Son 15 yılın en iyi 100 filmi
15. yılını kutlayan Sinema dergisi, yayın hayatı boyunca çekilmiş en iyi 100 filmi seçti. Bu seçki, son 15 yılın sinemasına ışık tutan ve bu dönemde öne çıkan eğilimleri özetleyen bir nitelik taşıyor. İşte söz konusu filmler:
Yönetmen: Wolfgang Petersen Oyuncular: Brad Pitt, Eric Bana, Orlando Bloom, Diane Kruger
Epik film deyince insanın aklına ister istemez David Lean geliyor. Petersen, ‘Truva’da tam olarak onun varisi gibi bir tavır sergiliyor; filmdeki yönetmenliği sanki onun mirasına layık olabilme gayretinin bir yansıması. Lean’in mirasının, tümüyle görkemli bir sinema üzerine bina edilmekle birlikte akıldan kolay çıkmayan bir yönetmenlikle de desteklendiğini unutmamak gerek. Epik film deyip geçmeyin! Bunun arkasında gözkamaştırıcı bir görsellikle seyircinin gözünü boyayarak ve şaşkınlığından faydalanarak onu sömürmek de var. Epik addedilen filmlerde vasat yönetmenliği perdelemek zor olmuyor. Fakat ne 60 ve 70’lerin Lean sineması öyleydi ne de günümüzün Petersen’ının sineması öyle görünüyor. İki yönetmenin topraklarında görkemlilik iyi yönetmenliğin önüne geçmiyor; fakat iyi yönetmenlik de filmin önünü kapatmıyor.” Sinema Haziran 2004 / Sayfa 16 –Burçin S. Yalçın
Yönetmen: Paul Thomas Anderson Oyuncular: Daniel Day Lewis, Paul Deno
Adının da açık bir biçimde çağrıştırdığı üzere ‘Kan Dökülecek’ P.T.Anderson’ın kesinlikle en karanlık filmi. O kadar ki, yurtdışında yönetmeni aşırı pesimist olmakla suçlayanlar bile çıktı. Hatta, her ne kadar ‘Kan Dökülecek’ özellikle Sinclair’in isminden dolayı kapitalizm ve inanç gibi sosyolojik olgularla ilintili bir ‘mesaj filmi’ olarak algılanmaya müsaitmiş gibi görünse de, Anderson filmini iki adamın sahip olduğu farklı değer yargılarından doğan ürkütücü mücadeleye odaklanmış bir korku filmi olarak tanımlamayı tercih ediyor. Öte yandan ‘Kan Dökülecek’i diğer Anderson filmlerinden ayıran en önemli unsurlardan biri de çok daha geleneksel sayılabilecek bir anlatı yapısına sahip olması. Tüm bunlardan dolayı filmin, yönetmenin filmografisinde özel bir yere konuşlanabileceğini tahmin etmek güç değil (…) Filmin bu denli koyu tonlara sahip olmasının başlıca sebeplerinden biri ise elbette ki Day-Lewis’in son yılların en çarpıcı oyunculuk gösterilerinden biri olarak değerlendirilen performansıyla ete kemiğe büründürdüğü Daniel Plainview karakteri. Sinema Şubat 2008 / Sayfa 52 –İlhan Yurtsever
Yönetmen: Robert Rodriguez ve Frank Miller Oyuncular: Benicio Del Toro, Clive Owen, Jessica Alba, Mickey Rourke
Polislerin, politikacıların ve çetelerin bulaşamadığı kurtarılmış fahişe bölgesinde ve diğer ‘suç ve günah kaynayan’ mekânlarda gezinirken o eski ‘noir’ın aslında asla eskisi gibi olamayacağını anlıyoruz: artık onun yerinde siberpunk’la ve neo-noir’la, daha da önemlisi animeyle terbiye edilmiş, salt estetik üzerinden işleyen, insanlardan çok onların zihinsel üretisi (günahlardan çok da, insanın günahlar üzerine söyledikleri ve inşa ettikleri fetişler) üzerine konuşmayı seven yeni bir mahlukun bulunduğu aşikar. Evet, ‘Günah Şehri’nin son derece tuhaf bir sinemasal mahluk. İnsanların özdeşleşebileceği karakterler sunmak şöyle dursun, kendi günlük hayatlarıyla ilişkilendirebilecekleri tek bir şey bile sunmuyor görünürde. Bilimkurgudaki makineler tarafından üretilen makineler gibi, âdeta popüler kültürün kendisi tarafından üretilmiş, sadece onun kriterleriyle anlamlanan, ancak hayalhanesi onun tarafından –hem de iflah olmaz bir biçimde- yoğurulmuş, artık beyninin bir kısmı bu alemde yaşayan insan türüne yönelik bir popüler kültür yapıtı bu. Ancak bu tür bir seyircinin karşısında, yani kendi çöplüğünde son derece heybetli ve etkileyici, hatta devrimci bir duruşu olduğu kesin. Sinema Ağustos 2005 / Sayfa 14 –Kutlukhan Kutlu
Yönetmen: Andy Wachowski, Larry Wachowski Oyuncular: Keanu Reeves, Carrie-Anne Moss, Laurence Fishburne
The Matrix Reloaded’ kendi başına film olmanın hiçbir gereğini yerine getirmiyor, ama kendini bir film olarak sunuyor. Oysa aslında bir oyuna davet, bir link haritası, bir yap-boz oyunun iskeleti daha ziyâde. Ve ancak dâvete icâbet eder, oyununu kurallarını bellemek için çabalarsanız anlamlandırabiliyor, zevk alabiliyorsunuz hakkıyla. Sonunda geleceğin interaktif sinemasına giden bir yolda dolaştığınızı anlıyorsunuz. (...) Sinema tarihi pekâlâ bir Matrix metaforu olarak ele alınabilir. Nasıl ki Matrix’te insanlar küçük hücrelerinde, ana rahmindeki gibi hiçbir şey yapmadan duruyor ve sanal bir dünyanın imgelerini gerçek diye izliyorsa, sinema seyircisi de koltuğa bağlanıp, sanal görüntülere boş bakmaya yönlendiriliyor. Matrix filmleri ve yan metinleri izleyiciyi uyandırmaya çalışıyor. Uzun uykuların derin mahmurluğunu bölebilmek için de seyircisine oyun oynuyor, ‘Uyan da oynayalım’ diyor. Tabii iki seçeneğiniz var: Ya bildik filmleri uyuklayarak izlemeye devam edeceksiniz, ya da sinemanın gitmekte olduğu yeni, çatallı yollara düşeceksiniz.” Sinema Temmuz 2003 / Sayfa 74 –Tuna Erdem
Yönetmen: George Lucas Oyuncular: Ewan McGregor, Hayden Christensen, Natalie Portman
Başlangıçta dokuz filmlik bir seri düşünmüştü Lucas ama sonradan fikir değiştirerek, birincisi İmparatorluk dönemini, ikincisi Cumhuriyet dönemini anlatan iki üçlemeden oluşan altı filmlik bir seriyle Yıldız Savaşları serüvenini sonlandırmaya karar verdi. ‘Bölüm IV - Yeni Bir Umut’ (1977), ‘Bölüm V - İmparatorluk’ (1980), ‘Bölüm VI - Jedi’ın Dönüşü’dan (1983) oluşan ve ‘klâsik üçleme’ ya da ‘İmparatorluk dönemi’ diye de anılan ilk üçlemede, karanlık güçlerin egemenliğindeki galaksinin nesli tükenmekte olan Jedi şövalyeleri sayesinde kurtuluşuna tanık oluyorduk. Karanlıktan aydınlığa doğru yol alıyorduk yani. Lucas’ın bir önceki Yıldız Savaşları filminden, yani ilk üçlemenin son bölümü olan ‘Return of the Jedi’dan 15 yıl sonra çektiği ‘Bölüm I - Gizli Tehlike’ (1999) ile başlayan, ‘Bölüm II - Klonlar’ın Saldırısı’ (2002) ile devam eden ve ‘Bölüm III: Sith’in İntikamı’ ile sona erecek olan ikinci üçlemedeyse, galaksinin Jedi şövalyelerinin desteklediği bir Cumhuriyet tarafından yönetildiği İmparatorluk öncesi dönem anlatılıyor ve bu sefer aydınlıktan karanlığa doğru yol alıyoruz.” Sinema Mayıs 2005 / Sayfa 46 –Senem Erdine İşmen