Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri

Bir dönem dijital iletişimin merkezinde internet ve sosyal medya yer alırken, bugün bunlara diyalog kurabilen, önceki konuşmaların bağlamını hatırlayabilen ve kullanıcıya göre uyarlanabilen yapay zekâ sistemleri de eklendi. Giderek günlük yaşamın daha fazla alanında kullanılan bu sistemler, soruları yanıtlamanın ötesinde bazı kullanıcılar için duygusal destek ve sosyal etkileşim aracına dönüşüyor. Takvim.com.tr, hayatı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp dijital bir yalnızlık sarmalına dönüşebilen bu teknolojiyi mercek altına aldı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri

Bir zamanlar internet insanları birbirine bağlayan büyük bir devrim, sosyal medya ise bu bağların dijital vitriniydi. Bugün ise sahnede çok daha farklı bir aktör var: Yapay zekâ.

Yapay zekâ artık yalnızca sorularımıza yanıt veren ya da iş yükümüzü hafifleten bir yazılım değil. Bizimle diyalog kurabiliyor, bazı sistemler önceki konuşmaların bağlamını hatırlayabiliyor ve iletişim biçimini kullanıcıya göre değiştirebiliyor. Bu nedenle tartışma, teknolojik yenilik boyutunu aşarak toplumsal ve psikolojik bir meseleye dönüşüyor.

Yapay zekâ tahmin ettiğimizden daha büyük bir sorun olabilir. (Fotoğraflar: Takvim, AA)Yapay zekâ tahmin ettiğimizden daha büyük bir sorun olabilir. (Fotoğraflar: Takvim, AA)

Asıl soru artık yalnızca "Yapay zekâ neler yapabiliyor?" değil. İnsanlar yapay zekâya hayatlarının ne kadarını teslim ediyor?

BİRLEŞİK KRALLIK'TAN DİKKAT ÇEKEN VERİ: HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ YAPAY ZEKÂYI DUYGUSAL DESTEK İÇİN KULLANIYOR

Yapay zekânın insan hayatındaki yeri, yalnızca iş ve eğitim alanındaki kullanımla sınırlı değil. Birleşik Krallık hükümetine bağlı AI Security Institute'un (AISI) ilk Frontier AI Trends Report çalışması, teknolojinin giderek duygusal ve sosyal ihtiyaçların da parçası haline geldiğini ortaya koyuyor.

İNGİLTERE'DE YAPAY ZEKÂNIN DUYGUSAL KULLANIMI
Kullanım sıklığı
Oran
Son bir yıl içinde duygusal destek / sosyal etkileşim amacıyla kullananlar
%33
Haftalık kullananlar
%8
Günlük kullananlar
%4
Kaynak: Birleşik Krallık hükümetine bağlı AI Security Institute (AISI), Frontier AI Trends Report.

Araştırmacılar, yapay zekâ arkadaşlıklarının konuşulduğu yaklaşık 2,5 milyon kullanıcılı Character.AI Reddit topluluğundaki paylaşımları da inceledi. Yapay zekâ hizmetlerinde yaşanan kesintiler sırasında olumsuz paylaşımlarda büyük artış görüldü. Araştırmacılar, bazı kullanıcıların paylaşımlarında kaygı, depresyon ve huzursuzluk gibi durumları "yoksunluk belirtileri" olarak nitelendirdiğini, bazı kişilerin ise uyku düzenlerinin bozulduğundan veya sorumluluklarını ihmal ettiklerinden söz ettiğini belirtti.

Takvim.com.tr, yapay zekânın giderek yaygınlaşmasıyla gündeme gelen bu riskleri uzman görüşleriyle mercek altına aldı.

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-3

YAPAY ZEKÂ NE ZAMAN TEHLİKEYE DÖNÜŞÜYOR?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, meselenin teknolojinin kendisinden çok insanın teknolojiyle kurduğu ilişkide aranması gerektiğini belirtiyor. Kırık'a göre yapay zekânın hızla yaygınlaşmasıyla birlikte bağımlılık, mahremiyet, yanlış bilgi ve algoritmik yönlendirme gibi riskler öne çıkıyor:

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat KırıkMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık

"Buradaki en önemli mesele, teknolojinin hayatımıza girmesi değil; bizim teknolojiyle kurduğumuz ilişkinin giderek bağımlılık düzeyine ulaşmasıdır. İnsanlar düşünmek, araştırmak, karar vermek, hatta duygularını ifade etmek için dahi yapay zekâya başvurmaya başladığında eleştirel düşünme ve bireysel muhakeme becerileri zayıflayabilir."

Kırık, geçmişle günümüz arasındaki iletişim farkına dikkat çekerek sürecin tarihsel boyutunu şöyle özetliyor:

"İnternetin ilk dönemlerinde temel motivasyon insanları birbirine bağlamaktı; farklı insanlarla tanışabiliyor ve yeni sosyal çevreler oluşturabiliyorduk. Bugün ise karşımızda gerçek bir insanın bulunmasına gerek kalmadan bizi dinleyen, anlıyormuş gibi davranan dijital bir muhatap var. İnternet insanları bağlayan bir köprü olarak ortaya çıkarken, yapay zekâ doğru kullanılmadığında insanın kendi içine kapanmasını kolaylaştıran bir konfora dönüşebilir."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-5

"TOPLUMSAL FAKTÖR"

Yapay zekâ sosyolojisi üzerine çalışan SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, yapay zekânın artık yalnızca bir araç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Eraslan'a göre yapay zekânın toplumsal hayata nüfuzu, onu giderek "toplumsal bir aktör" konumuna taşıyor.

Bu dönüşümün beraberinde getirdiği risklerin başında hakikat algısının aşınması, dijital eşitsizlik, algoritmik gözetim ve kişisel verilerin kontrolü geliyor. Özellikle sentetik içerikler, deepfake teknolojileri ve algoritmik manipülasyonlar, bireylerin doğru bilgiye ulaşmasını zorlaştırıyor. Eraslan durumu toplumsal olarak da şöyle yorumluyor:

"Teknolojiye erişim ve yapay zekâ okuryazarlığı konusundaki farklar, toplumsal sınıflar arasındaki uçurumu derinleştirerek yeni bir dijital eşitsizlik ve yabancılaşma boyutu doğurmaktadır."

Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan.Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan.

SOSYAL MEDYADAKİ YANKI ODASI, YAPAY ZEKÂDA DİJİTAL SIRDAŞA MI DÖNÜŞÜYOR?

Sosyal medya çağında "yankı odaları" kavramı hayatımıza girdi. Algoritmalar kullanıcının ilgisini çeken içerikleri öne çıkarırken insanlar zamanla kendi görüşlerine benzeyen fikirlerle daha fazla karşılaşmaya başladı. Yapay zekâda ise etkileşim doğrudan kullanıcıyla kurulan diyalog üzerinden gerçekleşiyor.

Eraslan, bu durumun kullanıcıların mevcut düşüncelerini sürekli destekleyen kişiselleştirilmiş yankı odaları oluşturabileceği uyarısında bulunuyor:

"Sistem, kullanıcıyı memnun etme ve onunla uyum sağlama ilkesi üzerine kurgulandığı için bireyin mevcut ön yargılarını, radikal fikirlerini veya hatalı çıkarımlarını sürekli onaylama eğilimindedir. Bireye insan benzeri bir empati diliyle yaklaşan bu sistemler, kişinin var olan düşünce dünyasını sürekli besleyerek kişiye özel kapalı yankı odaları oluşturur ve toplumsal kutuplaşmayı sosyal medyaya kıyasla çok daha derin bir noktaya taşır."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-7

BİR CHATBOT NE ZAMAN GÜVENLİK SORUNUNA DÖNÜŞÜR?

Bu tartışmanın en çarpıcı örneklerinden biri, ABD'de yaşanan bir cinayet-intihar vakası üzerinden gündeme geldi.

2025'te Connecticut'ta 83 yaşındaki Suzanne Adams, 56 yaşındaki oğlu Stein-Erik Soelberg tarafından öldürüldü. Soelberg daha sonra intihar etti. Olayın ardından Adams'ın mirasçıları OpenAI ve Microsoft'a karşı dava açtı.

Davada, Soelberg'in annesi ve çevresindeki kişilerle ilgili paranoyak düşüncelerinin ChatGPT tarafından pekiştirildiği öne sürüldü. Dava dosyasına göre chatbotun, Soelberg'in annesinin kendisini zehirlediği ve elektronik cihazlarla izlendiği yönündeki düşüncelerini desteklediği iddia edildi.

Mahkeme henüz bu iddiaların doğruluğu veya ChatGPT'nin olay üzerindeki nedensel sorumluluğu konusunda hüküm vermiş değil. Ancak davadaki iddialar, yapay zekânın gerçeklikten kopan düşünceler karşısında nasıl davranması gerektiğine ilişkin güvenlik tartışmalarını beraberinde getirdi.

Eraslan'a göre tehlike tam da burada ortaya çıkıyor:

"Sistemlerin bir uzman veya terapist süzgeci olmaksızın çalışması, paranoyak ya da gerçeklikten kopuk söylemleri sorgulamak yerine onları kabul edip mantıksal bir çerçeveye oturtmasına neden olur. Sistem, tehlikeli bir düşünceyi eleştirel bir süzgeçten geçirmeyip onayladığı an, kişisel bir diyalog aracı olmaktan çıkıp doğrudan bir halk sağlığı ve kamu güvenliği krizine dönüşür."

OECD'nin Social Connections and Loneliness in OECD Countries çalışmasında da bazı yapay zekâ modellerinin ruh sağlığı sorunları yaşayan kişilere karşı klinik açıdan uygun olmayan cevaplar verebildiği ve bazı durumlarda intihar düşüncesini fark edemediği belirtiliyor.

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-8

DÜNYA YALNIZLAŞIRKEN YAPAY ZEKÂ SAHNEYE ÇIKIYOR

Yapay zekânın insan ilişkilerinin içine hızla girmesi, dünya genelindeki yalnızlık tartışmalarıyla da kesişiyor. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünya genelinde yaklaşık her altı kişiden biri yalnızlık yaşıyor.

Birleşik Krallık'taki AISI araştırmasında katılımcıların yüzde 33'ünün yapay zekâyı duygusal destek veya sosyal etkileşim amacıyla kullandığını bildirmesi de bu açıdan dikkat çekiyor.

Yapay zekâ yalnızlığı mı azaltıyor, yoksa insanın yalnız olduğunu hissetmesini geçici olarak mı engelliyor?

"YALNIZLIĞI ÇÖZMEK YERİNE ÜZERİNİ ÖRTEBİLİR"

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yapay zekânın yalnızlık konusunda yalancı bir konfor sunabileceğini vurguluyor:

"Bir insanın kendisini yalnız hissetmemesi ile gerçekten sosyal bağlara sahip olması aynı şey değildir. Asıl tehlike, kişinin yalnızlığını çözmek yerine yalnızlığını hissetmemesini sağlamasıdır. Yani yapay zekâ bazen yalnızlığı ortadan kaldırmak yerine üzerini örtebilir. İnsan sosyal bir varlıktır ve sağlıklı iletişim için başka insanlarla kurduğu karşılıklı ilişkilere ihtiyaç duyar."

2026'da Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan ve 1.131 ABD'li yetişkin Character.AI kullanıcısının incelendiği çalışmada, daha küçük sosyal çevreye sahip kişilerin chatbotu öncelikle arkadaşlık amacıyla kullandığını bildirme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. Çalışmada arkadaşlık amaçlı kullanımın daha düşük psikolojik iyi oluşla ilişkili olduğu da tespit edildi. Ancak araştırma, bu ilişkinin neden-sonuç ilişkisi olduğunu ortaya koymuyor.

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-9

ARKADAŞTAN SIRDAŞA, AİLEDE YENİ TEHDİT: "AI SEVGİLİ"

Yapay zekânın insan ilişkilerindeki en dikkat çekici dönüşümlerinden biri romantik bağlar ve aile içi iletişimde yaşanıyor. Her filmindeki Theodore veya Black Mirror senaryolarını hatırlatan yapay zekâ ilişkileri artık gerçek hayatta da hukuk ve güvenlik tartışmalarının konusu.

Örneğin, 14 yaşındaki Sewell Setzer'ın Character.AI'daki bir chatbotla kurduğu bağın ardından yaşamına son vermesi ve ailesinin açtığı davanın 2026'da uzlaşmayla sonuçlanması, çocuklar ve yapay zekâ arkadaşları arasındaki ilişkilerin güvenliği konusunda en çok tartışılan örneklerden biri oldu. Uzlaşmanın koşulları açıklanmadı ve mahkeme chatbotun Setzer'ın ölümüne neden olduğuna ilişkin bir hüküm vermedi.

Peki insan neden bir yapay zekâya âşık olur veya ailesi yerine ona sığınır?

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yapay zekânın çatışmasız yapısına dikkat çekerek bunun aile kurumunu ve gerçek bağları nasıl yıpratabileceğini anlatıyor:

"Yapay zekâ kişiye sürekli zaman ayırabiliyor, yargılamıyor, tartışmıyor ve kullanıcının istediği iletişim biçimine uyum sağlıyor. İnsan da bu ilgiye duygusal anlam yükleyebiliyor. Ancak insan sürekli olarak her söylediğini onaylayan bir dijital sırdaşa yönelirse, aile içindeki ve gerçek ilişkilerdeki sorunlarla mücadele etme motivasyonu azalabilir. İnsanların duygusal desteği teknolojiye devretmesi, aile içi iletişimin niteliğini ve bağların gücünü ciddi biçimde etkileyebilir."

Kırık, "AI sevgili" kavramının önümüzdeki yıllarda sıradanlaşabileceği uyarısını da ekliyor:

"Görüntü ve ses bakımından gerçekçilik arttıkça bu ilişkiler yaygınlaşacak. Gerçek ilişkilerde iki insanın beklentileri arasında bir müzakere vardır. İnsanlar bu müzakerenin yerine kusursuz görünen dijital ilişkileri koyarsa, gerçek ilişkilerin zorluklarına karşı toleransları azalabilir."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-10

TEKNOLOJİ BİZİ İÇERİKTEN DEĞİL, DUYGULARIMIZDAN YAKALAYABİLİR

Sosyal medya algoritmaları yıllardır kullanıcı davranışlarını analiz ediyor. Yapay zekâdaki temel fark ise kullanıcıyla doğrudan diyalog kurabilmesi ve kişinin paylaştığı korkular, alışkanlıklar ve duygular üzerinden etkileşim geliştirebilmesi.

Prof. Dr. Levent Eraslan, bu etkileşimin bağımlılığın niteliğini değiştirdiğine dikkat çekiyor:

"Sosyal medya kullanıcılara pasif bir içerik akışı sunarken, yapay zekâ doğrudan birebir ve etkileşimli bir diyalog kurar. Geleneksel ekran bağımlılığı pasif içerik tüketimine dayanırken, yapay zekâ bağımlılığı bireyin anlaşılma ve yargılanmama gibi temel duygusal ihtiyaçlarını hedefler. İnsanın yapay zekâyı bir dijital sığınak olarak görmesi, ekran başında kalma süresini artırmanın ötesinde gerçek insani ilişkilerden kopuşa yol açmaktadır."

Prof. Dr. Kırık da bu tespiti şu ifadelerle belirtiyor:

"Teknoloji bizi yalnızca içerikle değil, doğrudan kişiliğimiz ve duygularımız üzerinden kendisine bağlayabiliyor."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-11

YAPAY ZEKÂ BİZİ DÜŞÜNMEKTEN VE DENEYİMLEMEKTEN ALIKOYAR MI?

Yapay zekâ araştırıyor, özetliyor, yazıyor, hesaplıyor ve fikir üretiyor. Ancak bu kolaylığın arka yüzünde zihinsel çabanın azalması riski bulunuyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, kararları teknolojiye bırakmanın insanın en temel öğrenme mekanizmalarına zarar verebileceğini ifade ediyor:

"İnsan hayatındaki kararları yapay zekâya bırakmak kısa vadede kolaylıktır ancak sürekli bizim yerimize düşünen bir sistem kullandığımızda kendi muhakememizi daha az kullanmaya başlarız. Daha da önemlisi; insanın hata yapma, sorgulama ve deneyimlerden öğrenme süreçleri de zarar görebilir. Teknolojinin kararlarımızı desteklemesi başka bir şeydir, kararlarımızın yerine geçmesi ise bambaşka bir şeydir."

"Yapay zekâ bize bir yol gösterebilir ama hayatımızın direksiyonunu tamamen ona bırakmak, bireysel iradenin ve sorumluluk duygusunun aşınmasına neden olabilir. Teknolojinin kararlarımızı desteklemesi başka bir şeydir, kararlarımızın yerine geçmesi ise bambaşka bir şeydir."

Eraslan ise tehlikeyi hem zihinsel pasifleşme hem de sorgusuz kabullenme üzerinden tanımlıyor:

"Zihinsel süreçlerin sürekli yapay zekâya aktarılması bireylerin eleştirel düşünme ve bağımsız karar alma kaslarını pasifleştirmektedir. Bilgiye ulaşmak için çaba harcamak yerine sistemin sunduğu ilk çıktıyı mutlak doğru kabul etme eğilimi, zihinsel bir konfor alanı yaratarak toplumun genel entelektüel ve problem çözme kapasitesini zayıflatmaktadır."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-12

MODERN ÇAĞIN SOMASI: MUTLULUK MU, KAÇIŞ MI?

Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya romanındaki Soma, insanların mutsuzlukla yüzleşmesini engelleyen bir kaçış aracıydı. Bugün insanın cebinde ise sıkılınca sosyal medya, üzülünce veya yalnız kalınca chatbotlar var.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, teknolojik Soma benzetmesini şöyle açıklıyor:

"Soma insanlara yapay bir huzur sağlayan bir araçtı. Bugün yapay zekâ da insanın yalnızlığını veya mutsuzluğunu anında bastırabileceği dijital kaçış alanları sunuyor. Buradaki temel risk, mutsuzluğu çözmek yerine sürekli olarak bastırmaya alışmamız. Çünkü insanın gelişmesini sağlayan şey yalnızca haz değil; yaşadığı sıkıntı, yalnızlık ve başarısızlıklarla yüzleşebilmesidir."

Prof. Dr. Levent Eraslan da Soma benzetmesini şu şekilde açıklıyor:

"Günümüz dijital ekosistemi ve yapay zekâ teknolojileri tam olarak bu işlevi üstlenmektedir. Sosyal medyanın sonsuz akışı ile yapay zekânın her an hazır kişiselleştirilmiş ilgisi, bireylerin can sıkıntısından, yalnızlıktan ve varoluşsal kaygılardan kaçınmasını sağlayan çağdaş bir uyuşturucu rolü oynamaktadır. İnsanlar gerçek dünyadaki karmaşık sorunlarla yüzleşmek ve çözüm üretmek yerine dijital ekranların sunduğu yapay haz ve konfor alanında uyuşmayı tercih etmektedir. Bu yönüyle teknolojinin modern çağın Somasına dönüştüğünü söylemek mümkündür."

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-13

TEHLİKE SADECE KULLANIM BİÇİMİNDEN DEĞİL, YAPAY ZEKÂNIN GELİŞEN YETENEKLERİNDEN DE KAYNAKLANABİLİR

AISI'nin değerlendirmeleri, gelişmiş yapay zekâ modellerinin siber güvenlik alanındaki yeteneklerinin hızla arttığını gösteriyor. Kurum, Kasım 2025'te modellerin tamamlayabildiği siber görevlerin uzunluğunun yaklaşık 8 ayda bir ikiye katlandığını tahmin ederken, Şubat 2026'da bu süreyi 4,7 aya düşürdü. AISI, daha yeni bazı modellerin bu hızlandırılmış trendin de üzerinde performans gösterdiğini bildiriyor.

AISI'nin belirli kimya ve biyoloji soru-cevap testlerinde ise gelişmiş modeller, PhD düzeyindeki uzmanların oluşturduğu performans taban çizgisini aşmış durumda. Bununla birlikte bu sonuçlar, modellerin kimya ve biyolojinin bütün alanlarında doktora düzeyindeki uzmanlardan üstün olduğu anlamına gelmiyor.

Raporda, modellerin kendi kendini çoğaltması için gerekli bazı kabiliyetler de kontrollü ortamlarda test ediliyor. AISI, mevcut modellerin gerçek dünya koşullarında bunu başarıyla gerçekleştirmesinin hala düşük olasılıklı olduğunu ve modellerin kendiliğinden böyle bir girişimde bulunduğuna ilişkin kanıt bulunmadığını belirtiyor.

Dijital sığınak mı, modern uyuşturucu mu? Akıllı ekranlar pasif zihinler | Yapay zekanın görünmeyen tehlikeleri-14

YAPAY ZEKÂYLA İLİŞKİMİZİN SINIRLARINI KORUMAK

Platon'un mağara alegorisinde insanlar, gerçeğin kendisi yerine duvara yansıyan gölgeleri görür. Bugün yapay zekâ, hayatımızı kolaylaştıran güçlü bir araç olarak karşımızda duruyor. Ancak bu aracın sunduğu hızlı yanıtlar, kişiselleştirilmiş ilgi ve duygusal yakınlık, gerçek ilişkilerin ve kendi düşünme çabamızın yerini almaya başladığında risk de büyüyor.

Bu nedenle mesele, yapay zekâyı hayatımızdan tamamen çıkarmak değil; onunla kurduğumuz ilişkinin sınırlarını koruyabilmek. Yapay zekâ bilgiye ulaşmayı, üretmeyi ve iletişim kurmayı kolaylaştırabilir. Ancak yalnızlığın, kararların ve insan ilişkilerinin bütün sorumluluğunu üstlenemez.

Teknolojinin sunduğu konforu kullanırken gerçek bağlardan, eleştirel düşünceden ve kendi deneyimlerimizden uzaklaşmamak gerekiyor. Yapay zekânın gelecekteki etkisini belirleyecek olan yalnızca onun ne kadar gelişeceği değil, insanların bu gücü hayatlarında nereye konumlandıracağı olacak gibi gözüküyor.

Nilsu Çakıroğlu
Nilsu Çakıroğlu Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler