İngiliz oyunu!
Giriş Tarihi:
Türkiye ya da Erdoğan, BATI'nın karşısında MÜSLÜMANLIĞI temsil ediyor! Biz anlamasak da, istemesek de, sevsek de sevmesek de durum budur! Ortadoğu'nun tam ortasındaki Türkiye, bu nedenle hiç kendi haline bırakılmadı! Anadolu'da yaşayanların kaderlerini, bunlar çizdi! Bize biçilen rolde mutluluk ve güzel günler yoktu!
Bunu anlamamız çok uzun zaman aldı!
Son yıllara bir bakın! Etrafımızdaki tüm ülkelerde, karışıklık oldu! Birçok lider gitti!
Bunları mevsimsel değişiklik gibi görmüyorsak, olan bitenin altındaki, arkasındaki nedenleri bulmamız gerekiyor!
Ortadoğu'da hiçbir şey kendiliğinden olmaz! Kesinlikle bir plan dahilinde işler yürür! Akıl, bu oyunu görüp en doğru hamleyi yapmayı gerektiriyor! Bize neden saldırdılar? Niçin Erdoğan'ı tasfiye etmek istediler? Türkiye üzerindeki planları neydi?
Kimden ne diye korkuyorlardı? Kürtler'in verdiği rahatsızlık neydi?
Böyle çok soru vardı!
İsterseniz önce Irak'a girelim. Ardından Mısır'a uzanalım! Arada İsrail'e uğrayıp noktayı Türkiye'de koyalım... Sonra da KÖŞK seçimlerinin neden önemli olduğunu bir kez daha masaya yatıralım...
Irak'ta özellikle IŞİD denilen oluşumun ortaya çıkmasıyla birlikte işler iyice karıştı!
Bir yanda Maliki, diğer yanda da Barzani büyük iki oyuncuydu! Mezhepsel ve ırksal farklılıklar zenginlik değil, KAVGA aracı oldu! 2003'te Irak'a giren ABD, aslında bu bölünmeyi ve çatışmayı düşünerek geri durdu! Maliki'nin yanında yer aldı ama hiç yardım etmedi! Kürtler'in karşısında durdu ama hiç engel olmadı!
Irak'a yapılan müdahaleden sonra bizde çok konuşulmayan bir paylaşım yaşandı!
Irak'ın ÜÇ BÜYÜK PETROL ALANI VARDI!
Bunlardan birincisi, RUMELYA idi!
İkincisi BATI KURNA ve bizim için de son derece önemli olan ÜÇÜNCÜ ALAN İSE MUSUL-KERKÜK'tü!
Bu üç bölgenin ikisi paylaştırılmıştı! İNGİLİZLER Rumelya'yı ele geçirmiş ve vananın başına geçmişti! Hiçbir zorlama olmadan günde 1 MİLYON VARİL petrolü çıkarıp almaktadırlar! Bu rakam küçük bir motivasyonla günde 3 MİLYON varile çıkabilir! Yani KUVEYT ve NORVEÇ'in çıkardığından daha fazla!
Aradaki ikinci bölge sorunlu olandı! Buraya ilk çöken EXXON oldu! Ancak bu dev şirket, burada SERVİS işine girdi! Yani çıkan petrolün miktarını artıracak, ARTI yazan miktardan istediği payı alacaktı!
Bütün gider kalemlerini ve yatırımlarını abartsa da EXXON burada istediğini bulamadı!
SERVİS işi yani bir anlamda TAŞERONLUK onlara yaramadı! Zaten bunu da ilk kez yapıyorlardı! Büyük şirketler, PAY alır servis işine girmezdi!
EXXON için hayat orada güzel akmazken, direksiyonu kırıp KUZEYE çıktılar! KÜRDİSTAN bölgesi içinde verilen 6 lisanstan birini aldılar! Yani 6 dev şirket, petrol arayıp çıkaracaktı! Olay PAYLAŞIMDI!
Exxon'un Bağdat'la yaptığı anlaşma "SERVİS" dışı kaldı! Bağdat "Ya orası ya burası" diye rest çekti! Ancak Amerikalılar "Kuzey'de" karar kıldı!
Bizi de çok yakından ilgilendiren asıl konu ÜÇÜNCÜ ALANDAYDI! Çünkü Musul-Kerkük petrol havuzu için kimseyle bir anlaşma yapılmamıştı! ANAYASA gereği de yapılamıyordu! Barzani sırf bu nedenle Maliki'nin karşısına dikiliyordu!
IŞİD ortaya çıkınca da ilk hedef olarak MUSUL'u seçmişti! IŞİD'in hareket planı, Barzani'yi KERKÜK'te koruma almaya zorladı! Son günlerdeki referandum ve bağımsızlık konusu bu nedenle gündeme geldi!
Çünkü KÜRTLER'in şu an ellerinde tuttukları petrol alanları çok güçlü ve çok zengin değildi! Musul-Kerkük asıl oyuncuydu! Burasının da günlük üretimi 3 milyon varile çıkabilirdi! Hiç ama hiç zor değildi! Bu nedenle yaşamaları için KERKÜK'e sahip çıkmaları şarttı! Ama Kerkük bir KÜRT şehri değildi!
Zenginlikleri içinde barındıran bir yapısı vardı! Özellikle Ankara'nın yoğun etki alanı olan bir noktaydı!
İşte Kerkük'te adımlar atılırken, Kürt petrolü CEYHAN'dan denizle buluştu!
AMERİKA kesinlikle karşı çıktı! Karşı çıktı çıkmasına ama en büyük silahını çekmedi!
BLACKLİST'e Barzani'yi koymadı!
Ankara'ya bir suçlama getirmedi! Yoksa elindeki gücüyle bunu yapsa o petrolü kimse alamazdı! Ama galiba başka müşterilerin çıkacağını düşünerek Washington geri durdu! Rest çekmedi, çekemedi!
Bütün bunlar olurken, son tankerlerdeki PETROLÜ İsrail gelip aldı!
Arkasından da Netanyahu "Biz Kürdistan'ın bağımsızlığını destekliyoruz!" dedi! Ortada garip bir durum vardı!
Çünkü Türk limanlarından gelen petrolü alıyordu!
Üstelik Akdeniz'deki GAZ için de ANKARA'nın aracı olması isteniyordu! Enerji, kartları değiştiriyordu anlaşılan!
Ama İsrail de KARA LİSTEYE girmekten korkmuyordu! Belli ki birilerine güveniyordu!
Ama asıl düğüm, Musul-Kerkük'te çözülecekti!
Kürtler'e elini hep uzatan Erdoğan, köşk için adaydı! Bu KERKÜK'te planları olanları çok ama çok rahatsız ediyordu!
Ankara'nın tavrı Türkler için olduğu kadar Kürtler için de hayati derecede önemliydi!
Bu ellerin birleşmesini istemeyecek olanlar şimdi PUSUDA! ŞER KOALİSYONU, yıkım planları için oturup kalkarlarken, İngiliz eski BAŞBAKANI Tony Blair, gidip darbeci SİSİ'nin danışmanı oluverdi!
Mısır'ı, Türkiye'ye yaklaştıran ve adeta bütün kapılarını açan MURSİ'nin yerine getirilen katliamcı, gidip Blair'e dayanmak zorunda kaldı! Yani İNGİLİZLER'in Ortadoğu'da oyunu nasıl kurduklarını bir kez daha görmüş olduk!
Blair, bu göreve gelmeden bir süre önce, Türkiye'de pek haber olmayan konuşmasında önemli detaylara giriyordu! "Tunus'taki ılımlılara destek verilmeli.
Mısır'da Müslüman Kardeşler'i deviren ordu taraftarlarına maddi destek sağlanmalı. Müslüman kardeşler durdurulmalı ve önlenmeli. Ukrayna'ya verilen paranın çeyreğini Kuzey Afrika'ya göndermeli ve oraların kontrolü sağlanmalı. İran ile ABD'nin ilişkisi geliştirilmeli! Nükleer silah önlenmeli!
Suudi Arabistan Kraliyet ailesinin genç ve modern üyeleriyle yakın ilişkiler kurulmalı!
Bu insanlar eliyle radikalliğin önüne geçilmeli..."
Blair, daha da ilginç şeyler söylüyordu: "2 sene önce çözüm mümkünken şimdi artık imkansız! Suriye'de ESAD'ın dışında bir seçenek yok! İslam aleminde yani Endonezya'dan Balkanlar'a kadar olan bölümde sadece ve sadece Mısır ile Suudi Arabistan'ı dikkate almalıyız! Bunları korumak adına her şeyi yapmalıyız..."
Gördüğünüz gibi Türkiye'nin ismini bile zikretmeyen Blair, gidip SİSİ'nin sağ kolu oldu! Belli ki her şeye bunlar karar verecek SİSİ de onaylayacaktı!
Görev süresinin dolmasına 3 yıl varken "Ben Protestanlıktan Katolikliğe geçtim!" diyerek istifa eden BAY BLAIR şimdi Mısır'daydı! Peki kimin desteğiyle!
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ'nin...
Bakın yine Kraliçe ya da İngiliz hükümeti ortada yok! Var ama yoklar!
İstifa ettikten sonra BİR YOCULUK (A JOURNEY) isimli kitapla anılarını yayınlayan Blair, daha eseri satışa çıkmadan 4.6 milyon sterlin peşin aldı!
Ordusunu Afganistan'a ve Irak'a sokan Blair, bu parayı ve diğer gelirleri ruhunu temizlemek için ROYAL BRITISH LEGION'a bağışladı! Artık ölen askerlerin eşleri ve çocukları ile yaralanıp dönen askerler bu parayı paylaşacaktı!
İşte etrafımızda bu oyunlar oynanırken, bizler içeride asla TEK PARÇA olmayı başaramadık! İngilizler'in çıkardığı DİKTATÖR algısıyla Ankara'ya çullandık!
Oyunları okuyup adamların ellerini zayıflatacağımıza tam onların BAYILACAĞI ismi KÖŞK adayı için ortaya çıkardık! Adamlar bir istiyordu biz ON veriyorduk! Ve bütün bunların da bir TESADÜF olduğuna inanmamızı istiyorlardı! İNGİLİZLER'i görmezden gelip başımızı kuma sokmamızı bekliyorlardı!
BASRA'da ARAPLAR'ın içine sızıp onları istediği noktaya çeken İNGİLİZLER, hiç görünmeden ilerlerken bizler burada onların adamlarıyla savaşıp durmaktayız! İngiliz temizliği yapılmadan Türk-Kürt kardeşliğinin sağlanması da çok mümkün değil!
Köşk seçimleri bunun ilk adımı!
Sadece içeride değil, Ortadoğu'da olabilmek için çok önemli! Yoksa CHP ve MHP gibi "Ne işimiz var oralarda!" diyerek Ortadoğu'yu bize kapatanlara meydan kalır!
Unutmayalım!
Biz Ortadoğu'ya adım atmazsak, oradaki sorunlar buraya gelir!
Blair'in DANIŞMAN olmasını istemiyorsak, doğru yerde duralım!
Bunu anlamamız çok uzun zaman aldı!
Son yıllara bir bakın! Etrafımızdaki tüm ülkelerde, karışıklık oldu! Birçok lider gitti!
Bunları mevsimsel değişiklik gibi görmüyorsak, olan bitenin altındaki, arkasındaki nedenleri bulmamız gerekiyor!
Ortadoğu'da hiçbir şey kendiliğinden olmaz! Kesinlikle bir plan dahilinde işler yürür! Akıl, bu oyunu görüp en doğru hamleyi yapmayı gerektiriyor! Bize neden saldırdılar? Niçin Erdoğan'ı tasfiye etmek istediler? Türkiye üzerindeki planları neydi?
Kimden ne diye korkuyorlardı? Kürtler'in verdiği rahatsızlık neydi?
Böyle çok soru vardı!
İsterseniz önce Irak'a girelim. Ardından Mısır'a uzanalım! Arada İsrail'e uğrayıp noktayı Türkiye'de koyalım... Sonra da KÖŞK seçimlerinin neden önemli olduğunu bir kez daha masaya yatıralım...
Irak'ta özellikle IŞİD denilen oluşumun ortaya çıkmasıyla birlikte işler iyice karıştı!
Bir yanda Maliki, diğer yanda da Barzani büyük iki oyuncuydu! Mezhepsel ve ırksal farklılıklar zenginlik değil, KAVGA aracı oldu! 2003'te Irak'a giren ABD, aslında bu bölünmeyi ve çatışmayı düşünerek geri durdu! Maliki'nin yanında yer aldı ama hiç yardım etmedi! Kürtler'in karşısında durdu ama hiç engel olmadı!
Irak'a yapılan müdahaleden sonra bizde çok konuşulmayan bir paylaşım yaşandı!
Irak'ın ÜÇ BÜYÜK PETROL ALANI VARDI!
Bunlardan birincisi, RUMELYA idi!
İkincisi BATI KURNA ve bizim için de son derece önemli olan ÜÇÜNCÜ ALAN İSE MUSUL-KERKÜK'tü!
Bu üç bölgenin ikisi paylaştırılmıştı! İNGİLİZLER Rumelya'yı ele geçirmiş ve vananın başına geçmişti! Hiçbir zorlama olmadan günde 1 MİLYON VARİL petrolü çıkarıp almaktadırlar! Bu rakam küçük bir motivasyonla günde 3 MİLYON varile çıkabilir! Yani KUVEYT ve NORVEÇ'in çıkardığından daha fazla!
Aradaki ikinci bölge sorunlu olandı! Buraya ilk çöken EXXON oldu! Ancak bu dev şirket, burada SERVİS işine girdi! Yani çıkan petrolün miktarını artıracak, ARTI yazan miktardan istediği payı alacaktı!
Bütün gider kalemlerini ve yatırımlarını abartsa da EXXON burada istediğini bulamadı!
SERVİS işi yani bir anlamda TAŞERONLUK onlara yaramadı! Zaten bunu da ilk kez yapıyorlardı! Büyük şirketler, PAY alır servis işine girmezdi!
EXXON için hayat orada güzel akmazken, direksiyonu kırıp KUZEYE çıktılar! KÜRDİSTAN bölgesi içinde verilen 6 lisanstan birini aldılar! Yani 6 dev şirket, petrol arayıp çıkaracaktı! Olay PAYLAŞIMDI!
Exxon'un Bağdat'la yaptığı anlaşma "SERVİS" dışı kaldı! Bağdat "Ya orası ya burası" diye rest çekti! Ancak Amerikalılar "Kuzey'de" karar kıldı!
Bizi de çok yakından ilgilendiren asıl konu ÜÇÜNCÜ ALANDAYDI! Çünkü Musul-Kerkük petrol havuzu için kimseyle bir anlaşma yapılmamıştı! ANAYASA gereği de yapılamıyordu! Barzani sırf bu nedenle Maliki'nin karşısına dikiliyordu!
IŞİD ortaya çıkınca da ilk hedef olarak MUSUL'u seçmişti! IŞİD'in hareket planı, Barzani'yi KERKÜK'te koruma almaya zorladı! Son günlerdeki referandum ve bağımsızlık konusu bu nedenle gündeme geldi!
Çünkü KÜRTLER'in şu an ellerinde tuttukları petrol alanları çok güçlü ve çok zengin değildi! Musul-Kerkük asıl oyuncuydu! Burasının da günlük üretimi 3 milyon varile çıkabilirdi! Hiç ama hiç zor değildi! Bu nedenle yaşamaları için KERKÜK'e sahip çıkmaları şarttı! Ama Kerkük bir KÜRT şehri değildi!
Zenginlikleri içinde barındıran bir yapısı vardı! Özellikle Ankara'nın yoğun etki alanı olan bir noktaydı!
İşte Kerkük'te adımlar atılırken, Kürt petrolü CEYHAN'dan denizle buluştu!
AMERİKA kesinlikle karşı çıktı! Karşı çıktı çıkmasına ama en büyük silahını çekmedi!
BLACKLİST'e Barzani'yi koymadı!
Ankara'ya bir suçlama getirmedi! Yoksa elindeki gücüyle bunu yapsa o petrolü kimse alamazdı! Ama galiba başka müşterilerin çıkacağını düşünerek Washington geri durdu! Rest çekmedi, çekemedi!
Bütün bunlar olurken, son tankerlerdeki PETROLÜ İsrail gelip aldı!
Arkasından da Netanyahu "Biz Kürdistan'ın bağımsızlığını destekliyoruz!" dedi! Ortada garip bir durum vardı!
Çünkü Türk limanlarından gelen petrolü alıyordu!
Üstelik Akdeniz'deki GAZ için de ANKARA'nın aracı olması isteniyordu! Enerji, kartları değiştiriyordu anlaşılan!
Ama İsrail de KARA LİSTEYE girmekten korkmuyordu! Belli ki birilerine güveniyordu!
Ama asıl düğüm, Musul-Kerkük'te çözülecekti!
Kürtler'e elini hep uzatan Erdoğan, köşk için adaydı! Bu KERKÜK'te planları olanları çok ama çok rahatsız ediyordu!
Ankara'nın tavrı Türkler için olduğu kadar Kürtler için de hayati derecede önemliydi!
Bu ellerin birleşmesini istemeyecek olanlar şimdi PUSUDA! ŞER KOALİSYONU, yıkım planları için oturup kalkarlarken, İngiliz eski BAŞBAKANI Tony Blair, gidip darbeci SİSİ'nin danışmanı oluverdi!
Mısır'ı, Türkiye'ye yaklaştıran ve adeta bütün kapılarını açan MURSİ'nin yerine getirilen katliamcı, gidip Blair'e dayanmak zorunda kaldı! Yani İNGİLİZLER'in Ortadoğu'da oyunu nasıl kurduklarını bir kez daha görmüş olduk!
Blair, bu göreve gelmeden bir süre önce, Türkiye'de pek haber olmayan konuşmasında önemli detaylara giriyordu! "Tunus'taki ılımlılara destek verilmeli.
Mısır'da Müslüman Kardeşler'i deviren ordu taraftarlarına maddi destek sağlanmalı. Müslüman kardeşler durdurulmalı ve önlenmeli. Ukrayna'ya verilen paranın çeyreğini Kuzey Afrika'ya göndermeli ve oraların kontrolü sağlanmalı. İran ile ABD'nin ilişkisi geliştirilmeli! Nükleer silah önlenmeli!
Suudi Arabistan Kraliyet ailesinin genç ve modern üyeleriyle yakın ilişkiler kurulmalı!
Bu insanlar eliyle radikalliğin önüne geçilmeli..."
Blair, daha da ilginç şeyler söylüyordu: "2 sene önce çözüm mümkünken şimdi artık imkansız! Suriye'de ESAD'ın dışında bir seçenek yok! İslam aleminde yani Endonezya'dan Balkanlar'a kadar olan bölümde sadece ve sadece Mısır ile Suudi Arabistan'ı dikkate almalıyız! Bunları korumak adına her şeyi yapmalıyız..."
Gördüğünüz gibi Türkiye'nin ismini bile zikretmeyen Blair, gidip SİSİ'nin sağ kolu oldu! Belli ki her şeye bunlar karar verecek SİSİ de onaylayacaktı!
Görev süresinin dolmasına 3 yıl varken "Ben Protestanlıktan Katolikliğe geçtim!" diyerek istifa eden BAY BLAIR şimdi Mısır'daydı! Peki kimin desteğiyle!
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ'nin...
Bakın yine Kraliçe ya da İngiliz hükümeti ortada yok! Var ama yoklar!
İstifa ettikten sonra BİR YOCULUK (A JOURNEY) isimli kitapla anılarını yayınlayan Blair, daha eseri satışa çıkmadan 4.6 milyon sterlin peşin aldı!
Ordusunu Afganistan'a ve Irak'a sokan Blair, bu parayı ve diğer gelirleri ruhunu temizlemek için ROYAL BRITISH LEGION'a bağışladı! Artık ölen askerlerin eşleri ve çocukları ile yaralanıp dönen askerler bu parayı paylaşacaktı!
İşte etrafımızda bu oyunlar oynanırken, bizler içeride asla TEK PARÇA olmayı başaramadık! İngilizler'in çıkardığı DİKTATÖR algısıyla Ankara'ya çullandık!
Oyunları okuyup adamların ellerini zayıflatacağımıza tam onların BAYILACAĞI ismi KÖŞK adayı için ortaya çıkardık! Adamlar bir istiyordu biz ON veriyorduk! Ve bütün bunların da bir TESADÜF olduğuna inanmamızı istiyorlardı! İNGİLİZLER'i görmezden gelip başımızı kuma sokmamızı bekliyorlardı!
BASRA'da ARAPLAR'ın içine sızıp onları istediği noktaya çeken İNGİLİZLER, hiç görünmeden ilerlerken bizler burada onların adamlarıyla savaşıp durmaktayız! İngiliz temizliği yapılmadan Türk-Kürt kardeşliğinin sağlanması da çok mümkün değil!
Köşk seçimleri bunun ilk adımı!
Sadece içeride değil, Ortadoğu'da olabilmek için çok önemli! Yoksa CHP ve MHP gibi "Ne işimiz var oralarda!" diyerek Ortadoğu'yu bize kapatanlara meydan kalır!
Unutmayalım!
Biz Ortadoğu'ya adım atmazsak, oradaki sorunlar buraya gelir!
Blair'in DANIŞMAN olmasını istemiyorsak, doğru yerde duralım!