Başbakan'dan İlker Başbuğ yorumu!
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması hakkında konuşan Başbakan Erdoğan, "Yasal süreç başladı, yorum yapmam doğru olmaz. Tutuksuz yargılanma esas olmalı" dedi.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan Tayyip Erdoğan, Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un tutuklanmasının ardından ilk kez konuştu. Erdoğan "Burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma yolu -ki her zaman söylediğim tezimdir- olması bizim her zamanki arzumuzdur" dedi.
"YORUM YAPMAM DOĞRU OLMAZ"
Başbakan Erdoğan, Norveçli mevkidaşı Jens Stoltenberg'le Başbakanlık Merkez Bina'da ikili ve heyetler arası görüşme yaptı. Görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ'la ilgili "yasal süreç devam ederken yorum yapmam doğru olmaz" dedi. Erdoğan, "Burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma yolu ki her zaman söylediğim tezimdir olması bizim her zaman ki arzumuzdur" diyerek şahsi arzusunu dile getirdi. Erdoğan, şunları söyledi:
"TUTUKSUZ YARGILANSIN"
Bu konuyla ilgili şu anda bir yasal süreç başlamış vaziyette. Bu yasal süreç içerisinde benim herhangi bir yoruma, değerlendirmeye girmem doğru olmaz. Ama iki yıl Genelkurmay Başkanı olarak, Başbakan olarak beraber çalıştığımız bir mesai arkadaşımdır. Ve burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma yolu ki her zaman söylediğim tezimdir olması bizim her zaman ki arzumuzdur. Ve bunun da süratle bu noktada neticelenmesi yine şahsimin ve partimin arzudur. Çünkü bu şekildeki bir yolu biz isabetli bir yol olarak görmüyoruz.
"SURİYE IRKÇI BİR İÇ SAVAŞA GİDİYOR"
Suriye şu anda kendi vatandaşlarını acımasızca katleden bir yönetime sahip. Şu anda 7 bine yakın vatandaşını öldürmüş bir Suriye yönetimi var. İnsan hakları özgürlükler, dünya barışı, kardeşlik bu tür hedefi olan ülkelerin bu tür dikta mantığına hakim, otoriter, totaliter yapıda olan bu yönetimlere karşı alkış tutması beklenemez. Kaldı ki bizim Suriye ile 910 km'lik bir sınırımız var ve akrabalık bağları var. Orada meydana gelen bu yapı şu anda dini, mezhepsel ve ırkçı bir iç savaşa doğru gitmektedir. Bunun engellenmesi lazım.
"TÜRKİYE İÇİN TEHDİT"
Burada Türkiye öncelikli olarak rol üstlenmek durumundadır. Meydana gelebilecek bir iç savaş yarın bizi de sıkıntıya düşürecektir. Bizim için de bir tehdit oluşturmaktadır. Nitekim şu anda Suriye'den kaçıp bize sığınmış durumda olan 8 bin civarında Suriye vatandaşı var ve Suriyeliler engellemese belki daha da fazla olacak. Biz yaptırımlarımızı şu anda uygulamaya başlamış durumdayız. Bu yaptırımlar gelişmelere göre artarak da devam edecektir.
"SOYKIRIM YASASI ZARAR VERİR"
Şu anda tabi 23 Ocak'ta Fransa senatosuna bu konunun gelmesi beklenen bir şeydi. Türkiye olarak bizler açıkladığımız 8 maddelik yaptırımımızı devam ettiriyoruz. Bunun dışında Fransa'nın içinde buna karşı oluşan tepki devam ederken, biz de Fransa içindeki bu duruşu özellikle de Sarkozy yönetiminin bu anlayışına karşı olan çevrelerle işbirliği halinde bunun parlamentolar tarafından değil, tarihçiler tarafından ele alınması gereken bir konu olduğunu anlatacağız.
Bu konu ile ilgili hassasiyetimizi belirteceğiz. Bu tamamen Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik atılmış adımdır. Orada 500 bin Ermeni varsa 550 bin Türk var. Bunun yanında 6,5-7 milyon Türklerle işbirliği içinde olan, buna inandığımız, bizim tezimizi destekleyen kesim de var. Bütün STK'larla işbirliğimizi sürdürüyoruz. Bu süreç, bu şekilde devam ederse Fransa Türkiye ilişkilerinde ciddi hasarlar meydana getirebilir.
"YORUM YAPMAM DOĞRU OLMAZ"
Başbakan Erdoğan, Norveçli mevkidaşı Jens Stoltenberg'le Başbakanlık Merkez Bina'da ikili ve heyetler arası görüşme yaptı. Görüşme sonrasında yapılan ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, tutuklanan Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ'la ilgili "yasal süreç devam ederken yorum yapmam doğru olmaz" dedi. Erdoğan, "Burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma yolu ki her zaman söylediğim tezimdir olması bizim her zaman ki arzumuzdur" diyerek şahsi arzusunu dile getirdi. Erdoğan, şunları söyledi:
"TUTUKSUZ YARGILANSIN"
Bu konuyla ilgili şu anda bir yasal süreç başlamış vaziyette. Bu yasal süreç içerisinde benim herhangi bir yoruma, değerlendirmeye girmem doğru olmaz. Ama iki yıl Genelkurmay Başkanı olarak, Başbakan olarak beraber çalıştığımız bir mesai arkadaşımdır. Ve burada tutuklama yoluyla değil de tutuksuz yargılanma yolu ki her zaman söylediğim tezimdir olması bizim her zaman ki arzumuzdur. Ve bunun da süratle bu noktada neticelenmesi yine şahsimin ve partimin arzudur. Çünkü bu şekildeki bir yolu biz isabetli bir yol olarak görmüyoruz.
"SURİYE IRKÇI BİR İÇ SAVAŞA GİDİYOR"
Suriye şu anda kendi vatandaşlarını acımasızca katleden bir yönetime sahip. Şu anda 7 bine yakın vatandaşını öldürmüş bir Suriye yönetimi var. İnsan hakları özgürlükler, dünya barışı, kardeşlik bu tür hedefi olan ülkelerin bu tür dikta mantığına hakim, otoriter, totaliter yapıda olan bu yönetimlere karşı alkış tutması beklenemez. Kaldı ki bizim Suriye ile 910 km'lik bir sınırımız var ve akrabalık bağları var. Orada meydana gelen bu yapı şu anda dini, mezhepsel ve ırkçı bir iç savaşa doğru gitmektedir. Bunun engellenmesi lazım.
"TÜRKİYE İÇİN TEHDİT"
Burada Türkiye öncelikli olarak rol üstlenmek durumundadır. Meydana gelebilecek bir iç savaş yarın bizi de sıkıntıya düşürecektir. Bizim için de bir tehdit oluşturmaktadır. Nitekim şu anda Suriye'den kaçıp bize sığınmış durumda olan 8 bin civarında Suriye vatandaşı var ve Suriyeliler engellemese belki daha da fazla olacak. Biz yaptırımlarımızı şu anda uygulamaya başlamış durumdayız. Bu yaptırımlar gelişmelere göre artarak da devam edecektir.
"SOYKIRIM YASASI ZARAR VERİR"
Şu anda tabi 23 Ocak'ta Fransa senatosuna bu konunun gelmesi beklenen bir şeydi. Türkiye olarak bizler açıkladığımız 8 maddelik yaptırımımızı devam ettiriyoruz. Bunun dışında Fransa'nın içinde buna karşı oluşan tepki devam ederken, biz de Fransa içindeki bu duruşu özellikle de Sarkozy yönetiminin bu anlayışına karşı olan çevrelerle işbirliği halinde bunun parlamentolar tarafından değil, tarihçiler tarafından ele alınması gereken bir konu olduğunu anlatacağız.
Bu konu ile ilgili hassasiyetimizi belirteceğiz. Bu tamamen Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik atılmış adımdır. Orada 500 bin Ermeni varsa 550 bin Türk var. Bunun yanında 6,5-7 milyon Türklerle işbirliği içinde olan, buna inandığımız, bizim tezimizi destekleyen kesim de var. Bütün STK'larla işbirliğimizi sürdürüyoruz. Bu süreç, bu şekilde devam ederse Fransa Türkiye ilişkilerinde ciddi hasarlar meydana getirebilir.