Ankara ABD-İran krizinde devrede: Başkan Erdoğan'dan Trump'a üçlü görüşme teklifi
ABD Başkanı Donald Trump İran'ı tehdit etmeye devam ederken Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Ankara mekik diplomasisine başladı. Başkan Erdoğan geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından 27 Ocak'ta Trump'la kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Erdoğan'ın bu görüşmede İran'la üçlü bir görüşmede bir araya getirme teklifi yaptığı ortaya çıktı. Dünya basını da Washington-Tahran hattındaki gerilimde arabulucunun Türkiye olduğunu vurguluyor.

ABD Başkanı Donald Trump İran'ı tehdit etmeye devam ederken Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Ankara arabuluculuk için devreye girdi.
İRAN ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR
Trump, geçtiğimiz günlerde ABD basınına yaptığı açıklamada İran yönetiminin anlaşma yapmak için kendisini birçok kez aradığını ve uzlaşıya varmak istediğini belirtti. Axios haber platformuna verdiği demeçte İran yakınlarında "Venezuela'ya gönderdiklerinden daha büyük bir ABD donanma gücünün"olduğunu belirten Trump, diplomasinin hala bir seçenek olarak kaldığını ifade etti. Trump, "(İran) Anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar." dedi.
MEKİK DİPLOMASİSİ
Diplomasi kapısını kapatmayan Trump'ın her konuşmasında övgüyle bahsettiği Başkan Erdoğan tıpkı Ukrayna-Rusya savaşında yaptığı gibi iki taraf arasında mekik diplomasisine başladı.
Başkan Erdoğan ve Pezeşkiyan (Haberin fotoğrafları AA'ya aittir)
PEZEŞKİYAN İLE GÖRÜŞTÜ
Başkan Erdoğan geçtiğimiz hafta öncelikle İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ilelefonda görüştü. 22 Ocak'taki görüşmede Türkiye ile İran ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı.
Başkan Erdoğan, görüşmede, İran'da yaşanan hadiseleri yakından takip ettiğini, Türkiye'nin İran'ın huzur ve istikrarını önemsediğini, Türkiye'nin İran'a dış müdahale senaryolarına hiçbir zaman olumlu yaklaşmadığını belirtti. Erdoğan, sorunların çözülmesinin ve bölgede gerilimin tırmanmasının önüne geçilmesinin Türkiye'nin de menfaatine olduğunu vurguladı.
Başkan Erdoğan ve Trump
BAŞKAN ERDOĞAN'DAN TRUMP'A İRAN TEKLİFİ
Bu görüşmenin ardından Trump'ın basına yansıyan, "Konuşmak istiyorlar." açıklaması yeniden gündeme gelirken Başkan Recep Tayyip Erdoğan'la 27 Ocak'ta yaptığı görüşmenin perde arkası ortaya çıktı. Hürriyet gazetesi yazarı Hande Fırat'ın Başkan Erdoğan'ın Trump'a üçlü bir masa kurulması için teklif yaptığı köşesine taşıdı. Fırat yazısında, "Sorunun diplomasi masasında ele alınmasını önerdi. Cumhurbaşkanı'nın tarafları, yani ABD ve İran'ı Türkiye'nin de bulunduğu en üst seviyede gerçekleşecek üçlü bir görüşmede bir araya getirme çağrısında bulunduğunu da söyleyebilirim. Bunun telekonferans yöntemiyle yapılması gündeme gelebilir. Trump'ın Erdoğan'ın bu önerisine sıcak baktığı belirtiliyor."İfadelerine yer verdi.
Bunun yanında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran ve ABD'li mevkidaşlarıyla birçok görüşme gerçekleştirdi.
El Cezire, Takvim.com.tr
DÜNYA BASINI "ARABULUCU TÜRKİYE" DEDİ
Dünya basını da Türkiye'nin Washington-Tahran hattındaki arabulucu rolüne dikkat çekiyor. Katar merkezli El Cezire, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ABD'nin İran'a yönelik bir saldırısının yanlış olacağı konusunda uyarıda bulunduğunu ve Washington ile Tahran'ı sorunları diplomatik ve kademeli olarak çözmeye çağırdığını yazdı.
İsrail gazetesi The Jerusalem Post ise Türkiye, Umman ve Katar'ın arabuluculuk yapan ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
ABD 3. Uçak Gemisi Taarruz Grubu
ABD VARLIĞINI ARTIRDI
Her ne kadar diplomasi kapısı açık gibi görünse de ABD yönetimi, İran ile artan gerilim ortamında Orta Doğu'da büyük miktarda deniz ve hava gücü konuşlandırarak bölgedeki askeri varlığını artırdı.
Pentagon, uçak gemisi taarruz grubu, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma bataryalarını hızla bölgeye konuşlandırıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, daha önce Amerikan kuvvetlerinin "hazır"olduğunu ilan etmesine rağmen, İran'ın idamları durdurduğunu gerekçe göstererek olası saldırının geçici olarak askıya alındığını açıklaması sonrasında gelen bu hamle, Washington'ın bölgedeki askeri tehdidi yeniden tesis etmeye yönelik çabasını ortaya koyuyor.
STRATEJİK AÇIĞIN KAPATILMASI
Ani ateş gücü takviyesi, ABD'li askeri yetkililerinin ocak ayının başında bu bölgenin büyük bir çatışmaya"hazır olmadığını"değerlendirdikleri yönündeki haberlerin ardından geldi.
ABD basınına göre Trump, İran'daki protestoculara yönelik baskılara karşı bir dizi yanıt seçeneğini değerlendirdi ancak bu süreçte lojistik engellerle karşılaştı.
Amerikan askeri varlığının önemli bir kısmı 2025'in sonlarında Karayipler ve Asya'ya kaydırıldı. Bu durum, Orta Doğu'nun sürdürülebilir savaş operasyonları için yetersiz kalmasını beraberinde getirdi.
New York Times gazetesine konuşan üst düzey bir askeri yetkili, bölgedeki komutanların ABD mevzilerini sağlamlaştırmak ve olası İran misillemesine karşı savunmayı güçlendirmek için ek süre talep ettiklerini ifade etti. Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Trump'ı, İsrail'in İran misillemesine hazırlıklı olmadığı konusunda uyardığı belirtildi.
ABD'nin İran'a saldırısı
Bu tereddüt, ABD'nin Haziran 2025'te İran'daki Fordow, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlediği Gece Yarısı Çekici Operasyonu'nun gerçekleştirilmesiyle çelişti.
Washington, ocak ayının başında yaşanan lojistik yetersizliklerin tekrarlanmasını önlemek amacıyla hızlı bir kuvvet oluşturma faaliyeti emri verdi.
DENİZ GÜCÜ PROJEKSİYONU
Söz konusu takviyenin merkezinde, ABD'ye ait"USS Abraham Lincoln (CVN 72)"uçak gemisinin ABD Merkez Komutanlığının (CENTCOM) sorumluluk alanına girmesiyle Orta Doğu'ya konuşlandırılması yer alıyor.
Gemide, karanın iç kesimlerine kadar güç yansıtma kapasitesine sahip gelişmiş bir hava gücü olan "Carrier Air Wing (CVW) 9"bulunuyor.
USS Abraham Lincoln
Bu hava kanadı,"VMFA-314" filosuna ait "F-35C Lightning II" savaş uçaklarını,"F/A-18E/F Super Hornet"lerden oluşan çok sayıda filo ve düşman hava savunmasını bastırmak için tasarlanmış"EA-18G Growler" elektronik taarruz uçaklarını içeriyor.
Uçak gemisine, "Destroyer Squadron (DESRON) 21'e"ait"USS Frank E. Petersen Jr. (DDG-121)", "USS Michael Murphy (DDG-112)" ve "USS Spruance (DDG-111)"güdümlü füze destroyer eşlik ediyor. Bu gemiler, bölgede halihazırda konuşlandırılmış olan güçlü deniz devriyesine katılıyor.
ABD'nin bölgede çok sayıda "Arleigh Burke"sınıfı destroyer bulundurduğu,"USS McFaul (DDG-74)" ve"USS Mitscher (DDG-57)" gemilerinin CENTCOM sorumluluk alanında, "USS Roosevelt (DDG-80)" gemisinin ise Akdeniz'de bulunduğunun doğrulandığı bildiriliyor.
Su üstü gemilerinin, Aegis Savaş Sistemi ile donatıldığı ve "BGM-109 Tomahawk" seyir füzeleri de dahil çeşitli füzeleri ateşleyebilen "MK 41" Dikey Fırlatma Sistemlerine sahip olduğu belirtiliyor.
Bu yapılandırma, ABD güçlerine uluslararası sularda nispeten güvenli bir konumdan İran'ın iç kesimlerine yönelik hassas saldırılar düzenleme yeteneği sağlıyor.
Ayrıca, gemi grubu, Pentagon yetkililerinin bölgede en az bir tanesinin faaliyette olduğunu doğruladığı nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarını da içeriyor ve armadaya gizli bir seyir füzesi yeteneği katıyor.
HAVA ÜSTÜNLÜĞÜ, DERİN TAARRUZ KABİLİYETİ
Deniz kuvvetlerindeki yığınağa paralel şekilde ABD Hava Kuvvetleri de kara temelli saldırı potansiyelini önemli ölçüde artırdı.
Hava gücünün önemli ölçüde yeniden konuşlandırılması kapsamında, 494'üncü Avcı Savaş Filosu, İngiltere'deki Lakenheath'ten, Ürdün'deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü'ne yaklaşık bir düzine F-15E Strike Eagle savaş uçağı konuşlandırdı.
F-15E Strike Eagle
F-15E, Washington'ın Tahran ile olası bir çatışmada öngördüğü türden görevler için kritik bir platform olma niteliği taşıyor. İki kişilik bu uçaklar, derin nüfuz görevleri için tasarlanmış olup, İran'ın altyapısını hedef almak için gerekli hassas güdümlü mühimmat ve sığınak delici bombaları taşıyabilme kapasitesine sahip.
Havada yakıt ikmali sağlayan ve hem kara hem de uçak gemisi tabanlı jetlerin menzilini artıran "KC-135 Stratotanker"lerin de bölgede olduğu biliniyor.
ABD, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Al Dhafra Hava Üssü'nde"MQ-9 Reaper" tipi insansız hava araçları (İHA) dahil keşif uçakları kullanmaya devam ediyor.
Uçuş takip verilerine göre, istihbarat yeteneklerini daha da güçlendirmek için ABD Hava Kuvvetlerine ait bir "RC-135W Rivet Joint" uçağı kısa süre önce Katar'a indi.
Elektronik emisyonları izlemek için kullanılan bu özel platform, muhtemelen İran'ın radar ve iletişim ağlarını takip ederek gelen saldırı güçleri için hedef paketleri oluşturuyor.
SAVUNMA KALKANI, ASKER ARTIŞI
Saldırı unsurları bölgeye ulaşırken ABD, İsrailli yetkililerin de gündeme getirdiği İran balistik füzelerine yönelik misilleme riskine karşı Amerikan askerlerini ve müttefiklerini korumak için savunma duruşunu güçlendirdi.
CENTCOM ve bölgesel ortaklar, 12 Ocak'ta Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'nde yeni bir koordinasyon hücresi açtı. Yeni Orta Doğu Hava Savunma-Birleşik Savunma Operasyonları Birimi (MEAD-CDOC), harekat sahası genelinde entegre hava ve füze savunmasını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bu esnada, Patriot ve Bölge Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi (THAAD) İsrail ve BAE'ye konuşlandırılırken, Katar, Kuveyt ve Ürdün'deki üslerdeki Patriot sistemleriyle destekleniyor.
USS Abraham Lincoln grubunun ve ek hava filolarının konuşlandırılmasıyla bölgeye yaklaşık 5 bin 700 ABD askeri daha eklendi ve bu artış, Orta Doğu'daki ABD asker sayısını yaklaşık 50 bine çıkardı.
SİYASİ İSTİKRARSIZLIK
Söz konusu askeri yığınak, İran'daki yoğun siyasi istikrarsızlık ve Washington'dan gelen karışık sinyallerin arka planında gerçekleşiyor.
İran, ekonomik şikayetler nedeniyle ülke çapındaki kentlerde büyük çaplı protestolara sahne oldu. İran hükümetinin muhalefete yönelik baskısına yanıt olarak Trump, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda İranlılara "protestoya devam etmeleri" çağrısında bulundu.
Protestocuların öldürülmesi halinde ABD'nin "kurtarma" operasyonu düzenleyeceği uyarısında bulunan Trump, Amerikan güçlerinin "yardım etmeye hazır" olduğunu belirterek, askeri seçeneklere işaret etti.
Ancak Trump, daha sonraki açıklamasında, Tahran'ın planlanan infazları askıya aldığını söyleyerek bu konudaki tavrını değiştirdi.
26 Ocak'ta Axios haber platformuna verdiği demeçte, İran'a ilişkin durumu "değişken"şeklinde nitelendirerek "büyük armadanın"gelişine atıfta bulunan Trump, "(İran) Anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar." dedi.
Diplomatik açılıma rağmen, sahadaki fiziksel gerçeklik değişti. USS Abraham Lincoln'ün konuşlandırılması ve bölgesel savunmanın güçlendirilmesi, ocak ayının başında ABD'nin harekete geçmesini geciktirdiği bildirilen hazırlık açığını kapattı ve Washington'a diplomatik duraklamanın sona ermesi halinde derhal harekete geçme kabiliyeti kazandırdı.
