Hz. Muhammed'i gören milyonlar
Giriş Tarihi:
Bundan bin dört yüz küsur yıl önce yaşayıp, Peygamberimiz Hz. Muhammed'i görmek ve bugün de hayatta olmak ister miydiniz? İstenir elbet, ama olacak iş değil. İnsanoğlunun bu kadar uzun bir süre yaşaması imkansız. Ancak, cin olarak yaratılmış olsaydınız bu mümkündü. Bugün, peygamberimizi gören, onun hayatına şahit olan, hatta sohbetlerine katılan ve hayatta olan milyonlarca cin var. Biraz yaşlanmışlar, ama Peygamberimizi daha dün gibi hatırlıyorlar. Bunlardan birinin adı Abdullah. 1.600 yaşlarında. İlk adı Krato'ymuş. Müslüman olduktan sonra ismini değiştirmiş. Diğeri de aynı yaşlarda. O'nun adı da Hasan. Peygamberimiz dönemindeki ismi Osleyn'miş. Müslüman olduktan sonra Hasan adını almış. Her ikisi de Hazreti Muhammed Peygamberliğini ilan etmeden önce "Şeytani" grupların içindelermiş. Sonra, Peygamberimizin Kur'anla ilgili sohbetlerine bizzat katılmışlar. İslamiyet'i kabul edip, "Rahmani" cinler arasındaki yerlerini almışlar. Abdullah ve Hasan'ın anlattıklarına bakılırsa, cinler Peygamberimizin küçük insan toplulukları ile yaptığı dini sohbetlere büyük gruplar halinde katılmışlar. Kur'an hakkındaki açıklamalarını dinleyip, İslam dinini seçmişler. Bu katılımlar her geçen gün daha da büyümüş. Abdullah ve Hasan'ın da aralarında bulunduğu milyonlar, Hz. Muhammed'in imamlık yaptığı zamanlarda arkasında saf tutmuşlar. Cemaatin arasına katılıp birlikte namaz kılmışlar. En önemlisi de Peygamberimiz bütün cinleri görebiliyormuş. Kimi zaman da sadece cin toplulukları ile özel sohbetler yapıyormuş. Onlara Kur'an hakkında açıklamalarda bulunuyormuş. Durum bu olunca, cinler arasında da İslamiyet dalga dalga yayılmış. Bizim için çok önemli olan bu gelişmeler, onlar için sıradan bir hadise! "Sizin açınızdan o dönem mi yoksa bugün mü daha güzeldi?" sorusuna verecek cevap bulamıyorlar. Çünkü, cinler için dün ile bugün arasında hiçbir değişiklik yok. Peygamberimiz döneminde nasıl yaşıyorlarsa, bugün de hayatlarına öyle devam ediyorlar. Buna karşın, önemli bir tespitleri var. Geçmişte büyü faaliyetleri bu kadar yaygın değilmiş. Cinler, aradan geçen zaman içinde insanoğlu üzerinde daha etkin hale gelmişler. Şeytani cinler büyük yol almış, Rahmani cinler yerinde saymış. Tespit bu, ama Rahmani cinlerin bu değişimden rahatsız olduklarını söylemek zor. Sonuçta Rahmani olanlar da Şeytaniler gibi cin olarak yaratılmışlar. Onlar da yaratılışları gereği insanlara uğraşmaktan zevk alan yaratıklar! Cinlerde de Cennet ve Cehennem inancı var... Üstelik, bu sadece Rahmani cinlere özgü bir inanç değil. Müslüman olan cinler, bizim gibi Kur'an-ı Kerim'in emirlerine uyduklarında Cennet'e gideceklerine inanıyorlar. Şeytani cinler de insana ne kadar fazla kötülük yaparlarsa o kadar fazla sevap kazanacaklarını düşünüyorlar. İnsana saldırdıkça Cennet'e daha fazla yakınlaştıkları inancındalar. Dönelim yine Hz. Muhammed'in yaşadığı yıllara Cinler, Hz. Muhammed doğar doğmaz diğer insanlardan çok farklı özelliklere sahip olduğunu anlamışlar. Çünkü, doğduğu an üzerinde diğer insanlardan farklı bir nur ya da aydınlık varmış. Gördükleri bütün insanlardan farklıymış. Dahası da var: Cinler, çocukluk yaşlarında Peygamberimizin üzerinde gördükleri o ışığın bütün dünyaya yayılacağını hissettiklerini de iddia ediyorlar. Onlar, çevresindeki insanların göremediği farklılığı çok önceden keşfetmişler. Kendi aralarındaki değerlendirmelerde, Peygamberimizin büyük bir liderlik vasfına sahip olduğunu, zaman içinde dünya üzerinde etkili olacağını dile getirmişler. Tabii, onların bizden çok farklı özellikleri var! Cinler, bizim kendilerini anlamakta güçlük çektiğimiz yaratıklar!.. İnsanoğlu aynı özelliklere sahip olsa, onlar gibi Hz. Muhammed döneminde yaşayıp, bugünlere ulaşsa, ciltler dolusu kitaba konu olacak anlatımlarda bulunabilir. Onlar ise, aynı yerde dolaşıp duruyorlar. O günden buyana yaşayışlarında hiçbir değişiklik olmadığı için anlatabilecekleri çok fazla bir şeyleri yok. Ne bir arpa boyu yol kat etmişler, ne de gerilemişler. İşte bu yüzden bizim yaşlılarımız gibi "O günler çok farklıydı. Bolluk ve bereket vardı. Çocukluğumuz çok mutlu geçti" türünden cümleler kuramıyorlar. Çünkü, yaşadıklarında ve hayat standartlarında hiçbir değişiklik olmamış. Tek tespitleri insanlarla ilgili: - O günden bu yana daha çok bozuldunuz. Kötülükler daha da arttı.