Böcek ailesinin ölümünde ön otopsi raporu ortaya çıktı! İl Tarım Müdürlüğü açıkladı: "Yiyeceklerde uygunsuz madde yok"
İstanbul Fatih'te Böcek ailesinden 4 kişinin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma tutuklanan ve gözaltında bulunan şüphelilerin ifadelerine ulaşıldı. Aileyi hastaneye götüren taksici Sercan Tanrıverdi A Haber canlı yayınında yaşadıklarını anlattı. Ailenin ön otopsi raporunda, "Öncelikli olarak kalınan oteldeki ortamdan kaynaklı kimyasal madde zehirlenmesi, daha düşük olasılıkla da tükettikleri besinlere bağlı gıda zehirlenmesi neticesinde vefat ettikleri düşünülmektedir." denildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Böcek ailesinin tedavisinde sorun tespit edilmedi, soruşturma sürüyor." dedi. İl Tarım Müdürlüğü, ailenin yediği yiyeceklere ilişkin, "Uygunsuz madde yok" açıklaması yaptı.

İstanbul Fatih'te Böcek ailesinden 4 kişinin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.
Takvim.com.tr dakika dakika gelişmeleri aktarıyor...
CANLI ANLATIM
4 TUTUKLAMA

Sulh cezaya sevk edilen şüphelilerden otel çalışanı M.M.U.D.C, ilaçlama şirketi sahibi Zeki K., İlaçlama şirketinin sahibin oğlu Serkan K, ilaçlama şirketi çalışanı Doğan C. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Öte yandan otel çalışanı R.B, otel sahibi Hakan O. ve simit satıcısı Mahmut K. ise ‘yurt dışı çıkış yasağı’ ve ‘İmza atma’ şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
TUTUKLAMA TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİLER

FATİH'te Böcek ailesinden anne, baba ve iki çocuğunun zehirlenme şüphesiyle kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan ilaçlama şirketinin sahibi Zeki K., oğlu Serkan K., ilaçlama şirketi çalışanı Doğan C., otelin sahibi Hakan O. ile otelde görev yapan iki çalışanın, yaşanan zehirlenme olayıyla ilgili ‘Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildiği öğrenildi. Simit satıcısı Mahmut K. ise adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edildi.
UYGUNSUZ MADDE YOK

Böcek ailesinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin yürütülen soruşturmada yiyecek ve içeceklere ilişkin İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda uygunsuz herhangi bir madde tespit edilmediği açıklandı.
Soruşturma kapsamında ailenin yemek yedikleri işletmelerden alınan numunelerin İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü'ndeki incelemeleri tamamlandı. Analiz sonuçlarının düzenlenerek rapor hazırlandı. Raporda, ailenin yediği yemek ve içeceklerden alınan örneklerde herhangi bir uygunsuz madde tespit edilmediği belirtildi.
KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAYIZ

Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki AK Parti Grup Toplantısı'nda Böcek ailesinin ölümüne ilişkin konuşan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Hatası olan kimse var tespi edilecek ve kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak." dedi.
Başkan Erdoğan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Dilovası'nda hayatını kaybeden emekçi kardeşlerimize rahmet diliyorum. İstanbul'da 2'si çocuk 4 kişinin öldüğü olayla ilgili inceleme sürüyor. İhmali olan kim varsa hepsi tespit edilecek ve kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaktır."
TEDAVİDE SORUN TESPİT EDİLMEDİ

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Grup Toplantısı öncesi TBMM'de açıklamalarda bulundu.
TEDAVİDE SORUN TESPİT EDİLMEDİ
Böcek ailesinin tedavisinde sorun tespit edilmediğini soruşturma sürdüğünü belirten Memişoğlu, "İki hastanede yeterli hastane, arkadaşlar müdahaleleri yapmışlar. Biz her ihtimale karşı bir inceleme yapıyoruz. Eksiklik olduğunu düşünmüyoruz. Hepsine Allah rahmet eylesin. Adli ve idari süreç devam ediyor. Hastane süreçlerinde bir eksiklik yok. Nereden nasıl kaynaklandığını süreçler bize gösterecek."dedi.
Hastanelerde gıda zehirlenmesi vakalarının arttığı iddialarına ilişkin soruyu yanıtlayan Memişoğlu, "İddialarla değil gerçeklerle ilgileniyoruz." ifadelerini kullandı.
AİLEYİ HASTANEYE GÖTÜREN TAKSİCİ A HABER'DE

Böcek ailesini hastaneye götüren taksici Sercan Tanrıverdi A Haber canlı yayınında yaşadıklarını anlattı.
"PSİKOLOJİM BOZULDU"
İşte o açıklamalardan satır başları:
Ben zaten 4 gündür resmen psikolojim bozuldu, işime de odaklanamıyorum, çalışamıyorum. Bayağı bir üzdü bu olay bizi. O gün Sultanahmet Fatih tarafında tur atıyordum aracımla. Kadırga Limanı'nın önünde aile aracımın önüne atlayarak, feryat getirerek 'Bizi en yakın hastaneye götürün lütfen' dedi. Hiç kırmadım, direkt aracıma aldım. Samatya Hastanesi'ne mi gidelim, Bezmialem mi dedim. Bezmialem dediler.
"BALGAMLI KAN KUSUYORDU"
Oraya giderken aile çok telaşlıydı. Babayla biraz konuşmaya çalıştım, belki sakinleştiririm diye düşündüm. Baktım konuşacak durumda değiller. Sonra bir baktım, kız çocuğu kusuyor, balgamlı kan tarzında kusuyordu. Poşet uzatıp verdim. Anne zaten baygındı, kafasını bir cama, bir koltuğa yaslıyordu. Ben de sonra bir paniğe girdim. Bir an önce yolun bitmesini, hastaneye varmayı istedim. Trafik halinde olduğum için çok zor bir yolculuk yaşadık.
"SABAH VİDEOYU İZLEDİM"
Sabah durağa gidip aracı teslim aldığımda taksici arkadaşlarım Fatih'teki bu olayı konuşuyordu. Videoyu izledim, 'Bu aileyi dün ben hastaneye götürdüm. Nasıl böyle bir şey olur zamanında da hastaneye gittik' dedim. Ne yazık ki talihsiz haber geldi.
"BEN DE ŞOKA GİRDİM"
Ortaköy taraflarında midye yemişler, kokoreç yemişler. 'Dokunmuştur diye tahmin ediyoruz'dedi. Saat 11:19'du, öğlen saatlerinde. Ben yola odaklanmaya çalışıyordum, bir yandan dikiz aynasından anneyi ve kız çocuğunu kontrol ediyordum. Ben de çok şoka girdim. Trafik halindeyim bir de araç sürücüsüyüm panikledim. Ama çok şükür vardık zamanında hastaneye. Benden sonra da taburcu olmuşlar, otele gelmişler, tekrar rahatsızlanıyorlar.
"BİLİNÇLERİ YERİNDE DEĞİLDİ"
Acile bıraktım. Baba daha iyi durumdaydı. Anne ve çocukların bilinçleri yerinde değildi. Baba sadece konuşabiliyordu. Hatta fark ettiyseniz, benim emniyet kemerim takılı. Ben emniyet kemerimi açmaya çalışıyorum, bebek arabasını bagaja yükleyeyim diye. Baba camları açık diye bana diyor ki: 'Sen boşuna zahmet etme, biz bebek arabasını da yükleriz. Yeter ki bir an önce sen bizi hastaneye götür.' Hastanenin önünde tekrar baba kendisi gidip bagajı açıyor, bebek arabasını indiriyor. Benden yardım beklemiyor, sadece 'Sen arabayı sür, hastaneye git' diyor. Benden istediği tek kelime sadece bu.
"İSTANBUL'A NE ZAMAN GELSEM…"
Bir de baba ne zaman İstanbul'a gelsem hep olaylar yaşıyorum. Geçen sene de gelmiştim motosiklet kazası geçirmiştim kolumu bacağımı kırdım. İstanbul tatili bana yaramıyor. Ben de dinleyerek sakinleştirmeye çalışıyordum babayı.
"ANNE HASTANEYE KADAR KONUŞMADI"
Anne hastaneye kadar hiç konuşmadı. Sadece araçtan inerken 'Teşekkür ederiz bizi hastaneye getirdiğin için, bizi kırmadığın için' vedalaşıp gittiler. Hatta ben taksi ücreti bile talep etmedim. 'Bizden olsun' dedim. 'Durumunuz çok acil, şu an parayla uğraşmayın' dedim. 'Yok' dedi, 'olmaz' dedi, 'taksi ücretimizi de vereceğiz' dedi. Hemen inip hızlı bir şekilde acil bölümüne koştular.
İFADELERİ ORTAYA ÇIKTI

Gözaltına alınan ve dün çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanan midyeci Y.D, lokumcu F.T, kokoreççi E.E. ile kafe işletmecisi F.M.O'nun savcılıktaki ifadelerine ulaşıldı.
Şüphelilerden kokoreççi E.E, savcılıktaki ifadesinde, dükkanda bulunduğu sırada siparişlerin hazırlanmasıyla herhangi bir şekilde ilgilenmediğini, iş yerinde kullanmış oldukları malzemeleri dükkana satan firmaların getirdiğini, kendilerinin sadece ödemesini yaptığını iddia etti.
Market zincirlerinden de malzeme aldıklarını aktaran şüpheli E.E, aynı ürünleri günlük 300-400 farklı kişiye verdiklerini, bu zamana kadar herhangi bir şikayetin olmadığını öne sürdü.
Şüpheli E.E, ürünlerin hijyenine dikkat ettiklerini ve olaydan 1 hafta önce iş yerinde denetim yapılarak ürünlerin hijyen kurallarına uygun olduğuna dair tutanak tutulduğunu savundu.

"DÜKKAN İÇERİSİNDE ÇOCUKLAR HERHANGİ BİR ÜRÜN YEMEDİLER"
Tutuklu şüpheli lokumcu F.T. ifadesinde, iş yerinde sigortalı olarak çalıştığını ifade ederek "Dükkan içerisinde çocuklar herhangi bir ürün yemediler. Ayrıca anne ve babaya ikram ettiğim nar çayından da içmediler. Müşterinin almış olduğu 200 lira karşılığındaki 1100 grama gelen lokumdan aynı gün içerisinden yaklaşık 200 farklı müşteriye satmışlığımız olmuştur. Satın almayan 200 farklı müşteriye de bu lokumdan tattırmışızdır. Bu olayda da tanımadığım müşteri karışık lokum satın almıştı. Bizim lokumlarımız paketinden açılıp bittikçe tezgah önüne yenileriyle değiştirir. Haftada bir de aynı lokumun yenilerini sipariş ederiz. Meydana gelen ölüm olayıyla benim satmış olduğum herhangi bir ürünün bağlantısı olduğunu düşünmüyorum." iddiasında bulundu.
Tutuklu şüpheli kafe işletmecisi F.M.O. da çayları anne ve babanın, gazlı içeceği ise çocukların içtiğini, iş yerinde günlük 150-200 kadar adisyon olduğunu, iş yerinde sirkülasyon fazla olduğu için içeceklerin her zaman taze olduğunu, ölümlerle bağlantısının olmadığını öne sürdü.
Bir diğer tutuklu şüpheli midyeci Y.D. ise 5 senedir midye sattığını, bu zamana kadar böyle bir olayla karşılaşmadığını, olay günü 1050 tane midye aldığını, saat 22.00 sıralarında bütün midyeleri bitirdiğini ileri sürdü.
Şüpheli Y.D, gün içerisinde aynı midyeden yaklaşık 10 tane yediğini ve midye yiyen aileye 1 porsiyon satış yaptığını anlatarak "Midyeyi adam ile kadının yediğini gördüm. Ancak çocukların yiyip yiyemediklerini görmedim." iddiasında bunundu.
İLAÇLAMA ŞİRKETİNİN SAHİBİ İLAÇLARIN ÖLDÜRÜCÜ OLMADIĞINI İDDİA ETTİ
Soruşturma kapsamında gözaltında bulunan şüphelilerin de emniyette verdikleri ifadelere ulaşıldı.
Şüpheli resepsiyonist M.M.U.D, olayın ilaçlamadan dolayı meydana geldiğini düşünmediğini, ilaçlanan odanın bitişiğinde oturduğunu ifade ederek,"İş arkadaşlarımda aynı şekilde uzun süre çalışmaktadır. Herhangi bir olumsuzluk yaşamadık." şeklinde savunma yaptı.
İlaçlama şirketinin sahibi olan şüpheli Z.K, şirketinin 6 yıldır faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden sayfalarının olduğunu, haşere ilaçlama üzerine çalıştıklarını belirterek herhangi bir eğitim sertifikasının olmadığını, Sağlık Bakanlığından onaylı ilaçları kullandıklarını öne sürdü.
Z.K, "Bu ilaçların kullanıldığı bölge, oda, salon ve benzeri yerler ilaçlama yapıldıktan sonra kapatılır. Ayrıca hava sızması olmasın, koku çıkmasın diye de kapı aralıkları, pencereler ve havalandırma boşlukları bantlanır. İlaçlanan alanın 1 ya da 2 saat bu şekilde durması, içeri kimsenin girmemesi gerekir. Ancak içeride biri olsa da bu ilaçların öldürücü bir etkisi yoktur. İlacın etkisinin süreceği zaman boyunca ilaçlanan alana girmemelerini söyleriz." şeklinde ifade verdi.
Simit işletmecisi şüpheli M.K, 14 yıldır simit sattığını, 2 ayda bir rutin olarak İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından denetlendiğini belirterek, "Ben dükkanımda titizlikle temiz bir şekilde çalışırım. Bu olayın benim satmış olduğum simit, poğaça ürünleriyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Böyle bir şey olsaydı günde 3 bin adet simit, poğaça çıkarmaktayım. Bu çıkardığım ürünlerin hepsi satılmaktadır."iddiasında bulundu.
"İLAÇLARI SUYLA KARIŞTIRARAK 1 LİTRELİK SPREY POMPAYLA İLAÇLAMASINI YAPTIM"
İlaçlama şirketinde çalışan şüpheli D.C, günlük yevmiye ile çalıştığını, ilaçlama eğitimi aldığını ve oteli kendisinin ilaçladığını anlatarak "Resepsiyonda duran kişiyle görüşerek, ilaçlama şirketinden geldiğimi aynı odanın tekrardan ilaçlanacağını söyledim. O da beni resepsiyonun hemen yanında bulun 101 nolu oda olan duble yerin kapısını açarak içeriye aldı. Daha önce ilaçlama yaptığım ilaçları suyla karıştırarak 1 litrelik sprey pompayla ilaçlamasını yaptım. Olay günü sızmaları engellemek amaçlı tuvalet kapısının bantlanmasını özenle yaptım. Hatta çıkarken odanın kapısını da bantladım." iddiasında bulundu.
Otel işletmecisi şüpheli H.O, ayağındaki rahatsızlıktan dolayı yaklaşık 3 aydır otele bir kez gittiğini, kendi yokluğunda otele H.D'nin baktığını, otelin ruhsatının tam olduğunu ve oteli işlettiği süre zarfında benzer bir şikayetin olmadığını ileri sürdü.
Şüpheli R.B, üniversite öğrencisi olduğunu, geçimini sağlamak için 2 aydır otelde resepsiyonist olarak çalıştığını, 11 Kasım 2025'te otele gittiğinde 101 numaralı odanın kapısında bantlar olduğunu, lobide herhangi bir koku hissetmediğini öne sürerek "12 Kasım'da normal çalışacaktım ancak arkadaşımla görüşmek için hastayım diye lobide çalışan arkadaşımdan çalışmasını istedim. Ben aslında hasta değildim. Sadece arkadaşımla görüşmek için yalan söyledim. Zaten böyle bir rahatsızlığım bulunsaydı hastaneye giderdim. Olayları sonradan öğrendim." şeklinde kendisini savundu.
Diğer şüpheli S.K. de ilaç şirketinin sahibinin babası olduğunu, herhangi bir görevinin olmadığını, sadece SGK girişinin bulunduğunu iddia ederek "Kesinlikle şirkette çalışmıyorum. Bir senedir Ordu'da ikamet ederim. Çalışan D.C. beni arayarak polis memurlarının kendisini arayarak kullanmış olduğu ilaçlardan numune alacaklarını söyledi. Tek gitmek istemediği için beni de çağırdığını söyledi. Ben otel ilaçlandığında Fatsa'daydım." beyanında bulundu.
Soruşturma kapsamında Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde gözaltındaki 7 şüphelinin işlemleri devam ediyor.
4 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI
Almanya'dan 9 Kasım'da İstanbul'a gelen ve Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine 12 Kasım'da hastaneye kaldırılmış, çocuklar müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan anne 14 Kasım'da, baba da 17 Kasım'da vefat etmişti.

Ailenin kaldığı otelde konaklayan 2 turist de bulantı ve kusma şikayetiyle aynı hastanede tedavi altına alınmıştı. Aynı odada konaklayan ve refakatçi olarak hastaların yanında bulunan üçüncü kişi, kalp atış hızının düşük olması nedeniyle tetkik amaçlı hastaneye yatırılmıştı.
Soruşturma kapsamında polis ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından otel mühürlenmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 11 şüpheli gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliyeye götürülen midyeci Y.D, lokumcu F.T, kokoreççi E.E. ile kafe işletmecisi F.M.O. tutuklanmıştı.
ÖN OTOPSİ RAPORU HAZIRLANDI

Soruşturma kapsamında hayatını kaybeden 4 kişi için yapılan otopsi işleminin ardından ön rapor hazırlandı.
Raporda, ailenin 9 Kasım Pazar günü turistik amaç ile İstanbul'a geldikleri ve Fatih ilçesi Harbour Suites Old City Hotel'de konakladıkları, 10 ve 11 Kasım'da dışarıdan midye, pide, tantuni, kokoreç ve lokum gibi muhtelif gıdalar tükettikleri, 12 Kasım'da sabaha karşı mide bulantısı ve kusma şikayetlerinin başladığı, sabah saatlerinde hastaneye başvurdukları ve ilk tedavilerinin ardından otele döndükleri belirtildi.
Otele çağrılan ambulanslarla 13 Kasım Perşembe günü saat 03.00 sıralarında ailenin hastaneye kaldırıldığı belirtilen raporda, çocukların yapılan müdahaleye yanıt alınamayarak vefat ettikleri, ancak anne Çiğdem Böcek'in 14 Kasım Cuma günü, baba Servet Böcek'in ise 17 Kasım'da vefat ettiği kaydedildi.
Raporda, ailenin kaldığı otelin 11 Kasım'da haşere ve böcekler için ilaçlandığı belirtilerek, olay yeri inceleme ekibinden şifahen alınan bilgiye göre ailenin kaldığı 201 numaralı odanın ilaçlama yapılan 101 numaralı odanın hemen üst katında yer aldığı ve havalandırma sisteminin olmadığı, 15 Kasım'da aynı otelden yabancı uyruklu 2 kişinin daha benzer şikayetlerle hastanede tedavi gördükleri bilgisi yer aldı.
Ayrıca otel ilaçlaması yapılırken kullanılan kimyasal maddeler ve kutuları, anne Çiğdem Böcek'in hastanede alınan ilk kan örneği, baba Servet Böcek'in hastanede alınan ilk kan örneği ve mide içeriği, yabancı uyruklu 2 kişinin hastanede alınan ilk kan örnekleri, ailenin kaldığı odadaki çarşafların, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmek üzere Adli Tıp Kurumuna gönderildiği belirtildi.
Raporda, otopsi sonucunda, çocuklarda harici muayenelerinde ölüme neden olacak travmatik bulgu izlenmediği, otopsilerinde mide duvarında yer yer kanama ve midede kızarıklık dışında belirgin bulgu izlenmediği aktarıldı.
Öte yandan, Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavisi sürerken hayatını kaybeden anne Çiğdem Böcek'in cenazesi için yapılan otopsi sonucundaki harici muayenesinde ölüme neden olacak travmatik bulgu izlenmediği, mide duvarında noktasal ülsere alanlar ve mide duvarında (submukozal) yaygın kanama dışında belirgin bulgu izlenmediği kaydedildi.

Raporda, baba Servet Böcek'e Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesince yapılan harici muayenesinde, ölüme neden olacak travmatik bulgu izlenmediği, midede kızarıklık, mide duvarında yer yer kanama, damarlarda trombüs (kan pıhtısı) ve ince bağırsakta hafif kanlı içerik izlendiği belirtildi.
Hazırlanan raporun sonuç kısmında ise anne ve çocuklardan otopside alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu İstanbul Kimya İhtisas Dairesince incelendiği ancak sistematiklerinde bulunan toksik maddeler ve metabolitleri tespit edilemediği belirtildi.
Anne ve baba ile yabancı uyruklu 2 kişinin hastanelerde alınan ilk kan örneklerinin de yine ayrıca incelendiği, burada da toksik maddeler ve metabolitleri tespit edilemediği kaydedildi.
Raporda, şu ifadelere yer verildi:
"Olayın oluş şekli, tıbbi öyküleri, edinilen son bilgiler ve aynı otelden benzer şikayetlerle 2 kişinin daha hastanede tedavi görüyor olması birlikte değerlendirildiğinde anne, baba ve çocukların öncelikli olarak kalınan oteldeki ortamdan kaynaklı kimyasal madde zehirlenmesi, daha düşük olasılıkla da tükettikleri besinlere bağlı gıda zehirlenmesi neticesinde vefat ettikleri düşünülmektedir. Ancak anne, baba ve çocuklardan otopside alınan örneklerin, patolojik, mikrobiyolojik ve toksikolojik analizi neticesinde ölüm sebepleri hakkında kesin kanaat belirtilecektir. Otelin ilaçlanmasında kullanılan kimyasal madde örnekleri, kutuları ve çarşaf örnekleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiş olup kimyasal içerikleri Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesince incelenecektir."
Raporda, ayrıca Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarı ve Biyolojik Ürünler Daire Başkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü İstanbul (Florya) Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı AFAD Genel Müdürlüğü İstanbul İl Müdürlüğünce ortam havasından kimyasal gaz analizi, Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Laboratuvarı, Morg İhtisas Dairesi Histopatolojik İncelemeler Şubesi ve Mikrobiyoloji Laboratuvarınca ilgili incelemelerin devam ettiği belirtildi.
