Amerikan beslenme tuzağı
Obezite, ABD'den dünyaya yayılan bir hastalık. Bilimadamları önce fast-food'lara göz yumdu. Şişmanlıkla başa çıkamayınca kısa bir süreliğine yasaklandı. Yeni sektörler ve hastalıklar oluştu. Türkler de oyuna geldi
Giriş Tarihi:
Amerikan halkının her geçen gün biraz daha obezleştiğini fark eden yetkililer, yapmış oldukları araştırmalar sonucunda fast food tarzı beslenme alışkanlığı olanların aşırı derecede kilo aldıklarını ve her geçen gün yaş ortalamasının azalarak obezite riskinin çocuklara kadar indiğini tespit etmişlerdir. Fakat aynı yetkililer, fast food zincirinin -yan sanayilerle beraber- toplam sermayenin neredeyse yarısına denk geldiğini gördüklerinde, bu zincir sahiplerini karşılarına almamak ve ekonomiyi zarara uğratmamak adına bu duruma göz yumarak kendi halkına çok büyük bir ihanet etmişlerdir. Zamanla sivil toplum örgütlerinin ve bazı sağlık kuruluşlarının bu olayın üstüne gitmesiyle birçok önlemler alındı. Önce okullarda hamburger, patates cipsi ve kola yasaklandı. Bu yasaklama yeterli gelmeyince yetkililer obezitenin yaygın olduğu bölgelerdeki Mc Donalds, Burger King, Kentucky Fried Chicken, Pizza Hut gibi ünlü fast food firmalarının ruhsatlarını iptal edip yeni önlemler alarak ve Amerika genelinde bu tarz fast food firmalarına yaş sınırlaması getirerek çocukların obez olmasını önlemeye yönelik ne yapabileceklerse yaptılar. Ancak tüm bu önlemlerin obeziteyi durduramaması ve hazırlanan menülerin kalori ölçümleri, başka bir gerçeği ortaya koydu. Hamburger, tavuk, pizza ve yapılan kızartmalarda katı yağ kullanıldığı, bu yağların insan vücudunda aşırı yağlanmayla birlikte sağlık açısından son derece tehlikeli tahribatlar yaptığı, kalp ve karaciğer yağlanması, damarlarda yağlanma, kolesterol ve tansiyon yüksekliği, hormon bozukluğu ve psikolojik sorunlar yarattığı görüldü. Yetkililer katı yağ kullanımını yasakladılar. Sektör hafif sıvı yağ kullanımına başladı. Bunlar tedbir olarak belki yeterli gelmişti. Ancak doktorlar insanların yıllardır sağlıksız beslenmesi sonucunda hastanelerde kalp ve damar ameliyatlarına yetişemez olmuş, her gün onlarca kalp krizi vakasının önüne geçememişlerdir. Aşırı kilolarından dolayı psikolojileri ve hormonal dengeleri bozulan Amerikalılar en çok kazananlar listesinde psikologları birinci sıraya taşıdı. Daha ileri derecede psikolojisi bozulmuş olan hastalar, adam seçmeden çevrelerine zarar vererek binlerce intihara ve cinayete sebep oldular. Amerika genelinde milyonlarca kolesterol ve tansiyon hastası hastanelerde kuyruklar oluşturdu. Bu hastalıklar elbette ilaç sektöründeki bazı dev firmaların ekmeğine yağ sürüp servetlerine servet ekledi. Sadece bu tedbirlerle bu olayın önünü alamayacağını anlayan yetkililer, halkı spor ve diyete yönlendirdi. Her semtte spor alanları açılmasını sağlamak amacıyla spor merkezi açanlara teşvik kredisi verip halkına bedavaya spor yapma imkânı sağladı. Hal böyle olunca tüm dünyada olduğu gibi Amerika'da da yeni bir meslek dalının yıldızı parladı.
Ya diyetisyenlik?
Zayıflamaya çalışan bu insanlar diyetisyenlerin kapılarında sıralar oluşturup yine birilerinin zengin olmasını sağladılar. Açılan spor merkezlerinin sayısını tahmin edersiniz. Bu da zengin olan başka bir sektörü önümüze çıkarıyor. Bunlar olurken -Amerika ve Avrupa'da halkın bilinçlenmesinden dolayı- artık kendilerine pazar bulamayan fast food yöneticileri daha doğuya kaymaya ve çok kapsamlı bir ar-ge araştırmasına başladılar. Fast food sektörü Amerika'daki fiyat politikalarını burada koruyarak çok güzel paralar kazanmaya başlayınca, üreticiler kendi ülkelerindeki diyet mayonezleri unutup, ne hikmetse sıvı yağ yerine katı yağ kullanmaya devam ettiler. Belki onlar da "Bunlar Türk, bir şey olmaz" demişlerdir. Elbette buradaki rantı ve sağlık açısından hiçbir denetimin yapılmadığını gören diğer firmalar da çok kısa zamanda ülkemize gelerek sahnedeki yerlerini aldılar. Yapılan son derece etkili reklâmlarla ve çocuklara verdikleri o güzel oyuncaklarla bizi kısa zamanda kendilerine bağımlı yapmayı başardılar. Bu bağımlılık, neredeyse kilonun ne olduğunu bile bilmeyen biz Türk halkını obezite denen bir aşırı kilo hastalığı ile tanıştırdı.
'Muhteşem bir yaşam tarzı için diziyi oku!'
27 yıldır spor yapıyorum. Dile kolay, tam 27 yıl. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadım ki… Uzun bir süre kendi spor merkezimde fitness eğitmenliği yaptım. Bin bir türden insanla karşılaştım; kilo almak, kilo vermek, yağ aldırmak, yağ almak, selülitten kurtulmak, vücut geliştirmek isteyenler, neler neler… Neredeyse ömrümün tamamını geçirdiğim bu dalda kazandığım tecrübelerimi insanlığa sunuyorum. Eğer kilo almak istiyorsan, kilo vermek istiyorsan, enerjik olmak istiyorsan, uykuya doyamıyorsan, stresli ve sinirliysen, huzursuzsan, dikkat dağınıklığı yaşıyorsan, bel fıtığından korunmanın ne kadar kolay olduğunu öğrenmek, hem düzgün bir fiziğe sahip hem de sağlıklı olmak ve kolay kolay hastalanmamak istiyorsan tüm yazdıklarımı dikkatlice oku. Bu kitabı okuyanlar benim 28 yılda yaşayarak öğrendiğim tüm sırları öğrenecek. Yani bu elindeki kâğıttan ağırlık senin için kestirme bir yol, üstelik çok da keyifli. Derin bir nefes al ve başla hadi, muhteşem bir yaşam tarzı oluşturmak için daha fazla zaman kaybetme. Tekrar görüşeceğiz…
Beden Bilgesi Fırat Çakır
Ya diyetisyenlik?
Zayıflamaya çalışan bu insanlar diyetisyenlerin kapılarında sıralar oluşturup yine birilerinin zengin olmasını sağladılar. Açılan spor merkezlerinin sayısını tahmin edersiniz. Bu da zengin olan başka bir sektörü önümüze çıkarıyor. Bunlar olurken -Amerika ve Avrupa'da halkın bilinçlenmesinden dolayı- artık kendilerine pazar bulamayan fast food yöneticileri daha doğuya kaymaya ve çok kapsamlı bir ar-ge araştırmasına başladılar. Fast food sektörü Amerika'daki fiyat politikalarını burada koruyarak çok güzel paralar kazanmaya başlayınca, üreticiler kendi ülkelerindeki diyet mayonezleri unutup, ne hikmetse sıvı yağ yerine katı yağ kullanmaya devam ettiler. Belki onlar da "Bunlar Türk, bir şey olmaz" demişlerdir. Elbette buradaki rantı ve sağlık açısından hiçbir denetimin yapılmadığını gören diğer firmalar da çok kısa zamanda ülkemize gelerek sahnedeki yerlerini aldılar. Yapılan son derece etkili reklâmlarla ve çocuklara verdikleri o güzel oyuncaklarla bizi kısa zamanda kendilerine bağımlı yapmayı başardılar. Bu bağımlılık, neredeyse kilonun ne olduğunu bile bilmeyen biz Türk halkını obezite denen bir aşırı kilo hastalığı ile tanıştırdı.
'Muhteşem bir yaşam tarzı için diziyi oku!'
27 yıldır spor yapıyorum. Dile kolay, tam 27 yıl. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadım ki… Uzun bir süre kendi spor merkezimde fitness eğitmenliği yaptım. Bin bir türden insanla karşılaştım; kilo almak, kilo vermek, yağ aldırmak, yağ almak, selülitten kurtulmak, vücut geliştirmek isteyenler, neler neler… Neredeyse ömrümün tamamını geçirdiğim bu dalda kazandığım tecrübelerimi insanlığa sunuyorum. Eğer kilo almak istiyorsan, kilo vermek istiyorsan, enerjik olmak istiyorsan, uykuya doyamıyorsan, stresli ve sinirliysen, huzursuzsan, dikkat dağınıklığı yaşıyorsan, bel fıtığından korunmanın ne kadar kolay olduğunu öğrenmek, hem düzgün bir fiziğe sahip hem de sağlıklı olmak ve kolay kolay hastalanmamak istiyorsan tüm yazdıklarımı dikkatlice oku. Bu kitabı okuyanlar benim 28 yılda yaşayarak öğrendiğim tüm sırları öğrenecek. Yani bu elindeki kâğıttan ağırlık senin için kestirme bir yol, üstelik çok da keyifli. Derin bir nefes al ve başla hadi, muhteşem bir yaşam tarzı oluşturmak için daha fazla zaman kaybetme. Tekrar görüşeceğiz…
Beden Bilgesi Fırat Çakır