5 günlük gelinin şeytani ölüm planı

Mehmet'e Ayşegül'ün fotoğrafını gösterdiler. 'Güzel kızmış' deyince bir hafta içinde evlendirdiler. Aile Gaziantep'ten gelinle birlikte oğullarının ecelinin de geldiğinden habersizdi 3 Mart akşamı Mehmet'i camda bekledi Ayşegül... Mehmet yorgundu ancak 'Canım sıkıldı, beni gezdir' diye ısrar etti. Kayınvalidesi 'Çok geç oldu' dedi ama nafile...

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
5 günlük gelinin şeytani ölüm planı
Emin-Türkan Kurtgöz çiftinin en büyük hayallerinden biri, 30 yaşına gelen oğulları Mehmet'in dünyaevine girdiğini görmekti. Balıkçılık yapıyordu Mehmet... Yağız, yakışıklı bir çocuktu. Ancak yaşıtlarından biraz farklıydı. Bu farklılık yüzünden ilkokulu bile bitirememişti. Okuması yazması da yoktu. Anne babası 'Saf' diyordu onun için... "Herkese inanır..." Mehmet'in bu halleri onun, çevrelerinden bir kızla evlenmesi için de engeldi. Ama ana-baba yüreği... Bir yuvası olsun diye yıllarca çabaladı. Bundan 2 ay önce, devreye anne Türkan Hanım'ın üvey annesi girdi. Gaziantep'te yaşayan akrabalarının 19 yaşındaki kızları Ayşegül'den bahsetti. Kıza kefildi. Daha önce başından resmi nikahsız bir beraberlik geçmişti o kadar... Eğer kabul ederlerse Mersin'e gelmeye de razıydı. Mehmet'e Ayşegül'ün bir fotoğrafını gösterdiler. Genç adam "Güzel de kızmış" deyince, hemen ertesi gün yola düşüldü hiç vakit kaybetmeden Gaziantep'e gidildi. Her iki tarafın da ailesi yangından mal kaçırırcasına "Nikah sonra kıyılır" dedi ve bir hafta içinde gençlerin düğünü yapıldı. Ayşegül hiç tanımadığı Mehmet'in yanına apar topar Mersin'e gelin geldi. Güzel bir kızdı... Mehmet'in anne babası konu komşuya karşı oğullarını evlendirmiş olmaktan dolayı mutluydu. Genç kadının hiç tanımadığı biri için ailesini, yaşadığı şehri bırakıp yanlarına neden geldiği ise hiç sorgulanmadı. Alan da razıydı veren de...

ELİ ELİME DEĞMEDİ

Mehmet ise şaşkındı biraz... Arkadaşları Mersin'den kız aldığını öğrenmişti. "Nasıl gidiyor?" diye sordular. Saklamadı olup biteni, "4 gün oldu, elim eline değmedi. İstemiyor!" dedi. Anne baba da farkındaydı olup bitenin... Gençlere zaman tanımak lazım diye düşündüler. Ne de olsa birbirlerini daha tanımıyorlardı. Ama ne yazık ki zaman yoktu. Kurtgöz Ailesi Gaziantep'ten gelinle birlikte oğullarının ecelinin de geldiğinden habersizdi. 3 Mart 2009 akşamı, Mehmet'i camda bekledi Ayşegül... Balıktan dönen Mehmet yorgundu ancak Ayşegül ısrarlıydı... "Canım sıkıldı, beni gezdir" dedi. Kayınvalidesi devreye girdi, "Çok geç oldu" dedi ama nafile...

KATİLLER KAR MASKELİYDİ

Aradan bir saat geçti geçmedi, Emin ve Türkan Kurtgöz oğluyla gelinlerini beklerken kapılarını polis memurları çaldı. Acı haber evlerine bomba gibi düştü. Mehmet üç kişi tarafından saldırıya uğramış, olay yerinde hayatını kaybetmişti. "Ya Ayşegül nasıl?" dediler. Allah'tan o iyiydi... Olayın tek görgü tanığıydı Ayşegül... Saldırı karanlık bir sokakta gerçekleşmişti. Mehmet'in anne babasına saldırganların yüzünü görmediğini, kar maskeli olduklarını söyledi. Aile çılgına döndü. Oğullarının bir düşmanı yoktu. Ayrıca böyle bir olayın Ayşegül'ün Mersin'e geldikten 5 gün sonra gerçekleşmesi bir tesadüf müydü? Kızın Gaziantep'ten gelirken yanında getirdiği cep telefonu neredeydi? Bütün bu olaylar sırasında bir komşuları, "Benim telefonuma kartını takarak birileriyle konuştu" dedi. Üzerindeki kuşkular artınca Ayşegül bavulunu topladı ve hemen memleketi Gaziantep'e, baba evine geri döndü. Genç kadını o günlerde bir televizyon programında gördüm. Bir haftalık gelin dul kalmıştı, herkes pek bir üzgündü. "Kocamın katilini aramaya geldim" diyordu Ayşegül... Yapımcım Reyhan'la birbirimize baktık. Yalan söylüyordu. "Bu kızı çağırın" dedim. Bir de bizim programda anlatsın derdini...

ÇELİŞKİLİ İFADELER ÇİLEDEN ÇIKARTTI
19 yaşında ufak-tefek cılız bir kızdı Ayşegül... Annesiyle beraber geldiler, olayı anlatmaya başladılar. Konuştukça geriliyordu. Gerildikçe, söyledikleri birbirini tutmamaya başladı. Açıkça yalan söylüyordu. Onu tanıyanlar canlı yayına telefonla bağlandıkça oğullarını kaybeden Mehmet'in anne babası da şaşkına döndü. Bir değil üç kişiye kaçmıştı daha önce... Ve son telefon bağlantısı hepimizi şoke etti. Mehmet'in anne babasına "Saldırganları tanımıyorum" diyen Ayşegül polise verdiği ifadede evli ve bir çocuk babası eski sevgilisi Erol'u suçlamıştı. Erol'un annesiydi arayan, "Oğlumun adını vermiş, bir aydır cezaevinde yatıyor" diye ağlıyordu. Peki 5 günlük kocasının katilinin kim olduğunu zaten bilen Ayşegül, günlerdir niye televizyon programlarına çıkıp da katil arıyordu? Erol'un cezaevinde yatmasına en fazla şaşıran da yine Ayşegül oldu. Erol'u şikayet etmişti ama meğer bu şikayetinin ardından gözaltına alındığından haberi yokmuş, adeta yıkıldı milyonların gözü önünde. Belli ki aklınca eski sevgilisine gözdağı vermek istiyordu. Ancak faka basmıştı.

GERÇEK SUÇLU DIŞARIDA
İlk günden itibaren olayın üzerinde titizlikle çalışan Mersin Emniyet Müdürlüğü için de bir ihbar niteliği taşıyordu bu yeni gelişmeler... Bu yalan dolanın bir nedeni olmalıydı. Artık onun yalanlarını dinlemeye gerek yoktu. Ayşegül'ü stüdyodan çıkardım. Bundan sonrası cinayet masası dedektiflerinin işiydi. Kayıp cep telefonu, kiminle yapıldığı bilinmeyen telefon görüşmeleri, Mehmet'in anne babasından bile sakladığı ihbarların mutlaka bir nedeni olmalıydı. Cinayet masası dedektifleri yeni gelişmelerin de ışığında 10 gün sonra verdi beklenen haberi... Polise katilin kimliğini vermesine rağmen teevizyonda katil arayışını sürdüren Ayşegül, bu vahşi cinayetin bizzat suç ortağıydı. Yalanları ayağına dolaşsa da şeytani bir plan yapmıştı genç kadın... İddialara göre 5 günlük kocasını öldüren gerçekten de sevgilisiydi. Ancak suçunu itiraf eden zanlı, eski sevgililerinden Erol değil, Kemal'di. Böylelikle tanımadan, sevmeden evlendiği Mehmet Tokgöz ölmüş, karısını tercih ederek kendisini ortada bırakan Erol'u cinayetle suçlayarak intikamını almış hem de cinayeti işleyen yeni sevgilisi üzerindeki kuşkuları ortadan kaldırmıştı. Daha doğrusu böyle olacağını sandı ama adaletin pençesinden o da kurtulamadı. Geriye, yuva kurmak isterken bir hiç uğruna ölen henüz 30 yaşındaki Mehmet'in acılı anne babasıyla, 'çapkınlık yapayım' derken cinayetle suçlanan ve 35 gün boyunca suçsuz yere cezaevinde yatan Erol kaldı.

İLK GÜNDEN BERİ GELİNİ SUÇLADILAR
Mehmet'in babası Emin Tokgöz ve annesi Türkan Hanım, oğullarının öldürüldüğü günden itibaren hep gelinlerinden şüphelendiler. Çünkü Mehmet'in ne bir düşmanı, ne de kavgalı olduğu biri vardı. Evlat acısıyla içleri yanan anne baba, aradan 1.5 ay geçtikten sonra şüphelerinde haklı çıktıklarını kanıtladılar.

YARIN:
35 gün ceza evinde kalan Erol T. anlatıyor: Beni de öldüreceklerdi

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler