Bir yüzü hatırlayıp ismini getirememekten, yeni tanışılan bir ortamı daha önce yaşamış gibi hissetmeye kadar uzanan bu fenomeler, zihnimizin kusursuz olmadığını ancak son derece kompleks çalıştığını kanıtlar nitelikte. Üstelik bu hissiyatlar sadece anlık bir dalgınlık değil; hafıza depolama birimlerimiz ile dil merkezimiz arasındaki iletişim gecikmelerinin somut birer yansımasıdır.
1. DİLİN UCUNDA OLUP BİR TÜRLÜ GELMEYEN O KELİME: PRESQUE VU
Bir konudan bahsederken aniden tıkanıp "Tam dilimin ucunda!" dediğiniz anlar, literatürde Presque Vu (Fransızca "neredeyse görülmüş") olarak adlandırılır. Bilişsel psikolog Alan S. Brown'un hafıza araştırmalarında incelediği bu durum, beynin arama mekanizmasındaki anlık bir anlam kilitlenmesidir.
Zihin, hedeflenen kavramın anlamını, çağrıştırdığı görselleri hatta kaç heceden oluştuğunu tespit eder; ancak kelimenin fonetik (ses) karşılığını dil merkezine aktaran köprüde anlık bir iletim aksaması yaşanır.
2. ZİHİNDE KISIR DÖNGÜYE GİREN ŞARKILAR: EARWORM (KULAK KURTÇUĞU)
Bir sabah uyandığınızda veya radyoda kısa bir an duyduğunuzda gün boyu zihninizi işgal eden o melodi loop'u, psikolojide Earworm (bilişsel kulak kurdu) veya Involuntary Musical Imagery (İstemsiz Müzikal İmgeleme) olarak tanımlanır.
Dr. Victoria Williamson ve ekibinin Psychology of Music dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışması, beynin işitsel korteksinin bu ritmik kalıpları nasıl yakaladığını gösteriyor. Genellikle tamamlanmamış veya sürekli tekrarlayan ritimlerde ortaya çıkan bu durum, beynin eksik kalan bilgi kalıplarını zihinsel bir döngüye sokarak tamamlama eğiliminden kaynaklanır.
3. ZATEN YAŞANMIŞLIK HİSSİ VE ZIT KUTBU: DEJA VU VE JAMAIS VU
Anı daha önce birebir deneyimlediğiniz hissiyatı veren Deja Vu, nörobilimci Chris Moulin'in bellek çalışmalarında aktardığı üzere, beynin algıyı işleme sürelerindeki milisaniyelik zaman sapmalarından doğar. Verilerin beyne ulaşmasındaki bu anlık gecikme, zihnin mevcut anı "geçmiş bir hatıra" gibi yanlış arşivlemesine yol açar.
Bunun tam tersi olan Jamais Vu ise son derece iyi bilinen bir yerin, kelimenin veya kişinin bir anda tamamen yabancı gelmesidir. Örneğin, sürekli yazdığınız bir kelimeye aniden bakıp "Bu kelime gerçekten doğru mu?" şüphesine düşmeniz veya yıllardır yaşadığınız sokağı bir anlığına hiç görmemiş gibi hissetmeniz, nörolojik doygunluk ve anlık yabancılaşma fenomeninin belirgin bir örneğidir.
4. TANIDIK YÜZLERİ HATIRLAYAMAMA KARMAŞASI: BAKER-BAKER FENOMENİ
Bir sokakta karşılaştığınız kişinin mesleğini, nerede tanıştığınızı veya hayat hikayesini hatırlayıp adını bir türlü hatırlayamama durumuna Baker-Baker Fenomeni denir. Deneysel psikoloji literatüründe (McWeeny vd., 1987; James, 2004) sıkça işlenen bu deneyde gösterildiği gibi beyin, soyut etiketleri (isimler) hatırda tutmakta, anlamsal bağdaştırmalara (meslekler, deneyimler) kıyasla çok daha fazla zorlanır.
Birine mesleği olan "fırıncı" (baker) dendiğinde zihin koku, un ve ekmek gibi birçok görsel ve duyusal bağ kurabilirken; kişinin soyadı "Baker" olduğunda zihinde somut bir karşılık oluşmaz ve bilgiye erişim zorlaşır.