
Curiosity'nin Gale Krateri'nde tespit ettiği uzun karbon zincirleri ile Perseverance'ın Jezero Krateri'nde belirlediği silika ve kil mineralleri, Mars'ta yaşanabilir ortamların varlığına dair güçlü jeokimyasal ipuçları sunuyor. İşte rapora göre Kızıl Gezegen'deki yeni keşifler…

MARS'TAKİ ORGANİK KEŞİF YAŞAM İHTİMALİNİ GÜÇLENDİRİYOR
Mars'tan gelen yeni veriler, Kızıl Gezegen'in geçmişine dair bildiklerimizi daha da derinleştiriyor. Yaklaşık 3.700 kilometre arayla görev yapan Curiosity ve Perseverance,Mars'ın yalnızca su barındırmadığını aynı zamanda karmaşık organik kimya ve uzun süreli su-kaya etkileşimleri için uygun ortamlar sunduğunu ortaya koyuyor.
Bulgular,"Mars'ta yaşam bulundu"anlamına gelmese de, gezegenin bir zamanlar yaşanabilir koşullara sahip olabileceği yönündeki görüşü güçlendiriyor.
(GÖRSEL NASA'nın Perseverance keşif aracı, Mars'ta beyazlaşmış kaolinit kayaları keşfederek Jezero Krateri'nde eski iklim koşullarına dair ipuçları ortaya çıkardı.)

GALE KRATERİ'NDE BÜYÜK ORGANİK MOLEKÜLLER
Curiosity'nin Gale Krateri'nde yaptığı analizler, Mars'ta şimdiye kadar tespit edilen en büyük organik molekülleri doğruladı.
Cumberland çamurtaşında bulunan dekan, undekan ve dodekan gibi C10–C12 uzun karbon zincirleri, Dünya'da hücre zarlarının ve metabolik süreçlerin temel bileşenleri olan yağ asitleriyle benzerlik gösteriyor.
(GÖRSEL Gale krateri: Bu bezelye büyüklüğündeki yumrular, milyarlarca yıl önce Mars'ta yer altı sularının kurumasıyla geride kalan minerallerden oluşmuştur. Kaynak: NASA/JPL-Caltech/MSSS)

Uzmanlar, bu tür uzun zincirli moleküllerin doğrudan biyolojik kökenli olduğunu söylemenin mümkün olmadığını vurguluyor. Çünkü hidrotermal sentez ya da mineral yüzeylerinde gerçekleşen Fischer–Tropsch tipi kimyasal reaksiyonlar gibi biyolojik olmayan süreçler de benzer bileşikler üretebiliyor. Ancak dikkat çekici olan, bu organik maddelerin jeolojik bağlamı.
Araştırmalar, söz konusu çamurtaşlarının gömüldükten sonrabirden fazla yeraltı suyu dolaşım evresinden geçtiğini ortaya koyuyor. Minerallerdeki damar yapıları ve kimyasal yeniden dağılım izleri, kayaların uzun süre"açık kimyasal sistemler" olarak kaldığını gösteriyor.

Bu durum, yeraltı sularının karbonu taşıyıp yeniden dağıtarak organik moleküllerin sentezlenmesi, değişmesi ve korunması için uygun mikro ortamlar yaratmış olabileceğine işaret ediyor.
NASA tarafından aktarılan bir değerlendirmeye göre, meteorit taşınımı gibi bilinen biyolojik olmayan kaynaklar, ölçülen organik madde bolluğunu tek başına açıklamakta yetersiz kalabilir.
Bu nedenle biyolojik katkı ihtimali "makul bir hipotez"olarak gündeme geliyor ancak henüz kesin bir sonuca ulaşılmış değil.







