120 millet bir arada yaşıyor...
Yüzde 60'ını Kazaklar'ın oluşturduğu Kazakistan'da 120'yi aşkın millet bir arada yaşıyor. Burada 'kurallara uyulduğu sürece bütün vatandaşlar eşit' fikri hakim...
Giriş Tarihi:
Çarşamba sabahını bu kez değişiklik yapıp NATO toplantısıyla açıyoruz. Ardından bizi ağırlayan Kazak-Türk İş Konseyi Başkanı Zeki Pilge. 40'lı yaşların ortalarında, sofra adabından bile anlaşılacağı gibi son derece beyefendi, görmüş geçirmiş, kendini yetiştirmiş bir işadamı. Hikayesi de aynen tahmin ettiğiniz gibi. Zeki Bey aslında tıp adamı. Tıbbı bitirdikten sonra doktorluğun kendisine göre olmadığını düşünmüş, sonra bir arkadaşıyla birlikte karar vermişler. 'Ver elini Kazakistan.' Ceplerindeki birkaç bin dolarla Kazakistan'da neler yapılabilire bakmışlar. Şimdi 800 milyon dolar ciro yapan Turkuvaz Holding'in yönetim kurulu başkanı. Yemeğin ortasında bu kez sofraya Fettah Tamince geliyor. Sonra Kazakistan- Türkiye ilişkilerine geliyor konu. Onlar konuştukça, ilk dakikadan itibaren duyduğumuz, "Abi Türkler yaptı" sözünün az bile kaldığını anlıyoruz. Astana'da inşası süren Han Çadır'ı Fettah Bey yapıyor. Devasa bir çadır şeklindeki alışveriş merkezi bittiğinde hakikaten parmak ısırtacak. Çatısı bir nevi plastikle kapatılacak Han Çadır'ın içinde yok yok. Üstelik buraya özgü bir durum da var ortada. Astana'da kışın sıcaklık -45 dereceye kadar indiği için hayat çok zorlaşıyormuş. Bunu düşünerek, Han Çadır'ın etrafına siteler yapıyorlar. İşte o sitelerden Han Çadır'a camdan tüneller inşa ediliyor. Yani hava -45 dereceyken insanlar işten geldikten sonra tünelden alışveriş merkezine geçecek. Yiyecek, içecek, sporunu, alışverişini yapacak, ardından da hiç soğuğu görmeden evine ulaşacak.
ÇOK ULUSLU BİR YAPI VAR
Bizde çok çeşitliliği anlatmak için '72.5 millet bir arada' derler, bu deyim Kazak topraklarında değişmiş. Bağımsızlığını 1991'de kazanan Kazakistan, dünyanın dokuzuncu büyük ülkesiymiş. Bunu uçakla giderken çok net görüyorsunuz. Uçsuz bucaksız bozkurlar git git bitmiyor. Kazakistan Türkiye'nin yaklaşık 4 katı büyüklüğünde yüzölçümüne sahip. Üstelik nüfusu 16 milyon. Böylesine geniş bir alanda bozkırlar ve işlenmeyi bekleyen uçsuz bucaksız topraklar dikkat çekiyor. Kazakistan'da nüfusun % 60'ı Kazaklar'dan diğer kısım ise 120'yi aşkın milletin mensuplarından oluşuyor. "Bu kadar çok millet nasıl toplanmış?" diye soruyorum. "2, Dünya Savaşı'nda Avrupa'dan sürgüne yollananlar buraya gönderilmiş. Ayrıca tarihten bu yana zaten hep çok uluslu bir yapı varmış" diyorlar. Peki bunca farklı etnik kimlik nasıl bir arada ve barış içinde yaşayabiliyor? Sokakta konuştuğum herkes bu farklılığın önemini biliyor. Kurallara uyulduğu sürece bütün vatandaşların eşit olduğunu söylüyorlar. Bu başarının altında yükselen ekonomik performans ve Nazarbayev'in denge politikaları olduğunu söylüyorlar.
RUSÇA HALA HAKİM DİL
Kazakistan vatandaşlığı kabul gören bir yaklaşım. Böylesine demografik bir çeşitlilikte Kazak nüfusu artmaya devam ederken, Ruslar'ın genel nüfus içerisindeki yeri hala önemini koruyormuş. Yılların getirdiği birlikte yaşamışlığın etkisi olsa gerek, Rusça; konuşma ve yazı dilinde hala oldukça hakim. Özellikle büyük şehirlerde Kazakça konuşma oranı artırılmaya çalışılıyormuş. Devlet kademelerinde Kazak gençlerin işe alımları teşvik ediliyor. Gençlerin büyük bölümü Kazakçanın yanı sıra Rusça ve İngilizce biliyor.
HER YER TÜRK LİSESİ
Her platformda etrafımızı saran Kazak gençlerin pek çoğunun Türkçe bilmesi dikkatimizden kaçmadı. Neredeyse her 3 gençten birinin sizi, "Abi hoş geldiniz" diye karşılaması insanın hoşuna gidiyor. (Ayrıca göğsümüz de kabarıyor) Türkçe bilen gençlerin tamamı Kazak-Türk liselerinden mezun. Ayrıca neredeyse tamamı Türkiye'ye en az bir kez gitmiş. Bürokraside artan Kazak sayısında Türk okullarından mezun gençlerin etkisi azımsanamayacak oranda. Eğer şehrin herhangi bir yerinde iyi Türkçe konuşan ve sizi anlayan bir Kazak görürseniz, bilin ki Türk okullarında öğrenim görmüştür. Astana'nın en merkezi yerinde yapılan modern Türk okulunun arsasını Nazarbayev vermiş ve bizzat gelerek açılışını yapmış. Türk bayrağı dalgalanıyor.
ÇOK ULUSLU BİR YAPI VAR
Bizde çok çeşitliliği anlatmak için '72.5 millet bir arada' derler, bu deyim Kazak topraklarında değişmiş. Bağımsızlığını 1991'de kazanan Kazakistan, dünyanın dokuzuncu büyük ülkesiymiş. Bunu uçakla giderken çok net görüyorsunuz. Uçsuz bucaksız bozkurlar git git bitmiyor. Kazakistan Türkiye'nin yaklaşık 4 katı büyüklüğünde yüzölçümüne sahip. Üstelik nüfusu 16 milyon. Böylesine geniş bir alanda bozkırlar ve işlenmeyi bekleyen uçsuz bucaksız topraklar dikkat çekiyor. Kazakistan'da nüfusun % 60'ı Kazaklar'dan diğer kısım ise 120'yi aşkın milletin mensuplarından oluşuyor. "Bu kadar çok millet nasıl toplanmış?" diye soruyorum. "2, Dünya Savaşı'nda Avrupa'dan sürgüne yollananlar buraya gönderilmiş. Ayrıca tarihten bu yana zaten hep çok uluslu bir yapı varmış" diyorlar. Peki bunca farklı etnik kimlik nasıl bir arada ve barış içinde yaşayabiliyor? Sokakta konuştuğum herkes bu farklılığın önemini biliyor. Kurallara uyulduğu sürece bütün vatandaşların eşit olduğunu söylüyorlar. Bu başarının altında yükselen ekonomik performans ve Nazarbayev'in denge politikaları olduğunu söylüyorlar.
RUSÇA HALA HAKİM DİL
Kazakistan vatandaşlığı kabul gören bir yaklaşım. Böylesine demografik bir çeşitlilikte Kazak nüfusu artmaya devam ederken, Ruslar'ın genel nüfus içerisindeki yeri hala önemini koruyormuş. Yılların getirdiği birlikte yaşamışlığın etkisi olsa gerek, Rusça; konuşma ve yazı dilinde hala oldukça hakim. Özellikle büyük şehirlerde Kazakça konuşma oranı artırılmaya çalışılıyormuş. Devlet kademelerinde Kazak gençlerin işe alımları teşvik ediliyor. Gençlerin büyük bölümü Kazakçanın yanı sıra Rusça ve İngilizce biliyor.
HER YER TÜRK LİSESİ
Her platformda etrafımızı saran Kazak gençlerin pek çoğunun Türkçe bilmesi dikkatimizden kaçmadı. Neredeyse her 3 gençten birinin sizi, "Abi hoş geldiniz" diye karşılaması insanın hoşuna gidiyor. (Ayrıca göğsümüz de kabarıyor) Türkçe bilen gençlerin tamamı Kazak-Türk liselerinden mezun. Ayrıca neredeyse tamamı Türkiye'ye en az bir kez gitmiş. Bürokraside artan Kazak sayısında Türk okullarından mezun gençlerin etkisi azımsanamayacak oranda. Eğer şehrin herhangi bir yerinde iyi Türkçe konuşan ve sizi anlayan bir Kazak görürseniz, bilin ki Türk okullarında öğrenim görmüştür. Astana'nın en merkezi yerinde yapılan modern Türk okulunun arsasını Nazarbayev vermiş ve bizzat gelerek açılışını yapmış. Türk bayrağı dalgalanıyor.