Yeni bir araştırma, kalp krizi ve felç gibi hayati risk taşıyan olayların aslında aniden ortaya çıkmadığını kanıtladı. Chicago ve Seul'den bilim insanlarının yürüttüğü geniş çaplı çalışmaya göre, bu hastalıkları yaşayan kişilerin yüzde 99'undan fazlasında yıllar öncesinden başlayan uyarı işaretleri vardı.
KALP KRİZİNDEN ÖNCE VÜCUT UYARIYOR
Çığır açan bir araştırma, kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayanların yüzde 99'undan fazlasının aslında yıllar öncesinden uyarı sinyalleri taşıdığını ortaya koydu. Chicago'daki Northwestern Üniversitesi ve Seul'deki Yonsei Üniversitesi'nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışmada, Güney Kore'de 9,3 milyon, ABD'de ise 7 bin yetişkinin sağlık kayıtları incelendi. Sonuçlar, kalp acil durumları yaşayan neredeyse herkesin daha önce yüksek tansiyon, kolesterol, yüksek kan şekeri ya da sigara geçmişi gibi risk faktörlerine sahip olduğunu gösterdi.
GENÇ YAŞTA KRİZ NEDEN ARTIYOR?
Eskiden ileri yaşların hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları artık gençleri de etkiliyor. NHS verilerine göre, İngiltere'de 30'lu ve 40'lı yaşlardaki kişilerde kalp krizi nedeniyle hastaneye yatışlar son yıllarda hızla artıyor. Amerikan Kardiyoloji Koleji ise ABD'de 40 yaş altı kalp krizi vakalarının her yıl yüzde 2 yükseldiğini açıkladı. Uzmanlara göre bu tehlikeli artışın arkasında obezite, hareketsizlik, kötü beslenme ve yüksek stres yatıyor.
SESSİZ KATİL: HİPERTANSİYON
Araştırmada öne çıkan en güçlü risk faktörü yüksek tansiyon oldu. Genellikle hiçbir belirti vermeden damarları ve kalbi yıpratan hipertansiyon, "sessiz katil" olarak adlandırılıyor. Çalışmanın başyazarı Dr. Philip Greenland, "Kardiyovasküler sonuçlardan önce neredeyse yüzde 100 oranında uygun olmayan risk faktörleri mevcut. Artık hedefimiz, bu değiştirilebilir etkenleri kontrol altına almak olmalı" dedi.
ERKEN ÖNLEM HAYAT KURTARIYOR
Kalp damar hastalıkları her yıl dünyada yaklaşık 18 milyon ölüme yol açıyor. Uzmanlar, gençlerdeki artışa karşı tek çarenin erken teşhis olduğunu vurguluyor. Rutin sağlık taramalarıyla kan basıncı, kolesterol ve şeker düzeylerinin kontrol edilmesi, sigaranın bırakılması, egzersiz ve dengeli beslenme, ileride yaşanabilecek krizleri engellemede en güçlü adımlar olarak öne çıkıyor.