
Balkan coğrafyasından Anadolu'ya uzanan köklü bir bahar geleneği, mart ayının yaklaşmasıyla birlikte yeniden gündemde. Kırmızı ve beyaz iplerden örülen marteniçkalar, hem sokak tezgahlarında hem de sosyal medyada yerini aldı. Yüzyıllardır sürdürülen bu ritüel, yalnızca baharın gelişini simgelemekle kalmıyor. Sağlık ve şans getirdiğine dair güçlü inançla da dikkat çekiyor.

BAHARIN SEMBOLÜ: MARTENİÇKA NEDİR?
Marteniçka; kırmızı ve beyaz iplerin bir araya getirilmesiyle hazırlanan, çoğunlukla bileklik formunda kullanılan geleneksel bir süs eşyasıdır. Balkan kültüründe önemli bir yere sahip olan bu sembol, doğanın uyanışını ve kışın sona erişini temsil eder. Özellikle Balkan göçmenleri tarafından yaşatılan gelenek, son yıllarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde de yaygınlaşmış durumda.

Kırmızı renk yaşam enerjisini, sağlığı ve gücü simgelerken; beyaz renk uzun ömür ve saflık anlamı taşır. Bu iki rengin birlikteliği, yeni başlangıçların ve tazelenmenin ifadesi olarak kabul edilir.

MARTENİÇKA NE ZAMAN TAKILIR, NASIL ÇIKARILIR?
Geleneğe göre tarih nettir: Marteniçkalar her yıl 1 Mart'ta takılır. Bileklik genellikle sol bileğe bağlanır. Bu tarih, Bulgar kültüründe kış ile bahar arasındaki geçişi temsil eden özel bir gün olarak kabul edilir. 1 Mart itibarıyla insanlar birbirlerine marteniçka hediye ederek yeni mevsimi karşılar.
Ritüele göre marteniçka takan kişi, ilk kırlangıç ya da leyleği gördüğünde bilekliğini çıkarır. Ardından çiçek açmış bir ağaca bağlayarak doğaya dilek bırakır. Kuş görülmezse uygulama 31 Mart'ta sona erer ve bileklik o gün çıkarılır. Geleneksel inanışa göre bu ritüel, yılın bereketli ve sağlıklı geçmesi temennisiyle yapılır.

GELENEĞİN KÖKENİ VE "BABA MARTA" EFSANESİ
Marteniçka geleneği özellikle Bulgar kültüründe yüzyıllardır yaşatılıyor. Baharın gelişi, "Baba Marta" olarak anılan figürle özdeşleştiriliyor. Halk inanışına göre Baba Marta'nın gelişiyle birlikte soğuk günler geride kalır, doğa canlanır.
İlk dönemlerde sade şekilde yalnızca kırmızı ve beyaz iplerin bükülmesiyle hazırlanan marteniçkalar, zamanla farklı formlar kazandı. Nazardan korunma amacıyla insanlara ve hayvanlara takılan bu ipliklere bazı bölgelerde altın ya da gümüş paralar eklendi. Püsküller, toplar ve küçük figürler tasarımlara dahil edildi.
Geleneğin en bilinen figürleri ise kırmızı ve beyaz ipten yapılan küçük kuklalar olarak öne çıkıyor. Kadın ve erkek sembolü şeklinde tasarlanan bu figürler, birlikteliği ve dengeyi temsil ediyor.

