Başbakan'dan önemli açıklamalar

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ^"partisinin, Mersin'de, Tevfik Sırrı Gür Stadı yanında düzenlenen mitingde, halka hitap etti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan'dan önemli açıklamalar
Başbakan Erdoğan, Mersin ve ilçelerinin isimlerini tek tek sayarak halkı selamladı. "Birliğin, kardeşliğin, hoşgörünün şehri Mersin, sizleri yürekten selamlıyorum" diyen Erdoğan, Mersin'in Türkiye'nin aynası ve özeti olduğunu söyledi.

"Mersin'in haritadaki yerini bilmiyor"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ABD'de yaptığı bir açıklamayı hatırlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"CHP Genel Başkanı, ABD'ye gitmiş orada, açıklama yapıyor, çok enteresan, ilginç şeyler söyleyeceğim. '7 büyük şehiri AK Parti'den alacağız' diyor ancak AK Parti'den alacağı 7 büyük şehir arasında Mersin'i de sayıyor. Bunu duydunuz mu? 'Mersin'i, AK Parti'nin elinden alacağız' diyor. Hatta Tarsus'ta, 'Mersin, Güneydoğu'nun incisi haline geliyor' diyor. Daha enteresanı bir şey daha söyleyeyim; gidip sahilleri gezin bakalım Güneydoğu'da nerede böyle bir sahil bulabilir misiniz? Daha Mersin'in haritadaki yerini bilmiyor. İşte bu Kılıçdaroğlu, Mersin ile bu kadar ilgili. Mersin'de belediye başkanı olduğunu bilmeyecek kadar, Mersin'e Fıransız kalmış."

"77 milyon bizim nazarımızda birdir, beraberdir, kardeştir"

"Seçim günü sandıklar kapandığı anda bizim için şehirlerin, ilçelerin, köylerin ne kadar oy verdiği konusu da kapanır. Biz hiçbir yerleşim birimine verdiği oya göre, muamele etmiyoruz, etmeyiz" ifadelerini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"77 milyon bizim nazarımızda birdir, beraberdir, kardeştir. Kardeşlerim yola çıkarken bir şey söyledik, burası çok önemli, ne dedik, 'Tek millet, Türküyle, Kürdüyle, Zazasıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Çerkeziyle, Abazasıyla Boşnağıyla, Arnavutuyla aklınıza ne gelirse, Arabıyla biriz, iriyiz, diriyiz, beraberiz, kardeşiz hep birlikte Türkiye'yiz' dedik. 'Tek millet, tek bayrak' dedik.

Kardeşlerim, bayrağımızın rengi, şehidimizin kanıdır. Hilalimiz, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, şehitlerimizin sembolüdür, simgesidir. Çıkmış bu konuda bizimle yarışıyor, geçenlerde diyor ki 'Edirne Kırkpınar güreşlerinde, bayrak geçerken AK Partili bakanlar ayağa kalkmadı' diyor. Ya Kılıçdaroğlu, dürüst ol dürüst. Sen ne zaman dürüst olacaksın. Takiyyeyi, yalanı ne zaman bırakacaksın? Geçen seçimlerde Hakkari'de bir tane Türk Bayrağı dalgalandıramadın ya. Bir tane Türk bayrağı dalgalandıramadın, CHP'nin bayraklarıyla orada miting yaptın. Utanmıyor musun, niye orada bir tane Türk bayrağı yoktu? Bak bak, AK Parti'nin bayrakları ve Türk bayrakları nasıl bir arada."

Başbakan Erdoğan, kızının ilkokulu okuduğu dönemde katılacağı şiir yarışması için kendisine hangi şiiri okumasını sorduğunu belirterek, "Ben de o zaman, kızıma, 'Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiiri var, sen onu oku' dedim. Kızım ilkokulda, o bayrak şiirini okuyarak o zaman birinci oldu. Ya bizim bayrak sevgisini, aşkını yavrularımıza ta kendilerini anladıklarında öğrettik, Kılıçdaroğlu. Sen kiminle yola çıktığının farkında mısın? Sen bu konuda bizimle yarış edemezsin" şeklinde konuştu.

"Kılıçdaroğlu'nun da Bayrak şiirini okumaya başladığını ve Rabia işaretini öğrendiğini" söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Rabia'yı öğrendi ama içini ayrı dolduruyor, farklı mesele. Bunu dahi öğrenmesi çok önemli. Şu işaret çok farklı işaret. Tek millet, tek bayrak, arkadan ne geliyor, tek vatan geliyor. 780 bin kilometre kareyle tek vatan, yani Batı'da ne varsa Doğu'da da o olacak, Kuzey'de ne varsa Güney'de de o olacak, Orta Anadolu'da o olacak, Marmarasında o olacak, Akdeniz'de o olacak, her yerde o olacak. Türkiye'yi 780 bin kilometrekare olarak ayağa kaldıracağız. Eğitimiyle, sağlığıyla, emniyetiyle, ulaşımıyla, enerjisiyle, tarımıyla, hayvancılığıyla, her şeyiyle işte bunun yolculuğunu yapıyoruz."

"Paralel yapı, paralel devlete asla"

Dördüncü ilkelerinin de tek devlet olduğunu ifade eden Erdoğan, "Tek devlet, içeride ayrı devlet asla kabul etmiyoruz. Paralel yapı, paralel devlete asla. Onun için bunlara gereken dersi, gereken cevabı veriyoruz, vereceğiz. Bunlar, şu anda tutuştular, gereken cevabı alacaklar" ifadelerini kullandı.

"Bunların bedduaları bana tutacak? Tutmaz, tutmaz, hiç merak etmeyin"

"Onların ağabeyleri varmış. Edepsizce, terbiyesizce Başbakan için olmadık yalanları uyduruyorlar. Zafer kardeşim için uydurdukları gibi, diğer kardeşlerim için uydurdukları gibi bizim için de aynı şeyleri uyduruyorlar" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Güya bizler milyarları götürmüşüz. Öyle diyor ya Kılıçdaroğlu. İsviçre'de benim 13 tane hesabım varmış. Dün Siirt'te söyledim, Mersin'de daha da yakışır bu iş. Ey Kılıçdaroğlu, sende zerre kadar şahsiyet varsa, karakter varsa, cibiliyetin düzgünse o zaman diyorum ki o hesaplar nerede? O hesapları bul çıkar, getir. O parayı beraber tahsil edelim. Tahsil ettikten sonra da diyorsun ya 'ben Nazımiye fakiriyim', sana bu paraları ben vereceğim, tamamını vereceğim, tamamını. Ama hangi bankada, nerede, gidelim bunları alalım, ben bunları sana teslim edeceğim. Bu kadar yalan olmaz. Biraz bir insan dürüst olacak. Aynen Pensilvanya'daki gibi. Bunlarda takiyye var, bunlarda yalan var, bunlarda iftira var, bunlarda fitne var, fesat var. Aynı karakter, aynı.

Bu Kılıçdaroğlu akşam bir yalan, sabah bir yalan söylüyor. Pensilvanya'daki zat 5 ay önce başka, 5 ay sonra başka. Bunun da böyle bir özelliği var. İşte beddua diye bir olay çıktı ya. Şimdi evlerde, yurtlarda gece seansları yapıyorlar. Ne seansı biliyor musunuz? Beddua seansları. Bunların bedduaları bana tutacak? Tutmaz, tutmaz, hiç merak etmeyin. Allah'ın izniyle, sizin hayır dualarınız bunların dualarını bumerang gibi kendilerine döndürecek, hiç endişeniz olmasın. Abdestimizden şüphemiz yok, namazımızdan da şüphemiz yok."

Bu ülkede neler yaptıklarının ortada olduğunu belirten Erdoğan, eski Türkiye'deki faiz lobisi, gerilim, kaos, kan ve gözyaşının tamamına "dur" dediklerini söyledi.

"Faiz lobisi değil millet kazanacak, dedik. 'Gerilim değil, kaos değil kardeşlik kazanacak' dedik. 'Kan değil, gözyaşı değil, barış, huzur, refah olacak" dedik" ifadesini kullanan Erdoğan, bir yıldır terör nedeniyle yeni acılar yaşanmadığına dikkati çekti.

"Öldürmenin değil yaşatmanın mücadelesi içindeyiz"

Dün akşam Mardin'de olduğunu hatırlatan Erdoğan, vatandaşların yağmura rağmen alandan dağılmadıklarını, 1,5, 2 saat gecikmeyle gitmesine karşın beklediklerini söyledi. Erdoğan, "Mardin bir başkaydı. Ondan önce Siirt'teydim. Siirt de öyleydi, orada da bir başka coşku vardı. Milletimin bu ilgisi, bu alakası, bu seçimi farklı kılıyor. Ben inanıyorum ki Mersin, artık 'bir değişim' diyor, değişim istiyor" dedi.

Herkeste umut, heyecan, huzur olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Batıda huzur var, doğuda huzur var. Kuzeyde, güneyde huzur var. Biz öldürmenin değil yaşatmanın mücadelesi içindeyiz. Biz kan dursun diye çırpınıyoruz. '30 yılda 40 binden fazla maalesef ölüme neden olan terör artık bitsin' diyoruz. İşte birileri bunu sabote etmek için çalışıyor. İnşallah bunlara fırsat vermeyeceğiz. Terör örgütüne akıl verenler, 'Yeniden silahı elinize alın' diyenler, bu kadar alçalanlar var. Doğuda terör biterken büyükşehirlerde terörü, sokak eylemlerini azdırmaya çalışanlar var. Ben Mersin'den, siz değerli kardeşlerimden, bu kirli oyunu, bu kirli ittifakları görmenizi istiyorum. Bu kirli tuzağın asıl hedefinin Türkiye olduğunu görmenizi istiyorum. Türkiye'de huzuru bozmak için, ekonomiyi yıpratmak için, demokrasiyi bozmak için oynanan oyunu görmenizi istiyorum.

"Hani bu adam halkçıydı, neresi halkçı bu adamın"

Mersin'de yapılacak hastaneler hakkında bilgi veren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilaçlarını alabiliyor musun? Şimdi Allah aşkına, tüm Mersin'e sesleniyorum. Bu Kılıçdaroğlu denilen zat bir zamanlar SSK'nın Genel Müdürüydü. Bu Genel Müdür olduğu zaman hastanelere gidip kuyruklarda bekliyor muyduk? Az mı çile çektik? Ben bunu yaşadım. Sabahtan giderdik, şafakla birlikte girerdik kuyruğa, numara alırdık, ondan sonra da rahmetli anacığım gelir, onu tedavi ettirirdik. Biz bunları yaşadık. O zaman biliyorsunuz, dışarıdaki eczanelerden ilaç alamazsın. Ne yapıyorduk? Hastanenin eczanesine iniyorduk. Doktor verdiği reçeteyle beraber, gidiyorsun eczaneye, ilaçların yarısı yok. Ne diyordu bize 'Gideceksin, dışarıdan alacaksın.' Bunları yaşadık mı? Hani bu adam halkçıydı, neresi halkçı bu adamın. Bu adam SSK'yı yönetemedi. İnanın buna 3 tane koyun verin kaybedip gelir.

Daha enteresanını söyleyeceğim. Bu geçen seçimde biliyorsunuz, İstanbul'da büyükşehir belediye başkan adayı oldu. İkametgah olarak, İstanbul'un Kağıthane ilçesi var, orayı gösterdi. Sordular 'Eviniz nerede' 'Kağıttepe'de' dedi. İlçeyi bilmiyor. Sonra ne oldu, daha enteresan. Seçimde oyunu kullanamadı. Meğerse seçmen kartını da herhalde almamış, oyunu kullanamadı. Hanım da kullanamadı. Şimdi bu, düşünün, bunu kaybedip kendine oy atamayan , şimdi bunu kaybedip kendine oy atamayan adam bu ülkeyi yönetebilir mi, soruyorum sizlere. Her şeyden önce kendini idare edemeyenden millete idareci olmaz."

"Ey MHP, senin bu gezicilerle ne işin var"

"30 Mart'ta sandıktan AK Parti'nin çıkacağını gören muhalefet, medya, bazı iş adamları, huzuru bozmak için sandığı gölgelemek için çok çirkin girişimler başlattılar" diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Önce Gezi, dediler, başarılı olamadılar. Ardından 17 Aralık darbe girişimini başlattılar, başarılı olamadılar. Şimdi de sokakları tahrik ederek, sokakları terörize ederek sonuç almaya çalışıyorlar. Medya, günlerdir sokakları ateşe vermek için sorumsuzca yayın yapıyor. İş adamları çıkıyor, sokakları karıştırmak için ahlaksızca tahrikler yapıyor. Siyasetçiler çıkıyor, seçime sadece 17 gün kala sokakları karıştırmaya çalışıyor. Filistinli bir tek çocuk için gözyaşı dökmeyen, Mavi Marmara şehitlerine terörist gözüyle bakan, Mısır için Suriye için yüreği yanmayan Pensilvanya'daki zat, taa oradan sokakları karıştırma çağrısı yapıyor.

Ey Mersin, ey Türkiye, kimin kiminle iş tuttuğuna çok dikkat edin. Kimlerin kimlere sahip çıktığına çok dikkat edin. Allah aşkına soruyorum, ey MHP, senin bu gezicilerle ne işin var. Sen bu gezicilerle nasıl yan yana durabiliyorsun. O illegal örgütlerle, marjinal örgütlerle polise, askere kurşun sıkan o terör örgütleri ile sen nasıl ittifak yapabiliyorsun? Ankara'da bayrağımızı yakanlarla, İstanbul'da başörtüsüne saldıranlarla sen nasıl işbirliği yapabiliyorsun? MHP'ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum, yılların MHP'sinin DHKP-C gibi terörist bir örgütle, polise, askere, devlete kurşun sıkan bir örgütle aynı safta yer alması, senin kanına dokunmuyor mu? Ey MHP yönetimi, marjinal sol örgütlerle aynı hizada durmak, sizin kanınıza dokunmuyor mu? Türkiye düşmanları ile işbirliği yapmak, kol kola girmek, onlara avukatlık yapmak, sana mı düştü ey MHP?"

"Sizi susturan ne?"

Erdoğan, Mersin'de çok büyük bir skandal yaşandığını ve vali, vali yardımcıları, korumaları, hakimler, savcılar, emniyet müdürleri, bürokratların yanı sıra AK Parti, CHP, MHP ve BDP'nin il başkanlıklarının dinlendiğine işaret ederek, bu dinlemelerin hukuksuz ve keyfi yapıldığını vurguladı. Bu dinlemelerin ileride şantaj yapmak ve tehdit etmek için kaydedildiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, "Ey MHP, buna ne kadar susacaksın. EY CHP, ey BDP, buna daha ne kadar susacaksın? Sizi susturan ne? Devlete, millete, ulusal güvenliğimize ve hatta MHP il başkanlığına dinlemeler yoluyla saldırı yapılıyor ama MHP buna ses çıkarmıyor" dedi.

"Bunlar, çok çok yanlış yola girmiş vaziyetteler"

Fethullah Gülen'in yanında yıllarca kalmış bir kişinin yaptığı açıklamada, "15 yıl beni dinletmişler" dediğini ve "Hocam, beni niye dinlettiniz?" diye sorduğunu aktaran Erdoğan, 'Napıyorsun, nereye gidiyorsun, ne yapacaksın, bunu öğrenmek için dinlettim' demiş. Düşünebiliyor musunuz? Böyle bir hocaefendi olabilir mi? Böyle bir Müslüman olabilir mi? Nasıl dinletirsin? Böyle bir şey var mı? İnsanların mahremine nasıl girersin, böyle bir şey var mı? Benim dinimde böyle birşey yok. Benim inancımda böyle bir şey yok. İnsanlıkta da böyle bir şey olamaz. Hiçbir inanç sisteminde böyle bir şey olamaz. Bunlar, inanın, çok çok yanlış yola girmiş vaziyetteler" diye konuştu.

"Peygamberimizi Miraç'tan indirip kamyonete bindiren zihniyetten ne olur?" diye soran Erdoğan, Fethullah Gülen'in "Hazreti Cebrail inse, parti kursa ben, ona da oy vermem" ve "Ben, bugüne kadar oy kullanmadım, kullanmayacağım ama siz, şu anda AK Parti'ye oy vermeyin, kime oy verirseniz verin, bunun SMS'lerini yayın" dediğini aktardı. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Rüyada da Peygamber efendimizi görmüşler, Peygamber efendimiz de ne demiş, 'Twitleri bir kat daha artırın.' Soruyor, Pensilvanya'daki zat da diyor ki, 'Öyle mi dedi, artırın, el Hak doğrudur.' Böyle bir mantık olabilir mi? İşte 30 Mart, çok farklı bir seçim. Alışılmışın dışında bir seçim. Bu CHP, daha düne kadar bu Pensilvanya'daki zata düşmanlık yapıyordu. Meclis'te onunla ilgili Kılıçdaroğlu'nun verdiği soru önergesi var, 'Araştırma Komisyonu kurulsun' diyordu, en ağır hakaretleri yapıyordu, şimdi yol arkadaşı oldular. O MHP'nin milletvekillerine işte ses kayıtları, görüntü kayıtları yoluyla alçakça saldırı yapıldı. Bunun üzerine biz gittik, bunları ortadan kaldırdık.

Aynı şekilde CHP'nin eski genel başkanına yaptılar, biz müdahale ettik, yarım saat içinde, bunları kaldırttık. Şimdi yol arkadaşı oldular, maşallah. BDP de bunların yanında. Şimdi bunlar, 3 kafadar çünkü iktidarı milletten alıp, eskiden olduğu gibi seçkinlere teslim etmek istiyorlar. Eskiden olduğu gibi Türkiye'yi holdingler yönetsin, bir kısım medya yönetsin, faiz lobisi, vaiz lobisi, kan lobisi, rant lobisi yönetsin diye mücadele ediyorlar. Türkiye, eskisi gibi küçük olsun, iddiasız olsun, sessiz olsun, tepkisiz olsun diye uğraşıyorlar ama biz, buna boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkeyi artık millet yönetiyor, millet. Siz yönetiyorsunuz. Yetki milletindir, karar milletindir, söz milletindir, mühür milletindir, millettedir. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletin iradesini çalamayacaklar.


Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler