Deprem medyatikleşti

Medyada yer alan depremle ilgili haberleri yakından takip eden Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, farklı fikirlerin toplum önünde tartışılmasına karşı!

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Deprem medyatikleşti

Marmara Depremi ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'ya depremle ilgili medyada yer alan birbirinden farklı fikirleri de sorduk. Meslektaşlarını herhangi bir kötüleme polikası gütmeyen Prof. Dr. Işıkara, bu konuda da ders verir nitelikte bir açıklamada bulundu: "Bilimadamının üzerine düşen görev, toplumu bilgilendirme ve aydınlatmadır. Şimdi eğer siz bilimsel ve yahut akademik toplantılarda tartışılması, konuşulması gereken konuları konuşursanız toplumu rahatsız etmiş olursunuz. Çünkü farklı görüşlerin olması çok doğal. Depremler dünyanın oluşumunda var. Milyonlarca yıldır oluyor. Biz bu sürece bir toplu iğne başı kadar bir noktadan bakıyoruz. Nedir bu süreç? Depremlerin aletlerle kaydı 1900 yılında başladı. Sadece 109 yıllık bir geçmişi var. Ondan öncekiler hep yalnızca veri. Bunlar aletlerle kayıt olduğu için dünyanın oluş nedenlerini açıklamada, depremin oluş nedenlerini açıklamada bu 109 yıllık verileri kullanıyoruz. Ancak 109 yıl bilim için çok kısa bir süre."

BİLİMSEL TARTIŞMALAR YAPILMALI
Bu görüş farklılıklarını toplum önünde değil, akademik-bilimsel toplantılarda dile getirmenin çok daha doğru olduğunun altını çizen Prof. Dr. Işıkara, toplumdaki yanlış bir yargıya da vurgu yaptı: "Fayların durumu, Marmara'nın altındaki hareketlilik, sade vatandaşı ilgilendiren bir konu değil. Bu bilgiler bilimsel olarak çok önemli. Araştırılması gereken konular. Ama benim için önemli olan o fayın üreteceği depreme ben hazırlıklı mıyım? Dolayısıyla esasında bizlerin bunun üzerinde konuşması gerekir."

Dramalar işe yarar!
Depremle ilgili bilgilerin yerli diziler vasıtasıyla toplumla paylaşılabileceğini belirten Prof. Dr. Işıkara, bu konuda Halil Ergün'ü de tebrik etmeden geçmedi; "Yaprak Dökümü'de ev arıyorlardı geçtiğimiz haftalarda. Ev ararlarken buldukları evde ilk sordukları sual, "Depreme dayanıklı mı?" Karşıdaki mal sahibi de "Evet, raporlarım var" diyor. Bu bana yeter. Çünkü o diziyi en aşağı 3-4 milyon kişi izliyor, değil mi? Dolayısıyla Halil Ergün'e özellikle teşekkür etmek isterim."

'1996'da kapının önüne koydular'
Prof. Dr. Işıkara, medyanın depreme yeterince ilgi göstermediğinden de yakınıyor: "Nedense bu medya açısından hiçbir zaman cazip olmadı. Hatta biz seriler, dramalar yaptık. Dramalarda ünlü sanatçılarımız oynadı. Her birine ayrı öğreti tarzı yerleştirdik. Hepsi gece yarısından sonra yayınlandı. Biraz çizgi filmim dikkat çekti. Sizinle bir anımı paylaşayım; 1996'da 'Deprem Zararının Azaltılması' isimli bir broşür hazırladım. Rasathanede uzmanlarla birlikte çalıştık broşür için. Broşürü büyük gazetelerimize götürdüm. "Hocam şimdi depremi nereden çıkardın?" dediler. 'Toplumu paniğe kaptırmanın manası var mı' dediler. Yani kapı dışı edildik, öz Türkçesi bu. Ama 17 Ağustos'tan sonra 'Hocam Allah aşkına ver şu broşürü, yayınlayalım' dediler."

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler