CHP'nin 1 değil 3 bankası var!
AK Parti ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, ''CHP, İş Bankası'ndaki hisselerini ya Hazine'ye ya da kayyuma devretmeli'' dedi.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Bülent Gedikli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin Türkiye İş Bankası'na ortak olmadığı yönündeki açıklamalarını değerlendirdi.
CHP'nin, Türkiye İş Bankası'na yüzde 28.09 ile ortak olduğunu ifade eden Gedikli, bankanın internet sitesine bakan herkesin bunu görebileceğini dile getirdi.
Bülent Gedikli, şöyle konuştu:
''Sayın Kılıçdaroğlu Türk milletinden özür dilemelidir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmelerinde, 'İş Bankası'nın ortağı değiliz' dedi. Hatta bazı CHP'li milletvekilleri de ortak olmadıklarını ifade ettiler. TBMM tutanaklarında bunlar görülebilir. CHP'liler bu konuda yalan konuşuyor. CHP, İş Bankası'nın ortağı... Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan bir öneride bulunayım. Kendisi ortak olup olmadığını bilmiyor mu? Açıp, İş Bankası Genel Müdürü'ne 'Biz ortak mıyız bankanıza' diye bir soru sorabilir. Aldığı cevabı da lütfen kamuoyuna açıklasın. Ortak olmadığını söylüyor çünkü...''
CHP Grup başkanvekillerinin ise CHP'nin İş Bankası'nın ortağı olduğunu kabul ettiğini belirten Gedikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çünkü hisseler var, ortada her şey. Atatürk'ün vasiyeti gereği hisseler var, bu hisselere temettü ödeniyor. Ama CHP bu temettüleri almıyor. Dil ve Tarih Kurumları alıyor. Bundan dolayı da CHP'liler, 'hisseler para etmez' şeklinde bir yaklaşım içerisindeler. Biz, CHP hisseleri 5 milyar eder diyoruz, onlar beş para etmez diyorlar. Burada kendi içlerinde bir kere keşmekeş var. Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu'nun ortak değiliz dediği yerde, grup başkanvekili ortaklığın mahiyetini anlatıyor. Bu nasıl bir parti? Burada konuyu saptırmasınlar. Çünkü bu hisse senetlerinin, bu ortaklığın karşısında İş Bankası'na yönetici atayabiliyor. Bu yöneticilerin aracılığıyla da İş Bankası'nda etkileme ve kontrol hakkını alıyor.
İş Bankası'nda CHP'nin bariz şekilde siyaset yürüttüğüne dair birtakım bilgiler, belgeler olduğu da söyleniyor. Bankanın Yönetim Kurulu'nda bazı görüşmeler gerçekten bu konuda önemli ipucları veriyor. İştirakler konusunda bir takım yönlendirmeler, reklam pastasının bölüşülmesi, bunların birtakım medya organlarına verilmesi, bilhassa 2005-2007 arasında bunların olması dikkat çekiyor. Dolayısıyla olay sadece CHP'nin elinde bir kısım hisselerin olması, bunlara temettü verilmesiyle ilgili değil. Oradaki CHP'nin atamış olduğu yöneticilerin ticaretin bizzat içerisinde ve göbeğinde olmasıyla alakalı. Bu tabii CHP'nin de ticaretin tam göbeğinde olduğunu gösteriyor. Bilgi ve belgeler olduğu da söyleniyor ya... İş Bankası yönetimine diyelim, yürütmesine, icrasına diyelim, CHP çıkarlarına uyması için zorlandığına dair bazı bilgi ve belgeler olduğu söyleniyor, bir baskı yapıldığına dair.''
CHP kontenjanından yönetime giren bir üyenin, doğrudan parti çıkarlarıyla ilgili baskı yaptığına dair bazı duyumlar olduğunu ifade eden Gedikli, ''Bunlar yazılıp çiziliyor. Hatta bunu yaparken de bankanın iş yapma prensiplerini böyle göz ardı edecek tarzda bunları yaptıklarına dair duyumlar var. CHP, bundan önce bunların hesabını vermeli'' dedi.
Detaylı bakıldığında İş Bankası'nın değişik iştirakleri olduğunu görüleceğini anlatan Gedikli, ''Bu manada da CHP cam ticaretiyle uğraşıyor. İştirakler politikası, bankanın reklam politikası bu konularda CHP'nin müdahil olduğu anlaşılıyor. Bu ilişkiler bir şekilde de sorgulanmalı. Bunların tabii hangi noktalara gideceğini de şu anda belki tam göremeyebiliriz, ama yazılıp çizenlerden anlıyoruz ki bu işler finansal Ergenekon'a kadar da gidiyor yani. Öyle olduğu izlenimi veriyor. Bunlar sorgulandıkça ortaya çıkacaktır. Bu manada da CHP-İş Bankası ilişkilerinin bir araştırma komisyonu marifetiyle veya başka bir şekilde araştırılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Bunlar da araştırılmalı. CHP de bunun hesabını verebilmeli diye düşünüyoruz.''
''Hukuka aykırılığa son verilmesi gerekiyor''
Anayasa gereği siyasi partilerin ticaret yapmasının mümkün olmadığını kaydeden Bülent Gedikli, Şu anda CHP'nin Anayasa'yı ihlal etiğini, Anayasa'ya aykırı bir davranış içinde olduğunu ifade etti.
Bülent Gedikli, şunları kaydetti:
''Bu Atatürk'ün vasiyetini gündeme getirerek, örtbas edilecek bir konu değil. Biz Atatürk'ün vasiyetine saygılıyız. Zaten o vasiyet nedeniyle hisseleri elinde tutuyor. Şu anki durum itibariyle bu tamamen, hem Anayasa'ya hem de Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı. Düşünebiliyor musunuz, bir başka parti de bankacılık yapmak istediğinde ne olacak acaba? Böyle bir durum düşünülebilir mi? Yani CHP bankacılık faaliyeti yapıyor. Bu anlamda da duruma göre hissesinin değeri olabilir, artabilir, azalabilir. Gerçi kendileri para etmediğini söylüyor, ama temettü ödemesi yapılıyor. Bir takım düzenlemelerle bu daha farklı noktalara taşınabilir. O yüzden, bu aykırılığı yani hukuka olan bu aykırılığın mutlaka ortadan kaldırılması lazım.
CHP, burada artık adım atmak zorunda. Bu işin böyle devam etmesi söz konusu olmaz. Yeni anayasa çalışmaları da var. Gerekirse orada bazı düzenlemeler de yapılabilir. Tabii kendileri bazı adımlar atarsa ona da ihtiyaç kalmayacak''
Gedikli, CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerini ya Hazine'ye ya da kayyuma devretmesi gerektiğini belirterek, ''Bu konuda bir adım atmak zorundalar. Çünkü buraya atanacak yöneticilerin CHP tarafından belirlenmesi bile başlı başına temel bir sorundur. Bunların ya Hazine ya da devredilene kayyum tarafından bu temsilcilerin atanması ve izlenmesi gerekir'' dedi.
İş Bankası'nın halka açık şirket pozisyonunda olduğunu, bunun için de SPK tarafından çok detaylı bir denetime tabi bulunduğunu dile getiren Gedikli, şöyle konuştu:
''Oradaki ortakların da bu konularda tam bir bilgi sahibi olması lazım. Yani hem ortaklarıyla ilgili bilgi sahibi olması lazım hem de buradaki İş Bankası'ndaki sermaye artırımlarıyla, bedelli ya da bedelsiz olabilir bu sermaye artırımları, ilgili de bilgi sahibi olmaları lazım. Bunlar tabii biraz kafalar karıştırıyor yani. Buralarda ne olup bittiğini tam olarak görmek mümkün olmuyor. Özellikle CHP ile ilgili kısmını tam olarak görmek mümkün olmuyor. Mesela, İş Bankası bedelsiz sermaye artırımı yaptığı zaman, CHP ile ilgili ortaklık payları ne şekilde işlem görüyor? Bunları tam göremiyoruz.
Çünkü işin içinde bir Dil Tarih Kurumu da var. Bunlar temettüleri, sermayeye eklenmesi şeklinde olduğu için oradaki temettülerin Dil ve Tarih Kurumuna gitmesi lazım. Ama bunlar hisselere dönüştüğü zaman bu hisse senetlerini kim alıyor, kim elinde tutuyor, burada da bir belirsizlik var. Dolayısıyla her açıdan karmaşa var. Bunu çözmenin temel yolu, CHP'nin bu hisseleri artık Hazine'ye devretmesidir, bu işin lamı cimi yok, hukuka aykırılığa son verilmesi gerekiyor.''
Atatürk'ün vasiyeti gereği bu hisselerin temettü gelirlerinin yine Dil ve Tarih Kurumuna aktarılabileceğini, buna bir mani bulunmadığını vurgulayan Gedikli, ''Burada önemli olan bir siyasi partinin artık bankacılık faaliyetinin içinden çıkması. Anayasa'ya ve mevcut kanunlara olan aykırılığın giderilmesi. Bunu CHP'ye bir çağrı olarak yöneltiyoruz. CHP bu adımı atacak mı? 'Ortak değiliz' diyorlar, ortak olmadıklarını söyleyecek kadar kör bir yaklaşım içindeler. Bu adımları CHP'nin atmasını bekliyoruz. İş Bankası'nın iştirakleri gereği, zeytin ticareti mesela yapılmış. CHP, bir yerde zeytincilik yapıyor, cam ticareti yapıyor, sigortacılık yapıyor, telefon, GSM ticareti yapıyor. Böyle bir CHP var. Bunlar tabii temel bir sorun olarak ortaya çıkıyor'' diye konuştu.
''Atatürk'ün vasiyetinin gereği yapılarak, bu mesele çözülebilir''
CHP'nin ile Dil ve Tarih Kurumunun temettü bedelleri nedeniyle mahkemelik olduğunu anlatan Gedikli, şöyle devam etti:
''Biz biliriz CHP kafasını, sizin cemaziyülevvelinizi de iyi biliriz. Geçmişte Dil ve Tarih kurumlarının aldığı temettülere de vaktiyle göz diktiniz. El koymaya çalıştınız. Allah'tan Türk yargısı gerçek sahibine bunu teslim etti. Mahkemelik oldular, 111 trilyon o günün parasıyla bloke edildi. O temettülerden gelen para bloke edildi. CHP dedi ki 'Bu Dil Tarih Kurumu, Atatürk'ün kurduğu kurumlar değildir'. Şu mantığa bakın. Atatürk'ün vesayeti arkasına saklanan CHP'nin şu mantığına bakın. Peki CHP Atatürk'ün kurduğu parti miydi? O da kapatıldı. O zaman siz de Atatürk'ün kurduğu CHP değilsiniz. Bu mantığın doğal sonucu bu. Tam bir CHP mantığı yani. Dil ve Tarih Kurumu, Atatürk'ün kurduğu kurumlar değilmiş dolayısıyla bu temettüler oraya aktarılamazmış. Bu mantıkla paralara el koydular, ondan sonra mahkemelik oldular ve en sonunda mahkeme kararı 'bu kurumlar o kurumlardır' dedi. İkinci safhada da 5-6 yıl kadar ödemediler. Ondan sonra para bloke edildi ve mahkeme kararıyla o paralar ilgili kuruma gitti. Yoksa CHP bu paralara el koymuş olacaktı. Atatürk'ün vasiyetinin gereği bu mudur?
Şimdi diyelim ki parti kapatma diye bir şey var. Farz edelim ki CHP kapatıldı, o zaman bu hisselerin durumu ne olacak peki? Bu olabilir, teorik olarak bu mümkün. Ortaya çok garip bir durum çıkacak. O yüzden CHP'nin bu işlerin içinden çekilmesi lazım. Bu hisseleri ya hazineye ya kayyuma devretmesi lazım.
CHP sadece İş Bankası'nın ortağı değil. İş Bankası ile bağlantılı olarak 3 bankanın ortağı, yani 3 bankanın sahibi. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Anonim Şirketi, Arap-Türk Bankası AŞ, üçüncüsü de İş Bankası. Bunlar CHP'nin ortak olduğu şirketler. İş Bankası kuruluşundan bugüne 291 şirkete iştirak etmiş zaman içinde 265 şirketteki ortaklığını devretmiştir, halen 26 şirkette doğrudan ortaklığı olan İş bankası'nın dolaylı olarak kontrol ettiği şirket 105'tir. CHP'den bu konuda açıklama bekliyoruz.
Bunlar hukuk garabetini ortaya çıkarıyor. Bu anayasaya aykırılığın, kanunlara aykırılığın bitmesi lazım. Bunlara son verilmesi lazım. Atatürk'ün vasiyetinin gereği yapılarak, bu mesele çözülebilir. Bunda hiçbir sorun yok. Vasiyetin arkasına sığınmasınlar. O vasiyetin gereği de yapılır, ama mevcut hukuki garabet de çözülebilir. Yeter ki CHP bu konuda adım atsın.''
CHP'nin, Türkiye İş Bankası'na yüzde 28.09 ile ortak olduğunu ifade eden Gedikli, bankanın internet sitesine bakan herkesin bunu görebileceğini dile getirdi.
Bülent Gedikli, şöyle konuştu:
''Sayın Kılıçdaroğlu Türk milletinden özür dilemelidir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmelerinde, 'İş Bankası'nın ortağı değiliz' dedi. Hatta bazı CHP'li milletvekilleri de ortak olmadıklarını ifade ettiler. TBMM tutanaklarında bunlar görülebilir. CHP'liler bu konuda yalan konuşuyor. CHP, İş Bankası'nın ortağı... Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan bir öneride bulunayım. Kendisi ortak olup olmadığını bilmiyor mu? Açıp, İş Bankası Genel Müdürü'ne 'Biz ortak mıyız bankanıza' diye bir soru sorabilir. Aldığı cevabı da lütfen kamuoyuna açıklasın. Ortak olmadığını söylüyor çünkü...''
CHP Grup başkanvekillerinin ise CHP'nin İş Bankası'nın ortağı olduğunu kabul ettiğini belirten Gedikli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çünkü hisseler var, ortada her şey. Atatürk'ün vasiyeti gereği hisseler var, bu hisselere temettü ödeniyor. Ama CHP bu temettüleri almıyor. Dil ve Tarih Kurumları alıyor. Bundan dolayı da CHP'liler, 'hisseler para etmez' şeklinde bir yaklaşım içerisindeler. Biz, CHP hisseleri 5 milyar eder diyoruz, onlar beş para etmez diyorlar. Burada kendi içlerinde bir kere keşmekeş var. Genel Başkanları Sayın Kılıçdaroğlu'nun ortak değiliz dediği yerde, grup başkanvekili ortaklığın mahiyetini anlatıyor. Bu nasıl bir parti? Burada konuyu saptırmasınlar. Çünkü bu hisse senetlerinin, bu ortaklığın karşısında İş Bankası'na yönetici atayabiliyor. Bu yöneticilerin aracılığıyla da İş Bankası'nda etkileme ve kontrol hakkını alıyor.
İş Bankası'nda CHP'nin bariz şekilde siyaset yürüttüğüne dair birtakım bilgiler, belgeler olduğu da söyleniyor. Bankanın Yönetim Kurulu'nda bazı görüşmeler gerçekten bu konuda önemli ipucları veriyor. İştirakler konusunda bir takım yönlendirmeler, reklam pastasının bölüşülmesi, bunların birtakım medya organlarına verilmesi, bilhassa 2005-2007 arasında bunların olması dikkat çekiyor. Dolayısıyla olay sadece CHP'nin elinde bir kısım hisselerin olması, bunlara temettü verilmesiyle ilgili değil. Oradaki CHP'nin atamış olduğu yöneticilerin ticaretin bizzat içerisinde ve göbeğinde olmasıyla alakalı. Bu tabii CHP'nin de ticaretin tam göbeğinde olduğunu gösteriyor. Bilgi ve belgeler olduğu da söyleniyor ya... İş Bankası yönetimine diyelim, yürütmesine, icrasına diyelim, CHP çıkarlarına uyması için zorlandığına dair bazı bilgi ve belgeler olduğu söyleniyor, bir baskı yapıldığına dair.''
CHP kontenjanından yönetime giren bir üyenin, doğrudan parti çıkarlarıyla ilgili baskı yaptığına dair bazı duyumlar olduğunu ifade eden Gedikli, ''Bunlar yazılıp çiziliyor. Hatta bunu yaparken de bankanın iş yapma prensiplerini böyle göz ardı edecek tarzda bunları yaptıklarına dair duyumlar var. CHP, bundan önce bunların hesabını vermeli'' dedi.
Detaylı bakıldığında İş Bankası'nın değişik iştirakleri olduğunu görüleceğini anlatan Gedikli, ''Bu manada da CHP cam ticaretiyle uğraşıyor. İştirakler politikası, bankanın reklam politikası bu konularda CHP'nin müdahil olduğu anlaşılıyor. Bu ilişkiler bir şekilde de sorgulanmalı. Bunların tabii hangi noktalara gideceğini de şu anda belki tam göremeyebiliriz, ama yazılıp çizenlerden anlıyoruz ki bu işler finansal Ergenekon'a kadar da gidiyor yani. Öyle olduğu izlenimi veriyor. Bunlar sorgulandıkça ortaya çıkacaktır. Bu manada da CHP-İş Bankası ilişkilerinin bir araştırma komisyonu marifetiyle veya başka bir şekilde araştırılmasında fayda olduğunu düşünüyorum. Bunlar da araştırılmalı. CHP de bunun hesabını verebilmeli diye düşünüyoruz.''
''Hukuka aykırılığa son verilmesi gerekiyor''
Anayasa gereği siyasi partilerin ticaret yapmasının mümkün olmadığını kaydeden Bülent Gedikli, Şu anda CHP'nin Anayasa'yı ihlal etiğini, Anayasa'ya aykırı bir davranış içinde olduğunu ifade etti.
Bülent Gedikli, şunları kaydetti:
''Bu Atatürk'ün vasiyetini gündeme getirerek, örtbas edilecek bir konu değil. Biz Atatürk'ün vasiyetine saygılıyız. Zaten o vasiyet nedeniyle hisseleri elinde tutuyor. Şu anki durum itibariyle bu tamamen, hem Anayasa'ya hem de Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı. Düşünebiliyor musunuz, bir başka parti de bankacılık yapmak istediğinde ne olacak acaba? Böyle bir durum düşünülebilir mi? Yani CHP bankacılık faaliyeti yapıyor. Bu anlamda da duruma göre hissesinin değeri olabilir, artabilir, azalabilir. Gerçi kendileri para etmediğini söylüyor, ama temettü ödemesi yapılıyor. Bir takım düzenlemelerle bu daha farklı noktalara taşınabilir. O yüzden, bu aykırılığı yani hukuka olan bu aykırılığın mutlaka ortadan kaldırılması lazım.
CHP, burada artık adım atmak zorunda. Bu işin böyle devam etmesi söz konusu olmaz. Yeni anayasa çalışmaları da var. Gerekirse orada bazı düzenlemeler de yapılabilir. Tabii kendileri bazı adımlar atarsa ona da ihtiyaç kalmayacak''
Gedikli, CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerini ya Hazine'ye ya da kayyuma devretmesi gerektiğini belirterek, ''Bu konuda bir adım atmak zorundalar. Çünkü buraya atanacak yöneticilerin CHP tarafından belirlenmesi bile başlı başına temel bir sorundur. Bunların ya Hazine ya da devredilene kayyum tarafından bu temsilcilerin atanması ve izlenmesi gerekir'' dedi.
İş Bankası'nın halka açık şirket pozisyonunda olduğunu, bunun için de SPK tarafından çok detaylı bir denetime tabi bulunduğunu dile getiren Gedikli, şöyle konuştu:
''Oradaki ortakların da bu konularda tam bir bilgi sahibi olması lazım. Yani hem ortaklarıyla ilgili bilgi sahibi olması lazım hem de buradaki İş Bankası'ndaki sermaye artırımlarıyla, bedelli ya da bedelsiz olabilir bu sermaye artırımları, ilgili de bilgi sahibi olmaları lazım. Bunlar tabii biraz kafalar karıştırıyor yani. Buralarda ne olup bittiğini tam olarak görmek mümkün olmuyor. Özellikle CHP ile ilgili kısmını tam olarak görmek mümkün olmuyor. Mesela, İş Bankası bedelsiz sermaye artırımı yaptığı zaman, CHP ile ilgili ortaklık payları ne şekilde işlem görüyor? Bunları tam göremiyoruz.
Çünkü işin içinde bir Dil Tarih Kurumu da var. Bunlar temettüleri, sermayeye eklenmesi şeklinde olduğu için oradaki temettülerin Dil ve Tarih Kurumuna gitmesi lazım. Ama bunlar hisselere dönüştüğü zaman bu hisse senetlerini kim alıyor, kim elinde tutuyor, burada da bir belirsizlik var. Dolayısıyla her açıdan karmaşa var. Bunu çözmenin temel yolu, CHP'nin bu hisseleri artık Hazine'ye devretmesidir, bu işin lamı cimi yok, hukuka aykırılığa son verilmesi gerekiyor.''
Atatürk'ün vasiyeti gereği bu hisselerin temettü gelirlerinin yine Dil ve Tarih Kurumuna aktarılabileceğini, buna bir mani bulunmadığını vurgulayan Gedikli, ''Burada önemli olan bir siyasi partinin artık bankacılık faaliyetinin içinden çıkması. Anayasa'ya ve mevcut kanunlara olan aykırılığın giderilmesi. Bunu CHP'ye bir çağrı olarak yöneltiyoruz. CHP bu adımı atacak mı? 'Ortak değiliz' diyorlar, ortak olmadıklarını söyleyecek kadar kör bir yaklaşım içindeler. Bu adımları CHP'nin atmasını bekliyoruz. İş Bankası'nın iştirakleri gereği, zeytin ticareti mesela yapılmış. CHP, bir yerde zeytincilik yapıyor, cam ticareti yapıyor, sigortacılık yapıyor, telefon, GSM ticareti yapıyor. Böyle bir CHP var. Bunlar tabii temel bir sorun olarak ortaya çıkıyor'' diye konuştu.
''Atatürk'ün vasiyetinin gereği yapılarak, bu mesele çözülebilir''
CHP'nin ile Dil ve Tarih Kurumunun temettü bedelleri nedeniyle mahkemelik olduğunu anlatan Gedikli, şöyle devam etti:
''Biz biliriz CHP kafasını, sizin cemaziyülevvelinizi de iyi biliriz. Geçmişte Dil ve Tarih kurumlarının aldığı temettülere de vaktiyle göz diktiniz. El koymaya çalıştınız. Allah'tan Türk yargısı gerçek sahibine bunu teslim etti. Mahkemelik oldular, 111 trilyon o günün parasıyla bloke edildi. O temettülerden gelen para bloke edildi. CHP dedi ki 'Bu Dil Tarih Kurumu, Atatürk'ün kurduğu kurumlar değildir'. Şu mantığa bakın. Atatürk'ün vesayeti arkasına saklanan CHP'nin şu mantığına bakın. Peki CHP Atatürk'ün kurduğu parti miydi? O da kapatıldı. O zaman siz de Atatürk'ün kurduğu CHP değilsiniz. Bu mantığın doğal sonucu bu. Tam bir CHP mantığı yani. Dil ve Tarih Kurumu, Atatürk'ün kurduğu kurumlar değilmiş dolayısıyla bu temettüler oraya aktarılamazmış. Bu mantıkla paralara el koydular, ondan sonra mahkemelik oldular ve en sonunda mahkeme kararı 'bu kurumlar o kurumlardır' dedi. İkinci safhada da 5-6 yıl kadar ödemediler. Ondan sonra para bloke edildi ve mahkeme kararıyla o paralar ilgili kuruma gitti. Yoksa CHP bu paralara el koymuş olacaktı. Atatürk'ün vasiyetinin gereği bu mudur?
Şimdi diyelim ki parti kapatma diye bir şey var. Farz edelim ki CHP kapatıldı, o zaman bu hisselerin durumu ne olacak peki? Bu olabilir, teorik olarak bu mümkün. Ortaya çok garip bir durum çıkacak. O yüzden CHP'nin bu işlerin içinden çekilmesi lazım. Bu hisseleri ya hazineye ya kayyuma devretmesi lazım.
CHP sadece İş Bankası'nın ortağı değil. İş Bankası ile bağlantılı olarak 3 bankanın ortağı, yani 3 bankanın sahibi. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Anonim Şirketi, Arap-Türk Bankası AŞ, üçüncüsü de İş Bankası. Bunlar CHP'nin ortak olduğu şirketler. İş Bankası kuruluşundan bugüne 291 şirkete iştirak etmiş zaman içinde 265 şirketteki ortaklığını devretmiştir, halen 26 şirkette doğrudan ortaklığı olan İş bankası'nın dolaylı olarak kontrol ettiği şirket 105'tir. CHP'den bu konuda açıklama bekliyoruz.
Bunlar hukuk garabetini ortaya çıkarıyor. Bu anayasaya aykırılığın, kanunlara aykırılığın bitmesi lazım. Bunlara son verilmesi lazım. Atatürk'ün vasiyetinin gereği yapılarak, bu mesele çözülebilir. Bunda hiçbir sorun yok. Vasiyetin arkasına sığınmasınlar. O vasiyetin gereği de yapılır, ama mevcut hukuki garabet de çözülebilir. Yeter ki CHP bu konuda adım atsın.''