Tello A2'ye gitmeli!
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Turkcell Süper Lig'de Beşiktaş ile Ankaragücü arasında oynanan 11. hafta karşılaşmasını ev sahibi Beşiktaş İsmail'in ilk yarıda attığı tek golle 1 - 0 yenerek puanını 21'e çıkardı.
ALİ GÜLTİKEN: Özgüven... (SABAH)
Maça başlangıç süper. Tempolu, rakibine önde basan, ikinci topları kazanan, kanatları kullanan, çok iyi verkaç yapan, rakibinin oynamasına izin vermeden üstüne gidip baskı yapan, pozisyon bulan, sonrasında da golü atan mükemmel bir Beşiktaş izledik.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...
Oyun içerisinde Beşiktaş'ta defansın direnci ve organizasyonu iyi. Orta alandaki mücadele de son derece üst seviyede. Fakat ön taraf hala istenilen düzeye gelebilmiş değil. Burada Nihat'ın, Yusuf'un, Tabata'nın, Tello'nun, Nobre'nin ve Bobo'nun biraz daha tempolarını yukarıya çıkarmaları şart. Beşiktaş öne doğru oynarken bu oyuncuların oyun içerisindeki bireysel yeteneklerine ve kalitelerine ihtiyaç duyuyor. Geçen maçlara oranla bu maçta bu isimler daha iyiydiler. Ama etkilerini ve form grafiklerini artırmaları gerekiyor.
Beşiktaş çok önemli 3 puan alarak Wolfsburg maçı öncesi moral depoladı. Bu galibiyetler özgüveni yerine getirerek oyuncuların gerçek performansını sergilemesine yardımcı olacaktır.
AHMET ÇAKAR: Kazanmayı bilmek (SABAH)
Beşiktaş, sezon başından beri futbolunun üzerine fazla bir şey koymadı. Ama sezon başıyla kıyasladığımızda ciddi bir fark var. O da Beşiktaş maç kazanıyor. Bunun tek nedeni var. Beşiktaş şu anda Türkiye'de en iyi takım savunması yapan ekiplerin başında geliyor. Rakibine fazla pozisyon vermiyor, huni gibi kapanıyor ve az adamla yakalanmıyor.
Kağıt üzerinde çok iyi ve çok önemli atak oyuncuları olsa bile pratikte Beşiktaş'ın ofansif etkisi istenilen düzeyde değil. Bunun temel nedeni de forvette oynayan ve onların arkasında ataklara yardım etmek zorunda olan oyuncuların formsuzluğu.
Beşiktaş'a karşı oynamak aslında çok zor değil. Fazla şut atmayan, kanatları iyi kullanamayan bir takıma karşı savunma yapmak da çok kolay. Nihat bir türlü toparlayamıyor. Yusuf da geçen sezonki Yusuf değil. Nobre çıkıyor, Bobo giriyor. Ama her ikisi de istenilen seviyede değiller. Gelelim Tabata'ya; onun bile futbolu gerilemiş. Atması gereken iki net gol var ama sonuç sıfır.
Gelelim Halis Özkahya'ya; dün gece sahanın en başarılı isimlerinden biriydi. Kartlarını doğru kullandı, faul tespitleri yerindeydi. Kısaca dün gece hakemlik ona çok yakıştı.
HAŞMET BABAOĞLU: Orijinal şart (FOTOMAÇ)
Süper Lig'de üst üste alınan galibiyetler, ardından Wolfsburg deplasmanından çıkartılan beraberlik; sıkıntılı günler geçiren siyah-beyazlılara pozitif bir etki yapmış. Sadece futbolcular değil, taraftarlar da eski kimliklerine bürünmüşlerdi dün akşam. Oynanan futbolun "kazanmak" için olduğuna inanmış olacak ki, bu kez ağırlıklı olarak "takımlarını" desteklediler. Bu bile futbolcuların saha içindeki performanslarını arttırmaya yetti.
İki Alman oyuncu da orta sahada hem takımlarının ataklarını hazırladılar, hem de rakip atakların hazırlanmasına engel oldular. Bana göre dün akşamki ikili ayrılmamalı. _Beşiktaş'ın santrforu kim olmalı? Nobre bildiğimiz gibi. Çok koşuyor, rakip defansı yoruyor, ama bu kez de gol atmaya hali kalmıyor... Bobo ise her zaman iddia ettiğim gibi Süper Lig golcülerinden bir "tık" yukarıda bir forvet. Bu nedenle belki Ankaragücü maçında sambacıların yerli olanı sizi kurtarabilir, ama Şampiyonlar Ligi'nde orijinal sambacı kullanmak en doğru hamle olacaktır.
TURGAY DEMİR: Tello A2'ye gitmeli! (FOTOMAÇ)
Beşiktaş'ın bu sezon sözleşme yaptığı tüm oyuncular gol atmadan, kimse ikiyi göremeyecek herhalde. Dün de hesapta olmayan isimlerden biri, İsmail günü kurtardı... Başkan Demirören, İnönü'yü yeniden yaparken maçları Anadolu'da oynamayı düşündüklerini söylemişti... Bana kalırsa Doğu Anadolu'da bir şehir seçmeli... Ne kadar soğuk o kadar iyi... Hava buz gibi olunca futbolcular en azından üşümemek için koşuyor... Tello haftalardır dökülüyor... Bence bu kadroda olmayı değil ancak A2takımı hak ediyor!.
Ankaragücü iyi takım... Onlar da maçın hiçbir bölümünde oyundan kopmadılar. Savunmada kaleci Serkan ve Ediz müthiş oynadılar. Ceyhun da öyle... Sonradan giren Aydın Karabulut Beşiktaşlıların yüreklerini ağızlarına getirdi. Onu izlerken, acaba başkan Demirören ya da Denizli kendi kendilerine "Verdiğimiz futbolcuya bak bir de aldığımız Erhan Güven'e bak!" diye düşünmüşler midir? Her neyse... Beşiktaş, kör topal da olsa kazanıyor, yarıştan kopmuyor... Şaka maka derken, üst üste beşinci galibiyeti aldılar. Umalım ki Wolfsburg karşılaşmasında da şansları böyle yaver gitsin.
GÖKHAN DİNÇ: Taraftarla güzel (FOTOMAÇ)
Dün akşam bir kez daha gördük ki futbol taraftarla güzel... Nihat, basın tribününün önünde oynarken takımını kendi kanadına çekmek için çok çalıştı. Kara Kartal belki antrenmanda bile yapmadığı kadar pas yaptı rakip sahada. Pas yüzdesi bu kadar yüksek olunca da haliyle güzel bir futbol çıktı ortaya. Yalnız Mustafa Denizli'nin, Yusuf Şimşek'i sol çizgide oynatma ısrarına anlam vermek mümkün değil.
Son olarak bir benzerlikten bahsetmek istiyorum. Beşiktaş, erken bulduğu golün devamını getiremediği için sıkıntılı dakikalar yaşadı. Tıpkı Kasımpaşa maçındaki gibi. Geriye yaslanan takım kendi kalesinde gol pozisyonları gördü. Sahada son dakikalarda deplasmana gelen bir Anadolu takımı vardı sanki.
ALİ GÜLTİKEN: Özgüven... (SABAH)
Maça başlangıç süper. Tempolu, rakibine önde basan, ikinci topları kazanan, kanatları kullanan, çok iyi verkaç yapan, rakibinin oynamasına izin vermeden üstüne gidip baskı yapan, pozisyon bulan, sonrasında da golü atan mükemmel bir Beşiktaş izledik.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ... Oyun içerisinde Beşiktaş'ta defansın direnci ve organizasyonu iyi. Orta alandaki mücadele de son derece üst seviyede. Fakat ön taraf hala istenilen düzeye gelebilmiş değil. Burada Nihat'ın, Yusuf'un, Tabata'nın, Tello'nun, Nobre'nin ve Bobo'nun biraz daha tempolarını yukarıya çıkarmaları şart. Beşiktaş öne doğru oynarken bu oyuncuların oyun içerisindeki bireysel yeteneklerine ve kalitelerine ihtiyaç duyuyor. Geçen maçlara oranla bu maçta bu isimler daha iyiydiler. Ama etkilerini ve form grafiklerini artırmaları gerekiyor.
Beşiktaş çok önemli 3 puan alarak Wolfsburg maçı öncesi moral depoladı. Bu galibiyetler özgüveni yerine getirerek oyuncuların gerçek performansını sergilemesine yardımcı olacaktır.
AHMET ÇAKAR: Kazanmayı bilmek (SABAH)
Beşiktaş, sezon başından beri futbolunun üzerine fazla bir şey koymadı. Ama sezon başıyla kıyasladığımızda ciddi bir fark var. O da Beşiktaş maç kazanıyor. Bunun tek nedeni var. Beşiktaş şu anda Türkiye'de en iyi takım savunması yapan ekiplerin başında geliyor. Rakibine fazla pozisyon vermiyor, huni gibi kapanıyor ve az adamla yakalanmıyor.
Kağıt üzerinde çok iyi ve çok önemli atak oyuncuları olsa bile pratikte Beşiktaş'ın ofansif etkisi istenilen düzeyde değil. Bunun temel nedeni de forvette oynayan ve onların arkasında ataklara yardım etmek zorunda olan oyuncuların formsuzluğu.
Beşiktaş'a karşı oynamak aslında çok zor değil. Fazla şut atmayan, kanatları iyi kullanamayan bir takıma karşı savunma yapmak da çok kolay. Nihat bir türlü toparlayamıyor. Yusuf da geçen sezonki Yusuf değil. Nobre çıkıyor, Bobo giriyor. Ama her ikisi de istenilen seviyede değiller. Gelelim Tabata'ya; onun bile futbolu gerilemiş. Atması gereken iki net gol var ama sonuç sıfır.
Gelelim Halis Özkahya'ya; dün gece sahanın en başarılı isimlerinden biriydi. Kartlarını doğru kullandı, faul tespitleri yerindeydi. Kısaca dün gece hakemlik ona çok yakıştı.
HAŞMET BABAOĞLU: Orijinal şart (FOTOMAÇ)
Süper Lig'de üst üste alınan galibiyetler, ardından Wolfsburg deplasmanından çıkartılan beraberlik; sıkıntılı günler geçiren siyah-beyazlılara pozitif bir etki yapmış. Sadece futbolcular değil, taraftarlar da eski kimliklerine bürünmüşlerdi dün akşam. Oynanan futbolun "kazanmak" için olduğuna inanmış olacak ki, bu kez ağırlıklı olarak "takımlarını" desteklediler. Bu bile futbolcuların saha içindeki performanslarını arttırmaya yetti.
İki Alman oyuncu da orta sahada hem takımlarının ataklarını hazırladılar, hem de rakip atakların hazırlanmasına engel oldular. Bana göre dün akşamki ikili ayrılmamalı. _Beşiktaş'ın santrforu kim olmalı? Nobre bildiğimiz gibi. Çok koşuyor, rakip defansı yoruyor, ama bu kez de gol atmaya hali kalmıyor... Bobo ise her zaman iddia ettiğim gibi Süper Lig golcülerinden bir "tık" yukarıda bir forvet. Bu nedenle belki Ankaragücü maçında sambacıların yerli olanı sizi kurtarabilir, ama Şampiyonlar Ligi'nde orijinal sambacı kullanmak en doğru hamle olacaktır.
TURGAY DEMİR: Tello A2'ye gitmeli! (FOTOMAÇ)
Beşiktaş'ın bu sezon sözleşme yaptığı tüm oyuncular gol atmadan, kimse ikiyi göremeyecek herhalde. Dün de hesapta olmayan isimlerden biri, İsmail günü kurtardı... Başkan Demirören, İnönü'yü yeniden yaparken maçları Anadolu'da oynamayı düşündüklerini söylemişti... Bana kalırsa Doğu Anadolu'da bir şehir seçmeli... Ne kadar soğuk o kadar iyi... Hava buz gibi olunca futbolcular en azından üşümemek için koşuyor... Tello haftalardır dökülüyor... Bence bu kadroda olmayı değil ancak A2
Ankaragücü iyi takım... Onlar da maçın hiçbir bölümünde oyundan kopmadılar. Savunmada kaleci Serkan ve Ediz müthiş oynadılar. Ceyhun da öyle... Sonradan giren Aydın Karabulut Beşiktaşlıların yüreklerini ağızlarına getirdi. Onu izlerken, acaba başkan Demirören ya da Denizli kendi kendilerine "Verdiğimiz futbolcuya bak bir de aldığımız Erhan Güven'e bak!" diye düşünmüşler midir? Her neyse... Beşiktaş, kör topal da olsa kazanıyor, yarıştan kopmuyor... Şaka maka derken, üst üste beşinci galibiyeti aldılar. Umalım ki Wolfsburg karşılaşmasında da şansları böyle yaver gitsin.
GÖKHAN DİNÇ: Taraftarla güzel (FOTOMAÇ)
Dün akşam bir kez daha gördük ki futbol taraftarla güzel... Nihat, basın tribününün önünde oynarken takımını kendi kanadına çekmek için çok çalıştı. Kara Kartal belki antrenmanda bile yapmadığı kadar pas yaptı rakip sahada. Pas yüzdesi bu kadar yüksek olunca da haliyle güzel bir futbol çıktı ortaya. Yalnız Mustafa Denizli'nin, Yusuf Şimşek'i sol çizgide oynatma ısrarına anlam vermek mümkün değil.
Son olarak bir benzerlikten bahsetmek istiyorum. Beşiktaş, erken bulduğu golün devamını getiremediği için sıkıntılı dakikalar yaşadı. Tıpkı Kasımpaşa maçındaki gibi. Geriye yaslanan takım kendi kalesinde gol pozisyonları gördü. Sahada son dakikalarda deplasmana gelen bir Anadolu takımı vardı sanki.