Müslüman olmak engel
Eski Gümrük ve Tekel Bakanı Ali Bozer, AB ilişkilerini, ABD’nin tutumunu ve Kudüs gelişmelerini TAKVİM için değerlendirdi
Giriş Tarihi:

Türkiye12 Eylül Darbesi sonrasında demokrasiye geçmeye çalışırken Gümrük ve Tekel Bakanı olarak Ali Bozer Avrupa Birliği'ne üye olmak için başvuruda bulununca, Avrupa'da bir şok etkisi olmuş hem de Türkiye'de o zamanın muhalefetinden ciddi eleştiriler almıştı. Ali Bozer o gün ilk girişimde bulunması ile Türkiye, AK Parti döneminde müzakerelere başlamıştı.
Turgut Özal dönemi Gümrük ve Tekel Bakanı olarak AB'ye ilk başvuruyu yapan Ali Bozer ile hem Türkiye AB ilişkilerini hem de ABD ile yaşanan gerilimleri konuştuk.
Türkiye-AB ilişkisini siz başlatmıştınız. O gün neden çok eleştiri almıştınız?
1983yılından itibaren bu konu çok ciddi safhalardan geçmiştir. O zaman bir takım değerli zevat bizim müracaatımızın reddedildiğini söylemişti. Bunun yanlış olduğunu defaatle arz etmemize rağmen ikna etmek imkanımız olmadı. Fakat bugün görüyoruz ki, bu safhaya gelmemizin temel nedenlerinden bir tanesi o müracaatımızın konseyden komisyona geçilmiş olmasıdır. Müzakerelerin açılması da büyük başarıdır.
Müzakereler neden ilerlemedi?
35 fasıldan8'i Fransızlar'ın blokesi altındadır.
6 fasıl Rumlar'ın blokesi altındadır. Bunların hiçbirine dokunulmamaktadır. Kalan 16 fasıl da müzakereye açılmıştır.
Ancak bu 16 fasıldan bir tanesi Bilim ve Araştırma faslı geçici olarak kapanmıştır. Demek ki henüz bizim müzakerelerimiz ağır gidiyor.
Müslüman ülke olmamız AB için sorun mudur?
Bizimiç politikada takip ettiğimiz politikanın da menfi neticeleri oluyor. Müslüman ülke olmamız Avrupa Birliği bakımından bir engel olarak düşünülüyor. Arnavutluk'a da aynısını yapıyorlar. Avrupa Birliği'nin de kat etmesi gereken bir merhale var.
Dini mülahazalarla ayrım yapamamak... Bu konu aynı zamanda laikliğin de temel ilkesidir. Ama maalesef Avrupa bu seviyeye ulaşmış değildir.
Bir taraftan barış deniliyor, hukukun üstünlüğü gibi kutsal kavramlara önem veriyor, öbür taraftan hala dini mülahazaları hakir görüyor...
Bu olacak iş değildir.
Türkiye'nin Ortadoğu'ya yakınlaşması sorun mu!
AB'ninTürkiye üyeliği için çekindiği noktalardan bir tanesi Ortadoğu'ya yakınlaşmış olmasıdır.
Bugün Ortadoğu derdinden AB kesinlikle uzak kalmak istiyor. Ama bu Türkiye'nin kendi bölgesindeki ülkeler ile iyi ilişkiler kurmasına asla mani değildir ve olmamalıdır.
NATO'DA KALALIM
Türkiye NATO üyeliğine devam etmeli mi?
Türkiyeuluslararası askeri bir camianın üyesidir. Tek başına kalmaktansa böylesi bir uluslararası askeri bir kuruluşa üye olmakta ben isabet görüyorum.
Her zaman olduğu gibi müttefikler arasında bazı geçimsizlikler bazı anlaşmazlıklar olabilir. Yani bugün Türkiye'de NATO'dan çıkma hususunda bir cereyan var. Ben bu tür cereyanlara sempati ile bakmıyorum. Peki çıkarsak ne olur? Bu gibi soruların cevabı kolay verilmez. Bu cevapları vermeden bazı unsurlara dikkat etmek lazım. Türkiye'nin askeri yapısı tamamen NATO'ya göre şekillenmiştir. NATO'dan çıktığınız zaman bunların idamesi ne olacak?
NATO'dan çıkınca tek başımıza mı kalacağız yoksa başka bir askeri kuruluşun içinde mi olacağız?
Ortada öyle bir kuruluş da yok.
Bütün mesele kendi çıkarlarımızı birinci planda tutmak şartıyla uluslararası alanda müttefiklerimiz ile geçinme yolunu tercih etmekte fayda görmekteyim.
ABD ile Türkiye arasındaki bu kadar gerilimin sebebi nedir?
Bununbirkaç sebebi vardır. Bir tanesi Trump'ın başkan seçilmesi. Biliyorsunuzdur Cumhuriyetçiler, Demokratlar'a nispetle biraz daha Amerika'ya dönmüş politika takip ederler.
Tramp da Cumhuriyetçiler'in bir anlamda daha aşırı görüşe sahip olan bir başkanıdır. Yani Trump'ın başkanlığı nedeniyle Amerikan politikasında bir değişiklik oldu. Zaten Ortadoğu, Amerikan politikasının odak noktası idi.
ABD ile menfaatlerimiz nerede çatışıyor?
Ortadoğu'dakimenfaatleri dolayısıylaTürkiye'nin görüşü ile ABD'ningörüşü uyuşmuyor. ABD, birKürt devletini kurmayı planlıyor.
O da Türkiye'yi rahatsız ediyor
İSRAİL'İNGÜVENLİĞİVE ENERJİ!
ABD bölgede bir Kürt Devleti'ni neden kurmak istiyor?
İsrail'ingüvenliğini sağlamak için bir Kürt devletini istiyor. İkinci konu ise Ortadoğu'daki enerji kaynaklarına sahip olmak.
Türkiye'nin böyle bir durumda Ortadoğu ile bağlantısı kesilmez ama bizim için hiç de hoş bir şey olmaz. ABD'nin esas hedefi İran'dır. Ama ona doğrudan müdahale etmeye cesaretleri yok
HUKUK KUVVETLİNİN LEHİNE
Uluslararası hukuk nedir?
Uluslararası hukuk maalesef kuvvetli olan tarafın lehinde işliyor. Maalesef uluslararası ilişkilerde uluslararası ilkelerden ziyade devletlerin gücü rol oynuyor. Bu bir vakadır, realitedir. Bu ne yazık ki her zaman bu böyle olmuştur. Sarraf Davası'nın amacı nedir? Bu dava ile Türkiye'yi cezalandırmak istiyorlar. Biz de açık verdik. Bu olay çok eskiden olmuş bir olaydır. Durup dururken böyle bir dava çıkardılar. Diğer olayları da beraber mütalaa ettiğiniz zaman Türkiye'yi cezalandırma fikrinin de hakim olduğunu görüyoruz. Bu dava tamamen hukuki esaslara göre mi yoksa siyasi mülahazalara hakim mi bu soruyu sormamız gerekir. Fetullahçı Terör Örgütü mensubu kişilerin davada tanık olmaları insanın kafasında ciddi şüpheler uyandırıyor.
İSTANBUL ZİRVESİ ÇOK BAŞARILI
ABD'nin Kudüs'ü İsrail Devleti'nin başkenti ilan etmesi hangi sorunlara neden olacaktır?
Buolay sadece bizi değil uluslararası camiayı da rahatsız eden bir karar. Fakat bu konuyla ilgili ilk alınan karar değildir. 1967 yılında İsrail, Kudüs'ü işgal ettikten sonra Doğu Kudüs'ü de 1980'de ilhak etti ve Kudüs'ü başkent ilan etti. Demek ki bunun bir geçmişi var.
Bölgede bir çatışma çıkar mı?
Bununbir savaş nedeni olacağını düşünmüyorum.
Bizim takip ettiğimiz politikayı isabetli ve başarılı buluyorum. 57 İslam ülkesini İstanbul'da topladık. Aldığımız karar çok isabetlidir. Bu konuda Birleşmiş Milletler'e başvurma ve bu kararın geçersiz olduğunu tescil ettirme yoluna gittik. Bu kararı da çıkarttık. Burada sorun BM'nin Güvenlik Konseyi'ne mi gidelim yoksa Genel Kurulu'na mı gidelim? Güvenlik Konseyi'ne başvurmakta fayda olduğu görüşündeyim. Eğer Güvenlik Konseyi eski kararına paralel bir karar verecek olursa, Amerika'nın bu hususta takip ettiği politika çok büyük çapta zarar almış olacaktır.
Suudi Arabistanİsrail ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?
SuudiArabistan ve bazı İslam devletleri, ABD ile ilişkilerini, İslam'ın mukaddes saydığı bazı hususlara tercih ediyorlar. İslam Devletleri arasında İstanbul'daki toplantı istisnai bir ittifak örneği verdi.
Onun için çok başarılı geçti.
AB İLE İLİŞKİLERNASIL DÜZELİR?
İlksöylemek istediğim demokratik rejimin bütün gereklerine uygun bir politika gütmek gerekir. Bugün Batı aleminde Türkiye'de takip edilen siyasetin tamamen demokratik düzeyde olmadığı endişesi vardır. Binaenaleyh bu endişeyi gidermek lazımdır. Öncelikle kendi işimize bakmamız gerekir. Kendi içimizde çok daha demokratik bir düzeye ulaşmamız gerekir. Pek fazla Batı'nın üzerine gitmeyelim. Biraz kendimizi ağırdan çekmemiz gerekir. İlişkileri kesmeyelim ama kendimizi de ağırdan satmanın da bir yolunu bulmamız gerekir.
TÜRKİYE BİRÇOKAVRUPALI'DAN DAHAAVRUPALI'DIR
İngiltere'nin Brexit'ten sonra Türkiye'ye yaklaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AB'yemüracaat kararı verdiğimiz zaman Fransız Dışişleri Bakanı Claude Cheysson'a ilk ziyaretimi yapmıştım.
Bana "İngiltere, AB üyesi olduktan sonra Türkiye niçin olmasın?" demişti. Bu çok manidar bir laftır. Ben Cheysson'un fikrine sahip bir kişiyim. Türkiye Avrupalı ülkelerin bazılarından daha çok Avrupalıdır...
RÖPORTAJ: ALİ DEĞERMENCİ
Turgut Özal dönemi Gümrük ve Tekel Bakanı olarak AB'ye ilk başvuruyu yapan Ali Bozer ile hem Türkiye AB ilişkilerini hem de ABD ile yaşanan gerilimleri konuştuk.
Türkiye-AB ilişkisini siz başlatmıştınız. O gün neden çok eleştiri almıştınız?
1983yılından itibaren bu konu çok ciddi safhalardan geçmiştir. O zaman bir takım değerli zevat bizim müracaatımızın reddedildiğini söylemişti. Bunun yanlış olduğunu defaatle arz etmemize rağmen ikna etmek imkanımız olmadı. Fakat bugün görüyoruz ki, bu safhaya gelmemizin temel nedenlerinden bir tanesi o müracaatımızın konseyden komisyona geçilmiş olmasıdır. Müzakerelerin açılması da büyük başarıdır.
Müzakereler neden ilerlemedi?
35 fasıldan8'i Fransızlar'ın blokesi altındadır.
6 fasıl Rumlar'ın blokesi altındadır. Bunların hiçbirine dokunulmamaktadır. Kalan 16 fasıl da müzakereye açılmıştır.
Ancak bu 16 fasıldan bir tanesi Bilim ve Araştırma faslı geçici olarak kapanmıştır. Demek ki henüz bizim müzakerelerimiz ağır gidiyor.
Müslüman ülke olmamız AB için sorun mudur?
Bizimiç politikada takip ettiğimiz politikanın da menfi neticeleri oluyor. Müslüman ülke olmamız Avrupa Birliği bakımından bir engel olarak düşünülüyor. Arnavutluk'a da aynısını yapıyorlar. Avrupa Birliği'nin de kat etmesi gereken bir merhale var.
Dini mülahazalarla ayrım yapamamak... Bu konu aynı zamanda laikliğin de temel ilkesidir. Ama maalesef Avrupa bu seviyeye ulaşmış değildir.
Bir taraftan barış deniliyor, hukukun üstünlüğü gibi kutsal kavramlara önem veriyor, öbür taraftan hala dini mülahazaları hakir görüyor...
Bu olacak iş değildir.
Türkiye'nin Ortadoğu'ya yakınlaşması sorun mu!
AB'ninTürkiye üyeliği için çekindiği noktalardan bir tanesi Ortadoğu'ya yakınlaşmış olmasıdır.
Bugün Ortadoğu derdinden AB kesinlikle uzak kalmak istiyor. Ama bu Türkiye'nin kendi bölgesindeki ülkeler ile iyi ilişkiler kurmasına asla mani değildir ve olmamalıdır.
NATO'DA KALALIM
Türkiye NATO üyeliğine devam etmeli mi?
Türkiyeuluslararası askeri bir camianın üyesidir. Tek başına kalmaktansa böylesi bir uluslararası askeri bir kuruluşa üye olmakta ben isabet görüyorum.
Her zaman olduğu gibi müttefikler arasında bazı geçimsizlikler bazı anlaşmazlıklar olabilir. Yani bugün Türkiye'de NATO'dan çıkma hususunda bir cereyan var. Ben bu tür cereyanlara sempati ile bakmıyorum. Peki çıkarsak ne olur? Bu gibi soruların cevabı kolay verilmez. Bu cevapları vermeden bazı unsurlara dikkat etmek lazım. Türkiye'nin askeri yapısı tamamen NATO'ya göre şekillenmiştir. NATO'dan çıktığınız zaman bunların idamesi ne olacak?
NATO'dan çıkınca tek başımıza mı kalacağız yoksa başka bir askeri kuruluşun içinde mi olacağız?
Ortada öyle bir kuruluş da yok.
Bütün mesele kendi çıkarlarımızı birinci planda tutmak şartıyla uluslararası alanda müttefiklerimiz ile geçinme yolunu tercih etmekte fayda görmekteyim.
ABD ile Türkiye arasındaki bu kadar gerilimin sebebi nedir?
Bununbirkaç sebebi vardır. Bir tanesi Trump'ın başkan seçilmesi. Biliyorsunuzdur Cumhuriyetçiler, Demokratlar'a nispetle biraz daha Amerika'ya dönmüş politika takip ederler.
Tramp da Cumhuriyetçiler'in bir anlamda daha aşırı görüşe sahip olan bir başkanıdır. Yani Trump'ın başkanlığı nedeniyle Amerikan politikasında bir değişiklik oldu. Zaten Ortadoğu, Amerikan politikasının odak noktası idi.
ABD ile menfaatlerimiz nerede çatışıyor?
Ortadoğu'dakimenfaatleri dolayısıylaTürkiye'nin görüşü ile ABD'ningörüşü uyuşmuyor. ABD, birKürt devletini kurmayı planlıyor.
O da Türkiye'yi rahatsız ediyor
İSRAİL'İNGÜVENLİĞİVE ENERJİ!
ABD bölgede bir Kürt Devleti'ni neden kurmak istiyor?
İsrail'ingüvenliğini sağlamak için bir Kürt devletini istiyor. İkinci konu ise Ortadoğu'daki enerji kaynaklarına sahip olmak.
Türkiye'nin böyle bir durumda Ortadoğu ile bağlantısı kesilmez ama bizim için hiç de hoş bir şey olmaz. ABD'nin esas hedefi İran'dır. Ama ona doğrudan müdahale etmeye cesaretleri yok
HUKUK KUVVETLİNİN LEHİNE
Uluslararası hukuk nedir?
Uluslararası hukuk maalesef kuvvetli olan tarafın lehinde işliyor. Maalesef uluslararası ilişkilerde uluslararası ilkelerden ziyade devletlerin gücü rol oynuyor. Bu bir vakadır, realitedir. Bu ne yazık ki her zaman bu böyle olmuştur. Sarraf Davası'nın amacı nedir? Bu dava ile Türkiye'yi cezalandırmak istiyorlar. Biz de açık verdik. Bu olay çok eskiden olmuş bir olaydır. Durup dururken böyle bir dava çıkardılar. Diğer olayları da beraber mütalaa ettiğiniz zaman Türkiye'yi cezalandırma fikrinin de hakim olduğunu görüyoruz. Bu dava tamamen hukuki esaslara göre mi yoksa siyasi mülahazalara hakim mi bu soruyu sormamız gerekir. Fetullahçı Terör Örgütü mensubu kişilerin davada tanık olmaları insanın kafasında ciddi şüpheler uyandırıyor.
İSTANBUL ZİRVESİ ÇOK BAŞARILI
ABD'nin Kudüs'ü İsrail Devleti'nin başkenti ilan etmesi hangi sorunlara neden olacaktır?
Buolay sadece bizi değil uluslararası camiayı da rahatsız eden bir karar. Fakat bu konuyla ilgili ilk alınan karar değildir. 1967 yılında İsrail, Kudüs'ü işgal ettikten sonra Doğu Kudüs'ü de 1980'de ilhak etti ve Kudüs'ü başkent ilan etti. Demek ki bunun bir geçmişi var.
Bölgede bir çatışma çıkar mı?
Bununbir savaş nedeni olacağını düşünmüyorum.
Bizim takip ettiğimiz politikayı isabetli ve başarılı buluyorum. 57 İslam ülkesini İstanbul'da topladık. Aldığımız karar çok isabetlidir. Bu konuda Birleşmiş Milletler'e başvurma ve bu kararın geçersiz olduğunu tescil ettirme yoluna gittik. Bu kararı da çıkarttık. Burada sorun BM'nin Güvenlik Konseyi'ne mi gidelim yoksa Genel Kurulu'na mı gidelim? Güvenlik Konseyi'ne başvurmakta fayda olduğu görüşündeyim. Eğer Güvenlik Konseyi eski kararına paralel bir karar verecek olursa, Amerika'nın bu hususta takip ettiği politika çok büyük çapta zarar almış olacaktır.
Suudi Arabistanİsrail ittifakını nasıl değerlendiriyorsunuz?
SuudiArabistan ve bazı İslam devletleri, ABD ile ilişkilerini, İslam'ın mukaddes saydığı bazı hususlara tercih ediyorlar. İslam Devletleri arasında İstanbul'daki toplantı istisnai bir ittifak örneği verdi.
Onun için çok başarılı geçti.
AB İLE İLİŞKİLERNASIL DÜZELİR?
İlksöylemek istediğim demokratik rejimin bütün gereklerine uygun bir politika gütmek gerekir. Bugün Batı aleminde Türkiye'de takip edilen siyasetin tamamen demokratik düzeyde olmadığı endişesi vardır. Binaenaleyh bu endişeyi gidermek lazımdır. Öncelikle kendi işimize bakmamız gerekir. Kendi içimizde çok daha demokratik bir düzeye ulaşmamız gerekir. Pek fazla Batı'nın üzerine gitmeyelim. Biraz kendimizi ağırdan çekmemiz gerekir. İlişkileri kesmeyelim ama kendimizi de ağırdan satmanın da bir yolunu bulmamız gerekir.
TÜRKİYE BİRÇOKAVRUPALI'DAN DAHAAVRUPALI'DIR
İngiltere'nin Brexit'ten sonra Türkiye'ye yaklaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
AB'yemüracaat kararı verdiğimiz zaman Fransız Dışişleri Bakanı Claude Cheysson'a ilk ziyaretimi yapmıştım.
Bana "İngiltere, AB üyesi olduktan sonra Türkiye niçin olmasın?" demişti. Bu çok manidar bir laftır. Ben Cheysson'un fikrine sahip bir kişiyim. Türkiye Avrupalı ülkelerin bazılarından daha çok Avrupalıdır...
RÖPORTAJ: ALİ DEĞERMENCİ
