Efsane güzeldir, bütün efsaneler gibi: bir ırmağın ayırdığı iki ülke varmış. Birinin tüccarları diğer ülkeye gelir giderlermiş. Onlar iyi tüccarlarmış, dürüst tüccarlarmış. Ülkenin başında da iyi ve dürüst yöneticiler varmış.
İyi anlaşırlar, kimsenin hakkı kimsede kalmazmış. Ama bir gün hükümdar ölmüş, yerine başkası geçmiş. Tüccarlar gelip de hükümdarı değişmiş görünce, bakmışlar ki adet usul de değişmiş. Yetimin hakkı yeniyor, masumun malı gasp ediliyormuş.
Yargıçların vicdanları alınıp satılıyormuş pazarlarda. Adalet de kalmamış mülk de, kısacası. Kaybettikleri mala akçeye değil de, taşlaşmış bu yüreklere vahlanan tüccarlar “taş kesilesiniz” diye beddua etmişler. Aniden koca kent taş kesilmiş ve o günden sonra şu isimle anılır olmuş: ani.”
O gün bugündür mabetleri taş, kervansarayları taş, yürekleri taş, saklı bir kenttir ani. ve o gün bugündür yerlisi değilse de mutlaka yolcusu vardır.
Ötesi Ermenistan, berisi yoksul Ocakçı köyü… Arası bir zamanların en görkemli şehri Ani. 22 medeniyetin gördüğü Kafkasya ve Anadolu'nun birleştiği yerde Görkemli Doğu'nun görülmediyse mutlaka görülmesi gereken yerlerinden.