RTÜK'ten önemli açıklama!

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın gıda güvenliğini ihlal ettiği tespit edilen iki bal firmasının reklamlarının kaldırılmasını istediğini söyledi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
RTÜK'ten önemli açıklama!
Dursun, "Ben yayından kaldıramam. Ben yayıncıya 'şunu yayınlamayacaksın' diyemem. Biz yayının kurallara uygun olup olmadığına bakarız." dedi.

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO)'nın mart ayı olağan meclis toplantısına onur konuğu olarak katılan RTÜK Başkanı Dursun, burada yaptığı konuşmada, geçen yıl yürürlüğe konulan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun, radyo ve televizyon yayıncılığı yapacak olan kuruluşların içeriklerinde nelere dikkat etmeleri gerektiğine ilişkin ince düzenlemelere sahip olduğunu ifade etti.

"YAYIN İLKELERİNE UYGUN OLUP OLMADIĞINI DENETLERİZ"
RTÜK'ün yasada yapılan düzenlemelere uygun yayın yapılıp yapılmadığını kontrol ettiğini kaydeden Dursun, şunları söyledi: "Türkiye'de kanun koyucu, radyo ve televizyon yayıncılığı yapacak bir kuruluşun nelere dikkat etmesi gerektiğini düzenlemiş bulunuyor. Biz herhangi bir yayını yayından kaldırma veya yayınlanmasına müsaade etme yetkisine sahip değiliz. RTÜK'ün denetime ilişkin görevi, yapılmış olan herhangi bir yayının, yasa koyucunun düzenlediği yayın ilkelerine uygun olup olmadığını denetleriz. Eğer uzmanımız uygun olmadığını düşünürse bu ihlale ilişkin bir rapor hazırlar. O rapor daire başkanına gidiyor. Daire başkanı değerlendiriyor. Arkasından hukuk müşavirine gidiyor. Orada değerlendirildikten sonra bana geliyor. Ben de bunun üst kurulda gündeme alınmasına karar veriyorum. Üst kurul gündemine alıyorum. Üst kurul bunu tartışıyor. Gerçekten ihlal var mı, yok mu? Yasanın hangi maddesini ihlal ediyor. Üst kurul ihlal görürse yine yasa koyucunun düzenlediği herhangi bir müeyyidenin uygulanmasına karar veriliyor. Bizim herhangi bir müeyyide uygulamamız o yayının son bulması, o yayının yayından kalkması, o yayının bir daha yapılmaması anlamına gelmez. Bazı ihlallere uyarı veriyoruz. Yayıncı kuruluş eğer tınmazsa, ikinci bir ihlal olursa biz o zaman para cezası uyguluyoruz."

"BEN YAYINCIYA 'ŞUNU YAYINLAMAYACAKSIN' DİYEMEM"
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın gıda güvenliğini ihlal ettiği tespit edilen iki bal firmasının reklamlarının kaldırılması yönünde talepte bulunduğunu hatırlatan Dursun, "Bugünlerde uzun ilaç reklamları var. Bal reklamları var. Bugün balla ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan bir şey geldi. 'Biz yasaklıyoruz. Yayından kaldırın' diyor. Yayından ben kaldıramam. Ben yayıncıya 'şunu yayınlamayacaksın' diyemem. Niye? Çünkü öyle bir şey demem sansür anlamına gelir. Biz aslında sansür kurumu da değiliz. Biz yayının kurallara uygun olup olmadığına bakarız. Kurallara uygunsa mesele yok. Değilse ona ilişkin müeyyide uygularız." ifadesini kullandı.

"TÜRKİYE'DE ZENGİN BİR TELEVİZYON YAYINCILIĞI VAR"
Çok sorunlu, sıkıntılı ve teknolojik olarak çok dinamik bir sektörle ilgilendiklerini kaydeden Dursun, hızlı ve dinamik bir alana hitap etmenin ve düzenleme yapmanın kolay olmadığını ifade etti.

Türkiye'de zengin bir televizyon yayıncılığının bulunduğunu dile getiren Dursun, şunları söyledi: "Bir takım uluslararası kuruluşlara gittiğimizde Türkiye'deki televizyon ve radyo kuruluşlarının sayılarını verdiğimizde herkesin ağzı açık kalıyor. Türkiye'de kamu hizmeti yayıncısı dediğimiz devletin finanse ettiği 14 tane televizyon kanalı var. 23 tane ulusal kanal var, karasaldan yayın yapan 6 bölgesel kanalımız, 212 yerel olmak üzere 250'nin üzerinde televizyon kanalı var. 35 ulusal, 99 bölgesel, 944 yerel olmak üzere bin 78 tane de radyo yayın kuruluşu var. Böylesine renkli ve dinamik bir alanla karşı karşıyayız."

"ESKİDEN BREZİLYA DİZİLERİ İTHAL EDİLİRDİ, ŞİMDİ TÜRK DİZİLERİ İHRAÇ EDİLİYOR"
Son yıllarda Türk seyircisinin dizi sever bir seyirci haline geldiğini anlatan Dursun, Türk televizyonlarının çok başarılı diziler yaptığını ifade etti. Dursun, "İçeriğine bağlı olmadan söylüyorum, içeriğini tartışabiliriz. Bu diziler sadece Türkiye sınırları içinde yaşayan izleyiciler değil, sınırlar dışındaki izleyiciler de Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Orta Asya'da, Ortadoğu'da, her yerde izleniyor. Bu da bizi gururlandırıyor. Şu anda sanıyorum 63 kadar dizi yurt dışına pazarlanıyor, ihraç ediliyor. Eskiden Brezilya dizileri Türkiye'ye ithal edilirdi, şimdi Türk dizileri yurt dışına ihraç ediliyor, bu önemli bir şey. Daha da önemlisi Türk dizileri yoluyla Türk kültürü, Türk yaşama biçimi, Türk zevkleri komşu ülkelerimizi de bir biçimde etkiliyor." diye konuştu.

"DİZİYE YAPILAN UYARI AB'NİN GELİŞME RAPORUNDA YER ALDI"
'Muhteşem Yüzyıl' dizisinin ilk bölümünde Türkiye'de adeta mobilize bir protestonun yaşandığını kaydeden Dursun, diziyle ilgili 130-140 bin civarında şikayet geldiğini belirtti. Hukuken ihlal olabilecek bir şey yokken toplumdaki galeyanı yatıştırmak için yayın kuruluşu ile uyarı amaçlı konuştuklarını dile getiren Dursun, şöyle konuştu: "Bu uyarımız AB'nin gelişme raporunda yer aldı. 'İfade özgürlüğünün önünde nasıl böyle bir sınır koyabilirsiniz' diye. Vereceğimiz kararların nerelere kadar yankı uyandırdığını dikkate almamız lazım. İkincisi ATV'de yayınlanan 'Kılıç Günü' diye bir dizi vardı, iki bölüm yayınlandı, sonra kaldırdılar. Orada bir eşcinsel ilişkiyi çağrıştıran sahne vardı, ondan dolayı ceza yazmıştık. Mahkemeye gidildi, AB ilerleme raporunda bu eleştiri konusu oldu. Bu eleştiri RTÜK'e yönelik değil, Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik bir eleştiriydi. Dolayısıyla bir takım müeyyideler uygularken işin AB boyutunu, uluslararası sözleşmeler boyutunu, işin hukuk boyutunu ele almamız gerekir."

"TELEVİZYON SANAL BİR DÜNYA"
İzleyicinin televizyonda yaşanan hayatın bizatihi kendisi ve gerçeği olduğunu sandığını söyleyen Dursun, en önemli problemin bu olduğunu ifade etti. Televizyonun bir sanal dünya olduğuna dikkat çeken Dursun, "Televizyon bir kurgudur, bir hayal dünyasıdır, bir eğlencedir, hoş vakit geçirme aletidir, biz böyle görmüyoruz. Televizyonu bilgilenme aleti, hayatın dışa vurumu olarak görüyoruz. Orada yaşadığımız şeyleri hayatın bir parçası gibi algılıyoruz. Orada sevdiğimiz biri öldüğünde helva dağıtıyoruz, gidip cenazesini kılıyoruz, ağıt yakıyoruz, maalesef bunlar yaşandı. Böyle bir problemimiz var." ifadesini kullandı.

"ÇOCUKLAR 21.30'DA EKRANI TERK ETMİYOR"
Uluslararası düzenleyici otoritenin çocukları olumsuz etkileyecek nitelikteki programların çocukların ekran karşısında oldukları saatte yayınlanmaması şartını getirdiğini söyleyen Dursun, olumsuz nitelikteki programların çocukların sosyal, ahlaki ve fiziki gelişimlerini etkileyeceğini belirtti.

Çocukların günün belli saatinde ekran karşısında olması gerektiğini dile getiren Dursun, sözlerine şöyle devam etti: "Biz önceki yasamızda saat 23.00'e kadar çocukların ekran karşısında olduğunu kabul etmiştik. Yeni düzenlemede bunu 24.00'e çektik. Biraz problem oldu sanırım. Biraz sıkıntı yaratıyor. Belki de 23.00'e geri çekmek gerekiyor."

Saat 21.30'da televizyon ekranına verdikleri tele logoyla çocukları uyku saatlerinin geldiği konusunda uyardıklarını anlatan Dursun, "Tele logomuz 'haydi çocuklar sizin için uyku saati geldi diyor'. Diyoruz ki 'çocukların uyku vakti geldi'. Artık ekran karşısında olmamalı. Bundan sonra çocukları olumsuz etkileyecek programlar çıkabilir. Çocukları artık yatağa gönderin. Fakat çocuklar 21.30 olduğunda ekranı terk etmiyor. Bunla ilgili bir araştırma yaptırdık. Çocuklara 'tele logo çıktığında yatağa gidiyor musunuz?' diye sorduk. Yüzde 80'i 'hayır' diyor. Nedenini sorduğumuzda 'kimisi, benim ödevim bitmemiş oluyor; kimisi benim programım var; kimisi o kadar erken yatılır mı?' diyor. Çocukların belli saatlerde ekran karşısında olmamaları gerektiğine ilişkin bir alışkanlık oluşmuş değil. Akıllı işaretler meselesine gelince 7+, 13+ ve 18+ diye üç işaret var. Uygulamada ciddi problemlerimiz var. Bu herkesin kafasına göre yapacağı bir kodlama değil. Bir kodlama sistemi var. Bunları bazen bilmeyerek yanlış kodlama yapılan uygulamalar söz konusu." şeklinde konuştu.



Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler