Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 24. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 24. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşma yaptı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Güzel buluşmalarımız inşallah ülkemizdeki muhtarların tamamına ulaşana kadar devam edecek. Hamdolsun 10 bine yakın muhtarımızı ağırlamış olduk. Birileri bundan rahatsız oluyor. İnşallah 52 bine yakın muhtarımızın tamamıyla burada buluşacağız. Bunlar rahatsızlıklarını dışa vururken işi muhtarlarımıza hakaret etmeye kadar vardırabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda güya mizah dergisi kapağında muhtarlarımızı aşağılayan, istiskal eden karikatür yayınlamıştı. Muhtarlarımızın gösterdiği tepki üzerine bu dergi yine kapaktan özür dilemek zorunda kaldı. Sizler bu densizlere hadlerini bildirmemiş olsaydınız yaptıkları terbiyesizlik yanlarına kâr kalacaktı. Siz muhtarsınız, sizin birliğiniz hiçbir şeyle mukayese edilmez. Hacı Bektaş Veli Hazretleri bir olalım, iri olalım, diri olalım derken biz buna bir şeyi daha ilave ediyoruz; kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım derken bunu kastediyoruz.

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI'NA ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞ​ÜYOR
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın zirvesine 25 ülke devlet başkanı ve liderler düzeyinde temsil edildi. Zirve öncesinde ve sonrasında yaptığımız görüşmelerde ısrarla birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptık. Adalet ve barış olmadıkçı birlik ve dayanışmanın sağlanması da mümkün değildir. İnsanoğlu yaradıldığı günden beri hep adaletin ve barışın arayışı içinde olmuştur. Bu kadim mücadele günümüzde de devam ediyor. Adaletin ve barışın peşinde olanlarla haksızlığın ve zulmün peşinde olanlarla mücadele ta kıyamete kadar sürecektir. Biz iyinin, güzelin, doğrunun, hayırlı olanın yanındayız. Biz hep hayrı anlatacak, emredecek, kötüden de men edeceğiz. Müslümanların yaşadığı sıkıntılar dikkate alındığında İslam İşbirliği Teşkilatı'na çok önemli görevler düştüğünü görüyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın tüm müslümanları kapsayacak şekilde genişlemesine çalışacağız. Bundan sonra artık Müslümanların adının terör, sefalet, cehalet, insani dramlarla değil insanlığın hayrına hizmetlerle anılması en büyük temennimizdir. Müslümanlar arasındaki birliği, beraberliği güçlendirdiğimiz ölçüde hedeflerimize yaklaşacağımıza inanıyoruz.

OPERASYONLAR DÖNEMİNDE NE OLACAK PEKİ? BU İŞ BİTECEK!
Bu hafta Kutlu Doğum'u yaşadık. Hafta boyunca bir taraftan tevhid, vahdet diğer yandan gelin birlik olalım çağrısıydı. Buna vurgu yapıldı. Terörle anıldığımız böyle bir zamanda İslam dünyasının içinde bulunduğu en önemli üç başlık: Mezhepçilik, Irçılık ve terördür. Mezhepçilik, İslam dünyasının içinde öyle bir virüs haline geldi ki, artık sünnilik, şia gibi bu yayılma maalesef adeta bir din gibi algılanmaya başlandı. Halbuki bizim bu noktada dinimiz İslam'dır. İslamın içerisinde böyle bir ayrımcılığa vesile olan mezhebi anlayış olamaz, buna sıcak da bakamayız. Eğer bu mezhepler bizim için bir ayrımcılık vesilesi olacaksa vay haline. Biz Yunus'un diliyle yaklaştık; yaradılanı yaradandan ötürü severiz, ölçü bu. Biz Türkü de, Lazı da, Çerkezi de, Arabı da hepsini istisnasız severiz. Terörde çok kayıplar verdik. Önce demokratik açılım dedik, olmadı. Milli birlik ve kardeşlik dedik, olmadı. En son çözüm süreci dedik, istismar edildi. Şimdi operasyonlar dönemi. Ne olacak bu dönemde; bu iş bitecek! Polisimizle, askerimizle, korucumuzla hep beraber üstüne gidiyoruz. Bu milllet güçlüdür, bunu başarmaya da muktedir. Bu milletin huzuruna kimsenin kastetmeye hakkı yoktur.

KENDİ KENDİNE ÖZERKÇİLİK OYNAYANLAR KAYBETMİŞTİR
Güneydoğu'da çeşitli yerlerde bir süredir yaşanan terör olayları, terör örgütünün şehir merkezlerinde uygulamaya çalıştığı yeni eylem stratejisi başarısız olmuştur. Şimdi artık iflastalar. Bittik, battık, nereye kaçacağız diyorlar. Telsiz dinlemeleri bu. Bütün bunların en önemli sebebi bölge halkının tercihinin bölünmeden değil milletimizin ve ülkemizin bir parçası olarak kalmaktan olma yana tercihidir. Terör örgütünün ısrarla bölme peşinde konuşmanın peşindeki kanlı amacı bölge halkı artık çok iyi gördü. Tüm güvenlik güçlerimiz gerçekten fedakâkarca mücadele etmiştir. Kendi kendilerine özerkçilik oynayanlar kaybetmiştir. Çukur siyaseti ile netice alacağını sananlar hüsrana uğramışlardır. 81 vilayet 79 milyon vatandaşı ile bölünmez bir bütün olduğu şehitlerimizin kanlarıyla bir kez daha tarihe yazılmıştır. Türkiye'nin bugünkü sınırları bizim son sınırlarımızdır. Osmanlı devletinin topkak büyüklüğü yüz yıl önce 5 milyon kilometre kareydi. Cumhuriyeti ilan ettiğimizde Hatay'la birlikte bunun ancak 780 bin kilometre karesini yani altıda birini muhafaza ediyoruz.

HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN: O DEVİR ARTIK SONA ERMİŞTİR
Bizi bu topraklardan söküp atmak isteyenlerin farkındayız. Hiç kimse kusura bakmasın; artık o devir bitti! Rahmetli Özal'ın ifadesiyle Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan o gönül sınırlarımızı sonuna kadar açık tutacağız. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ı rahmetle, şükranla, tazimle yadediyorum. Milletimizin birliği, beraberliği, kardeşliği konusunda 23 Nisan 1920'de İstiklal Savaşımızı yürütmek üzere Gazi Mustafa Kemal'in başkanlığında TBMM'de toplananların bir kararlılığı vardır. Aynı şekilde rahmetli Menderes, Demirel, Özal, Erbakan, Türkeş'in bu konudaki hissiyatları aynıydı. Pek çok görüşlerini paylaşmamakla birlikte gerek sayın İnönü ve Ecevit'in bu konuda çok farklı görüşler içinde olduklarını biliyorum.

TERÖR OLAYLARIN ÜLKE, MİLLET ÇIKARLARIYLA İLGİSİ VAR MI?
Pek çok sorunlu yönleri bulunan Lozan'da da belirlenen ölçü İslam olan, olmayan olarak ifade edildi. Irk yok, İslam olan, İslam olmayan. Böylece Osmanlı'nın son yüzyıldaki büyük kayıpların sebebi olarak görülen dini azınlıklar eliyle parçalanma tehdidine karşı yeni bir anlayış ortaya konmuştur. Mübadele sonrası ortada, tahrik edecek bir dini azınlık kalmayınca bu defa Kürt kardeşlerimiz üzerinden yeni bir ırkçılık oyunu ortaya konulmuştur. Cumhuriyet döneminden yaşanan isyanların sadece bir tek sebebe bağlanmayacağını, karmaşık saiklerin etkili olduğunu biliyoruz. Hiç şüphesiz devletin de eksiklikleri, hataları sözkonusudur. Bu isyanların tamamında da tahrik unsuru dış güçlerdir. Tıpkı Ermeni teröristlerin diplomatlarımıza yönelik saldırıları gibi. Tıpkı PKK'nın 1984'den beri sürdürdüğü terör eylemleri. Hiç kimse bu hadiselerin kendi tabii mecralarında geliştiğini öne süremez. Bölge halkına soruyorum; herkesten ellerini vicdanlarına koyarak cevap vermelerini istiyorum. Geçtiğimiz Temmuz'dan bu yana süren terör eylemlerinin ne bölge halkının, ne milletin, ne de ülke çıkarları ile en küçük bir ilişkisi var mı?

ÇÖZÜM ARIYORSANIZ İŞTE SİZE ÇÖZÜM
Biz terörle mücadele sırasında şehit verdiğimiz ve ülkemizin önemli değerleri olan asker, polis, korucumuzun her birinin adını tarihe altın harflerle kazıdık, kazıyacağız. Şehitlerimiz namusları bildikleri vatanları uğruna hayatlarını kaybetti. Peki terörist sıfatı ile hayatlarını kaybeden Kürt gençleri ne uğruna öldü? Pek çoğunun mezarı dahi olmayacak bu gençlerin ölümü Kandil'deki terör baronlarının umrunda mı acaba? Bu örgüt sevgiden değil nefret, öfke, acı ve kandan besleniyor. Yaşatmak değil sadece ve sadece öldürmek için faaliyet gösteren terör örgütü bölgeden ve ülkeden söküp atılmadan yaşanan acıların önüne geçemeyiz. Çözüm arıyorsanız işte size çözüm; terör örgütünün en küçük bir izi, zerresi dahi kalmadan bu topraklardan söküp attağınızda çözümü gerçekleştireceğiz. Yeni Türkiye vizyonumuza yapılan saldırılar birlik ve bareberlik duvarına çarparak tuzla buz olacak.

AVRUPA'DAKİ NÜKLEER ENERJİ SANTRALLERİNİ NEREYE KOYACAĞIZ?
Avrupa Birliği'nin raporu ve kararının sadece iki başlığını anlatayım. Kararın 17. maddesinde güya çevreci hassasiyetler bahanesiyle Türkiye'nin mega projelerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor. Size bu kaygı bir yerlerden tanıdık geldi mi? Bana geldi. Bu talep bizim önümüzde Gezi olayları sırasında da getirilmişti. 17-25 Aralık darbe girişimlerinin hedeflerinden biri de Türkiye'nin mega projelerini gerçekleştiren işadamlarıydı. Savunma sanayi projelerimizi, lisans haklarından, teknoloji transferine kadar çıkarmadıkları zorluk bırakmadılar. Şimdi aynı şeye AB'nin Türkiye ile ilgili raporunda rastlıyoruz. Türkiye 2023 hedefinden vazgeçmeyecek, bunu böyle bilesiniz. Avrupa Parlamentosu kararında bir başka talep, Akkuyu Nükleer Santrali'nin durdurulması çağrısı. Bu kararı alan kim? Avrupa ülkelerinde elan faaliyet gösteren 135 santrali ne yapacağız? Dünyada halen faal olan 444 nükleer santrali ne yapacağız? İnşa edilmekte olan 62 nükleer santral için aynı çağrının yapıldığını duyan var mı? Türkiye ile inşa edilen nükleer santralle ilgili bu kaygı nereden kaynaklanıyor?

GAZİANTEP'İ DOLAŞAN AVRUPALILAR ACABA NE DÜŞÜNECEKTİR?
Kıbrıs konusunda, Ege'deki sorunlar konusunda aynı sakat yaklaşım. Yargı bağımıszılğı eleştirilerde aynı sakat bakış aynısı. Bunlar cibilliyetinin gereğini yapıyorlar. Hele 1915 faslı var ki evlere şenlik. Hükümetimizin ve milletimizin ne kadar hasmı varsa elele vermişler. Bu raporun bağlayıcılığı yok. Zaten arkadaşlar kendilerine iade ettiler. Türkiye'nin raporu iade kararı alması doğrudur. AB ile ilişkilerimizi daha ileriye götürmemize yardımcı olacak tespitler içeriyor diye düşünmüştük. 23 Nisan'da Avrupa'da bazı liderler buraya geliyor. Gaziantep'te kampları gezecekler. O kampları dolaşırken acaba bu raporla ilgili soruya cevap arayacaklar mı? Bu ülkede 3 milyon insan burada bakılıyor. Bütün maişeti her şeyi temin ediliyor. Bu raporda bunlarla ilgili ne var? Bizim tepkimiz kurumsal olarak AP'ye ve rapora değil. Yapıcı değil yıkıcı bir anlayışla düzenlenmesidir.

TÜRKİYE'NİN AB'YE DEĞİL AB'NİN TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR
Türkiye'nin AB'ye ihtiyacından daha fazla AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardır, bunu böyle bilsinler. Bunun için uzağa gitmeye gerek yok. Son gelişmelere bakmak yeterli. Hapiste gazeteciler var deniliyor, bakıyorsunuz hiçbiri gazetecilik değil. Suçlara bakıyorsunuz, casusluk. İfade özgürlüğü diyorlar, bakıyorsunuz hakaret, küfür, aşağılık ifadelerin yer aldığı konuları bu şekilde değerlendiriyorlar. ABD'de birisi çıkıp Başkan Obama'ya tehdit salladı, hakaret edildi ve hapse girdi. Almanya'da Merkel'e hakaret eden 2 yılı aşkın süreye mahkum oldu. Demek ki böyle bir şey bizde olmuş olsa bunlar gökkubbeyi kafamıza yıkarlar. Aynı hakaretleri, küfürleri o ülkede yapanlar anında mahkum oluyorlar. Yargı bağımsızlığı diyorlar. Türikye'de yargıyı paralel yapı çetesinin tasallutundan kurtarıp yeniden millete hizmet etme çabasını eleştiriyorlar. Türkiye'nin eksikleri yok mu, elbette var. Biz 13 yıldır gece gündüz çalıştık çalışıyoruz bu standartları yükseltmek için. Ama bunu onlar istediği için değil, milletimiz buna layık olduğu için yaptık, yapmayı da sürdüreceğiz.

HDP BU COĞRAFYANIN DEĞERLERİNE DÜŞMANLIK İÇİN KURULMUŞTUR
Terörle mücadelede Türkiye kadar hak ve özgürlük çıtasını yüksek tutan bir başka devlet yok. Unvanı milletvekili ama arabasında teröristlere silah taşıyor. Unvanı milletvekili evini teröristlerin karargahı haline getiriyor. Savcıyı makamında şehit ediyor. Terör ağzıyla konuşuyor, onun sembollerini Meclis'e taşıyor. Dokunulmazlığın amacı bellidir; kürsüden ifade ettiğiniz düşünceler konusunda dokunulmazsınızdır. Siz bu imkanı tutup da terör örgütünü desteklemek, bir militan gibi davranmak için kullanırsanız kusura bakmayın eninde sonunda dokunulursunuz. TBMM'de bu konuda sağlanan uzlaşmayı takdirle karşılıyorum. Önümüzdeki hafta bu işin Meclis süreci başlayacak. Dokunulmazlık dosyalarının tamamı yargıya intikal ettirilecek. En hararetli muhalefeti yapan parti geçen yıl Türkiye'ye meydan okuyordu. O dönemde 80 milletvekili bulunan partinin tüm millitvekilleri dokunulmazlıkların kaldırılması için dilekçe veriyorlardı. İşte şimdi dokunulmazlıklar kalkıyor niye itiraz ediyorsunuz? Bunlar ellerine geçen her konuyu istismar ederek terör örgütüne destek vermenin çabası içinde. HDP bu coğrafyanın değerlerine düşmanlık etmek üzerine kurulmuş bir partidir. Ne kadar kutsal varsa hepsi bu partinin hedefindedir. Bayrak, ezan, İstiklal Marşı, vatandaşımızın sakalından, kıyafetinden rahatsız olan bir parti bu toprakların partisi olamaz.

SABRETME DÖNEMİ BİTTİ ARTIK HAREKETE GEÇME ZAMANIDIR
Şimdi Paralel'de bunların saflarına katıldı. Elele vermişler. ABD'de Ermeniler, PKK ve Paralel'in eylem yaptığını görünce içim acıdı. Eyvah dedim, ne hallere düştük? Bu ülkenin ekmeğini yemiş, suyunu içmiş tek kişinin böylesine bir ihanetin içinde yer alabileceğini doğrusu hiç düşünemezdim. Türkiye'de benzer şeyleri gördüm ama gurbette de bunları yapıyor olmaları düşündürücü. Konuşma yapacağım salona da girmeyi düşündüler. Sabretme dönemini artık geride bırakıyoruz. Artık harekete geçme zamanı. İnşallah dokunulmazlık meselesi bunun ilk adımı olacak. Arkasından ihanet şebekelerinin kökünü kazımak için ne gerekiyorsa yapılacak. Milletimiz bu mankurtları daha fazla taşımak zorunda değildir. Kurtuluş savaşında nasıl zafere ulaştıysak bugün de aynı durumdayız. Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak. Tüm 79 milyon tek milletiz.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler