Despot Obama!
Giriş Tarihi:
SOMA en büyük acıyı tarih sayfalarına yazdı...
Gökyüzü kedere, ağıta, feryada tanıklık etti! İki çeşit yemeği bir arada göremeyen çocukların, hiç oyuncağı olmayan bebelerin, eşlerinden başka güvencesi olmayan anaların gözyaşlarıyla vurulduk!
Yoksulluğu, şükrü, kanaati, hoşgörüyü, devlete saygıyı, umudu, çaresizliği, yardımlaşmayı, ölümü göze alabilmeyi o ocakta öğrendik!
Siz bakmayın çatlak seslere!
Herkesin yüreği yandı!
Giyecek pantolonu olmayan çocuklar ve o madende hayatlarını bağladıkları KÖMÜR KARASINA yenilen ONURLU insanlar bizleri kalbimizden vurdu!
Ders verdiler! Hayatın anlamını satır satır açıkladılar! Her hikayenin bir bitişi olduğunu hatırlattılar! Alınteri ve emeğin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha gözümüze soktular! ÜZÜLDÜK!
Biraz da utandık! Çünkü bu hayatları bilmiyorduk! Onlarla ilgilenmiyorduk! Belki de çok ciddiye almıyorduk!
Ama o insanlar hiçbir üniversitede, hiçbir kitapta, hiçbir filmde, hiçbir tiyatroda göremeyeceklerimizi bize sundular! Hem de siyah akan gözyaşları içinde!
Tertemiz!
Biz de bu temizliğe yakışır bir şekilde devlet olarak, millet olarak elimizden ne gelirse yapmak durumundayız! Maddi ya da manevi!
Acısını unutan devletlerin mutlu günü olmaz!
Gözyaşları içinde boğulan kardeşlerini hatırlamayan milletler gülemez!
Biz unutmayacağız ve unutturmayacağız!
77 milyonun başı sağ olsun...
Birkaç gündür AVEA CEO'su Erkan Akdemir'le birlikte BOSTON'daydık... Davet gelince orada bulacağım dostları da hesaba katarak "Evet!" dedim! Uzun zamandır görmediğim insanlar Charles River'ın yanıbaşında yaşıyordu! Kimi nasıl bulacaktım bilmiyordum! Ama gidince bir çaresine bakacağımdan umutluydum!
Toplantılardan fazla vakit kalmayacağını anlayınca SABAHLARI değerlendirmekten başka çarem yoktu!
Şanslıydım!
İkinci temasımda uzun zamandır görmediğim DOSTUMA ulaştım! Orada olduğumu duyunca inanamadı! "Hemen gel!" dedi!
Öyle yaptım!
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin evinin önünde uzanan yemyeşil parkta buluştuk!
Ayağımızda terliklerle yürüdük! Sabahın çok erken saatlerinde dünyayı ve Türkiye'yi konuştuk! Soma için o da çok kederliydi!
İnanamıyordu olup bitene! Bu kadar insanın aynı anda orada bulunduğunu o da, ben de açıklayamıyorduk!
Konu Türkiye olunca siyasetten çok fazla kaçamadık!
Obama'yı pek sevmezdi!
Söyleyeceklerini çok önemsediğimi biliyordu! Sözcüklerini itinayla seçti! Çok ama çok değerli bilgiler paylaştı!
İşte size o yürüyüşten soru cevaplar!
Bakalım sevecek misiniz?
Beyaz Saray Erdoğan'ın Köşk'e çıkması için ne düşünüyor?
Şunu kesin biliyorum ki Obama, Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını çok istiyor! Bunu Beyaz Saray içindeki üç önemli kaynaktan doğrulattım! Yani sadece benim fikrim olarak görme!
Net yani!
Elbette! Ama sen de biliyorsun ki iki Amerika var! Biri Obama'nın da çok üzerinde!
Evet!
İşte bu güç Erdoğan'ı hiç ama hiç sevmiyor!
Hem Erdoğan'a hem de onun akımına çok tepkililer! Düşmanca bakıyorlar! Kinleri hiç az değil!
Neden?
Çünkü Ortadoğu'da NEO-CONLAR'ın planları çok önemliydi! Ancak bu 29 Ocak 2009'da büyük kesintiye uğradı!
29 Ocak mı? O ne?
Erdoğan'ın kendisine söz verilmediği için İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e ONE MİNUTE dediği tarih!
Eee?
Davos'ta İsrail'e 'One Minute' denilmesi kimsenin inanamadığı bir olaydı. Ardından 18 Aralık 2010, yani Arap Baharı ile başlayan süreç, Neo-Con ABD'nin en az bir trilyon dolarına mal oldu. Para kaybettiler! Canları yandı! Yenildiler! Kısaca Davos ve ardından Arap Baharı'nın başlamasıyla İslam ve Osmanlı kimliğiyle Erdoğan, Ortadoğu'da büyük güç kazandı. Erdoğan kazandıkça bunlar kaybetti!
Bu beklenen ve alışılmış bir durum değildi!
En çok kim kaybetti peki?
Yakın zamanda Rockefeller'in para stratejisti olan bir dostumla oturup konuştuk! Bana Arap Baharı ile bilinmeyen çok önemli ayrıntıları aktardı!
Ne dedi?
"Rockefeller ailesi 500 milyar doları Ortadoğu'ya gömdü" dedi! Ve bunu hiç unutmayacaklarını söyledi! Bu nedenle Türkiye'de kavga çok büyük ve sancılı olsa da işin arka planında bu adamlar var! Erdoğan'a saldıranlar bunu asla söylemez! Zaten Türkiye'de ve burada bunları yazacak çok kişi de yok! Kavga bu! Doğru okumak ve doğru tanımlamak şart!
Türkiye'de Erdoğan'la Obama'nın arasının iyi olmadığın söyleyen çok! Ne dersin? Gerçek mi bu?
Yalan!
Ama eskisi kadar konuşmadıkları bir gerçek!
Tamam ama araları hiç kötü değil!
Nasıl emin oluyorsun?
Şunu net biliyorum! Obama ile Erdoğan'ın kimyası uyuştu. Az rastlanan bir şey ama bu iki lider birbirlerine hiç yalan söylemedi. Açık ve dürüst olmak her iki ismin de değişmez kuralıydı!
Yani?
Obama da Neo-Con ABD ile savaşta.
Birbirlerini o kadar iyi anlıyorlar ki, o nedenle soğukluk girmesi zor. Sadece gündemleri ve takip ettikleri konular son zamanda farklılaştı!
Hepsi bu!
Tamam ama aradaki soğukluğu açıklamıyor bunlar?
O zaman sana kimsenin bilmediği başka bir şey söyleyeyim!
Sevinirim!
Obama görevi bıraktıktan sonra ne yapacak?
Bilmiyorum! Ne yapacak?
İlk iş olarak çok ama çok özel bir davet verecek! Sen sormadan söyleyeyim daveti Hawaii'de düzenleyecek!
Ne var bunda?
Şu var! Buraya çağıracağı ilk isim Erdoğan olacak! Çünkü en çok ona değer verir!
Erdoğan'ın medya üzerinde baskı kurduğu ve Obama'nın da bundan etkilendiği söyleniyor ama!
Güldürme beni!
Çok konuşuluyor ama! Gerçek bu!
Medya üzerinde dünyada baskı kuran iki isim vardır! Biri başkan Obama, diğeri de Kuzey Kore lideridir!
Abartmadın mı?
Yok hayır! Hem de hiç!
İkna et öyleyse!
Şunu açık söylemek zorundayım!
Söyle söyle!
ABD topraklarında görev yapan her muhabir ve gazete yöneticisi, Ladin'in 2 Mayıs 2011'de öldürüldüğü yalanını yazmak ve televizyonlarda anlatmak zorunda kaldı.
Ladin'in daha önce öldüğünü hepsi biliyordu.
Ama baskı yukarıdan geldi! Herkes, bütün şirketler buna eksiksiz uymak zorunda kaldı!
Ben Türkiye'de yukarıdan "Şunu yazmayın!" denilip de herkesin ittifak ettiği bir yayın hatırlamıyorum! Varsa sen söyle!
NOT: Yarın dostumuzun söylediklerine kulak vermeye devam edeceğiz! Fethullah Gülen ve Murdoch'la ilgili çok önemli bilgiler verdi! Hepsi yarın!
Gökyüzü kedere, ağıta, feryada tanıklık etti! İki çeşit yemeği bir arada göremeyen çocukların, hiç oyuncağı olmayan bebelerin, eşlerinden başka güvencesi olmayan anaların gözyaşlarıyla vurulduk!
Yoksulluğu, şükrü, kanaati, hoşgörüyü, devlete saygıyı, umudu, çaresizliği, yardımlaşmayı, ölümü göze alabilmeyi o ocakta öğrendik!
Siz bakmayın çatlak seslere!
Herkesin yüreği yandı!
Giyecek pantolonu olmayan çocuklar ve o madende hayatlarını bağladıkları KÖMÜR KARASINA yenilen ONURLU insanlar bizleri kalbimizden vurdu!
Ders verdiler! Hayatın anlamını satır satır açıkladılar! Her hikayenin bir bitişi olduğunu hatırlattılar! Alınteri ve emeğin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha gözümüze soktular! ÜZÜLDÜK!
Biraz da utandık! Çünkü bu hayatları bilmiyorduk! Onlarla ilgilenmiyorduk! Belki de çok ciddiye almıyorduk!
Ama o insanlar hiçbir üniversitede, hiçbir kitapta, hiçbir filmde, hiçbir tiyatroda göremeyeceklerimizi bize sundular! Hem de siyah akan gözyaşları içinde!
Tertemiz!
Biz de bu temizliğe yakışır bir şekilde devlet olarak, millet olarak elimizden ne gelirse yapmak durumundayız! Maddi ya da manevi!
Acısını unutan devletlerin mutlu günü olmaz!
Gözyaşları içinde boğulan kardeşlerini hatırlamayan milletler gülemez!
Biz unutmayacağız ve unutturmayacağız!
77 milyonun başı sağ olsun...
Birkaç gündür AVEA CEO'su Erkan Akdemir'le birlikte BOSTON'daydık... Davet gelince orada bulacağım dostları da hesaba katarak "Evet!" dedim! Uzun zamandır görmediğim insanlar Charles River'ın yanıbaşında yaşıyordu! Kimi nasıl bulacaktım bilmiyordum! Ama gidince bir çaresine bakacağımdan umutluydum!
Toplantılardan fazla vakit kalmayacağını anlayınca SABAHLARI değerlendirmekten başka çarem yoktu!
Şanslıydım!
İkinci temasımda uzun zamandır görmediğim DOSTUMA ulaştım! Orada olduğumu duyunca inanamadı! "Hemen gel!" dedi!
Öyle yaptım!
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin evinin önünde uzanan yemyeşil parkta buluştuk!
Ayağımızda terliklerle yürüdük! Sabahın çok erken saatlerinde dünyayı ve Türkiye'yi konuştuk! Soma için o da çok kederliydi!
İnanamıyordu olup bitene! Bu kadar insanın aynı anda orada bulunduğunu o da, ben de açıklayamıyorduk!
Konu Türkiye olunca siyasetten çok fazla kaçamadık!
Obama'yı pek sevmezdi!
Söyleyeceklerini çok önemsediğimi biliyordu! Sözcüklerini itinayla seçti! Çok ama çok değerli bilgiler paylaştı!
İşte size o yürüyüşten soru cevaplar!
Bakalım sevecek misiniz?
Beyaz Saray Erdoğan'ın Köşk'e çıkması için ne düşünüyor?
Şunu kesin biliyorum ki Obama, Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını çok istiyor! Bunu Beyaz Saray içindeki üç önemli kaynaktan doğrulattım! Yani sadece benim fikrim olarak görme!
Net yani!
Elbette! Ama sen de biliyorsun ki iki Amerika var! Biri Obama'nın da çok üzerinde!
Evet!
İşte bu güç Erdoğan'ı hiç ama hiç sevmiyor!
Hem Erdoğan'a hem de onun akımına çok tepkililer! Düşmanca bakıyorlar! Kinleri hiç az değil!
Neden?
Çünkü Ortadoğu'da NEO-CONLAR'ın planları çok önemliydi! Ancak bu 29 Ocak 2009'da büyük kesintiye uğradı!
29 Ocak mı? O ne?
Erdoğan'ın kendisine söz verilmediği için İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e ONE MİNUTE dediği tarih!
Eee?
Davos'ta İsrail'e 'One Minute' denilmesi kimsenin inanamadığı bir olaydı. Ardından 18 Aralık 2010, yani Arap Baharı ile başlayan süreç, Neo-Con ABD'nin en az bir trilyon dolarına mal oldu. Para kaybettiler! Canları yandı! Yenildiler! Kısaca Davos ve ardından Arap Baharı'nın başlamasıyla İslam ve Osmanlı kimliğiyle Erdoğan, Ortadoğu'da büyük güç kazandı. Erdoğan kazandıkça bunlar kaybetti!
Bu beklenen ve alışılmış bir durum değildi!
En çok kim kaybetti peki?
Yakın zamanda Rockefeller'in para stratejisti olan bir dostumla oturup konuştuk! Bana Arap Baharı ile bilinmeyen çok önemli ayrıntıları aktardı!
Ne dedi?
"Rockefeller ailesi 500 milyar doları Ortadoğu'ya gömdü" dedi! Ve bunu hiç unutmayacaklarını söyledi! Bu nedenle Türkiye'de kavga çok büyük ve sancılı olsa da işin arka planında bu adamlar var! Erdoğan'a saldıranlar bunu asla söylemez! Zaten Türkiye'de ve burada bunları yazacak çok kişi de yok! Kavga bu! Doğru okumak ve doğru tanımlamak şart!
Türkiye'de Erdoğan'la Obama'nın arasının iyi olmadığın söyleyen çok! Ne dersin? Gerçek mi bu?
Yalan!
Ama eskisi kadar konuşmadıkları bir gerçek!
Tamam ama araları hiç kötü değil!
Nasıl emin oluyorsun?
Şunu net biliyorum! Obama ile Erdoğan'ın kimyası uyuştu. Az rastlanan bir şey ama bu iki lider birbirlerine hiç yalan söylemedi. Açık ve dürüst olmak her iki ismin de değişmez kuralıydı!
Yani?
Obama da Neo-Con ABD ile savaşta.
Birbirlerini o kadar iyi anlıyorlar ki, o nedenle soğukluk girmesi zor. Sadece gündemleri ve takip ettikleri konular son zamanda farklılaştı!
Hepsi bu!
Tamam ama aradaki soğukluğu açıklamıyor bunlar?
O zaman sana kimsenin bilmediği başka bir şey söyleyeyim!
Sevinirim!
Obama görevi bıraktıktan sonra ne yapacak?
Bilmiyorum! Ne yapacak?
İlk iş olarak çok ama çok özel bir davet verecek! Sen sormadan söyleyeyim daveti Hawaii'de düzenleyecek!
Ne var bunda?
Şu var! Buraya çağıracağı ilk isim Erdoğan olacak! Çünkü en çok ona değer verir!
Erdoğan'ın medya üzerinde baskı kurduğu ve Obama'nın da bundan etkilendiği söyleniyor ama!
Güldürme beni!
Çok konuşuluyor ama! Gerçek bu!
Medya üzerinde dünyada baskı kuran iki isim vardır! Biri başkan Obama, diğeri de Kuzey Kore lideridir!
Abartmadın mı?
Yok hayır! Hem de hiç!
İkna et öyleyse!
Şunu açık söylemek zorundayım!
Söyle söyle!
ABD topraklarında görev yapan her muhabir ve gazete yöneticisi, Ladin'in 2 Mayıs 2011'de öldürüldüğü yalanını yazmak ve televizyonlarda anlatmak zorunda kaldı.
Ladin'in daha önce öldüğünü hepsi biliyordu.
Ama baskı yukarıdan geldi! Herkes, bütün şirketler buna eksiksiz uymak zorunda kaldı!
Ben Türkiye'de yukarıdan "Şunu yazmayın!" denilip de herkesin ittifak ettiği bir yayın hatırlamıyorum! Varsa sen söyle!
NOT: Yarın dostumuzun söylediklerine kulak vermeye devam edeceğiz! Fethullah Gülen ve Murdoch'la ilgili çok önemli bilgiler verdi! Hepsi yarın!