Kırmızı hattan yeni sayfa
Washington’ı iyi takip eden Türk-ABD İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı Levent Ali Yıldız; Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Donald Trump arasındaki görüşmeyi değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşme, iki ülke arasında gerilime neden olan PKK'nın Suriye kolu PYD/YPG, terör örgütü FETÖ, Rıza Sarraf davası gibi konularda çözüm ışığı yaktı. Bir sivil toplum örgütü temsilcisi olarak görüştüğü siyasetçi, diplomat, akademisyen ve medya mensuplarıyla ABD kamuoyunu yakından takip eden Türk-ABD İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı ve Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu ABD Başkanı Levent Ali Yıldız, görüşmenin ABD'deki yansımalarını ve Washington'daki havayı aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın telefon görüşmesi, Washington ve ABD kamuoyunda nasıl değerlendirildi?
Amerikan kamuoyu, Türk ve ABD liderlerinin görüşme yapacağını Başkan Trump'un twitinden öğrendi. Sonra Türk Dışişleri'nden bu görüşmenin gerçekleştirildiği ve iki liderin başta PYD'ye silah sevkiyatının durdurulması dahil terörle mücadelede birlikte hareket edeceğine yönelik açıklamalar geldi. Başta FETÖ medyası ve Türkiye karşıtı kesimler, ABD Dışişleri ve Beyaz Saray'dan bu açıklamanın yalanlanmasına yönelik beklenti içine girdi. Hatta, bunun doğru olamayacağına ve Amerikan tarafından yalanlama geleceğine yönelik yorumlar dahi yaptılar. Ama ilerleyen saatlerde Beyaz Saray'dan gelen açıklama, Türkiye'den gelen açıklamayı doğrulayınca hayal kırıklığına uğradılar. Türk-ABD ilişkilerinin bozulması için hem Türkiye'de hem de ABD'de uğraş veren çevreler var ve iki liderin bu görüşmesi onları çok rahatsız etti.
Terör örgütü FETÖ ve onların birlikte hareket ettiği Neocon, ABD derin devletinin uzantılarını mı kastediyorsunuz? Nasıl bir tepki verdiler?
Genel çerçeve itibari ile Türk-Amerikan ilişkilerinin gerilmesinden medet uman tüm çevreleri kast ediyorum. Başta PYD ve Rıza Sarraf meselelerini kullanarak Türk-ABD ilişkilerini bozma gayreti içinde olan bu çevreler Bu telefon görüşmesinin, Türkiye'ye açık bir destek olduğu eleştirisinde bulundular. Trump'un ve ABD'nin, Türkiye'nin istediği şekilde PYD/YPG'ye silah sevkiyatının duracak olması, planlarını bozdu. Trump-Erdoğan görüşmesi ve sonrasında yansıyan bilgiler, iki ülkenin ilişkilerde 'Yeni bir sayfa açtığı' şeklinde yorumlanabilir.
MEVCUT SİLAHLAR NE OLACAK?
Bu yeni sayfadaki uzlaşının boyutları ne olacaktır? Örneğin PYD'ye silah sevkiyatı durdu ancak mevcut silahların ne olacağı sorusu hala yanıtsız. Bu konuda Washington'dan sızan bir bilgi var mı?
ABD'nin YPG'ye silah sevkiyatını durdurması ve Türkiye'yle birlikte terörle mücadele edeceğini açıklaması, çok önemli bir ilk adım. ABD'den yapılan açıklamada kullanılan ifade tam olarak şöyle: "Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı Suriye´de sahalardaki ortaklara verilen askeri yardımla ilgili bekleyen düzenlemelerin yanı sıra, şimdi Rakka´daki savaşın tamamlandığı, IŞİD´in bir daha geri dönmeyeceğini temin edecek şekilde istikrar aşamasına doğru ilerlendiği konularında bilgilendirmiştir" Türk Dışişleri ile birebir aynı açıklamayı beklemek doğru olmaz ancak bu diplomatik olarak doğrulama. Bundan sonraki adımda, DEAŞ'ın sahadan tamamen temizlenmesinin ardından sıra ABD'nin YPG'ye verdiği silahların akıbetine gelecektir. YPG'nin elinde 200 bini aşan tüfek, gece görüş sistemleri ve güdümlü füzelerinde yer aldığı 4 bin tırlık silah olduğu biliniyor. Zaman konusu belirsiz ancak bölgenin DEAŞ'tan tamamen temizlenmesinin ardından, bu silahların toplanması adımının geleceğini, biz buradan edindiğimiz izlenimle öngörüyoruz. Ama bunun hemen mi yoksa takvime bağlı olarak mı yapılacağı konusunda bir netlik yok.
Türkiye, PYD/YPG silah konusunun yanı sıra Cenevre görüşmelerinde masa olmasına da karşı çıkıyor. Bu konuda Rusya ve ABD'nin de birlikte hareket ettiği algısı var. ABD, Suriye'nin geleceğinde PYD'ye biçtiği ve Türkiye'nin 'Terör koridoru' diyerek karşı çıktığı rolde bir değişikliğe gitti mi?
Türkiye, PYD'nin silahlandırılması ve Suriye'nin geleceğine dair yapılan görüşmelerdeki konumuna dair duruşunu açıkça ortaya koydu. YPG'nin terör örgütü olduğunu, silahlarının toplanması gerektiğini ve Cenevre ya da hiç bir barış görüşmesine bir terör örgütü olan YPG'nin katılamayacağını söyledi. Bu kadar ne çıkıştan sonra, ABD'nin Cenevre'ye YPG'yi çağırmasını beklemek, bu görüşmenin ardından beklenmeyen bir gelişme olur.
İLİŞKİLERİ BOZMAK İSTEYENLER VAR
Soçi zirvesi sonrasında NATO paktındaki Türkiye'nin Rus-İran ve Avrasya hattına yakınlaştığı yönünde yorumlar gördük. Az önce sizin de dikkat çektiğiniz gibi, yeni bir sayfa açılsa da iki ülke arasındaki ilişkileri bozmayı hedefleyen çevrelerde var. Rıza Sarraf davasına, 'Türkiye NATO'dan atılmalı' diyen bir bilirkişinin atanması, bu çabaların süreceği anlamına mı gelir?
Amerikan hükümeti Türkiye ile karşıklı güven esası üzerine inşaa edilmiş müttefikliğin kıymetinin bilincinde ve her fırsatta bunu vurgulamaktan çekinmiyor zira çok kritik bir coğrafyada bulunan Türkiye, NATO'nun ikinci büyüğü ve dünyanın en güçlü 10 ordusundan birine, dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birine sahip. İki ülke arasında zaman zaman gerilimler yaşansa da 70 yılı aşkın bir stratejik ortaklık var. YPG, Sarraf, vize gibi konularla iki ülke arasındaki ilişkiler bozulmak istese ABD, Türkiye'nin stratejik öneminin farkında.
Trump-Erdoğan görüşmesinin, Türk, İran ve Rus liderlerin Soçi'deki zirvesinin ardından gelmesi de dikkat çekti. Soçi zirvesinde verilen fotoğraf, ABD'de nasıl yorumlandı?
Başta Washington Post, New York Times olmak üzere ABD medyası ve kamuoyunun Soçi zirvesine olan değerlendirmelerini yakından takip ettiğimizde Ana akım medyanın kayda değer büyük kısmının , bu telefon görüşmesinin Soçi zirvesinden sonra geldiğine ve zamanlamasının çok kritik olduğuna dikkat çektiğini müşahade ettik.
Star