'Kardeşimi ben öldürdüm' deyince delirdi sandık
30 gün sonra öğrendik acı gerçeği... Evden kaçtığı ya da kaçırıldığına inandığımız Alpay, maalesef hayata gözlerini yummuştu. üstelik 11 yaşındaki küçük çocuğun canına kıyan öz ablası Sevil'di... Peki ama ablası annesi çalıştığı için gözü gibi baktığı kardeşini neden öldürmüştü? Olsa olsa bir kazaydı bu... O halde neden hastaneye götürmek yerine saklamayı tercih etmişti? Evdeki sandığın içine koymak nereden aklına gelmişti? 30 gün boyunca eve sinen kokuyu nasıl hafifletmişti?Akıllarda o kadar çok soru işareti vardı ki... Bu soruların cevaplarını öğrenmek hiç kimse için kolay olmadı... Anne-baba şoka girmişti. Sevil'in aklı yerinde değildi... Zaman geçtikçe acı gerçekler birer birer ortaya çıkmaya başladı. Kurtlar Vadisi'nin sıkı takipçisi, dizideki Polat Alemdar karakterinin sağ kolu Memati'nin hayranı olan Alpay, bir çakı edinmişti gizlice... 11 yaşındaki 5'inci sınıf öğrencisi, olay günü ailesinden gizlice edindiği bu çakıyla sokağa çıkmak istedi. Ablası fark edince kızdı, izin vermedi. Alpay ısrarlıydı. Arkadaşlarına gösterecekti. Alpay diretince üzerine gitti ve elindeki çakıyı almaya çalıştı. Alpay ise çakıyı bırakmıyor "Vermem" diye ısrar ediyordu. Tam o sırada Alpay yere, elindeki çakının üzerine düştü. Başını merdivene çarptı, çakı da kalbine girdi. İşte böyle başladı her şey... Kardeşi yerde kanlar içinde yatıyordu. Nabzını kontrol etti, hiç bir yaşam belirtisi yoktu. Korktu… Kardeşini korumak için elinden almaya çalıştığı çakı, kalbine girmişti. Ne yapacağını şaşırdı. Annesi, babası ve abisi eve gelmek üzereydi. Bunu nasıl açıklayacaktı. Düşünecek zamanı yoktu. Bu durumu açıklamak için cesareti de... Bir an önce Alpay'ı saklamalıydı. Aklına arka odadaki sandık geldi. çeyizleri vardı içinde… Boşalttı...Kardeşini sandığın en altına yerleştirdi. üzerinede çeyizlerini koydu. Evi temizledi. İçi içini yiyordu. Anne babası eve geldiklerinde Alpay'ı sordular o da "Dışarıda, sokakta oynuyor' dedi. Bu yalan 30 gün sürdü..
'Alpay'ın sandıkta olduğunu rüyamda gördüm'
Alpay'ın kayıp olduğu süre içinde ablası Sevil, farklı tavırlar sergiledi mi?
Filiz Danacılar: O dönemde gözümüz hiçbir şey görmüyordu ki… Tek isteğimiz oğlumuzun bir an önce bulunmasıydı. Bir haber geliyordu, hemen oraya gidiyorduk. Bütün aile, hepimiz seferber olduk. Zaten neredeyse evle hiçbir alakamız yoktu. Sabah sizin programınıza geliyorduk, akşam da bir ihbar geliyordu, aramaya gidiyorduk. Sabah 5'lere kadar ayaktaydık, neredeyse hiç yatmıyorduk, hepimiz aynı yatağın üzerinde oturuyorduk.
Hep bir haber bekledik...
Evet, hep haber bekliyorduk.
çeyiz sandığının bulunduğu odada kim kalıyordu?
Serdar Danacılar: Alpay bulunana kadar o odada ben yattım. Aslında hissettim, rüyamda gördüm ama konduramadım.
Filiz D.: Bizim evimiz tahta bir bina... Fare giriyor. Bir kere çekyatın altında fare ölmüştü. Bir koku sinmişti. Yine fare sandık biz...
Serdar D.: Bir kere daha aynısı oldu. Kardeşim buldu fare ölüsünü... Ama en son Alpay'ın bulunmasına yakın bir ağır koku oldu.
Filiz D.: En son süt dökülmüştü odaya... Zaten, "Süt koku yapar" dediler. Sevil de sildi her yeri... Hatta sandığı ağabeyleri ile çektik, arkasını bile sildik. Ama hiç aklımıza gelmedi içine bakmak.
Kimin aklına gelebilirki böyle bir şey? Serdar Bey, siz "Odada yatarken hissettim" dediniz. Neydi içinizdeki his?
Serdar D.: Rüyamda gördüm ben... Kardeşimle konuşuyordum, Alpay'ı arıyoruz yine… Ona "Şu sandığı bir açıp baksana" dedim. Rüyayı gördükten 4-5 gün sonra da biz o sandığı oğlum Yıldıray ve Eray'la kaldırdık. Altı silindi. Tam o sırada sandık devrildi. Ama Allah bize o anda Alpay'ımızı göstermedi.
SANDIK DEVRİLDİ AMA GöRMEDİK
Devrildiği halde mi görmediniz?
Serdar D.: Evet görmedik. Zaten içinde Sevil'in çeyizleri duruyordu. Tabakları vardı, üsttekiler döküldü. Altını karıştırmadık.
Dökülenleri tekrar yerine mi yerleştirdiniz?
Serdar D.: Evet, dökülenleri yerine koyup, sandığın kapağını kapattık.
Bunu anlatmak çok zor biliyorum ama olayı nasıl öğrendiniz?
Filiz D.: Komşumuz İsmet Abla geldi bize. O korkmaz öyle fareden filan... Sevil'e, "Kızım herhalde fare bu sandığın içinde öldü, gelenimiz gidenimiz var ayıp... İsmet Abla buradayken kadıncağız alsın fareyi... Yatakları dök de baksın" dedim. Sevil beni odaya çağırdı, "Anne Alpay o sandıkta, ben yaptım" dedi. Kızım, sen manyaklaştın mı dedim.
İnanamadınız yani…
Filiz D.: İnanamadım. "Aaa.. İsmet Abla, Sevil delirdi, çıldırdı" diye çığlık attım. Ondan sonra zaten dayılarını, babasını çağırdım. Sevil'i zapt edemiyorduk. "çıldırdı kız, alın bunu hastaneye götürün" diyorum. Resmen aklını kaçırmıştı. Kendisini oradan oraya atıyordu. Ağlıyor, bağırıyordu.
Serdar Bey bu sırada evde miydi?
Serdar D.: Eve geldiğimde Filiz, "Bak şuna... Delirdi... Saçma sapan şeyler konuşuyor" dedi. Eve girdim, sarıldım Sevil'e... "Ben yaptım baba" dedi. "Ben yaptım, kazaydı, korkudan söyleyemedim, senin Alpay'ı çok sevdiğini bildiğim için sakladım. Dayanamadım artık. Annemin ve senin haykırışlarına dayanamıyorum artık" dedi.
Sandığa mı baktınız?
Serdar D.: Allah biliyor ya o odaya girmek kimsenin içinden gelmedi. Ben günlerce o odada yattığım halde giremedim… Kimse giremedi.
Filiz D.: Zaten o an herkes Sevil'le ilgilendi. Dayıları, amcaları, ağabeyleri "Tamam Sevil'ciğim, sakin ol" dediler. çünkü delirmiş gibiydi. Kimsenin aklına gelmez ki böyle bir şey... Hiç birimizin aklına gelemez. Biz onun dediklerine inanmadığımız için o an Sevil'le uğraştık.
Alpay'ı bulan kim oldu?
Serdar D.: Zaten Sevil bizden önce emniyete bildirmiş. Gayrettepe'den 6 dakikada gelmiş polis... Düşünün 6 dakikada Gayrettepe'den Karagümrük'e geliyor polis... Hemen evi kapattılar.
Sevil giderken ne dedi size?
Serdar D.: "Son bir sefer annemi göreyim" diye bağırdı. "Beni affedin, istemeyerek oldu. Kazaydı babam... Söyleyemedim" dedi. Bağırıyordu. Ben şoktaydım. "Neden" diye sordum. "Baba ne olur beni öldürmeyin, kazaydı, korkudan yaptım bunu... Size anlatmak istedim ama anlamadınız" dedi.
'BEN YAPTIM' DEDİ İNANMADIK
Olayın üzerinden zaman geçtikten sonra düşünme imkanınız da olmuştur. Sevil size yaşananları anlatmaya çalışmış mıydı?
Filiz D.: Şimdi düşününce hakikaten anlatmaya çalışmış diyorum. çenesi kilitleniyordu, krizler geçiriyordu göğsüne vuruyordu. Biz de alıp hastaneye götürüyorduk... Anlamadık ki…
Serdar D.: Konduramıyorduk belki de.
Filiz D.: İnsanın aklına nasıl gelir ki böyle bir şey. Mümkün mü?
Serdar D.: Bir şey de söyleyemiyorduk. Sakinleştirici iğne vuruyorlardı. Serum takıyorlardı. Eve getiriyorduk. Bu devamlı olan bir şeydi. Günde 2-3 kez doktora götürdüğümüz de oldu.
Filiz D.: Korku her şeyi körleştiriyormuş.
Sevil, kavga ederlerken Alpay'ın kaza ile öldüğünü söylüyor. Sık sık tartışırlar mıydı?
Filiz D.: Hiç kavga etmezlerdi. Alpay'ın elinde çakı görmüş Sevil, almak istemiş. O da vermeyince tartışmışlar. Birbirlerini itince Alpay'ın başı fayans basamağa çarpmış.
O çakıyı ne yapmış sonra?
Serdar D.: çakı da sandıktan çıkmış. Oraya koymuş.