Hürrem Sultan'ın torunu Lara Adra Osmanoğlu güzelliği ile dikkat çekiyor (Osmanlı torunları kimler?)

Osmanlı Devleti dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan Hürrem Sultan'ın torunu Lara Adra Osmanlıoğlu güzelliği ile dikkatleri üzerine çekiyor. İşte diğer Osmanlı prenseslerinden bazıları.

YAŞAYAN EN GENÇ OSMANLI TORUNLARINDAN

Paris'te hayatını sürdüren ve ve Osmanlı'nın yaşayan en genç kadın üyelerinden biri olan Lara Adra Osmanoğlu, 1986 yılında Paris'te dünyaya geldi ancak ailesi o sırada Lübnan'daydı. Savaş nedeniyle Fransa'ya dönen Rus asıllı annesi Nadia Bogaievski, doğumun ardından Lübnan'a döndü ancak ülkedeki iç karışıklık onları yeniden Paris'e taşınmaya zorladı. Babası Cemil Adra ise Sultan II. Abdülhamid'in oğlu Şehzade Mehmed Selim'in kızı Nemika Sultan'ın kızı Fatma Fethiye Hanımsultan'ın oğlu.

Lübnan'da yaşadıkları sırada babası Cemil Adra'nın ofisi bombalandı ve aile zor bir süreçten geçti. Bu nedenle Fransa'ya taşındılar. İki yaşından bu yana Fransa'da hayatını sürdüren ve bir Fransız gibi büyüyen Lara Adra, kendisini 'qautre quart' isimli Fransız kekine benzetiyor: "Dört malzeme yani tereyağı, süt, şeker ve yoğurt. Ben o kek gibiyim. Fransız, Lübnanlı, Rus ve Türküm."

Yaşından dolayı sürgünün etkilerini birebir yaşamasa da babaannesi ve babasından dinlediği aile hikayeleri Lara Adra'nın hayatında büyük rol sahibi...

Osmanlı İmparatorluğu varlığını sürdürse 'prenses' unvanı alacak, sarayda yaşayacak olan Lara Adra bugün herhangi bir genç kadın gibi hayatını sürdürüyor, bir bankada çalışıyor.

Lara Adra, sürgüne giden ilk neslin yaşadıklarını dinleyerek büyüdüğü için kendi ayakları üzerinde durmanın kıymetini çok iyi biliyor. Fransa'da ekonomi okuyan ve yüksek lisansını da ABD'de alan genç kadın ardından döndüğü Paris'te bankacı olarak çalışıyor.

"Osmanlı İmparatorluğu kalmamış olsa da, şu an bir şey ifade etmese de kimliğimle gurur duyuyorum."

Fransa'da yakın arkadaş çevresi dışında hiç kimsenin kimliğiyle ilgili bir şey bilmediğini mahcup bir şekilde ifade ediyor Lara Adra. Kimliğiyle gurur duysa da, Osmanlı tarihini bilmeyen Avrupalıların önyargılarıyla uğraşmayı istemiyor. Gurur duyduğunun altını sık sık çizen genç kadının bu sözleri ne söylemek istediğini doğru bir şekilde özetliyor: "Bu kimliğime çok değer verdiğim için konuşmuyorum. Benim için çok önemli ve bu kimliğimle gurur duyuyorum. Osmanlı İmparatorluğu kalmamış olsa da, şu an bir şey ifade etmese de yine de gurur duyuyorum. Aileye benim kadar değer vermeyen birileriyle konuşmak istemiyorum. Çünkü Fransa'da insanlar Türk ve Osmanlı tarihini bilmiyorlar. Sadece Avrupa tarihini biliyorlar."

Sultan II. Abdülhamid'in torunu olan babaannesi Fethiye Hanımsultan'a hayran: "Sarayda yaşarken sürgüne gitti, evinin masraflarını karşılamak için mücevherlerini sattı."

Sürgüne gönderildiğinde 12 yaşında, Fransa'da evlenen ve evini geçindirmek için mücevherlerini satmak zorunda kalan Fethiye Hanımsultan'ın trenle Paris'e uzanan hikayesini anlatırken örnek aldığı noktaları açık bir şekilde dile getiriyor: "Bağımsız bir insan, iki eşi ölüp dul kalınca üç çocuğunu kendisi büyütmüş. Beyrut'ta kayınbiraderinin alt katında yaşıyormuş. Otoriteye rağmen çocuklarını kendi istediği gibi büyütmüş, ne yapmak istiyorsa onu yapmış. Kadınlara at binmenin yasak olduğu dönemde babaannem at binmiş."

DİĞER GALERİLER