Barış aletler için yıpranma payı keserdi
Giriş Tarihi:

* MFÖ olarak bir ara rahmetli Barış Manço ile de çalıştınız. Sevgili Barış, bütün yeteneklerinin yanı sıra son derece eli sıkı bir insandı. Bu konuda şehir efsanesi haline gelmiş öyküler anlatılır. Geçenlerde internette dolaşırken, Barış'ın sana Fender Jazz Bass bir gitar hediye ettiğini okudum ve gözlerime inanamadım. Doğru mu bu?
Yok canım gitarı yurt dışından getirmişti, ben de satın aldım. O söylentilere gelince pek bir şey söylemek istemiyorum ama rahmetli, konserlerde bütün orkestradan, aletler için yıpranma payı keserdi. Çünkü sahnedeki bütün ekipman onundu... Ruhu şad olsun...
* Bir de oyunculuk yönün var. Oyunculuğun neredeyse müzisyenliğini bastıracak kadar ön plana çıktı. Bu konuda eğitimin var mı yoksa bu bir doğal yetenek mi?
Müzisyenliğimi bastıracak kadar ön plana çıktığını sanmıyorum. İkisi birlikte yürüyor. Oyunculuğu severek yapıyorum. Bu konuda hiçbir eğitimim yok, dediğin gibi tamamen Allah vergisi. Zamanında annem ve babama "Beni konservatuara yazdırın" diye çok yalvarmıştım. Yazdırmadılar ama ben gene de kırkımdan sonra oyuncu oldum. Her işte bir hayır vardır. Belki yazdırsalardı bugün MFÖ olmazdı.
* Annen, kendi halinde bir ev kadını olmasına rağmen son derece esprili ve komik bir hanımmış. Perran Kutman'a taş çıkarır derlerdi. Oyunculuğun annenin genlerinden gelen bir özellik mi?
Tamamen öyle. Dediğim gibi bu genler bana kırkından sonra saz çaldırmaya başladı. Oyunculuğum ilk okulu İkinci Bahar'dır. Aslında bu konuda çok şanslıyım. Doğru bir senaryoda muhteşem oyuncular ve yönetmenlerle çalıştım. Ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Tabii benim seçiciliğimin de önemli bir payı vardır diye düşünüyorum. Hayır demeyi de bilmek gerekiyor.
* Bir ara, Ferhan Şensoy'un 'Şahları da vururlar' isimli oyununda Fuat'la birlikte sahneye çıktınız. Tiyatroda acemiliğin getirdiği matraklıklar yaşadınız mı?
Fuat'la kuliste, oyunun başlamasını beklerken durmadan gitar çalardık. Çalarken seyircilerin salona girdiklerini de duyardık. Bir gece öyle kaptırmışız ki birden bir sessizlik oldu. Meğerse oyun başlamış. Bütün oyuncular sahnede bizi bekliyorlar. "Baba (biz Fuat'a aramızda baba deriz) oyun başladı" diye öyle bir bağırmışım ki sesim tüm salonda patlamış. Paldır küldür sahneye çıktık. Öyle bir gülmemiz tuttu ki yani hepimizi, oyuncuları da...
* İrili ufaklı, hatta çok ünlü pek çok grup var Türkiye'de. Ama MFÖ efsanesine hiç biri ulaşamadı... Neden?
Bu jenerasyon meselesi. Şimdi konsere gelen çocukların anneleri babaları da bizi dinliyorlardı. O şarkılarla aşık olmuş, neşelenmiş, hüzünlenmişlerdi. Onlar çocuklarıyla birlikte geliyorlar. Belki onların çocukları da bizi dinliyor olacak... Biz iyi ki geç yaşlarda meşhur olmuşuz. 20'lerinde filan ünlü olsaydık dayanamazdık. Biz çok savaşlar, harpler gördük, oralardan geçmek durumdasın... Yıllar sonra Çokonat reklamından kazandığımız 10 bin lirayla 'Ele Güne Karşı' şarkısını yaptık ve patladık.
* Ferhan Şensoy'un oyunundaki şarkı değil miydi o...
Evet Sadece sözlerini değiştirdik.
* Mikrofobin varmış, meyvalari bile yıkamadan önce özel bir mendille siliyormuşsun neden? Böyle başka takıntıların var mı? Yıllar önce sarılık geçirdiğim için mikroptan çok korkarım. Yani misosfobiğim. Ben takıntı koleksiyonu yapıyorum. Ne alırsın?
Almayayım kalsın... Aganigi naga nigi ne demek? Kemikleri güçlendirir, cildi güzelleştirir, kolestrolü düşürür. Yersen...
* Son ve en güç soru: Mazhar mı, Fuat mı?
Mazharfuat...
Yok canım gitarı yurt dışından getirmişti, ben de satın aldım. O söylentilere gelince pek bir şey söylemek istemiyorum ama rahmetli, konserlerde bütün orkestradan, aletler için yıpranma payı keserdi. Çünkü sahnedeki bütün ekipman onundu... Ruhu şad olsun...
* Bir de oyunculuk yönün var. Oyunculuğun neredeyse müzisyenliğini bastıracak kadar ön plana çıktı. Bu konuda eğitimin var mı yoksa bu bir doğal yetenek mi?
Müzisyenliğimi bastıracak kadar ön plana çıktığını sanmıyorum. İkisi birlikte yürüyor. Oyunculuğu severek yapıyorum. Bu konuda hiçbir eğitimim yok, dediğin gibi tamamen Allah vergisi. Zamanında annem ve babama "Beni konservatuara yazdırın" diye çok yalvarmıştım. Yazdırmadılar ama ben gene de kırkımdan sonra oyuncu oldum. Her işte bir hayır vardır. Belki yazdırsalardı bugün MFÖ olmazdı.
* Annen, kendi halinde bir ev kadını olmasına rağmen son derece esprili ve komik bir hanımmış. Perran Kutman'a taş çıkarır derlerdi. Oyunculuğun annenin genlerinden gelen bir özellik mi?
Tamamen öyle. Dediğim gibi bu genler bana kırkından sonra saz çaldırmaya başladı. Oyunculuğum ilk okulu İkinci Bahar'dır. Aslında bu konuda çok şanslıyım. Doğru bir senaryoda muhteşem oyuncular ve yönetmenlerle çalıştım. Ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Tabii benim seçiciliğimin de önemli bir payı vardır diye düşünüyorum. Hayır demeyi de bilmek gerekiyor.
* Bir ara, Ferhan Şensoy'un 'Şahları da vururlar' isimli oyununda Fuat'la birlikte sahneye çıktınız. Tiyatroda acemiliğin getirdiği matraklıklar yaşadınız mı?
Fuat'la kuliste, oyunun başlamasını beklerken durmadan gitar çalardık. Çalarken seyircilerin salona girdiklerini de duyardık. Bir gece öyle kaptırmışız ki birden bir sessizlik oldu. Meğerse oyun başlamış. Bütün oyuncular sahnede bizi bekliyorlar. "Baba (biz Fuat'a aramızda baba deriz) oyun başladı" diye öyle bir bağırmışım ki sesim tüm salonda patlamış. Paldır küldür sahneye çıktık. Öyle bir gülmemiz tuttu ki yani hepimizi, oyuncuları da...
* İrili ufaklı, hatta çok ünlü pek çok grup var Türkiye'de. Ama MFÖ efsanesine hiç biri ulaşamadı... Neden?
Bu jenerasyon meselesi. Şimdi konsere gelen çocukların anneleri babaları da bizi dinliyorlardı. O şarkılarla aşık olmuş, neşelenmiş, hüzünlenmişlerdi. Onlar çocuklarıyla birlikte geliyorlar. Belki onların çocukları da bizi dinliyor olacak... Biz iyi ki geç yaşlarda meşhur olmuşuz. 20'lerinde filan ünlü olsaydık dayanamazdık. Biz çok savaşlar, harpler gördük, oralardan geçmek durumdasın... Yıllar sonra Çokonat reklamından kazandığımız 10 bin lirayla 'Ele Güne Karşı' şarkısını yaptık ve patladık.
* Ferhan Şensoy'un oyunundaki şarkı değil miydi o...
Evet Sadece sözlerini değiştirdik.
* Mikrofobin varmış, meyvalari bile yıkamadan önce özel bir mendille siliyormuşsun neden? Böyle başka takıntıların var mı? Yıllar önce sarılık geçirdiğim için mikroptan çok korkarım. Yani misosfobiğim. Ben takıntı koleksiyonu yapıyorum. Ne alırsın?
Almayayım kalsın... Aganigi naga nigi ne demek? Kemikleri güçlendirir, cildi güzelleştirir, kolestrolü düşürür. Yersen...
* Son ve en güç soru: Mazhar mı, Fuat mı?
Mazharfuat...
