? Zenginleşen bir avuç insan. İktidar çevresi eşler, dostlar, oğullar, damatlar... Ama bu Türkiye'nin zenginleşmesi anlamına gelir mi? Türkiye'nin zenginleşmesi, ülke büyürse gerçekleşir'' diye konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 2010 yılında çeşitli ürünlere zam yapılacağı yönünde açıklamaları olduğunu belirten ve ''Zam yağmuru geliyor'' diyen Baykal, zamların arkasında Hükümetin yanlış ekonomi politikasının ve bunun sonuçlarının yattığını ifade etti.
Hükümetin uygulamaları sonucunda Türkiye'de tasarruf oranının giderek düştüğünü de kaydeden Baykal, ''Bu gelecekten umudunu kesmiş bir ekonomi haline dönüştüğümüzü, geleceğe yönelik iddiasını kaybetmeye başlaşmış, hazır yiyen bir ekonomiye dönüşmeye başladığımızı ortaya koyan bir tablodur'' dedi.
Konuşmasında tarım ve hayvancılık sektöründen rakamlar veren Baykal, benzer durumun tüm sektörlerde yaşandığını ve sıkıntıların giderek arttığını ileri sürdü.
GDO'LU ÜRÜNLER
Türkiye'nin şimdi de ''Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) açılımı'' ile karşı karşıya olduğunu anlatan Baykal, ''GDO, bizim gıdamızın, hayvanlarımızı beslerken kullandığımız yemlerimizin genetik yapısının Allah'ın verdiği, doğanın oluşturduğu yapısının düzeninin değiştirilmesi suretiyle yeni bir ürün haline dönüştürülmesidir'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin biyolojik güvenlik yasasına ihtiyacı olduğunu ve bunun uzun süredir tartışıldığını belirterek, ancak buna ilişkin yasal düzenleme beklenirken ilgili bakanlığın bir yönetmelik ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar konusunun gündeme getirildiğini anlattı. Türkiye'de hormon konusunda güven veren bir tablo olmadığını savunan Baykal, tüketicinin yedikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, bunun da ötesinde dış piyasada satılamayan ürünlerin iç piyasanın tüketimine sunulduğunu söyledi.
İnsan sağlığı açısından GDO'lu ürünlerin yaratacağı risk ve sorunların çok iyi anlaşılması ve güven veren bir şekilde aydınlığa kavuşturulması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ''Olay sadece bir beslenme sağlığı konusu değil. Aynı zamanda Türkiye'de tarımın, çiftçiliğin, ekonominin kontrollünün Türkiye'nin dışına çıkması, Türkiye'nin kendi ihtiyacı için kendi imkanlarıyla üretim yapabilen ülke olmaktan çıkıp başkalarının denetimine üretimini teslim etmesi sonucunu doğuracaktır'' diye konuş.
GDO'lu ürünlere ilişkin yönetmelikte bu ürünlerin bebeklere verilmemesi gerektiğinin belirtildiğini söyleyen Baykal, ''Bebeklere yasaksa büyüklere neden yasak değil? Bebeğe zararlı peki annenin karnındaki bebeğe zararlı değil mi? Kim bu ayrımı yapıyor, neye göre yapıyor. Bu 70 milyonunun sağlığını, sadece 70 milyonun değil gelecek kuşakların istikbalini tehlikeye atmaktır'' diye
konuştu.
Yönetmeliğe göre GDO'lu olup olmadığının ürünün üzerine yazılamayacağını da ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin şartları, Türkiye'nin ürünlerinin hastalıklara karşı dirençli olmasının gerekleri dikkate alınarak mı bu üretiliyor? Hastalıklara karşı ilacı da bünyesine koyarak mı bunu yapıyorsun? O koyduğun ilacın onu kullanan insana geçmesi riski, bunun sakıncası yok mu? Böyle işlerde zarar yıllarca sonra ortaya çıkar. Yıllarca sonra ortaya çıkabilecek zararlar hakkında hükmünüzü nasıl verdiniz? Yapılmış onlarca araştırma var, çok kaygı verici tespitlere yol açmış.
Şimdi bunu sessizce kamuoyunda tartışmak, kanunu bir kenara bırakarak, bir vur kaç operasyonuyla şimdi çıkarmanın hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını anlamak mümkün değildir. Yani birden bire açılım maçılım derken böyle bir gıda tuzağını, insan sağlığına yönelik bir tehdidi, tehlikeyi, Türk tarımına yönelik bir tuzağı kendi elimizle yürürlüğe koyuyoruz. Bu yanlıştır, tartışılmamıştır. Derhal Hükümet bu GDO yönetmeliğini iptal etmelidir.''
Baykal, konunun denetiminin bürokratlardan oluşan bir kurula verileceğini, bunun da yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, hükümetin kamuoyunu konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerektiğini kaydetti.
Baykal, ''Bu açılımda diğer açılımlar gibi tuzaklarla doludur, sakıncalıdır, milletin sağlığına yönelik bir tuzaktır. Bunun derhal yürürlükten kaldırılması lazım. Eğer onlar yürürlükten kaldırmazsa biz CHP olarak, tüketici olarak her birimiz bu konudaki haklarımız kullanacağız ve bu yönetmeliğin iptali için gereken girişimleri mutlaka gerçekleştireceğiz'' diye konuştu.
''BAŞBAKAN'IN CANI TATLI DA VATANDAŞIN CANI TATLI DEĞİL Mİ?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, domuz gribi aşısından kaynaklanan bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bunun sorumluluğunun iktidara ait olacağını savunarak, ''Başbakan'ın canı tatlı da vatandaşın canı tatlı değil mi? Başbakan, kendisini düşünüyor, 'ben olmayacağım' diyor. Sen olmayacaksan, vatandaşa niye yapıyorsun?'' diye sordu.
Baykal, partisinin grup toplantısı çıkışında, gazetecilerin domuz gribi aşısı olup olmayacağına ilişkin sorusunu yanıtladı.
İktidarın, salgın konusunda çelişkili manzara ortaya koyduğunu savunan Baykal, Bakanlar Kurulunun kendi içerisinde ortak anlayışa giremediğini söyledi.
Baykal, Hükümetin, yapılması gerekenler konusunda Türkiye'ye yol gösterecek, doğru seçeneği ortaya koyacak noktada bulunmadığını öne sürerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın farklı şeyler söylediğini belirtti. Bunun çok vahim bir manzara olduğunu ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hükümetin, bu tehlike karşısında Türkiye'ye yol göstermesi, doğru olanı uygulaması lazım. Onu da açıkça çıkıp savunabilmesi lazım. Böyle bir garip manzara var, çok tuhaf, çelişkili; bunu yadırgıyorum. Önce Başbakan, bakanı ile anlaşsın, bunu uygulamamak gerekiyorsa, o zaman kimseyi o riske atmayalım. Başbakan'ın canı tatlı da vatandaşın canı tatlı değil mi? Aşının bir tehlikesi, tehdidi varsa, bunu herkes için var kabul etmek, herkesi öncelikle düşünmek Başbakan'ın görevi olmalı. Başbakan, kendisini düşünüyor, 'ben olmayacağım' diyor. Sen olmayacaksan, vatandaşa niye yapıyorsun? Sen örnek olacaksın, millete güven vereceksin, 'ben oluyorum' diyeceksin. Diyebiliyor mu bunu Başbakan, diyemiyor. Bu ne biçim yönetim. Bunun bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor. Yoksa Türkiye'de domuz gribinden dolayı aşılanma tereddütü yaşayacak insanlarımızın, aşılanmamayı tercih edecek insanlarımızın maruz kalacağı sorunların sorumluluğu iktidara yönelik olur. Eğer bu aşıdan kaynaklanan bir tehlike, tehdit ortaya çıkacaksa, bunun sorumluluğu da elbette bu iktidara aittir.''
IRAK'A YAPACAĞI ZİYARETİN İPTAL EDİLMESİ
Baykal, Irak'a yapacağı gezinin iptal edilmesinin nedeninin sorulması üzerine, ''Salı günü demokratik açılımın Meclise getirileceğini'' söyledi.
Görüşmelerde söz alıp almayacağına ilişkin soruya Baykal, ''Daha gündeme ne gelecek bilmiyoruz. Söylesinler, dinleyelim. Arkadaşlarım, ben ne gerekiyorsa elbette yapacak'' karşılığını verdi.
''Dünyanın gerisinde kalınmıştır, Türkiye tarihinin gerisinde kalınmıştır. Ne zaman? En şanslı dönemde. 'Ekonomi iyiye gidiyor' diyenlerin buna cevap vermesi gerekir'' diyen Baykal, ister borçlanma, ister büyüme rakamlarına bakılsın, ortaya çıkan sonucun başarıdan söz etmeyi imkansız kıldığını ileri sürdü.
Baykal, ''Ülke büyümeden zenginleşmek mümkün mü? Zenginleşen bir avuç insan. İktidar çevresi eşler, dostlar, oğullar, damatlar... Ama bu Türkiye'nin zenginleşmesi anlamına gelir mi? Türkiye'nin zenginleşmesi, ülke büyürse gerçekleşir'' diye konuştu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 2010 yılında çeşitli ürünlere zam yapılacağı yönünde açıklamaları olduğunu belirten ve ''Zam yağmuru geliyor'' diyen Baykal, zamların arkasında Hükümetin yanlış ekonomi politikasının ve bunun sonuçlarının yattığını ifade etti.
Hükümetin uygulamaları sonucunda Türkiye'de tasarruf oranının giderek düştüğünü de kaydeden Baykal, ''Bu gelecekten umudunu kesmiş bir ekonomi haline dönüştüğümüzü, geleceğe yönelik iddiasını kaybetmeye başlaşmış, hazır yiyen bir ekonomiye dönüşmeye başladığımızı ortaya koyan bir tablodur'' dedi.
Konuşmasında tarım ve hayvancılık sektöründen rakamlar veren Baykal, benzer durumun tüm sektörlerde yaşandığını ve sıkıntıların giderek arttığını ileri sürdü.
GDO'LU ÜRÜNLER
Türkiye'nin şimdi de ''Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) açılımı'' ile karşı karşıya olduğunu anlatan Baykal, ''GDO, bizim gıdamızın, hayvanlarımızı beslerken kullandığımız yemlerimizin genetik yapısının Allah'ın verdiği, doğanın oluşturduğu yapısının düzeninin değiştirilmesi suretiyle yeni bir ürün haline dönüştürülmesidir'' dedi.
Baykal, Türkiye'nin biyolojik güvenlik yasasına ihtiyacı olduğunu ve bunun uzun süredir tartışıldığını belirterek, ancak buna ilişkin yasal düzenleme beklenirken ilgili bakanlığın bir yönetmelik ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar konusunun gündeme getirildiğini anlattı. Türkiye'de hormon konusunda güven veren bir tablo olmadığını savunan Baykal, tüketicinin yedikleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, bunun da ötesinde dış piyasada satılamayan ürünlerin iç piyasanın tüketimine sunulduğunu söyledi.
İnsan sağlığı açısından GDO'lu ürünlerin yaratacağı risk ve sorunların çok iyi anlaşılması ve güven veren bir şekilde aydınlığa kavuşturulması gerektiğine dikkati çeken Baykal, ''Olay sadece bir beslenme sağlığı konusu değil. Aynı zamanda Türkiye'de tarımın, çiftçiliğin, ekonominin kontrollünün Türkiye'nin dışına çıkması, Türkiye'nin kendi ihtiyacı için kendi imkanlarıyla üretim yapabilen ülke olmaktan çıkıp başkalarının denetimine üretimini teslim etmesi sonucunu doğuracaktır'' diye konuş.
GDO'lu ürünlere ilişkin yönetmelikte bu ürünlerin bebeklere verilmemesi gerektiğinin belirtildiğini söyleyen Baykal, ''Bebeklere yasaksa büyüklere neden yasak değil? Bebeğe zararlı peki annenin karnındaki bebeğe zararlı değil mi? Kim bu ayrımı yapıyor, neye göre yapıyor. Bu 70 milyonunun sağlığını, sadece 70 milyonun değil gelecek kuşakların istikbalini tehlikeye atmaktır'' diye
konuştu.
Yönetmeliğe göre GDO'lu olup olmadığının ürünün üzerine yazılamayacağını da ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
''Türkiye'nin şartları, Türkiye'nin ürünlerinin hastalıklara karşı dirençli olmasının gerekleri dikkate alınarak mı bu üretiliyor? Hastalıklara karşı ilacı da bünyesine koyarak mı bunu yapıyorsun? O koyduğun ilacın onu kullanan insana geçmesi riski, bunun sakıncası yok mu? Böyle işlerde zarar yıllarca sonra ortaya çıkar. Yıllarca sonra ortaya çıkabilecek zararlar hakkında hükmünüzü nasıl verdiniz? Yapılmış onlarca araştırma var, çok kaygı verici tespitlere yol açmış.
Şimdi bunu sessizce kamuoyunda tartışmak, kanunu bir kenara bırakarak, bir vur kaç operasyonuyla şimdi çıkarmanın hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını anlamak mümkün değildir. Yani birden bire açılım maçılım derken böyle bir gıda tuzağını, insan sağlığına yönelik bir tehdidi, tehlikeyi, Türk tarımına yönelik bir tuzağı kendi elimizle yürürlüğe koyuyoruz. Bu yanlıştır, tartışılmamıştır. Derhal Hükümet bu GDO yönetmeliğini iptal etmelidir.''
Baykal, konunun denetiminin bürokratlardan oluşan bir kurula verileceğini, bunun da yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, hükümetin kamuoyunu konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerektiğini kaydetti.
Baykal, ''Bu açılımda diğer açılımlar gibi tuzaklarla doludur, sakıncalıdır, milletin sağlığına yönelik bir tuzaktır. Bunun derhal yürürlükten kaldırılması lazım. Eğer onlar yürürlükten kaldırmazsa biz CHP olarak, tüketici olarak her birimiz bu konudaki haklarımız kullanacağız ve bu yönetmeliğin iptali için gereken girişimleri mutlaka gerçekleştireceğiz'' diye konuştu.
''BAŞBAKAN'IN CANI TATLI DA VATANDAŞIN CANI TATLI DEĞİL Mİ?''
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, domuz gribi aşısından kaynaklanan bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bunun sorumluluğunun iktidara ait olacağını savunarak, ''Başbakan'ın canı tatlı da vatandaşın canı tatlı değil mi? Başbakan, kendisini düşünüyor, 'ben olmayacağım' diyor. Sen olmayacaksan, vatandaşa niye yapıyorsun?'' diye sordu.
Baykal, partisinin grup toplantısı çıkışında, gazetecilerin domuz gribi aşısı olup olmayacağına ilişkin sorusunu yanıtladı.
İktidarın, salgın konusunda çelişkili manzara ortaya koyduğunu savunan Baykal, Bakanlar Kurulunun kendi içerisinde ortak anlayışa giremediğini söyledi.
Baykal, Hükümetin, yapılması gerekenler konusunda Türkiye'ye yol gösterecek, doğru seçeneği ortaya koyacak noktada bulunmadığını öne sürerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın farklı şeyler söylediğini belirtti. Bunun çok vahim bir manzara olduğunu ifade eden Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hükümetin, bu tehlike karşısında Türkiye'ye yol göstermesi, doğru olanı uygulaması lazım. Onu da açıkça çıkıp savunabilmesi lazım. Böyle bir garip manzara var, çok tuhaf, çelişkili; bunu yadırgıyorum. Önce Başbakan, bakanı ile anlaşsın, bunu uygulamamak gerekiyorsa, o zaman kimseyi o riske atmayalım. Başbakan'ın canı tatlı da vatandaşın canı tatlı değil mi? Aşının bir tehlikesi, tehdidi varsa, bunu herkes için var kabul etmek, herkesi öncelikle düşünmek Başbakan'ın görevi olmalı. Başbakan, kendisini düşünüyor, 'ben olmayacağım' diyor. Sen olmayacaksan, vatandaşa niye yapıyorsun? Sen örnek olacaksın, millete güven vereceksin, 'ben oluyorum' diyeceksin. Diyebiliyor mu bunu Başbakan, diyemiyor. Bu ne biçim yönetim. Bunun bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor. Yoksa Türkiye'de domuz gribinden dolayı aşılanma tereddütü yaşayacak insanlarımızın, aşılanmamayı tercih edecek insanlarımızın maruz kalacağı sorunların sorumluluğu iktidara yönelik olur. Eğer bu aşıdan kaynaklanan bir tehlike, tehdit ortaya çıkacaksa, bunun sorumluluğu da elbette bu iktidara aittir.''
IRAK'A YAPACAĞI ZİYARETİN İPTAL EDİLMESİ
Baykal, Irak'a yapacağı gezinin iptal edilmesinin nedeninin sorulması üzerine, ''Salı günü demokratik açılımın Meclise getirileceğini'' söyledi.
Görüşmelerde söz alıp almayacağına ilişkin soruya Baykal, ''Daha gündeme ne gelecek bilmiyoruz. Söylesinler, dinleyelim. Arkadaşlarım, ben ne gerekiyorsa elbette yapacak'' karşılığını verdi.