Çok değil, bundan 15 yıl önce, yaşı yetenler tüm ülke sathında pıtrak gibi açan karate, Kung Fu ve bilumum Uzakdoğu kurslarını hatırlayacaktır. Hatta bir dönem iş çığırından öyle çıkmıştı ki, 80’lerin sonlarında çocuk olanlar, ‘karate bilenler’ ve ‘bilmeyenler’ diye ikiye ayrılıyordu. Hâlâ var olan yazlık sinemalarda bizde ‘vurdulu kırdılı’ üst başlığı altında toplanabilecek filmlerin hınca hınç dolduğu dönemler ve gazete bayilerinde başlı başına bir sektör haline gelmiş bol resimli, dövüş sporları tekniklerinin tanıtıldığı dergilerle doluydu.
Bu büyük dalganın dünyada ve Türkiye’de yayılmasının en önemli kahramanlarından biri, hiç kuşkusuz dövüş sanatının efsane ismi Bruce Lee’ydi. Her daim çekici ‘hızlı yaşayıp, genç ölen’ popüler kültür ikonlarından biri olmayı da, ‘hızlı dövüşüp genç ölerek’ hak eden Lee’nin, bugün 70. doğum yıldönümü. Tüm dünyada binlerce hayranı efsanenin doğum gününü farklı etkinliklerle kutlayacak.
33 yaşındayken aramızdan ayrılışının ardından 37 yıl geçmesine rağmen Bruce Lee’nin dövüş sanatlarına kattıkları, felsefesi ve başarılı aktörlüğü koca bir miras gibi durmaya devam ediyor. Teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanılarak yapılan aksiyon filmlerinden bilimkurgulara kadar hepsinin bir yerine bulaşmış felsefi sosta ya da dövüş tekniğinde bile Bruce Lee’nin izlerini görmek mümkün. Biz de 70. doğum gününde ‘küçük ejderi’ yad etmek istedik.
Patron ortaya çıkıyor
ABD’de küçük prodüksiyonlarda rol almaya başlayan Bruce Lee, 1971’de ilk uzun metrajlı filmi Büyük Patron‘da boy gösterdiğinde bomba etkisi yaratıyor. Uzakdoğu kökenli avantür filmlerine Hollywood sosu katmak müthiş bir büyü yaratıyor ve film Hong Kong ile güneydoğu Asya bölgesinde hasılat rekorları kırıyor. Bütün bunların dışında Bruce Lee’nin işin içine kattığı hafif mizah ve kamera önüne çok yakışan karizmatik duruşu da etkili oluyor.
Chuck Norris’e dövüş dersi
Karate ve Kung Fu; ikisini karıştırmak çok kolay. Ama Bruce Lee, bu türdeki en önemli klasiklerden biri olan Öfkenin Yumruğu filmindeki rolüyle bu ayrımı gözümüzde berraklaştırıyor. Filmde Lee, öldürülen hocasının intikamını almak için rakip Japon karate kursuna kaydoluyor ve olaylar gelişiyor. Karate ve Kung Fu’nun çekişmesi ise ortaya müthiş bir seyirlik çıkarıyor. Büyük ses getiren Öfkenin Yumruğu, efsaneyi tahtından kolay indirilemeyecek bir statüye yükseltmeye yetiyor. Filmin bir başka önemli özelliği de Bruce Lee’nin bu türün diğer büyük ustası ABD’li karate şampiyonu Chuck Norris’i bir güzel benzetmesi.