Hükmen mağlup!
Turkcell Süper Lig'de Denizlispor'u 1-0 yenen Beşiktaş, 47 gün süren galibiyet özlemine son verdi. Üst üste alınan kötü sonuçların ardından kendi taraftarının yoğun protestoları altında, gergin bir atmosferde yapılan maçta Denizlispor engelini 49. dakikada Tabata'nın golüyle geçen siyah-beyazlılar, 4 maçlık yenilgi serisini sonlandırıp, 6 resmi maç sonra galibiyet alırken, ligde 420 dakika sonra da golle buluştu.
* MAÇTAN KARELER İÇİN TIKLAYINIZ...
ÖMER ÜRÜNDÜL: Dünyada benzeri yok (SABAH)
Bizden başka dünyanın hiçbir ülkesinde lig ve kupa şampiyonu olan bir takım yeni sezona kötü başladı diye böyle tribün protestosu olmaz. İlk yarıdaki çok gergin ortamda bitmeyen sözlü protestolara bir de tribünün çeşitli yerlerinde arka arkaya kavgalar da eklenince futbolcuların motive olmalarına imkan bırakmayan bir ortam oluştu. Buna rağmen Beşiktaş, maça fırtına gibi başladı. İlk 7 dakikada çok rahat 3 farklı skor avantajı elde edebilirdi. Devre sonuna kadar siyah-beyazlıların kaçırdığı net pozisyonlara şahit olduk ama skor değişmedi.
İkinci yarıya Mustafa Denizli iki değişiklikle başladı. Bence pozisyon zenginliği içinde geçen ilk yarıdan sonra Serdar ve Yusuf'u çıkartıp Bobo ve Nihat'ı almak yanlıştı. Beşiktaş 3 puanı getiren golü ikinci yarıda buldu. Ama bu yarıda ilk yarının aksine oyuna hükmedemediği gibi üretenlik de sağlayamadı.
HAŞMET BABAOĞLU: Hükmen mağlup! (FOTOMAÇ)
Sahada Beşiktaşlı futbolcuların Denizlispor'la, tribünde ise taraftarların yönetimle maçı vardı... İki maçın sonucu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Moskova dönüşü kendine Beşiktaş taraftarı diyen bir grubun yaptıkları çok çirkindi. İnsanı futboldan ve taraftarlıktan soğutacak rezilliklerdi. Buna karşı yönetimin yapacağı birçok şey vardı. Ama dün akşam ne gördük? İnönü tribünlerinde "2 Kupayı unutma, vefasızlık yapma" yazan bir pankartın açıldığını gördük! Bu yolla yönetime destek çıkılması tansiyonu bir anda ikiye katladı ve ortalığı yangın yerine çevirdi.
Çok kötü şeyler olabilirdi. Allah korudu! Kimse 2 kupayı unutmaz, değerini bilmemezlik etmez. Ama bu, yapılan yanlışları görmeyeceği anlamına gelir mi? Futbolcular öyle ya da böyle maçtan üç puan çıkardılar. Ama yönetim galiba hükmen mağlup!.. _Bu maçta ilk yarının golsüz geçmesini tribünlerin yarattığı gerginliğe bağlayanlar oldu. Oysa Beşiktaş zaten beş maçtır gol atamıyordu. Bu kadar gol pozisyonu üretip golde kısır kalmak... Neden? Tribünlerin gerginliği futbolcuları da germiştir. Doğrudur ama bu etkiyi abartmamak gerekir. Siyah- beyazlıların gol kısırlığını buna bağlayan teknik adamlar ve yorumculara inanamıyorum. Beşiktaş gol atamıyor. Çünkü gol adamları formsuz. O kadar açık ki, bakın Nobre'ye, bakın Bobo'ya, Nihat'a... Hepsi dökülüyor. Üstüne üstlük Beşiktaş'ın gol pozisyonu yaratacak ayakları da sanki henüz lig başlamamış, hazırlık dönemi sürüyormuş havasındalar.
TURGAY DEMİR: Fay hattı! (FOTOMAÇ)
İsyan noktasında yürekler taşınca kantarın topuzu da kaçıyor haliyle... Beşiktaş taraftarı canı gibi sevdiği takımını yuhalıyor... Hem de ne yuhalamak... Özellikle de Rüştü'yü... Tepkilerini anlamak mümkün ama keşke Runje olayındaki gibi çok daha şık bir protesto şekli bulabilselerdi. Yılların Rüştü'süne büyük ayıp ettiler. O psikoloji altında Rüştü'nün hata yapmaması büyük bir şanstı. Sadece Rüştü değil, taraftar Ernst ve Ferrari dışındaki tüm futbolculara tepkiliydi. Oysa Beşiktaş ligin kalanını da bu futbolcularla oynayacak. "Yönetim istifa" dediniz anladık. Yönetim istifa eder yenisi gelir ama koca takım için aynı şeyi söylemek mümkün mü? Sözün özü, kantarın topuzu kaçtı, ayıp oldu. Üstelik tribünler de birbirine düştü. Bir tarafta takıma destek vermeye çalışanlar, diğer yanda bunu "yönetime destek" şeklinde algılayıp isyan edenler. Kapalı tribündeki kavganın bini bir para. Aynı anda çarpan, aynı türküleri söyleyen yürekler birbirini anlayamaz halde. Ne acı bir tablo değil mi! Böyle bir ortamda ne kadar futbol oynanabilir ki? Yusuf yılların tecrübesiyle her şeyin farkındaydı. Daha birinci dakikada insan üstü bir gayretle hiç yapmadığını yapıp 20 metre depar atarak topu kale içindeki Nobre'ye verdi. "Erken bir gol atalım, kurtulalım" gayretiydi bu... Nobre boş kaleye atamadı. Üzerindeki baskıdan ayakları titremişti besbelli.
RECEP ÇETİN: Ders alınmalı (FOTOMAÇ)
Beşiktaş dün İnönü'deki stresli 90 dakikada Denizlispor'u tek golle geçerken üç "altın" puan aldı. "Altın" diyorum çünkü dün İnönü Stadı'nın tribünlerinde her zamanki olumlu ambians yerine kavga ve protesto vardı. Öylesine bir 90 dakika yaşandı ki, sahadaki futbolcunun bırakın koşmasını sağlıklı pas atması bile bence mucizeydi. "Dün İnönü'de kimin yerinde olmak isterdin" deseler inanın "Hiç kimse" yanıtını verirdim. Ne başkan, ne yönetici, ne futbolcu ne malzemeci, ne hoca, ne de taraftar... Hepsinin işi zordu! İnönü üzücü bir gece yaşadı. Maç başlarken Rüştü, Yusuf ve Tabata'nın adı okunurken yükselen ıslık ve protestolar maç boyunca sürdü. Öyle ki 8. dakikaya geldiğimiz anda Beşiktaş bastırıp gol ararken, hatta o dakikaya kadar Serdar, Fink ve Nobre üç yüzde yüzlük pozisyonu kaçırmışken bile tribünlerden "Yönetim istifa" seslerinin yükselmesi, futbolcuların üzerindeki olumsuz havayı çok daha artırdı. Düşünün ilk yarıda Rüştü'ye her top gelişinde ıslıklar yükseldi. Degaj yaparken, şutu kurtarırken hep protesto yapıldı. O yine de görevini başarıyla yapan isimler arasındaydı.
ADNAN AYBABA: Hişt hişt sakin ol... (FOTOMAÇ)
Ne oldu? Ne oluyor? Böyle hiç hoş ve güzel olmuyor. Tribünlerde müthiş bir protesto. Her telden bir ses çıkıyor. Herkes kendince psikolojik boşalımını gerçekleştiriyor, haklıdır ama böylesi şiddet gerçekten de pes dedirtiyor. Daha dört ay öncesine kadar iki kupa alarak tarihe geçen bu takım değil miyd? Dört ayda ne oldu da tarihe geçen bu takım bir anda yok oldu? Üzülmemek elde mi, kahroluyoruz. Bizler bu camianın içinde sevgiyle, tutkuyla, saygıyla, ilkeyle, hırsla zaman zaman fanatizimle büyüdük. Kaleci Rüştü'ye bakıyorum her top gelişinde bir ıslık, sadece bu takımın bu hale gelmesinden Rüştü mü sorumlu? Diğer futbolcular sorumlu değil mi? Sayın Yıldırım Demirören bu takıma 100 milyon euro'ya yakın para harcadı. Daha düne kadar herkesin övdüğü, göklere çıkardığı Mustafa Denizli'yi takımın başına getirdi. Şimdi ister istemez şunu düşünüyorsun: Sahada un var, şeker var, tribünde şeker gibi taraftar var. Sen de bu takımın helvasını yapacaksın. Biz de tribünde oturup lezzetle yiyeceğiz.
İSMAİL ER: Tombala! (HÜRRİYET)
RÜŞTÜ Reçber kalede: Birinci çinko! Çağlar, 11. dakikada kalede Rüştü'yü görünce 46 metreden vurdu kaleye. Şaka gibi. Acaba bu cesareti nereden buldu?
Mustafa Denizli, ilk kez doğruya yakın bir 11 çıkardı sahaya. Tello son anda sakatlık engeline takılmamış olsa, ideal kadroyu izlerdik.
Tribünlerin protestolarına rağmen ilk kez iyi futbol oynamaya çalıştı Beşiktaş. Kolay değil, böylesi bir ortamda oynamak. Beşiktaş, karşısında kötü bir Denizlispor bulmasına rağmen tepkiler yüzünden bir türlü rahat edemedi. Çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Tabata'nın golünden sonra Beşiktaş yedek kulübesinde oturanların yarısı sevindi, yarısı üzüldü... Bu, takımın geleceği için büyük tehlike.