
Bulgulara göre yüksek eğitim seviyesi, erkek cinsiyeti ve aileyle yaşamak bekarlık süresini uzatırken; zekanın bir çekim merkezi olabildiği ancak akademik başarının ilişki başlangıçlarını geciktirdiği saptandı.

Araştırmanın Detayları: 13 Yıllık Takip Neleri Gösterdi?
Zürih Üniversitesi'nden Michael Krämer ve ekibi, Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımlanan çalışma için geniş bir veri setini analiz etti. Katılımcıların ergenlikten yetişkinliğe geçiş süreçleri incelendiğinde, bekarlığın sadece bir "tercih" değil, belirli faktörlerin sonucu olduğu anlaşıldı.

BEKARLIĞI TETİKLEYEN TEMEL FAKTÖRLER
Yapılan analizler sonucunda, uzun süre yalnız kalma olasılığını artıran 4 kritik etken belirlendi:
Yüksek Eğitim Seviyesi: Akademik kariyer basamaklarını tırmanan bireyler, sosyal çevrelerini daraltma ve zamanlarını kariyere ayırma eğilimi gösteriyor.
Ebeveynlerle Yaşamak: Aile evinde kalmaya devam etmek, bağımsızlık algısını zayıflatarak yeni ilişki kurma motivasyonunu düşürüyor.
Yalnız Yaşama Tercihi: Arkadaş grubu veya ev arkadaşıyla yaşayanların, sosyal etkileşim sayesinde partner bulma şansı daha yüksek.
Cinsiyet Faktörü: İstatistiksel olarak erkeklerin, kadınlara oranla daha uzun süre bekar kaldığı görüldü.

PSİKOLOJİK ETKİLER: 20'Lİ YAŞLARIN SONU KRİTİK EŞİK
Araştırma, bekarlık süresi uzadıkça bireylerin ruh sağlığında yaşanan değişimleri de mercek altına aldı.
Mutluluk Eğrisi: Bekar bireylerin yaşam memnuniyeti 20'li yaşların ortasına kadar stabil seyretse de, 30'a yaklaşırken keskin bir düşüş yaşanıyor.
Yalnızlık ve Depresyon: Uzun süreli bekarlık, kronik yalnızlık hissini ve beraberinde klinik depresyon belirtilerini tetikliyor.

İlişkinin İyileştirici Gücü: Veriler, bireylerin ilk ciddi romantik ilişkilerine başladıkları andan itibaren psikolojik refah düzeylerinin hızla toparlandığını gösteriyor.


