Halit Refiğ'e son veda

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Halit Refiğ'e son veda
Halit Refiğ için saat 10.00'da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde bir tören düzenlendi. Törenin ardından Refiğ'in Türk bayrağına sarılı tabutu Teşvikiye Camii'ne getirildi. Refiğ'in tabutunu aralarında Nuri Alço'nun da bulunduğu bazı sinema oyuncuları cenaze aracından alarak musalla taşına koydu.

Cenaze musalla taşına konduktan sonra Halif Refiğ'in eşi Gülper Refiğ sinema oyuncusu Müjde Ar ile birlikte Teşvikişe Camii'ne geldi. Ayakta zor duran Refiğ'in koluna giren sinema sanatçısı Müjde Ar, kendisini teskin etmeye çalıştı. Bir banka oturarak taziyeleri kabul eden Gülper Refiğ'in göğsüne taktığı eşinin resmini okşayarak ağladı görüldü.

Cenazeye Refiğ'in eşinin yanısıra Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş, eski İBB Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP İstanbu İl Başkanı Gürsel Tekin, sanatçı Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel, Erol Evgin, sinema oyuncuları Fatma Girik, Türkan Şoray, Fikret Hakan, Yıldız Kenter, Nuri Alço, Yaşar Alptekin, Müjde Ar, Perihan Savaş, Meral Orhansoy, Nebil Özgentürk, gazeteci Hüseyin Gülerce, Harun Tokak'In da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı. Ayrıca CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de cenazeye çelenk gönderdi.

Fatiha okuyan ve yönetmenin ardından dua eden sinema sanatçılarından Nuri Alço, kendisiyle bir çok filmde çalıştığını söyledi. Alço, çok sevdiği Halit Refiğ'in sinema dünyasına son zamanlarda küs olduğunu ve böyle ayrıldığını söyledi. Halit Refiğ'in bacanağı gazeteci Can Ataklı ise Türk sinemasının büyük bir üstadığını kaybettiğini söyledi. Ataklı, Refiğ'in Türk sinemasına öncülük ederken toplumsal gelişmelere de çok duyarlı yaklaştığını anlattı.

Sinema oyuncusu Fatma Girik, çok üzgün olduğunu belirterek 50 yıllık dostunu kaybettiğini dile getirdi Girik, "Duygularımızı anlatmaya imkan yok. Duygularımızı siz anlayın. Bütün Türkiye'in başı sağolsun. Onu hep esprili halini hatırlamak istiyorum." dedi.

Türkan Şoray da, Türk sineması olarak büyük bir kayıp dost olarak bir kayıp."O her zaman Türk sinemasında yaptığı filmlerle yaşayacak." şeklinde konuştu.

Halit Refiğ'in tabutu kılınan cenaze namazının ardından omuzlara alındı. Cenaze aracına kadar alkışlar eşliğinde taşındı. Refiğ'in cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedildi.

''REFİĞ'İN GİTTİĞİNE İNANMIYORUM''

Yapımcı Tekin Özertem Halit Refiğ'in sinemacılığının dışında önemli bir kültür insanı olduğunu vurguladı. Özertem, ''O bir düşünürdü. Türk insanını ve Türkiye'yi düşünürdü. Her zaman (Türkiye) diyen bir insandı. Refiğ'in gittiğine inanmıyorum. Biz yaşadıkça yaşayacaktır'' diye konuştu.

Özertem, Türk sinemasının Refiğ'in arzuladığı seviyeye ulaşmasını istediğini dile getirerek, ''Umarım Türk sineması, dünya sinemasının bir parçası olur'' dedi.

Mimar Sinan Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV-Sinema Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şükran Esen ise bir düşün adamı olan Halit Refiğ'in 1960'ların sinemasının kitabını yazan bir yönetmen olduğunu söyledi. ''Sanatçılar toprak olur, ama eserleri yaşar'' diyen Esen, Refiğ'in bayrağını gençlerin taşıyacağını söyledi.

ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ KAPSAMINDA BUGÜN ANTALYA'DA YAPILACAK ANMA TÖRENİNE, REFİĞ'İN BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI SANATÇILAR KATILACAK

Türk Sineması'nın unutulmaz yönetmeni Halit Refiğ için Altın Portakal Film Festivali kapsamında düzenlenecek anma programına sanatçı dostları da katılacak.

Antalya Altın Portakal Festivali'nin ikinci gününde gelen ölüm haberiyle Türkiye'ye üzüntüye boğan ünlü yönetmen ve sinema adamı Halit Refiğ için Antalya Kültür Merkezi'nde de anma programı düzenlenecek. Festivale katılan sanatçılar için Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, İstanbul'daki cenazeye katılmaları için uçak kaldırılması önerisinde bulunurken, sanatçılar birlikte aldıkları kararla, Halit Refiğ'i, ilk ödülünü kazandığı Altın Portakal bünyesinde anmak istediklerini bildirdi. Türk Sineması'nın unutulmaz oyuncularının da katılacağı anma programının ardından, Refiğ'in 1964 yılında ilk kez Altın Portakal ödülünü kazandığı ilk filmi ''Gurbet Kuşları'' da gösterilecek.

REFİĞ'İN ARDINDAN SANATÇILARIN DUYGULARI

Altın Portakal Film Festivali'ne 9 yıl aradan sonra katılan ve yıllar önce layık görüldüğü ''Yaşam Boyu Onur Ödülü''nü teslim alan ünlü oyuncu Kadir İnanır, Refiğ'in vefatına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

''Halit Refiğ, çok sevdiğimiz bir ağabeyimizdi. Türk Sineması'na yıllardır büyük emek vermiş otoritelerden bir tanesiydi'' diyen İnanır, yönetmenin, uzun yıllar ulusal sinemanın oluşturulmasının kavgasını verdiğini söyledi. İnanır, duygularını şöyle dile getirdi:

''Biz sinemanın dilinin evrensel olduğunu savunurken, o, evrensel yapı içerisinde, ulusal sinemalarla ancak saygın olunabileceğini savunurdu. Uzun yılar mücadele etti. Başarılı filmler yaptı. Son filmlerinden biri olan, Kemal Tahir'in hayatını anlattığı ''Karılar Koğuşu' filmini de beraber yaptık. Aramızda saygı ve sevgiye dayalı müthiş bir iletişim vardı. Festivalde benim adıma yapılan organizasyonlar olduğu için bugün onun cenazesine gidemiyorum. O yüzden de üzgünüm. Cenazesine omuz vermek isterdim.''

Dünyadan herkesin geçip gideceği gerçeğini hatırlatan Kadir İnanır, ''Ben de öleceğim. Bu küçük, anlamsız yaşam yolcuğunda, insanlara geride saygı, sevgi bırakabilirsek ne mutlu. İnsanların yaşamında verdiği kavgada, geriye kalan en büyük artı değer saygıdır. Halit Refiğ onu edinmişti'' diye konuştu.

Halit Refiğ'in ''Değerinin yeterince bilinmediği'' eleştirilerinin sorulması üzerine de, İnanır, şu yanıtı verdi:
''Bu eleştiriler yapılıyor. Bir sinemacının, sinemaya bakış açıları tek doğru değildir. Biri bir doğruyu, biri başka bir doğruyu savunur. O tartışmalardan işin zevki çıkar. Böyle tartışmalar olmazsa, mesleğin de tadı olmaz. Herkese saygı duymak lazım. Herkesin düşüncesini iyi dinleyip, iyi özümsemek ve kendi adına sentez çıkarmak lazım.''

Türk Sineması'ndan son yıllarda yaşanan acı kayıplara ilişkin soru üzerine de İnanır tebessüm ederek, ''Herkes ölüyor, herkes gidiyor işte... Bakalım bize ne zaman sıra gelecek'' karşılığını verdi.

REFİĞ'İN BELGESELİNİ HAZIRLAYACAK

Halit Refiğ ile aynı dönemde yönetmenliğe başlayan ve 100'den fazla filme imza atan ünlü yönetmen Ülkü Erakalın da, Şişli'deki cenaze için camide olmayı istediğini, ancak Antalya'da tüm sanatçı dostlarının katılacağı programda Refiğ'i birlikte anacaklarını hatırlattı.

Eser yaratanların ölmediğini, Refiğ'in ölümünü de ''geçici yolculuk'' olarak kabul ettiğini dile getiren Erakalın, ''Kalbimizde, içimizde yaşayacak. Çok değerli bir yönetmen arkadaşımdı. Aynı zamanda sinemaya başladık. Türk Sineması'nın başı sağ olsun'' dedi.

Sanatçıların vefasızlık nedeniyle ölümlerinden birkaç gün sonra unutulduğunu, ancak Refiğ'in, bir çok yönetmenden farklı olarak Türk Sineması'na çok önemli bir imza attığını ifade eden Erakalın, şöyle devam etti:

''Aslında bütün bu laflar yalan ama gönülden konuşuyorum. Vefasız bir toplum içerisindeyiz. Kaybettiğimiz sanatçıyı birkaç gün, ahlarla vahlarla uğurluyoruz. Bir kaç gün sonra ancak filmleri oynadığı zaman hatırlanıyor. Türk Sineması'nda kimler unutulmadı ki. Halit Refiğ'in ise en büyük şansı, filmleridir. Filmleriyle aramızda yaşayacak. Türk Sineması'na imzasını attı. Bir sanatçının imza atmış olması çok önemlidir. Çok yönetmen var ama imzasını atan azdır. Saygıyla yolculuyoruz. Sinemamız adına ona teşekkür ediyorum.''

İki yönetmen olarak sık sık sohbetleri olduğu anlatan Erakalın, birkaç yıl önce de Halit Refiğ ile 1,5 saat süren görüşmelerinde Refiğ'e ilişkin belgesel çektiğini açıkladı.

Refiğ'in öğretim üyeliği yaptığı Mimar Sinan Üniversitesi'ndeki ofisinde gerçekleşen ve profesyonel çekimle yapılan belgelin şu ana kadar hiç bilinmediğini ifade eden Erakalın, şu bilgileri verdi:

'''Birkaç yıl önce Halit Refiğ ile 1,5 saat süren görüşmeyle yaptığım ve hiç bilinmeyen belgeseli, montajını tamamlayarak sevenlerine armağan edeceğim. Bu belgesel ben de ham olarak duruyor, 2-3 ayda tamamlayacağım. Bu belgeseldeki sohbetimizde, film yaptığımız bütün starları konuştuk. Halit Refiğ, kendisi için sinemayı ve sinemaya geçişini anlatmış, starların yolculuklarını dile getirmişti. Belgesel yayınlanması amacı taşımayacak. Anma günlerinde ya da üniversitelerde gösterilebilecek. Halit Refiğ'e ilişkin çok önemli bir arşiv çalışması olacak.''

''ELİMİN ALTINDAN KAYBOLMA DERDİ''

Antalya'da yaşayan ve Türk Sineması'ndan ''Tecavüzcü Coşkun'' karakteriyle unutulmaz arasına giren sinema oyuncusu Coskun Göğen de, Halit Refiğ ile bazı filmlerde birlikte çalıştıklarını, ölümü nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu söyledi.

Sanat camiasına baş sağlığı dileyen Coşkun Göğen, ''Çalışma şekli tertemiz bir yönetmendi. Çok başarılı filmlerinde oynadım. Sevimli hallerimi çok severdi ama adımdan da gelen biraz aşırı bir adam olduğum için de kendisi tarafından bazen uyarılırdım. 'Fazla oynaşma tecavüzcü. Elimin altından kaybolma' derdi'' diye konuştu. Refiğ'in, filmlerinde teknik direktör gibi yönetim sergilediğini de belirten Göğen, ''İşini ve çalışacağı sanatçıları iyi bilirdi'' dedi.

Yeşilçam döneminin unutulmaz aktörü Ekrem Bora da üzüntüsünü dile getirerek, Halit Refiğ'in, Türk Sineması'nın duayenlerinden biri olduğunu vurguladı. Ünlü yönetmenin aynı zamanda edebiyat adamı olduğuna da dikkati çeken Bora, ''Oyunculuğu ve bu mesleği ondan öğrendik. Türk Sineması'nda onun bıraktığı izi kimse bırakmadı'' diye konuştu.

Son dönemde Aykut Oray, Ersin Pertan gibi pek çok kaybı yaşadıklarını da hatırlatan Ekrem Bora, ''Bu kayıplar bizi çok etkiliyor. Sıra bize geldi diye de düşünüyoruz. Hepimizin başı sağ olsun'' diye konuştu.

HALİT REFİĞ'İN AKRABASI CAN ATAKLI: ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ, İLK ÖDÜLLÜ YÖNETMENİN ÖLDÜĞÜ GÜN BAŞLADI

İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Türk sinemasının ünlü yönetmenlerinden Halit Refiğ'i, uzun yıllar beraber çalıştığı dostları anlattı.

Refiğ'in cenaze töreninde gazetecilerin sorularını yanıtlayan yakın akrabası Can Ataklı, Halit Refiğ'in çok önemli bir aydın olduğunu belirterek, ''Belki filmi ile adını bağdaştırarak, 'Yorgun Savaşçı'yı kaybettik' dedik. Evet, savaşçıydı, ama hiç yorulmadı'' dedi.

Halit Refiğ'in son ana kadar aydın ve entelektüel olma sorumluluğunu taşıdığını vurgulayan Ataklı, Refiğ'in, asla güne ve güçler dengesine göre davranıp, eğilip, bükülmediğini, en kritik anda aykırı da olsa gerçek fikrini söylediğini kaydetti.

Refiğ'in ''Ergenekon'' davasının bir tarafı olmadığını ancak gördüğü bazı hukuksuzları protesto etmek için imza kampanyası başlattığını anlatan Ataklı, şöyle konuştu:

''O davanın akışında her şeyin normal gitmediği konusunda bir fikir edinmişti ve o zaman dedi ki 'Beni de yargılayın'. Ama onun, bir cephede veya birtakım kişilerin yapmaya çalıştığı gibi 'yandaş olanlar' veya 'karşıt olanlar' gibi bir bölünmüşlüğün içinde olması söz konusu değildi. O bu meseleye bir aydın gibi bakıyordu. Bazı insanların haksız yere karalandığını düşündüğü için bir numaralı imzayı attı ve arkasını bıraktı.''

Törene katılmak için Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden gelenler olduğunu belirten Can Ataklı, ''Sanatçılar yaptıkları işin içinde son nefeslerini vermek isterler. Bence Halit Refiğ sahnede öldü. Çünkü Türkiye'nin en önemli film şenliği Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk ödüllü yönetmeni öldüğü gün başladı. Yer uzak olabilir, ama bütün sinemacılar bir aradayken onların kucağında öldü. Bu sinema dünyası adına da teselli olabilir'' dedi.

''DOST OLARAK DA BÜYÜK BİR KAYIP''

Yönetmen Umur Bugay, ulusal sinema için çok önemli bir değerin yitirildiğini ifade ederek, bugün genç sinemacıların, onun açtığı yolda emin bir şekilde çalışmalar yaptıklarını anlattı. Bugay, Halit Reiğ'in, Yeşilçam ile ulusal sinemanın öncülüğünü yaptığına dikkati çekti.

Sinema sanatçısı Türkan Şoray, Refiğ'in vefatının Türk sineması için çok büyük bir kayıp olduğunu ifade ederek, ''Dost olarak da büyük bir kayıp. Eksikliğini hep duyacağız. Refiğ, yaptığı eserlerle yaşayacaktır'' dedi. Sinema sanatçısı Fatma Girik de Refiğ'in 50 yıllık arkadaşı olduğunu ve onu esprili yanıyla hatırlamak istediğini söyledi.

''HER İSTEDİĞİNİ BAĞIRIP ÇAĞIRMADAN YAPTIRIRDI''

Sinema sanatçısı Selda Alkor, ilk filmlerinde Halit Refiğ ile birlikte çalıştığını anımsatarak, ''Başarımın temelinde, onun yönetmen olarak anlattıkları var'' dedi.

Refiğ'in kendisine ''sanatçı'' denilmesinden hoşlanmadığını ve her zaman öğreneceği çok şey olduğunu düşündüğünü anlatan Alkor, çok kültürlü ve birikimli bir insan olan Refiğ'in yaptığı bütün işlerin olay olduğunu söyledi.

Alkor, ''Güneşe Giden Yol'' ve ''Erkek ve Dişi'' adlı filmlerde birlikte çalıştıklarını belirterek, Refiğ'in sette her istediğini bağırıp çağırmadan yaptırabilen bir yönetmen olduğunu kaydetti. Yapımcı Türker İnanoğlu, Halit Refiğ ile 1950'lerde sinemaya girdiklerini ifade ederek, şu görüşleri dile getirdi:

''O sinema eleştirmeni, ben yönetmen asistanıydım. Fakat esas Halit ile kesiştiğimiz nokta, 1980 ihtilalinden sonra oldu. 'Yorgun Savaşçı' adlı filmi yakıldıktan sonra büyük üzüntü ve moral çöküntüsü içindeyken, ben film teklif ettim. 1990'a kadar 14 film, 41 bölüm dizide birlikte çalıştık, her gün birlikteydik. Halit bey, sadece sinemacı değil, fikir adamıydı. Aynı zamanda bir tarihçi, siyasetçi, coğrafyacı, şair, müzik adamıydı. Hepsini bir arada toplamış engin bir kişiydi. Allah rahmet eylesin.''

''BURUKTU''

Sinema sanatçısı Altan Günbay, Halit Refiğ'in vefatını, Türk sineması için çok erken bir kayıp olarak değerlendirdi. Günbay, 15 senedir iş verilmeyen Halit Refiğ'in film yapmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Refiğ gibi büyük bir yönetmen 15 sene Türkiye'de film yapmaz mı? Yapmadı. Bizim adetimiz, 65 yaş bitti mi, ölüme terk edilir. Saçından tırnağına kadar kültür dolu, her konuda konuşabilecek bir insan. Halit Refiğ ile 4-5 filmde birlikte çalıştım. Beraber rahat ettiğim bir yönetmen. Tiyatroya, operaya, resme, her şeye meraklı olan, her dalda kültürü olan bir insan. Mütevazi ve insan olarak insan. En büyük üzüntümüz, bu arkadaşımıza 10-15 senedir bir film yaptırılmıyor. ABD ve Avrupa'da 80-85 yaşında yönetmenler var. Buruktu. Her beraber oluşumuzda, bu acıları ortaya döküyorduk. Gençlerin öğrenebileceği çok şey vardı.''

''SOSYAL İÇERİKLİ FİLMLERE ÖNCELİK VERDİ''

Sinema Sanatçısı Göksel Arsoy, Refiğ'in, eğitimi, kültürü, nezaketi ile sinemada herkese örnek olan müstesna olan bir insan olduğunu vurguladı. Halit Refiğ'in, hayatının hiçbir döneminde ticari olarak düşünmediğini, hiç ticari bir iş yapmadığını belirten Arsoy, duygularını şöyle dile getirdi:

''Sosyal içerikli filmlere öncelik verdi. 1962 yılında çektiği 'Şehirdeki Yabancı', maden işçilerinin dramatik hayatını anlatan bir filmdi ve Moskova Film Festivali'nde ödül kazandı. 'Şafak Bekçileri' hala dillere desten olan bir film. 'Evcilik Oyunu', muhteşem bir aşk filmi. Her plan bir tablo, o kadar kabiliyetli bir insandı. Avrupa ve dünya sinemasını takip ederdi. Yaptığı eserler kendisini ilelebet yaşatacaktır. Bu tarz insanları bulmamız çok güç.''

''İSİMLERİ YAŞATILMALI''

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da hayatının büyük bölümünü Türk sinemasına adayan ve sinemanın bir halk sanatı olduğuna inanarak çalışan Halit Refiğ'i 3-4 gün önce ziyaret ettiğini belirterek, Refiğ'in de kendisine son kitabını imzaladığını kaydetti.

Sanat dünyasında iz bırakanların isimlerinin yaşatılması, gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine işaret eden Topbaş, Belediye Meclisinin, Halit Refiğ'in isminin bir sokağa, caddeye veya parka verilmesi konusunu değerlendireceğini bildirdi. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Halit Refiğ'in Türk sinemasının önemli bir ismi olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Geçen hafta yanına gittiğimizde Genel Başkanımız Deniz Baykal'a 'Tek Umut Türkiye' adlı kitabını hediye etti. Bir kısmını okudum, çok etkilendim. Türk sinemasının başı sağolsun. İnşallah yerini dolduracak yeni nesiller gelir. Ama son kitabını herkesin okumasını istiyorum.''

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler