Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz dijital medyadan ilk kez Takvim’e konuştu | Terörsüz Türkiye, esnek çalışma modeli, yeni anayasa, sosyal konut
ÖZEL HABER | Türkiye son günlerde tarihsel bir eşikten geçiyor. Terörsüz Türkiye, yeni anayasa, enflasyonla mücadele, yeni çalışma modelleri gibi birçok reformsal adımlar atılıyor. Söz konusu hamleler hakkında da kamuoyunun merak ettiği birçok soru bulunuyor. Milyonların merak ettiği tüm soruları Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a sorduk. Dijital medyada ilk kez takvim.com.tr'ye özel açıklamalarda bulunan Cevdet Yılmaz, A'dan Z'ye tüm başlıkları madde madde anlattı. Özellikle hükümetin Terörsüz Türkiye hedeflerini ve adımlarını açıklayan Yılmaz, tereddütü olan vatandaşlara da çağrıda bulundu. Peki Enflasyon beklentileri neler? Konut ve gıda enflasyonu için nasıl önlemler alınıyor? Belediyelerdeki ihale sistemini vatandaşın kolayca denetleyebileceği bir sistem düşünülüyor mu? İşte detaylar...
Türkiye gündemini meşgul eden ana gündem maddeleri Terörsüz Türkiye ve yeni anayasa çalışmalarının yanında ekonomi ve CHP'li belediyelerdeki usulsüzlük.
Terörsüz Türkiye mümkün mü? Bu konuda atılacak adımlar ne yönde? Terörün sıfırlanması için bir tarihsel eşik var mı? Yeni anayasa çalışmaları nasıl ilerliyor? Tartışmalara hükümet ne diyor? Ne zaman kamuoyuyla paylaşılacak?
Enflasyon beklentileri neler? Konut ve gıda enflasyonu için nasıl önlemler alınıyor? Belediyelerdeki ihale sistemini vatandaşın kolayca denetleyebileceği bir sistem düşünülüyor mu?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz milyonlarca kişinin merak ettiği konular hakkında dijital medyada ilk kez takvim.com.tr'ye konuştu. Yılmaz, özellikle Terörsüz Türkiye konusunda çekincesi olan vatandaşlara çağrıda bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (Takvim.com.tr)
Türkiye'nin 40 yıldan fazla bir süredir terörden çektiğine vurgu yapan Cevdet Yılmaz, "Terör bir pranga oldu ayağımızda adeta. Teröre rağmen biz bütün bu ilerlemeleri kaydettik çok şükür. Özellikle son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ekonomide, demokraside, dış politikada büyük atılımlar yaptık. Teröre rağmen yaptık. Şimdi işte diyoruz ki o prangalarımızdan da kalıcı bir şekilde kurtulup yolumuza çok daha güçlü bir şekilde devam edelim. Çünkü artık Türkiye yüzyılı hedeflerimiz var. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir ortaya koyduğu vizyon biliyorsunuz. Cumhuriyetimiz 100 yılını doldurdu. Artık olgun bir cumhuriyet. Kazanımlarımız var. Bu kazanımlar zemininde çok daha güçlü, çok daha müreffeh bir Türkiye, çok daha huzurlu bir Türkiye, kardeşliğin çok daha pekiştiği bir Türkiye arzu ediyoruz ve terörsüz Türkiye de aslında bunun en önemli unsurlarından bir tanesi. Sayın Bahçeli'yi de tabii burada anmadan geçemeyiz. Sayın Bahçeli tabiri caizse ezberleri bozdu. Bir önemli çıkış gerçekleştirdi ve bu konuda ivmeyi arttırmış oldu. Ardından yaşanan gelişmelerle terör örgütü kendisini feshetme kararı aldı. Silahları bırakma kararı aldı. Ve bunun bir başlangıcını da hep birlikte görmüş olduk. Böylece yeni bir safhaya, yeni bir aşamaya geçmiş oldu Terörsüz Türkiye" ifadelerini kullandı.
SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Terörsüz Türkiye sürecinin bırakılan silahların tespit ve raporlanması kadar Meclis boyutunun da olduğunu dile getiren Yılmaz "Şu anda da bu konuları çok yakından takip ediyoruz. İşin iki boyutu var ana hatlarıyla. Bir tanesi sahada bu fesih ve silahsızlanmanın, silahları affedersiniz, terk etmenin tespit edilmesi, raporlanması, onun mekanizmaları. Bunu İstihbarat Kurumumuz, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ilgili güvenlik birimlerimiz gerçekleştiriyorlar. Bu konularla ilgili ülkelerle de temaslar kuruldu biliyorsunuz. MİT başkanımız ziyaretler yaptı bölgedeki bazı ülkelere. Dolayısıyla bu süreç, bu mekanizmalar kurulmuş durumda ve önümüzdeki süreçlerde işlemeye devam edecek. Sahadaki gelişmeler yakından takip edilecek. Diğer taraftan meclis boyutu var işin. Meclis boyutu tabii yürütmenin dışında. O meclisimizin uhdesinde olan bir konu. O konuda da meclis başkanımız bir inisiyatif başlattı. Bir komisyon oluşturulması, bu fesih ve silahları bırakma ile ilgili bir komisyon. Bu sürecin gerektirdiği düzenlemeler varsa bu düzenleme ihtiyaçlarını tespit edip milletin, meclisimizin gündemine taşıyacak bir komisyon. Bununla ilgili de şu anda çalışmalar sürdürülüyor. Kurulduktan sonra bu komisyonun çalışmalarını da hep birlikte takip edeceğiz" dedi.
TEREDDÜTÜ OLAN VATANDAŞA ÇAĞRI
Hükümet hedefinin terörü bir an önce sıfırlamak olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz, "Burada dünya örneklerine baktığınız zaman bu süreçler kolay değil. Bazı ülkelerde yıllar almış bu süreçler. Gelgitler yaşanmış. Biz istiyoruz ki bu en kısa sürede bitsin. Tam bir tarih vermek çok zor bu işlerde. Niçin en kısa sürede bitsin istiyoruz? Çünkü bu işe çomak sokmak isteyen çok olur. Türkiye bu prangalarıyla yaşasın. İşte terör Türkiye'nin enerjisini almaya devam etsin diye düşünenler her türlü provokasyonu, dezenformasyonu yapabilirler. Milletin kafasını karıştırıcı, hiç olmadığı halde birtakım şeyler, haberler yayabilirler. Provokatif eylemler olabilir. Dolayısıyla bu sürecin selameti açısından en kısa sürede, hızlı bir şekilde tamamlanmasında büyük yarar görüyoruz" şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (Takvim.com.tr)
Terörsüz Türkiye sürecinde bazı provokatif yaklaşımların olduğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, atılan adımlardan tedirgin olan vatandaşa da şu çağrıda bulundu:
Şimdi bu terör konuları ile ilgili Türkiye'nin uzun yıllar dediğim gibi bir tecrübesi var, yaşanmışlığı var. Tabii bunlardan bahsederken öncelikle şehitlerimize Cenabı Allah'tan rahmet diliyoruz. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Onların mücadelesi sayesinde biz buralara gelebildik. Ve onlar en değerli varlıklarını feda ettiler. Dolayısıyla bize düşen işte bu mirasa en iyi şekilde sahip çıkmak, ülkemizi güçlü, birlik, beraberlik içinde, milli birlik içinde, beraberlik içinde daha güçlü yarınlara taşımak. Terörü yapanlar niye yaptılar bunu? İşte Türkiye güçten düşsün diye. Türkiye kendi iç meseleleriyle uğraşıp etrafına bakamasın diye. Dolayısıyla bunlardan kurtulmuş bir Türkiye çok daha güçlü bir şekilde milli birliğini, beraberliğini daha üst noktalara taşıyacaktır. Terörle mücadelemizde bizim çok boyutlu bir yaklaşım her zaman oldu. Geçmişte de demokraside katettiğimiz mesafeler, demokratik siyasetin önünü açmamız, vesayeti tasfiye etmemiz, diğer yandan ekonomideki başarılar, bölgesel kalkınmada sağladığımız başarılar, bütün bunlar terörün istismar edebileceği zeminleri daraltmış oldu. Terörün hiçbir zaman bahanesi yok ama istismar ediliyordu birtakım konular. Onları Türkiye'nin gündeminden kaldırdık.
Dolayısıyla şu anda artık tarihi bir aşamaya gelmiş durumdayız. Kalıcı bir şekilde terörü gündemimizden çıkarmak istiyoruz. Bunun da bize çok fazla getirileri olacağına yürekten inanıyoruz. Şu soruyu sormamız lazım kendimize. Kim terörsüz Türkiye'yi destekliyor, kim karşı diye etrafımıza bakacak olursak zaten bu tereddüt eden, saygı duyuyoruz tabii bütün iyi niyetle tereddütü olabilir insanlarımızın, soru işaretleri olabilir. Ona elbette saygı duyuyoruz. Ama şuna baksınlar. Kim bu süreçleri sabote etmeye çalışıyor bölgemizde, çevremizde? Hangi ülkeler bu işe destek oluyorlar, güç veriyorlar? Türkiye'yi seven ülkeler, dost ve kardeş ülkeler baktığınız zaman bundan büyük bir memnuniyet duyuyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızı arayanlar, çeşitli beyanatlarda bulunanlar var. Ama Türkiye terörle uğraşmaya devam etsin diyenler maalesef hala bu tereddütleri oluşturmaya, beslemeye çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (Takvim.com.tr)
Terörü hani bugün yok edersiniz, yarın bir yerde bir hadise olur. Tamamen hani terörü yok etmek öyle kolay bir mesele değil. Ama önemli olan bunları marjinalize etmek, gündemimizden düşürmek. Tekil olaylar her zaman olabilir. Onlara hani dünyanın her yerinde her an bir şeyler olabiliyor. Yıkmak kolay, yapmak zor maalesef. Ama biz neyi sağlayacağız? Etnik fay hatları üzerinden, mezhepler üzerinden, çeşitli kimlikler üzerinden ülkemizin enerjisinin boş yere sarf edilmesine engel olacağız. Bunun yerine kaynaklarımızı ülkemizin kalkınması için, refahı için, 86 milyonun refahı için kullanacağız.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (Takvim.com.tr)
YILSONU ENFLASYON TAHMİNİ NE?
Aynı zamanda Ekonomi Koordinasyon Kurulu'na başkanlık yapan Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadelede son bir yılda katedilen mesafeyi rakamlarla açıklayarak yılsonu tahmini ile birlikte 2026 ve 2027 hedefini de açıkladı.
Yılmaz "Orta Vadeli Programımızın temel birçok hedefi var ama en önemli hedefi enflasyonu düşürmek. Çünkü vatandaşımızın gündemi bu. Biz de her zaman vatandaşın gündemi neyse, sorunu neyse o da bizim Sorunumuz da odur diyen bir siyasi anlayışa sahibiz. Dolayısıyla bunu önceliklendirmiş durumdayız. Pandemi, deprem, çevremizdeki savaşlar, dünyadaki ticaret savaşları, birçok olumsuzluğun olduğu bir ortamdayız açıkçası ama bütün bunlara rağmen güçlü bir programı hayata geçiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi desteğiyle Orta Vadeli Programı ilan ettik ve kararlı bir şekilde uyguluyoruz. Geçen yıl %75,5'lara kadar çıkmıştı enflasyon. Geçen yılın Mayıs ayında. Bugün geldiğimiz noktada 35 seviyesine kadar yıllık enflasyon oranımız düşmüş durumda. Geçen yıldan bu yana 13 aydır kesintisiz bir geriye gidiş var. Yıllık enflasyon oranını söylüyorum. Ve bunun da biz devam etmesini bekliyoruz. Yıl sonu itibarıyla 30'un altında 20'li bir rakam bekliyoruz enflasyonda. Gelecek sene inşallah 10'lu rakamlar, sonrasında da tek haneliye yeniden ülkemizi kavuşturmak için bütün gayretimizi sarf ediyoruz. Burada da bütüncül bir programımız var. Bunun da altını çizmek isterim. Sadece para politikaları değil, arz yönlü politikalar ve mali politikalarla bütünleşik bir yapıda politikalarımızı hayata geçiriyoruz" dedi.
YENİ SOSYAL KONUT PROJELERİ YÜKLENİYOR
Vatandaşın en büyük ekonomik iki sorunu olan gıda ve konut enflasyonuna karşı da hükümetin bir çalışması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İki insanımızın hayatında, dar gelirli insanımızın özellikle hayatında gıda ve konut enflasyonu çok önemli. Bunu hedefleyen birtakım çalışmalar sürdürüyoruz. Gıdayla ilgili yaptığımız en önemli işlerden biri sulama yatırımlarını desteklemek. Şu anda kamu yatırımları içinde en hızlı arttırdığımız başlık sulama yatırımları. Bir an önce bu gıda üretimini, arzını arttırarak gıda fiyatlarını daha dengeli bir yere getirmeye çalışıyoruz. İşte kuraklıklar, don falan bazı mevsimsel etkiler oluyor ama biz önemli bir yatırımı bu alanda gerçekleştiriyoruz. Konutla ilgili olarak da sosyal konut seferberliği düşünüyoruz. Burada da Çevre Şehircilik Bakanlığımızın hazırlıkları söz konusu. Bu deprem yükümüz ağır biliyorsunuz. Yani 100 milyar doların üzerinde, dile kolay, depreme harcama yaptık, yapıyoruz. Şu son 2-3 yıllık dönemde. Dolayısıyla bu ağır yük hafifledikçe önümüzdeki yıl daha rahat bir ortam olacak inşallah. Bu yıl sonu itibarıyla 450.000'den fazla konutu teslim etmiş olacağız. Ve önümüzdeki dönem bu sosyal konut temel önceliğimiz olacak. Burada yalnız 2+1 diyoruz artık. Çünkü hane büyüklüğü de düştü. Artık eskisi kadar çocuk sayısı yok biliyorsunuz. Hane yapımıza da uygun, daha düşük maliyetli ama enerjiyi verimli kullanan, iyi tasarlanmış sosyal konutlarla konut arzını arttırmak ve kiraları, konut fiyatlarını bu yönüyle de etkilemeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
GENÇLERE VE KADINLARA ESNEK ÇALIŞMA MODELİ
Milyonlarca çalışanın en büyük merak konusu olan esnek çalışma modeli üzerinde çalışıldığı ve hem çalışan hem işveren için güvenli, kayıtlı bir sistem öngörüldüğünü açıklayan Cevdet Yılmaz, "Gençler bizim için en öncelikli alanlardan, genç istihdamı. Bunu bakın burada da önemli bir mesafe almış durumdayız. Bir rakam söyleyecek olursam, 2019'da genç işsizliği %25'in üstüne çıkmıştı. Geldiğimiz noktada geçen yıl itibarıyla %16'lar civarında. Yani 9 puan civarında bir düşüş söz konusu ve şu anki iş gücüne katılımı gençlerin istihdam oranı istatistiklerimizin, bugünkü istatistiklerimizin başladığı 2005'ten bu yana en yüksek seviyelerinde. Genç istihdamı artıyor, gençlerin iş gücü piyasalarına katılımı artıyor. Bunu da biz çeşitli politikalarla destekliyoruz. İşte genç girişimcilere destek oluyoruz. Genç bir istihdam, arkadaşımız istihdam edilirse ona yönelik teşviklerimiz var. Yine İŞKUR'un aktif iş gücü politikaları diyoruz. İş gücü uyum programı başlattık geçen sene. On binlerce gencimize yarım zamanlı iş imkanları sunuyoruz. Üniversite gençliğini de ilk defa bu programa dahil ettik. Yani iş gücü piyasalarına girsinler, adapte olsunlar diye. Genel anlamda eğitim sistemimizle iş gücü piyasaları arasındaki örtüşmeyi güçlendiriyoruz. Mesleki eğitime önem veriyoruz. İşte bütün bu tedbirlerle gençlerimizin istihdamını arttırmak için büyük bir gayret içindeyiz. Burada yeni çalışma modelleri, esnek çalışma modelleri de gençler için çok önemli. Dolayısıyla bunları da destekliyoruz. Önümüzdeki dönemlerde de bu yönde yine bazı açılımlar yapmaya devam edeceğiz. Tabii güvenceli esneklik. Kayıtlı, güvenceli bir şekilde. Özellikle gençler ve kadınlar için bu çok önemli. Bu iki kesim için mutlaka bu yeni iş modellerinin, teknoloji de gelişti artık. Biliyorsunuz artık bazı meslekler ortadan kalkacak deniyor. Yeni birtakım meslekler oluşuyor. Mevcut meslekler dönüşüyor. Dolayısıyla bu yeni şartlara, dünyada küresel eğilimlerin de beslediği bu yeni ortama uygun bir şekilde birtakım çalışmalar yapacağız elbette" ifadelerini kullandı.
YABANCI YATIRIMCILAR İÇİN KÜRESEL ORTAMDA BÜYÜK FIRSAT
ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları nedeniyle Türkiye'nin coğrafi konumuyla birlikte yabancı yatırımcılar için önemli bir fırsat olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz sözlerine şu şekilde devam etti:
Türkiye çok önemli bir coğrafyada bir defa. Üç kıtanın ortasındayız. Bugünkü dünyada lojistik çok önemli. Türkiye eşsiz bir coğrafi konuma sahip bir defa. Bunun altını çizmemiz lazım. İkincisi genç ve giderek çok daha donanımlı bir nüfusu var Türkiye'mizin. Bu da çok çok kıymetli. Eskiden işte okullaşma oranları, insanların donanımıyla bugünkü mukayese kabul etmez. Yeni nesil aşağıdan çok daha eğitimli, çok daha nitelikli, teknolojiye, yeniliklere çok daha açık bir şekilde geliyor. Bu büyük bir avantajımız. Diğer yandan siyasi istikrarımız var. Bakın birçok ülkede liderlik problemi var, siyasi çalkantılar var. Türkiye çok şükür siyasi istikrara sahip bir ülke. Bu olmayınca kıymeti çok iyi bilinen bir şey. Hani nefes gibi. Siyasi istikrar olmadan ekonomik istikrar olmuyor. Dolayısıyla bu siyasi istikrar çok önemli. Düzenlemelerimiz, teşviklerimiz yine yatırımı destekleyici mahiyette. Ayrıca tabii yatırım ortamı ile ilgili yaptığımız çeşitli çalışmalar var. Yerli olsun, yabancı olsun. Aslında yatırım ortamını iyileştirdiğiniz zaman herkese bu fayda sağlıyor. Dolayısıyla çok fazla başlık var aslında Türkiye'nin tercih edilmesi noktasında. Nitekim bunun sonuçlarını da görüyoruz rakamlardan. AK Parti öncesi, Cumhur İttifakı öncesi 30 yılda, bakın 2002 öncesi 30 yılda tüm bu 30 yılı topluyorsunuz, 15 milyar dolarlık Türkiye'ye yatırım gelmiş. Son 22 yıla baktığınızda 268 milyar dolar olmuş. Bazı yıllar 20 milyar doları geçmişiz. Yani bir tek yılda Türkiye'ye gelen yatırım geçmişte 30 yılda gelenden daha fazla olmuş. Dolayısıyla böyle bir ortamımız var. Önümüzdeki süreçte bir de şunu hatırlatmak isterim. Bir ticaret savaşı var. Çin ve ABD başta olmak üzere, işte Avrupa bu işin bir tarafı. Bütün dünyayı etkiliyor. Bu ticaret savaşları da lojistiğe de etki edecek. Yatırım kararlarını da değiştirecek. Tedarik sistemlerinde dönüşümlere vesile olacak. Buralarda da biz Türkiye'nin çok önemli avantajlara sahip olduğunu düşünüyoruz. Avrupa ile Gümrük Birliği olan, az önce bahsettiğim birçok avantaja sahip olan, altyapısına çok büyük yatırım yapmış olan son 22 yılda, ulaşım altyapısı başta olmak üzere işte şehir altyapıları, bir ülke olarak önümüzdeki süreçlerde de bu yeni küresel ortamda da fırsatları en iyi değerlendirecek ülkelerden biri Türkiye olacak inşallah.
YENİ ANAYASA
Muhalefetin yeni anayasa hakkındaki "Kuvvetler ayrılığı" ve "denge denetim mekanizması" eleştirilerine de seçim beyannameleri üzerinden yanıt veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Anayasa bütün partilerin seçim beyannamelerinde var Fatma Hanım. Ama bazıları maalesef seçimden sonra sözlerini unutuyorlar. Ne yazdıklarını, topluma ne vaat ettiklerini umursamıyorlar. Biz öyle değiliz. Sayın Cumhurbaşkanımızın siyaseti başından beri hep şu ilkeyle hareket etmiştir: Neyi söylüyorsanız onu yapmak, yapamayacağınız şeyi söylememek. Siyasete güvenin de aslında temeli budur. Dolayısıyla biz ne söz verdiysek vatandaşımıza onları yapmaya gayret ediyoruz. Bu başlıklarımızdan biri de yeni anayasa çalışmaları. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla benim başkanlığımda bir komisyon kuruldu. Biz kendi iç çalışmamızı yapıyoruz ama bu bizim parti içi tabii, hükümet olarak yaptığımız bir çalışma. Bunun tabii ki sonuçlandırılacağı yer Türkiye Büyük Millet Meclisi. Sonuçta diğer partiler de kendi hazırlıklarını yaparlarsa, sonra hep bir araya gelip bu çalışmalar birlikte değerlendirilirse o zaman sonuç almak mümkün olacaktır. Biz buna ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Hem bu darbe anayasası ayıbından ülkemizi kurtarmak için, hem artık tabiri caizse yamalı bohça olmuş, birçok dönemde değişikliklere uğramış ama iç tutarlılık anlamında zayıflamış bir belgeden bahsediyoruz. Bunları değiştirip daha sade, daha iyi işleyen bir kurumsal yapıya sahip bir anayasaya ihtiyaç var diye düşünüyoruz. Sadece bununla kalmıyoruz, bir de gelecek perspektifimiz var. Az önce bahsettik, genç, giderek daha iyi eğitimli, şehirleşmiş bir Türkiye'den bahsediyoruz. Türkiye Yüzyılı gibi bir vizyondan bahsediyoruz. Yeni teknolojilerden, dijitalleşmeden bahsediyoruz. İşte bu gelecek vizyonunun da yeni anayasayı gerektirdiğinin ben altını çizmek istiyorum. Özellikle gençlere yönelik, gençlerin gelecek hayallerini, umutlarını destekleyici, onların daha rahat bir ortamda, siyasi bir ortamda, kurumsal bir ortamda potansiyellerini hayata geçirecekleri bir ortam açısından da yeni anayasanın çok çok önemli olduğuna inanıyorum" dedi.
YENİ ANAYASA TASLAĞI KAMUOYU İLE NE ZAMAN PAYLAŞILACAK?
"Kamuoyu ile hangi aşamada paylaşılacak?" sorumuzu da yanıtlayan Yılmaz, muhalefetin halka vadettikleri gibi anayasa çalışmaları yapmaları gerektiğini dile getirerek "Meclis başkanımız geçen yıl biliyorsunuz partilerle temas kurdu, ziyaretler yaptı. Henüz partiler o anlamda bir karar oluşturmuş, mecliste bir yapı oluşturmuş değiller. Onu beklemekte fayda var. Çünkü bu bizim tek başına bir parti olarak ortaya koyabileceğimiz bir takvim değil. Biz ne yapıyoruz? O takvim ilan edildiğinde hazır olalım diyoruz. Bizim mutfağımız çalışıyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kendi iç çalışmalarımızı olgunlaştırıyoruz. Öyle bir süreç başladığında, meclisimizde bir çalışma başladığında hazırlıklı olarak bu sürece katkı sunacağız diye düşünüyoruz. Buradan tabii diğer partilere de aynısını tekrar ben hatırlatmak istiyorum. Lütfen sözlerinde dursunlar. Halka söyledikleri gibi yeni anayasayla ilgili, anayasayla ilgili çalışmalarını yapsınlar. Milliyetçi Hareket Partisi yaptı biliyorsunuz. AK Parti olarak biz gerçekleştiriyoruz. Muhalefetten de aynısını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
İSRAİL'İN SURİYE SALDIRILARI
Geçtiğimiz hafta İsrail'in Süveyda'daki Dürzileri bahane ederek Suriye'ye saldırmasının Türkiye sınırında büyük bir istikrarsızlık riski yarattığını söyleyen Cevdet Yılmaz, "Suriye bizim komşumuz. Suriye'de yaşanan her şey bizi doğrudan etkiliyor. Biz toprak bütünlüğüne sahip, egemenliği olan, bölünmemiş, istikrarlı bir Suriye istiyoruz ve 60 yıldan fazla süren bir baskıcı rejimden, diktatörlükten sonra mazlum Suriye halkının artık huzura kavuşmasını, istikrara, refaha kavuşmasını istiyoruz. Ve Türkiye olarak bu anlamda bütün gayretimizle Suriye'nin ve Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Ancak bölgemizde İsrail maalesef bambaşka bir perspektifle hareket ediyor. Sistematik bir şekilde istikrarsızlık üretiyor. Başka ülkelere saldırıyor. Uluslararası hukuku hiçe sayarak, insanlık değerlerini hiçe sayarak bu eylemleri gerçekleştiriyor ve bölgede bir, bütün bölgenin istikrarını aslında riske atıyor. Sadece saldırdığı ülkenin değil, tüm bölgesel istikrarı tehdit eder bir konumda. Son yaşanan hadiselerde de biz bir defa gelişmeleri yakından takip ettik. Aracılığımız vardı ve çok yüksek ora, güçlü bir şekilde diplomasinin tüm kanallarını çalıştırarak bir an önce o yaşananların sona ermesi için gayret ettik" ifadelerini kullandı.
SÜVEYDA'DAKİ ÇATIŞMADA TÜRKİYE'NİN ARABULUCU ROLÜ
Süveyda'daki aşiret gruplarla Dürziler arasındaki çatışmada Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve işleyen süreç hakkında da bilgi veren Cevdet Yılmaz şunları söyledi:
Türkiye tabii ki bütün aktörlerle diplomasinin dediğim gibi bütün kanallarını kullanarak bir an önce oradaki o yaşanan istikrarsızlığın son bulması için ve İsrail'in bu hukuk dışı müdahalelerinin son bulması için her türlü gayreti sarf etti. Bölge ülkeleriyle ve uluslararası Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere uluslararası güçlerle diplomatik bütün temaslar bu süreçlerde sağlandı ve kurumlarımızla, bütün Dışişleri başta olmak üzere bu süreçlerde yapılması gereken her şey yapıldı diyebilirim.
GAZZE'YE YENİ YARDIM KORİDORU AÇILACAK MI?
İsrail'in Gazze'deki sistematik soykırımına tepki gösteren Cevdet Yılmaz, "yeni bir insani yardım açılacak mı" sorusuna "Her zaman gündemimizde Gazze. Dediğiniz gibi İsrail'in bir amacı da şu, bu saldırılarla İran'a saldırdı biliyorsunuz başka ülkelere. Gazze'de yaşananları örtmeye çalışıyor aslında. İnsanlık suçlarını bir anlamda gözden uzak tutmaya çalışıyor ama biz hiçbir zaman Gazze'yi, Gazze'de yaşanan bu insanlık dışı barbarlığı unutmuyoruz. Her ortamda hatırlatıyoruz. Bütün diplomatik gücümüzle, yardımlarımızla işte aldığımız kararlarla oraya elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Görünür veya görünmez şekillerde. Uluslararası toplumu da harekete geçirmek için her türlü gayreti sarf ediyoruz. Bölge ülkeleriyle her türlü gayreti sarf ediyoruz. Orada da ümidimiz bir an önce bu insanlık dışı durumun sona ermesi, ateşkesin sağlanması, insani yardımların yeterli ve kesintisiz bir şekilde mazlum Gazze halkına ulaşması, orta ve uzun vadede ise bir daha benzer bir tablo yaşanmaması adına iki devletli siyasi çözümün hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi. Uluslararası hukuk çerçevesinde bütün bu çabalarımızı kesintisiz bir şekilde, güçlü bir şekilde hayata geçiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız burada insanlığın vicdanının sesi adeta. Her fırsatta en yüksek sesle, en güçlü şekilde bu yaşananları dile getiriyor. Aynı anlayışı önümüzdeki süreçlerde de devam ettireceğiz. Bundan da hiç kimsenin bir şüphesi olmasın" yanıtını verdi.
"HİÇ KİMSENİN YARGIYA HAKARET ETME HAKKI YOK"
Türkiye'nin gündemini meşgul eden CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları hakkında muhalefetin "siyasi baskı" eleştirileri hakkında da konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bir defa bu işleri bir siyasi arenaya çekmek hiç doğru değil. Bir hırsızlık, yolsuzluk soruşturması varsa bu yargıya intikal etmişse hepimiz yargıdaki süreci beklemek durumundayız. Hiç kimseyi baştan suçlu ilan etmek de doğru değil, suçsuz ilan etmek de doğru değil. Bunun sonuçlarını beklemek durumundayız. Yargı ile ilgili eleştiri yapılamaz mı? Tabii ki yapılabilir. Ama hiç kimsenin yargıya hakaret etmeye, yargıya baskı uygulamaya hakkı yok. Böyle bir şey hiç kimsenin hakkı yok. Bunu siyasi alana çekmeye de hakkı yok. Burada hırsızlığın, yolsuzluğun partisi olmaz, ideolojisi olmaz. Kim yaparsa yapsın, bizim partimizden de olsa, başka partiden de olsa mutlaka hukuk karşısında hesap vermek durumunda. Hukukta bir süreç. Bir yargı kararını alırsınız, beğenmiyorsanız bir üst yargıya götürürsünüz. Hakkınızı sonuna kadar ararsınız. Orada da herkesin hak arama özgürlüğü sonuna kadar elbette değerli, kıymetli. Dolayısıyla bu süreçlerde yapılması gereken yargının vereceği kararları beklemek" dedi.
BELEDİYE İHALELERİNE DENETİM Mİ GELİYOR?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerel yönetimlerde bir reform ihtiyacından bahsettiğini hatırlatan Cevdet Yılmaz "Yani bir kurumda bu kadar fazla şaibe, bu kadar fazla mesele ortaya çıkıyorsa sisteme de tabii ki bakmak durumundayız. Niye bu kadar fazla bu tür hadiseler yaşanıyor diye. Denetim sistemine, oradaki çalışmalara bakmak durumundayız. Sayın Cumhurbaşkanımız da bir grup konuşmasında yerel yönetimlerde bir reform ihtiyacından bahsetti hatırlarsanız. Bu yönde de bazı çalışmalar sürdürülüyor. Dolayısıyla daha kurallı, bu işler yani dünyanın her yerinde var maalesef. Keşke sıfırlamak mümkün olsa ama olabildiğince bu tür halkın kaynaklarını, milletin, devletin kaynaklarını koruyucu neler yapılabilir, ne tür reformlar olabilir? İmarından tutun işte belediye şirketlerindeki mevzuata varıncaya kadar, denetim sistemlerinin etkinliğine varıncaya kadar bütün bunlar tartışılmalı diye düşünüyorum. Bu sadece bizim de sorumluluğumuz değil. Mecliste olan bu milletten temsil yetkisi almış herkesin sorumluluğu. İnşallah meclisimiz bu konularda da gereken adımları atar diye inanıyorum" sözleriyle ihaleler için denetim mekanizmasının sinyalini verdi.



