Göbeğini kaşıyan dediğin adam sana oy verir mi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan TESK heyetine hitap etti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Göbeğini kaşıyan dediğin adam sana oy verir mi!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu heyetini Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamadan satırbaşları şöyle;

Bizim tarihimizde de kültürümüzde de esnaf ve sanatkar özel yeri olan bir kesimdir. Esnaf, sanatkarı toplumdan tecrid etmeye kalkarsanız o toplumu zayıf düşürürsünüz. Esnafı sanatkarı tarihimizden çıkardığımızda geriye anlamlı birşeyin kalmadığını görürsünüz. Milletimiz ne zaman sıkıntıya girdiyse başı ne zaman dara düştüyse esnaf ve sanatkarımız ülkenin ve toplumun birleştirici ve bütünleştirici gücü olarak devreye girmiştir. Ahilik geleneğimiz esnafımıza böyle bir ahlak, böyle bir disiplin kazandırmıştır. Ahiliğin 3 açık ve 3 kapalı şartıın burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. 3 açık şartı neydi? Elini, kapını, sofranı açık tut. Biz böyle bir gelenekten geliyoruz, sizler de bunun devamısınız. Geçen cuma günü Kırşehir'deydim. Ahievran diyarındaydım. Orada hakikaten muhteşem bir açılış töreni gerçekleştirdik. Siyasi tarihimde Kırşehir'de böyle bir buluşma olmamıştı. 3 Kapalı şartı neydi? Dilini, gözünü, belini bağlı tut. Bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan bir esnaf teşkilatı ve onun mensupları her türlü krize sıkıntıya karşı zırhlanmış, şerbetlenmiş demektir. Esnafımız kendisiyle beraber tüm toplumu da aydınlığa ulaştırır feraha kavuşturur. Sizler her sabah besmele ile ekmek teknenizi açıp akşam hamdederek kapatmayı sürdürdükçe bu ülke de bu millet de ilelebet var olacaktır.

BUGÜN BAMBAŞKA BİR TÜRKİYE VAR
Ülkesinin, milletinin, devletinin karını zararını kendisinden gören böyle düşünen ahilik geleneği bu ülkenin varlığının ve bekasının kaynağıdır. Devletin de esnaf ve sanatkara böyle bakması gerekir. Geçmişte esnaf ve sanatkarın ihmal edildiği dönemler malesef yaşandı. Esnafın sokakta gösteri yapmaya mecbur bırakıldığı günler oldu. Biz başbakanlığımız döneminde de Cumhurbaşkanlığımız döneminde de attığımız her adımda esnafımızla hareket ettik ediyoruz. En son perakende ticaret düzenlenmesine ilişkin kanununu da hep birlikte çıkardık uzun çalışmalar sonunda. Bu kapsamda bu kanunun tüm esnaf ve sanatkarlarımız için bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Verdiğiniz teşekkür ilanındaki iltifatınız için de sizlere şükranlarımı sunuyorum. Türkiye büyüdükçe güçlendikçe imkanları kabiliyeti arttıkça yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Benim bir süredir tartışmaya açtığım konuşulmasını istediğim başkanlık sistemi işte böyle bir ihtiyacın ürünüdür. 1940-1970'lerin Türkiyesi ile bugünün Türkiyesi çok farklıdır. Dün toplu iğne bile üretemeeyen, askeri ihtiyaçlarını karşılayamayan 70 cent'e muhtaç ekonomisi ile bir Türkiye vardı. Bugün 78 milyon nüfusu ile 158 milyar dolarlık yıllık ihracatı ile yüzde 10'un altına düşmüş işsizlik ve enflasyonu ile bambaşka bir Türkiye var.

ERDOĞAN SÖYLEDİ DİYE...
Artık bu idari yapıda elbise Türkiye'ye dar geliyor bunu aşmamız gerekiyor. Türkiye'yi hala eskinin ölçüleri ile değerlendirenler bu gerçeği göremiyorlar. Bu yeni Türkiye'yi büyük Türkiye'yi anlayamayanlar diğer pek çok meselede olduğu gibi Başkanlık sistemine de yanlış yerden bakıyorlar. Bir muhalefet partisinin genel başkanı diyor ki biz Erdoğan'ın beyaz dediğine siyah, siyah dediğine beyaz deriz. Bu ne demek secaat arz ederken sirkatin söyleyenler. Güya büyük bir laf edecek ama bunu yaparken küçüldükçe küçülüyor. Bu ne demek bunun beyaz olduğunu biliyorsun ama bunu Erdoğan söylediği için kabul etmiyorsun hayır siyahtır diyorsun. Böyle siyaset olabilir mi? Yapılan işin doğruluuğna yanlışlığına bakmadan sadece söyleyene bakan anlayış tam eski Türkiye prototipidir. Bu görüş rahmetli Türkeş tarafından tarih ve töremize uygun olarak Başkanlık sistemini kabul ediyoruz dediği bir sistemdir. Şimdi sırf biz önerdik diye kendi tarihlerine törelerine ters düşmek pahasına başkanlık sistemine karşı çıkıyorlar. Biz bu ülkede bir daha milli şef özentileri çıkmasın diye başkanlık sistemi diyoruz. Biz bu ülkede bir daha vesayet odaklarından güç alınarak milletin iradesini ele geçirmeye kalkışılmasın diye başkanlık sistemi diyoruz. Bu ülkede hiç kimse millete efendilik taslamayı, parmağını sallayarak milleti terbiye etmeyi aklından geçiremesin diye başkanlık sistemini öneriyoruz.

ARTIK MANŞETLERLE YÖN ÇİZİLEN BİR TÜRKİYE YOK

Biri çıkıyor Kuzey Kore'yi Afrika'yı örnek gösteriyor, öteki Kurtuluş Savaşı'ndan bahsediyor. Türkiye'ye bakıp Kuzey Kore'yi Afrika'yı görenler millete karşı büyük yanlışın içindedir. Milletin yüzde 52'sinin oyu ile göreve gelmiş Cumhurbaşkanı'na ondan cumhurbaşkanı olmaz diyebilen bir anlayış elbette Türkiye'ye bakınca Kuzey Kore'yi görür. Güya bizi eleştiriyorlar ama aslında gönüllerindeki özlemi ifade ediyorlar. Bize diktatör diyenlerin kendi camialarında yaşanan en küçük bir tahammülsüzlüğe nasıl yaklaştıklarını gördük. İhraç ediyorlar mı ediyorlar. Neden tahammül edemiyorlar? Bizi bu şekilde eleştirenlerin Mısır'da Suriye'de kendi halkını katleden diktatörler için ağızlarını açtıklarını duydunuz mu? DEAŞ'ın son olayı pilotu yakmasından dolayı kendilerini telin ediyor, lanetliyorum. Ürdün milletinin başı sağolsun, ailesinin başı sağolsun. Böyle bir vahşet olamaz. Bunun bizim dinimiz islam ile yakından uzaktan alakası yoktur. Bunların da İslam ile alakası yoktur. Mısır'da 183 kişiye idam cezası verildi. Peki, bu idam cezasını veren yargı ve onun arkasında duran darbeci yönetimi acaba batılı ülkeler telin ediyor mu? Avrupa'da idam yasak yok. Çıkın konuşun bunlara birşeyler söyleyin, ABD aynı şekilde çıkın birşeyler söyleyin. Nasıl oluyor da hiç bir suçu olmayan bu insanlar darbeye karşı çıktıkları için 183 kişi idam ediliyor. Diyorlar ki siz bu konularda biraz sakin olsanız. Nasıl sakin olacağız ya? İstiklal Şairi Akif ne diyor 'Ağlarım, ağlatamam; hissederim söyleyemem,
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım'. Peygamber efendimiz ne buyuruyor 'Ya elimizle, ya dilimizle buna da muktedir değilsek kalbimizden buğzedeceğiz'. İstiyorlar ki bir gecede yekla yeksan olan zayıf bir ülke olarak kalsın Türkiye. Onlar da bu kaos ortamından güç iktidar devşirsin. Kimse kusura bakmasın o günler geride kaldı. Artık manşetlerle yönetilen istikameti çizilen bir Türkiye yok. Başbakan, Cumhurbaşkanı mı olmak istiyorsun? Gideceksin millete millet imkan sağlarsa o zaman gelir ne yapmak istersen yaparsın.

GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM DEDİĞİN KİŞİ OY VERİR Mİ SANA
Şimdi diyorlar ki Cumhurbaşkanı denedim mekanizmalarını kaldırıyor, böyle bir özlemin içinde. Haşa, bugün ABD'de çift kameralı sistem var. ABD çok güçlü bir denetime sahiptir. Bu parlamento neye müsade ederse başkan onu yapabilir o kadar yapabilir. Müsade etmediğini yapamaz. Bakınız biz burada sağlık reformunu yaptık ama Sayın Obama hala yapamadı niye müsade etmedikleri için. Sen bunu niye istiyorsun yahu başkan verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanabiliyor. Seçilmişlerin daha hakim ve kudretli olduğu yapı ortaya çıkıyor. Bir bürokratik oligarşi burada emperyal bir anlayışla egemenlik sürdürmeyecek. Sen tercihlerinden dolayı gece gündüz hakaret et, seçim günü de git oy iste. Göbeğini kaşıyan dediğin adam sana oy verir mi vermez.


Günün Manşetleri

Tüm Manşetler